A. McQueen’den Keskin ve Net

Keskin kedi gözü formundaki bu iddialı güneş gözlüğüyle, Alexander McQueen modern feminenliğin güçlü ve etkileyici bir ifadesini sunuyor. Derin siyah tonlu çerçevesi ve akıcı hatları tasarıma sofistike ve zamansız karakter kazandırıyor. Güçlü silueti ve çarpıcı duruşuyla bu parça, stilinde fark yaratmak isteyenler için çarpıcı bir tamamlayıcı olarak öne çıkıyor.

Mart 2026

Celine’den Altın Işıltısı

Celine, cesur form ve güçlü detaylara sahip bu modeliyle iddia ve lüksü birleştiriyor. Siyah yapı üzerindeki altın tonlu detaylar tasarıma zarif bir ışıltı katarken, çerçeve boyunca serpiştirilen zarif taş süslemeleri göz alıcı bir etki yaratıyor. Model, köşeli silueti ve akıcı hatlarıyla dikkat çekici bir duruş sergiliyor. Celine, çabasız zarafeti garantileyen modelleriyle yüksek moda tutkunlarını hayran bırakmayı sürdürüyor.

Mart 2026

Sunday Somewhere Eyewear

Avustralya Güneşi Kadar Sıcak Stiller

Sunday Somewhere Eyewear

Bağımsız tasarım markaları arasındaki özgün yolculuğunun 15. yılını sofistike bir güneş gözlüğü koleksiyonuyla kutlayan Sunday Somewhere, bu kez 70’leri günümüze uyarlarken, renkleri için İyonya Denizi’nden ilham alıyor.

Avustralyalı tasarımcı Dave Allison tarafından 2010 yılında kurulan Sunday Somewhere Eyewear yalnızca bir gözlük markası değil, aynı zamanda bir yaşam yaklaşımıdır. Marka ister merak duygusuyla ister seyahat arzusuyla ortaya çıksın; insana özgü keşfetme isteğinin asla tamamen doyurulamayacağı inancını Dna’sının merkezine yerleştirmiştir. Hayal kuranlar, keşfetmeyi sevenler ve merak duygusunu canlı tutanlar için tasarımlar hazırlayan Sunday Somewhere, Avustralya güneşinin altında doğan bir marka olarak, geçmişle geleceği kendine özgü rafine dokunuşlarıyla harmanlar. Vintage esintili çerçevelerini, premium materyaller ve bazen çağdaş bazen ise fütüristik detaylarla bir araya getirdiği yüksek işçilikli koleksiyonlar sunar. En ince detaylara kadar özenle üretilen Sunday Somewhere gözlükleri, dayanıklılık ve stil dengesini üst düzeyde garantiler. Dave Allison liderliğindeki tasarım ekibinin gözlüklere yaklaşımı; vintage stillerden yüksek modaya, seyahat deneyimlerinden fütüristik akıma kadar uzanan geniş bir perspektifle şekillenmektedir. Klasik aviator modelleri yeniden yorumladığı, boyut ve ölçülerle oynadığı çarpıcı tasarımlara yer veren koleksiyonları, modern dokunuşlarla yapılandırdığı klasik silüetleri de içerir. Mimari etkisi ise temiz ve net çizgilerle kendini gösterirken, kullanıcısının yüz hatlarını denge ve uyumla tamamlar. Bağımsız bir gözlük markası olan Sunday Somewhere, ilk koleksiyonuyla eş zamanlı olarak kaliteli işçilik ve cesur tasarımlara odaklandığından kısa süre içinde dünya çapında hızla fark edilmiştir. Beyoncé, Bella Hadid, Kaia Gerber, Vanessa Hudgens, Jennifer Lopez, Whitney Port, Nina Dobrev ve Candice Swanepoel gibi sayısız ünlünün kırmızı halılardan sokak stillerine kadar Sunday Somewhere tasarımlarına yönelmesi ise bir moda markası olarak güçlenmesine ve uluslararası bilinirliğinin artmasına yadsınmayacak bir katkı sunmuştur. Avustralyalı marka dağıtım ağını genişletmek amacıyla geçtiğimiz yıl Westgroupe ile anlaşma imzalayarak, özellikle ABD ve Kanada’daki varlığını güçlendirdi. İşbirliğinin ilk lansmanı Mazzucchelli asetat ve titanyum ile hazırlanan kadınlara yönelik 18 optik çerçeveden oluşan bir koleksiyondu. Marka bu seri ile sadece Amerika kıtasında değil, küresel optik moda dünyasında da yankı uyandırdı.

Güneş Serisiyle İyonya’ya Götürüyor
Bağımsız tasarım markaları arasındaki yolculuğunun 15. yılını özgün bakış açısıyla ve şimdiden ikonik statüsüne ulaşan modelleriyle tamamlayan Sunday Somewhere Eyewear, yeni yıla 2025 optik serisinin mirasını taşıyan ve devamı niteliğindeki güneş gözlüğü koleksiyonunu tanıtarak başladı. 18 tasarımdan oluşan koleksiyon, markanın karakteristik estetiğini yansıtarak güçlü ve ifade odaklı kimliği 70’ler esintili işçilikle buluşturuyor. Modeller, sap uçlarındaki ikonik palmiye ağacı logosu ve uzun süreli konfor sağlayan dayanıklı menteşe yapısıyla dikkat çekiyor. Camlarda yer alan SS monogramı ise tasarımlara zarif imza detayını ekliyor. Premium asetat ve paslanmaz çelik kullanılarak üretilen bu güneş serisi; büyük boy kare, yapılandırılmış kedigözü ve yuvarlak formlarda çarpıcı silüetler sunuyor. Koleksiyona ruhunu kazandıran renk paleti ise İyonya Denizi’nin ışık yansımalarından ve kristal dokuların doğal cazibesinden ilham alıyor. Zengin tonlar, enerjik desenler ve renkli cam seçenekleriyle sunulan yeni tasarımlar trend belirleyici isimlerin tercihi olmayı başarıyor.

Form, Renk ve Materyallerin Dansı
Sunday Somewhere’in yeni güneş koleksiyonuna daha yakından bakıldığında, çeşitlilik içeren form, renk ve materyallerin hem birbirleriyle hem de optik seriyle bütünleştiği göze çarpıyor. Opal, ince ve zarif kedigözü silüeti premium asetat malzemeyle yorumluyor. Temiz çizgileri ve evrensel olarak uyum sağlayan formu sayesinde koleksiyona rafine bir şıklık katıyor. Opal’in orman yeşili multi havana ve kaplumbağa kırmızı renkleri kristal ilhamlı sap detaylarıyla öne çıkarken, siyah kristal versiyonu şeffaf sap ön yüzünden kaplumbağa desenli uçlara doğru geçişli yapısıyla koleksiyonun estetiğini güçlendiriyor. Petunia, cesur yuvarlak formuyla dikkat çekiyor. Sınırları zorlayan ve modayı kendini ifade etmenin bir yolu olarak gören kullanıcılar için tasarlanan Petunia, heykelsi ve iddialı bir görünüm sunuyor. Multi havana, mor, yeşil ve nötr tonları bir araya getirerek mücevher etkisi yaratırken, siyah havana ve mor havana renkleri dramatik karakterini güçlendiriyor. Model Palmiye Ağacı logosuyla süslenen perçinli menteşelerle tamamlıyor. Olive ise premium asetattan bir büyük boy düz kaş barlı aviator olarak koleksiyonun en iddialı modellerinden biridir. Bordo mavi renk seçeneklerindeki sıcak tonlu camları modern ifadesine katkı sağlarken, turkuaz ve siyah alternatifleri ise markanın imza detaylarıyla tamamlanıyor. Klasik aviator formu modern bir bakış açısıyla yeniden yorumlayan Peony, incelikle şekillendirilmiş asetat yapısıyla temiz bir görünüm sunuyor. Yumuşak hatlı kaş barı tasarıma dengeli bir karakter katarken, modelin dar yüz formuna uyum sağlayan oranları dikkat çekiyor. Toprak tonlarında kaplumbağa kabuğu ve siyah multi renk seçenekleriyle sunulan Peony; Palmiye logosu detaylı perçin menteşelerindeki zarafetiyle, markanın işçilik anlayışını vurguluyor. Öte yandan Andy, paslanmaz çelik yapısı ve renkli camlarıyla markanın serisinde diğer bir güçlü aviator tasarım olarak öne çıkıyor. Andy’nin doğrusal sap detayları ve SS monogramlı burun pedleri minimal kimliğini güçlendiriyor. Model; altın, bakır ve gümüş tonlarıyla sunuluyor. Suja II ise Hollywood’un geçmiş dönem cazibesini modern kullanıcı için yeniden yorumluyor. Suja II’nin paslanmaz çelikten üretilen hafif ve geometrik yapısı, oyma kenarlar ve yumuşak geçişlerle derinlik kazanıyor. Saplarda yer alan yaprak motifleri tasarıma sanatsal bir ifade katıyor. Rose altın versiyonu mavi rose degrade camlarla sofistike bir kontrast sunarken, altın seçeneği karamel kahverengi ombre camlarla İyonya Denizi güneşi kadar sıcak bir alternatif oluşturuyor.

Kaynak: The Optical Journal

Mart 2026

Rodenstock Eyewear

Rodenstock Eyewear

Hafifliği Deneyime Dönüştürüyor

“Bizim için gözlük, ancak estetik ile fonksiyonun kusursuz birlikteliği sayesinde gerçek bir tasarım objesine dönüşür.”

Rodenstock Eyewear, Alman mühendislik geleneğini çağdaş tasarım anlayışıyla buluşturan köklü bir marka olarak, hafiflik ve hassasiyet odağında şekillenen güçlü bir kimlik sunuyor. Marka, tasarımlarının merkezine Bauhaus felsefesinin işlevsellik ve minimalizm prensiplerini yerleştirirken, her çerçevesiyle üstün kullanım konforu, kusursuz uyum ve uzun ömürlü performans hedefliyor. Estetik kararların teknik mühendislik süreçleriyle eş zamanlı ilerlediği bütünsellik anlayışında olan marka; bu sayede tasarımı yalnızca görsel bir ifadeye değil, aynı zamanda ölçülebilir bir performansa dönüştürüyor. Veri temelli mühendislikle geliştirilen Rodenstock gözlükleri kalitede sektör standartlarının ötesine geçerek yeni bir mükemmeliyet ölçütü oluşturmayı amaçlıyor. Gelenek ile yeniliği dengeli bir biçimde bir araya getiren marka, optik hassasiyeti yalnızca bir teknik özellik olarak değil, tasarım dili için de temel bir değer olarak ele alıyor. De Rigo Group bünyesine katılmasıyla birlikte uluslararası dağıtım gücünü daha da genişleten marka; teknik uzmanlığını küresel ölçekte daha görünür kılarken, premium segmentteki konumunu da stratejik olarak güçlendirmeyi sürdürüyor. Rodenstock Eyewear Global Marka Direktörü Stefan Kutschereuter ile markanın hangi değerler üzerinde yeniden konumlandığı, premium segmentte nasıl güçlendiği, iş ortaklarından alınan geri bildirimler ve yeni iletişim kampanyaları hakkında yapılan röportajı beğenilerinize sunuyoruz.

Rodenstock Eyewear’ı yeniden konumlandırma sürecinden ve markanın bugün geldiği noktadan bahseder misiniz?
Uzun vadeli başarının net bir strateji ve güçlü, iyi yapılandırılmış bir organizasyonla mümkün olduğuna inanıyorum. Sürdürülebilir büyüme için doğru ürünlere, güçlü bir fiyat performans dengesine ve samimi bir marka hikayesine ihtiyaç vardır. En başından beri önceliklerimiz açıktı. Bu sebeple Rodenstock Eyewear olarak hem ürün algımızı hem de marka mesajımızı temel Dna’mız etrafında yeniden şekillendirdik. Marka stratejimiz ve konumlandırmamız; hafifliği, inovasyonu ve premium kaliteye sahip malzemeleri öne çıkaran ayırt edici bir koleksiyon oluşturma gibi net bir temel üzerine kuruludur. Rodenstock, hafiflik ve hassasiyetin Alman mühendisliğiyle buluştuğu minimal Bauhaus felsefesine derin biçimde bağlıdır. Bu bakış açısı yaptığımız her yeniliğe ve çalışmaya yön verirken, koleksiyonlarımızın da geleceğini şekillendirmeyi sürdürüyor.

Markanın mirası ve temel değerleriyle şekillenen yeni kimliğiyle ilgili dünya çapındaki iş ortaklarınızdan nasıl geri bildirimler alıyorsunuz?
Rodenstock dünya genelinde yüksek güvenle özdeşleşen ve optik endüstrisinde tam anlamıyla öncü bir marka olarak kabul ediliyor. Yeni marka kimliğimize ilişkin uluslararası pazarlardan gelen geri bildirimlerin son derece olumlu olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Burada konu yalnızca yeni koleksiyon değildir. Distribütörlerden optisyenlere kadar tüm iş ortaklarımız, Rodenstock’un işlerinin gidişatına ve akışına kattığı değeri de doğrudan deneyimleyebiliyor. İş ortaklarımızın müşterilerinin tamamı bir Rodenstock çerçevesinin hafiflik, tam uyum ve konforlu kullanım ile eş anlamlı olduğunu anında fark edebiliyor.

Birkaç yıl önce De Rigo’ya dahil oldunuz. Bu işbirliğinin koleksiyona etkisinden ve markanın portföyde üstlendiği rolden söz eder misiniz?
De Rigo Group, net bir stratejik vizyonla hareket eden ve her şeyden önce işine tutkuyla bağlı insanlardan güç alan küresel gözlük endüstrisindeki önemli oyuncularından biridir. Güçlü ve karakteristik marka portföyüyle öne çıkan şirket, Rodenstock Eyewear’ın katılımıyla premium segmentini daha da güçlendirdi. Rodenstock Eyewear portföye teknik uzmanlık, inovasyon ve gerçek mühendislik mükemmeliyeti kazandırıyor. Koleksiyonumuzdaki her model hafiflik felsefesine olan sarsılmaz bağlılığımızı yansıtıyor. Bu ilke bizim için tartışmaya açık değil. Bu anlayışımızla örtüşmeyen hiçbir konsept koleksiyonumuza dahil edilmemektedir ve her Rodenstock çerçeve Münih’teki ekibimiz tarafından geliştirilmektedir. İlk fikirden tasarıma, teknik geliştirmeden prototipe kadar tüm süreçleri biz yönetiyoruz. İtalya’daki merkezle yakın işbirliğimiz ise sürecin temel unsurlarından biridir. De Rigo ile kurduğumuz bu güçlü bağlantı da tüm aşamalarda hassasiyet, kalite ve sürekli gelişimi garanti ediyor.

Rafine görünümleri hedefleyen gözlük koleksiyonlarınıza Rodenstock’un hassasiyet mirasını nasıl aktarıyorsunuz?
Rodenstock, optik sektöründe güçlü ve yüksek güvenilirliğe sahip lider bir markadır. Üstün uyum ve olağanüstü kullanım konforu, marka vaadimizin temel unsurları olarak dünya genelinde sürekli övgü alıyor. Münih’teki mühendislik ekibimiz her ürünün en yüksek standartları karşılamasını sağlıyor. Stüdyomuzdaki tasarımcılar aynı zamanda mühendis kimliği taşıyor ve her biri ‘Alman Mühendisliği’ markasının standartlarını ideal biçimde temsil ediyor. Tasarım ve mühendisliği bir araya getirerek, estetik mükemmeliyeti en üst seviyeye taşıyan yenilikçi teknik çözümler geliştirmekteyiz. Böylece stabilite ve dayanıklılığı, hafif ve rafine tasarımlarla buluşturuyoruz. Tüm stratejik kararlarımızda Rodenstock ile yakın çalışıyor, markanın onlarca yıllık uzmanlığından ve veri temelli içgörülerinden faydalanıyoruz. Rodenstock’un uzmanlığıyla olan bu güçlü bağımız koleksiyonumuzdaki her çerçevede üstün hassasiyet ve konfor elde etmemizi mümkün kılıyor.

Yeni koleksiyonunuz önceki yıllara kıyasla daha net çizgilere sahip. Güncel tasarım yaklaşımınızı nasıl tanımlarsınız?
Bizim için gözlük, ancak estetik ile fonksiyonun kusursuz birlikteliği sayesinde gerçek bir tasarım objesine dönüşür. Tasarım anlayışımız zamansız tasarımı yenilikçi teknik detaylarla birleştiriyor. Rodenstock olarak basit ama güçlü olan ‘form hafifliği takip eder’ ilkesine sadık kalıyoruz. Bu vizyon doğrultusunda Münih’teki tasarım ve mühendislik ekibimiz sürekli olarak hem son kullanıcıların hem de optisyenlerin ihtiyaçlarına yanıt veren yenilikçi çözümler geliştirmeye odaklanıyor. Tasarım ekibimizin de sıkça söylediği gibi biz sadece gözlük tasarlamıyor, bir deneyim yaratıyoruz. Bu deneyim de netlik, hassasiyet ve zahmetsiz sadelik üzerine kuruludur.

Rodenstock Eyewear olarak yeni kampanyanızla birlikte perakendecilere sunacaklarınızı paylaşır mısınız?
Kalıcı başarının, net ve samimi bir amaca sahip olan ve farklı olmaya cesaret eden markalara ait olduğuna inanıyorum. Yeni Rodenstock Eyewear kampanyamız Experience Lightness (Hafifliği Deneyimle) ile bu amacı somut hale getiriyoruz. Her Rodenstock gözlük koleksiyonu kendine özgü teknik inovasyonlara ve tasarım özelliklerine sahip olsa da hepsini birleştiren ortak unsur ‘zamansız tasarımla birleşen olağanüstü hafiflik’ deneyimi vadetmesidir. Experience Lightness kampanyasını desteklemek için tamamen yeni bir satış noktası deneyimi de geliştirdik. Bu yapı Rodenstock’un temel değerlerini somut ve etkileyici bir şekilde mağaza ortamına taşıyor.

Rodenstock Eyewear için sırada ne var? Önümüzdeki yıllarda marka ve ürün gelişimi açısından neler bekleyebiliriz?
Rodenstock Eyewear’ın bir sonraki adımı, gözlük dünyasında premium ve teknik marka konumumuzu daha da güçlendirmeye odaklanmak olacak. Önümüzdeki yıllarda her yeni lansman; inovasyon, hafiflik ve zamansız tasarım arasında kusursuz bir denge sunarken teknik Dna’mıza ve güçlü marka kimliğimize sadık kalmayı sürdürecek. Yeni malzemelere, ileri üretim teknolojilerine ve akıllı tasarım çözümlerine yatırım yapmaya devam edeceğiz. Amacımız gözlüğü yalnızca daha hafif ve daha konforlu değil, aynı zamanda her zamankinden daha hassas ve fonksiyonel hale getirmektir. Aynı zamanda tasarım dilimizi olduğundan da rafine hale getirmeye odaklanacağız. Temiz, minimal ve amaca yönelik bu anlayışımız ise daima ‘form, hafifliği takip eder’ felsefemizin rehberliğiyle şekillenecek.

Kaynak: 20/20 Europe

Mart 2026

Arma Optik

ARMA OPTİK

Deneyimin Ürünü Yüksek Kalite

“Silmo İstanbul’un sektörde kalite standartlarının yükselmesine ve Türkiye’nin optik alanındaki görünürlüğünün artmasına ciddi katkı sağladığını düşünüyorum.”

Merhaba Hikmet Bey. Okurlarımıza optik sektörüyle nasıl tanıştığınızdan ve Arma Optik’in kurma sürecinizden söz eder misiniz?
Tüm 4 your eyes okurlarına öncelikle merhaba demek isterim. Arma markasını 2015 yılında oluşturdum ancak optik sektörüyle tanışmam çok daha eski yıllara dayanıyor. 1983 yılında Denizli’de Doruk Optik ile başlayan meslek hayatım, sektörü farklı yönleriyle öğrenmemi sağlayan uzun ve öğretici bir yolculuk oldu. Daha sonraki yıllarda İstanbul’da Sistem Optik ve Gözlükevi markalarını hayata geçirerek hem toptan hem de perakende alanında faaliyet gösterdim. Bu süreç bana yalnızca ürün satmayı değil, markalaşmanın, güven inşa etmenin ve sürdürülebilir iş ilişkileri kurmanın ne kadar önemli olduğunu öğretti. Her aşamada edindiğim bilgi birikimi, sektördeki değişimleri doğru okumamı sağladı. Arma markası ise tüm bu yılların deneyiminin bir sonucu, hatta kişisel olarak ustalık eserim diyebileceğim bir noktada ortaya çıktı. Bugün geldiğimiz noktada yalnızca ticari bir yapı değil, aile değerleriyle büyüyen bir marka kültürü oluşturduğumuza inanıyorum. Eşim ve kızlarımla birlikte aynı heyecanı paylaşarak çalışmak, işimize ayrı bir anlam katıyor.

Arma markası bugün hangi ürün kategorilerine sahip ve üretim süreciniz nasıl gerçekleşiyor?
Arma markası altında renkli kontakt lens, optik çerçeve ve güneş gözlüğü kategorilerinde faaliyet gösteriyoruz. Ürün portföyümüzü oluştururken temel önceliğimiz, kullanıcı konforu ile kalite standartlarını aynı noktada buluşturmak oldu. Bu nedenle üretim süreçlerinde oldukça titiz bir kontrol mekanizması uyguluyoruz. Markalarımıza ait kontakt lens ve gözlüklerin üretimini, dünyanın farklı bölgelerinde alanında uzman ve yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde yaptırıyoruz. Her aşamada kalite kontrol süreçlerini yakından takip ediyor, ürünler piyasaya sunulmadan önce detaylı değerlendirmeler gerçekleştiriyoruz. Özellikle kontakt lens kategorisinde hassasiyet çok önemli olduğu için üretim ortaklarımızı seçerken detaylı araştırmalar yaptık. Kontakt lenslerimiz Güney Kore’de ödüllü bir üretim tesisinde hazırlanıyor. Bunun yanında bu yıl All In Sol markamızla İtalya’da, dünyanın en gelişmiş formülasyonlarından birine sahip kontakt lens solüsyonunun üretimini başlatıyoruz. Bu yatırım, yalnızca ürün çeşitliliğimizi artırmak değil, aynı zamanda kullanıcı deneyimini bütüncül bir şekilde ele alma vizyonumuzun da bir parçasıdır.

Arma Color ve Mood Color etiketli kontakt lens markalarınız hakkında bizleri bilgilendirir misiniz?
Arma markası ana koleksiyonumuzu temsil ediyor. Arma koleksiyonu altında yıllık kullanıma uygun renkli kontakt lenslerimizi sunarken, Mood koleksiyonu altında üç aylık kullanıma uygun kontakt lens seçeneklerini kullanıcılarla buluşturuyoruz. Her iki koleksiyon da kalite, güvenlik ve konfor açısından en üst standartlarda geliştirilmiştir. Bu iki seri arasındaki temel fark kullanım süreleri olsa da aslında kullanıcı alışkanlıklarına yönelik farklı çözümler sunmalarıdır. Uzun süreli kullanım tercih eden kullanıcılar Arma koleksiyonuna yönelirken, daha sık değişim isteyen veya farklı renkleri deneyimlemeyi seven kullanıcılar Mood koleksiyonunu tercih ediyor. Tasarım sürecinde yalnızca estetik değil, göz sağlığı ve kullanım rahatlığı da önceliğimiz oluyor. Renk geçişlerinin doğallığı, gözde oluşturduğu etki ve günlük kullanım konforu üzerinde özellikle çalışıyoruz. Amacımız kullanıcıların kontakt lens taktığını hissetmeden doğal bir görünüm elde edebilmesidir.

Renkli kontakt lens koleksiyonlarınızda güçlü bir renk paletiniz var. Renklerinizi belirlerken nasıl bir yol izliyorsunuz?
Renkleri belirlerken tek bir kaynağa bağlı kalmıyoruz. İstanbul, Bakırköy’de bulunan perakende mağazamızdan elde ettiğimiz müşteri geri bildirimleri bizim için çok değerli bir veri oluşturuyor. Kullanıcıların birebir deneyimleri, beklentileri ve talepleri yeni koleksiyonların şekillenmesinde önemli rol oynuyor. Bunun yanında yurt dışı distribütörlerimizin paylaştığı bilgiler ve Türkiye genelindeki bayilerimizin gözlemleri de süreci destekliyor. Farklı bölgelerdeki kullanıcı alışkanlıklarını analiz ederek daha geniş bir perspektif elde ediyoruz. Moda dünyasındaki renk eğilimleri, makyaj ve stil trendleri de takip ettiğimiz unsurlar arasında yer alıyor. Müşterilerden gelen renk ve desen taleplerini dikkatle değerlendiriyoruz. Çoğu zaman yeni koleksiyonların çıkış noktası doğrudan kullanıcı geri bildirimleri oluyor.

Bünyenizdeki Janie Hills markasının konumunu nasıl tanımlıyorsunuz? Koleksiyonun öne çıkan özellikleri nelerdir?
İthalatını gerçekleştirdiğimiz Janie Hills, zamansız tasarım anlayışı ve zarif çizgileriyle premium segmentte konumlanan güçlü bir markadır. Marka, modaya bağımlı kalmak yerine uzun yıllar kullanılabilecek zamansız tasarımlar üretmeyi hedefliyor. Üst düzey malzeme kalitesi özellikle dikkat çeken unsurlardan biridir. Üstün kaliteli asetat ve metal kullanımı hem dayanıklılığı hem de konforu artırıyor. Tasarım detaylarında sadelik ön planda tutulurken, incelikli işçilik sayesinde ürünler güçlü bir karakter kazanıyor. Yetişkinler ve çocuklar için geniş bir optik çerçeve koleksiyonuna sahip olması da markayı farklılaştırıyor. Böylece farklı yaş gruplarına hitap eden bütüncül bir koleksiyon yapısı oluşuyor. Janie Hills’i premium segmentte değerli kılan unsur, estetik ile fonksiyonelliği dengeli biçimde bir araya getirmesidir.

Jacobson markasının minimalist çizgisi nasıl ortaya çıktı? Bu markayla ulaşmak istediğiniz müşteri profili kim?
Jacobson güneş gözlükleri, sade ama güçlü bir tasarım anlayışıyla ortaya çıktı. Minimalist çizgileriyle zamansızlık kavramını merkeze alıyor. Yıllar geçse bile rahatlıkla kullanılabilecek modellere yer veriyor. Koleksiyonun en önemli özelliklerinden biri üst düzey metal işçiliğidir. Özellikle metal bölümlerde uygulanan el işçiliği detayları, ürünü yalnızca bir aksesuar olmaktan çıkararak değerli bir tasarım objesine dönüştürüyor. Bu detaylar gözlüğe karakter kazandırıyor. Jacobson ile hedeflediğimiz kullanıcı profili, stiline önem veren ancak gösterişten uzak bir şıklık arayan kişilerden oluşuyor. Kalite, sadelik ve rafine tasarım anlayışını bir arada isteyen kullanıcılar için güçlü bir alternatif sunduğumuzu düşünüyoruz.

Arma Optik’in bayileriyle kurduğu iş ortaklığı anlayışı hangi temel prensiplere dayanıyor?
Bayilerimizle ilişkimizi klasik tedarikçi-satıcı ilişkisinden ziyade bir iş ortaklığı olarak görüyoruz. Kendimizi büyük bir ailenin parçası gibi hissediyoruz ve bu yaklaşım iş süreçlerimize de yansıyor. Bayilerimizin kazandığı bir yapı kurmanın uzun vadede herkes için daha sağlıklı olduğuna inanıyoruz. Seçilmiş bayilerle çalışarak rekabet baskısını azaltan, sürdürülebilir bir ticaret modeli oluşturduk. Böylece iş ortaklarımız ürünlerimizi güvenle temsil edebiliyor. Satış sonrası süreçte ise bayilerimizi hiçbir zaman zor durumda bırakmamaya özellikle dikkat ediyoruz. Ürünlerimizin her zaman arkasında duruyor, hızlı çözüm üretmeye odaklanıyoruz. Sosyal medya gücümüzü de yalnızca marka bilinirliği için değil, bayilerimizin satışlarını destekleyecek şekilde aktif olarak kullanıyoruz. Başarıyı birlikte büyütmenin en doğru yol olduğuna inanıyoruz.

Türkiye genelindeki iş ağınızı oluştururken nasıl bir büyüme ve iletişim modeli benimsiyorsunuz?
Sınırlı ve seçkin sayıda bayi ile çalışmamız iletişim kalitemizi artıran önemli bir unsurdur. Ekibimle birlikte süreçlerin başında bizzat bulunuyor ve bayilerimizle sürekli temas halinde olmaya özen gösteriyoruz. İletişimi güçlü tutmak, sorunları büyümeden çözmemizi sağlıyor. Whatsapp ve Telegram grupları üzerinden anlık iletişim kurabiliyor, kampanya ve yenilikleri hızlı şekilde paylaşabiliyoruz. Bu yapı hem operasyonel hız sağlıyor hem de iş ortaklarımızın kendilerini sürecin içinde hissetmelerine katkı sunuyor. Yeni bayilikler verirken mevcut bayilerimizin ticari dengelerini korumaya özellikle dikkat ediyoruz. Bölgesel planlama yaparak herkes için sürdürülebilir bir satış ağı oluşturmayı hedefliyoruz. Uzun vadeli başarıyı ancak dengeli büyüme ile mümkün görüyoruz.

Koleksiyonlarınızı oluştururken global pazarlar ve aldığınız geri bildirimler tasarım sürecinizi nasıl şekillendiriyor?
Yurt dışındaki distribütörlerimizin paylaştığı bilgiler koleksiyon oluşturma sürecinde önemli bir rehber oluyor. Her ülkenin estetik anlayışı ve kullanıcı beklentisi farklı olduğu için pazar bazlı analizler yapıyoruz. Bazı koleksiyonlarımızı belirli ülkelerin zevklerine göre özel olarak üretiyoruz. Bu yaklaşım markanın uluslararası pazarlarda daha doğru konumlanmasını sağlıyor. Global trendleri takip ederken yerel beklentileri de göz ardı etmiyoruz. Dünyadaki birçok kontakt lens markasının renk ve tasarımlarımızı referans alması bizim için ayrıca gurur vericidir. Hatta bazı markaların renk isimlerine kadar ürünlerimize benzer çalışmalar yapma gayretinde olması da doğru ve yüksek standartlarda ürünler oluşturduğumuzu gösteriyor. 

Kısa ve orta vadede Arma Optik için hedefleriniz neler? Yeni markalar, seriler veya yeni pazarlar gündemde mi?
Temel hedefimiz renkli kontak lens ve kontakt lens solüsyonu kategorilerinde dünya çapında kalite algısı en yüksek markalar arasında yer almaktır. Bu doğrultuda üretim standartlarımızı sürekli geliştiriyor ve Ar-Ge çalışmalarına önem veriyoruz. Özellikle Amerika ve Avrupa pazarında büyümeyi hedefliyoruz. Uluslararası pazarlarda kalıcı olmak için yalnızca ürün kalitesinin değil, marka güvenilirliğinin de önemli olduğunun bilincindeyiz. Bu nedenle distribütör ağımızı güçlendirmek, marka bilinirliğimizi artırmak ve sürdürülebilir büyüme sağlamak adına çalışmalarımızı planlı bir şekilde sürdürüyoruz.

Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Fuarın sektöre katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı’nı Türkiye optik sektörünün uluslararası vitrine çıktığı en güçlü organizasyon olarak görüyorum. Fuar, sektör profesyonellerini bir araya getirerek bilgi ve deneyim paylaşımına önemli katkı sağlıyor. Bu platform sayesinde yurt dışındaki firmalarla tanışma, markamızı tanıtma ve yeni işbirlikleri geliştirme fırsatı yakaladık. Aynı zamanda global trendleri yakından gözlemleme imkanı sunması açısından da oldukça değerli bir fuardır. Silmo İstanbul’un sektörde kalite standartlarının yükselmesine ve Türkiye’nin optik alanındaki görünürlüğünün artmasına ciddi katkı sağladığını düşünüyorum.

Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Son olarak 4 your eyes ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Her sayısında yayın kalitesini koruyan, sektördeki yenilikleri ve gelişmeleri okurlarla buluşturan önemli bir yayın olduğunu düşünüyorum. Optik dünyasına dair güncel bilgileri profesyonel bir bakış açısıyla aktarması sektöre değer katıyor. Arma Optik adına sizlere teşekkür ediyor, yayın hayatınızda başarılarınızın artarak devam etmesini diliyorum.

Mart 2026

Saydam Optik

SAYDAM OPTİK

Deneyimden Doğan Güvenilir Mağaza

“Silmo İstanbul’un optisyenlik öğrencileri ve sektörel geleceğinin planlamasını yapan genç meslektaşlarımız için bir ışık olduğunu düşünüyorum.”

Merhaba Oytun Bey. Okurlarımıza kendinizi tanıtarak, ticari hayatınızın nasıl başladığından ve optik sektörüne geçişinizden bahseder misiniz?
Merhaba, ben Oytun Saydam. Memur bir ailenin çocuğu olarak 1984 yılında Malazgirt’te dünyaya geldim. Ticari hayatıma 2008 yılında teknoloji, elektronik ve Gsm gibi farklı sektörlerde başladım. Uzun yıllar ithalat, ihracat, toptan ve perakende satışın yanı sıra teknik servis ve yedek parça alanlarında faaliyet gösterdim. Bu süreç bana hem ticari disiplin hem de müşteri ilişkileri konusunda güçlü bir altyapı kazandırdı. Optik sektörüyle tanışmam ise bugün iş ortağım olan Enes Kadir Yaman ile yollarımızın kesişmesi sayesinde gerçekleşti. Kendisinin optisyenlik eğitimi ve sektörel deneyimi ile benim ticari birikimim birleşince yeni bir yolculuğa adım atma fikri doğal bir şekilde ortaya çıktı.

Bu birleşimin ürünü de Saydam Optik oldu. Mağazanızı kurma sürecinden ve ortaklığınızın işinize katkılarından söz eder misiniz?
Mağaza fikrimizi 2023 yazında somut bir projeye dönüştürdük. Sakarya’nın merkezi olan Adapazarı’nda, Çark Caddesi’ne açılan ve yaya trafiği oldukça yoğun olan bir noktada karar kıldık. Lokasyon seçiminde ulaşım kolaylığı, çevredeki sağlık işletmeleri, eczaneler ve kent meydanına yakınlık gibi kriterleri değerlendirdik. Silmo İstanbul’u ziyaret ederek marka anlaşmaları ve mağaza altyapısı için önemli adımlar attık. Mimari süreçle eş zamanlı ilerleyen bu planlama sayesinde mağazayı kısa sürede hayata geçirebildik. Ticari hayatım boyunca işini gerçekten seven ve özveriyle yapan insanların her zaman fark yarattığını gözlemledim. Enes Bey sektörde yetişmiş, eğitimini bu alanda tamamlamış ve mağaza operasyonlarını yakından bilen bir isimdir. Ben ise daha çok ticari yapı, organizasyon ve iş geliştirme tarafında deneyim sahibiyim. Bu iki farklı birikim birleştiğinde güçlü bir denge oluştu. Zamanla yalnızca iş ortaklığı değil, aynı zamanda güçlü bir dostluk bağı da kurduk. Mağazayı birlikte büyütürken omuz omuza ilerlediğimizi söyleyebilirim.

Kısa sürede dünya markaları ve butik markalarla çalışmaya başladınız. Marka seçerken nasıl bir strateji izlediniz?
Mağazayı planlarken temel hedefimiz güven duygusu oluşturmaktı. Ürünlerin orijinalliği, fiyat-performans dengesi ve hitap edeceğimiz müşteri kitlesi seçimlerimizin merkezinde yer aldı. Dünya markaları tüketicide güven oluştururken, butik markalar da mağazaya karakter kazandırıyor. Güncel trendleri, pazarlama gücü olan markaları ve sosyal medyada karşılık bulan modelleri takip ederek dengeli bir portföy oluşturduk. Aslında yaklaşımımız basitti fakat doğru ürünü doğru zamanda ve şekilde sunmak en önemli noktaydı. Luxottica, De Rigo ve Safilo Group gibi firmalar dünya çapında bilinen birçok markayı bünyesinde barındırıyor. Bu markalarla çalışabilmek belirli ticari kriterleri karşılamayı gerektiriyor. Bu büyük firmalarla anlaşmaları tamamladıktan sonra portföyümüz önemli ölçüde güçlendi. Özellikle satış sonrası hizmetlerin güçlü olması müşteri güveni açısından büyük avantaj sağlıyor. Yeni bir mağaza için bu gibi işbirliklerinin hem bilinirlik hem de güven inşası açısından oldukça değerli olduğunun bilincindeydik.

Mağaza tasarımınız sade ve güven veren bir atmosfer sunuyor. İç mimariyi kurgularken öncelikleriniz nelerdi?
Doğru işi doğru kişilere teslim etmenin önemli olduğuna inanıyoruz. Enes Bey’in yıllar içinde edindiği mağazacılık deneyimi, benim ticari gözlemlerim ve profesyonel mimari destek birleşince ortaya dengeli bir sonuç çıktı. Yaklaşık 40 metrekarelik bir alanımız vardı ve bu alanı maksimum verimlilikle kullanmamız gerekiyordu. Alanın her santimetresinin bir işlevi olmasına dikkat ettik. Böylece küçük ama güçlü bir mağaza kimliği oluşturduk. Hem görsel açıdan ferah hem de operasyonel olarak işlevsel bir düzen kurmayı hedefledik. Raf sistemleri, vitrinler ve atölye alanı satış akışını destekleyecek şekilde planlandı. Alan sınırlı olmasına rağmen yaklaşık 3.000 ürünü düzenli ve anlaşılır bir şekilde sergileyebileceğimiz bir yapı oluşturduk. Amacımız müşterinin mağazaya girdiği anda karmaşa yerine güven ve sadelik hissetmesiydi.

Tedarik süreçlerinin zorlaştığı bir dönemde güçlü bir stok yapısı kurmayı başardınız. Bu süreci nasıl yönettiniz?
Pandemi sonrası dönemde tedarik zincirleri oldukça zorlayıcıydı. Ancak mağaza açılmadan önce bazı firmalarla iletişim kurmuş olmamız avantaj sağladı. Açılışta tüm planladığımız markalara ulaşamasak da erişebildiğimiz ürünleri hızlı şekilde stok sistemimize dahil ettik. Mağaza açılışına birçok marka yetişmemiş olmasına rağmen biz yetişen elde edebildiğimiz, stoğumuza ve ön muhasebe programımıza ekleyebildiğimiz kadar ürün ekleme uğraşına girdik. Mağazamızın konumu da açılış günüyle birlikte hızla olumlu geri bildirimler almamızı sağladı. Ayrıca mağazamız için teknik servis ve atölye altyapısına erken yatırım yaptık. Cadde mağazası olmanın verdiği özgürlüklerden ve avantajlardan en önemlisinin bu olduğunun düşünüyoruz. Yedek parça ve servis hazırlığımız sayesinde müşteri ihtiyaçlarına anında karşılık verebiliyoruz.

De Rigo’nun Bodrum’daki Vogue tanıtım davetine katılmanız dikkat çekici bir gelişme. Bu davet sizin için ne ifade ediyor?
Saydam Optik ile çıktığımız yolda hayallerimizi gerçekleştirirken satışlarımızın başarılı ilerlemesi, daha fazla ürün stoğu için bize cesaret verdi. Planlarımızın içinde De Rigo gibi büyük firmaların böyle tanıtımlarına davet edilmek elbette ki vardı. Fakat bu tür tanıtımlarda sizlere bir alım kotası koyuluyor. Bulunduğumuz ilde bu kotada alım yapabilecek sadece 5 mağaza vardı. Açılışımızın ilk yılında bu davete +1 mağaza olarak eklenmemiz, kısa sürede doğru bir ivme yakaladığımızın göstergesi oldu. Bu durum bazı optik mağazalar için olağan algılanabilir ancak yeni açılmış bir optik mağazanın kendini bu kadar kısa sürede kanıtlamasını bir başarı hikayesi olarak görüyor, gurur ve mutlulukla karşılıyoruz.

Sendikalarla anlaşmalar yaptığınızı biliyoruz. Bu işbirlikleriyle temel amacınız neydi ve mağaza trafiğinize etkileri ne yönde?
Marmara Bölgesi ülkemiz fabrikalarının yüzde 60’nı barındırıyor. Bulunduğumuz şehir ise çok ünlü markaların sanayi bölgesi konumunda ve hepsi birer sendikaya kayıtlıdır. Biz bu verileri düşündüğümüzde sendikalı olanlara ayrıcalık sağlayarak, mağaza trafiğimizi artıracağımızı planladık. Bu durum aslında karşılıklı sadakat anlaşması anlamına geliyor. Yakın çevrem ve özellikle bir bürokrat olan babamın desteği ile eğitim alanındaki sendikalar ile de görüşmeler sağladık. Bu görüşmelerimizi ortak bir paydada toplayarak sendikalara indirim ve kampanya gibi ayrıcalıklar sağladık. Edindiğimiz markalar ile doğru tüketiciyi bu şekilde buluşturmuş olduk.

Saydam Optik olarak müşteri memnuniyetini kazanmak için temel kriterleriniz nelerdir?
Ticari yaşamımdaki tüm diğer deneyimlerimde müşteriyi yalnızca alışveriş yapan kişi değil, uzun vadeli güvene dayalı ilişki kurduğumuz velinimet olarak görmüşümdür. Optik sektörü ise doğrudan sağlıkla bağlantılı olduğu için bu konuda daha da hassas davranıyoruz. Sağlıkları söz konusu olduğundan müşterileri doğru yönlendirme büyük önem taşıyor. Optik gözlüklerde doğru cam ve çerçeve seçimine yönlendirmek, güneş gözlüklerinin ise sadece aksesuar olmadığını, göz sağlığına katkı sağlayan koruyucu özelliklerini doğru anlatmak temel önceliğimizdir. Müşterinin memnuniyetinin, güveni ve saygısının ancak bu koşullarla sağlandığından eminiz. Memnuniyetin en büyük göstergesinin ise tekrar gelen müşteriler olduğuna inanıyoruz. Memnuniyetleri ve olumlu geri bildirimleri ile mağazamızı yeniden ziyaret eden müşterilerimiz sayesinde doğru yolda olduğumuzu görüyor ve bunun haklı gururunu yaşıyoruz.

Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın gelişimini ve sektöre katkısını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Her yıl optik mağazalar, üreticiler, distribütörler Silmo İstanbul Optik Fuarında buluşuyor. Silmo İstanbul’un aynı zamanda optisyenlik öğrencileri ve sektörel geleceğinin planlamasını yapan genç meslektaşlarımız için bir ışık olduğunu düşünüyorum. Fuarda yurtdışından gelen firmalar ve yine yurtdışından gelen meslektaşlarımız ile tanışma fırsatı buluyoruz. Sektöre ve geleceğine yönelik tüm teknolojileri, trendleri, yenilikleri takip edebiliyoruz.  Meslektaşlarımızla bir araya gelmemizi sağlayan Silmo İstanbul’un sektörümüz açısından çok önemli bir organizasyon olduğunu ve küçük veya büyük hiçbir işletmeyi es geçmeden samimi bir iş ortaklığı ortamı oluşturduğunu düşünüyoruz.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak 4 your eyes ile ilgili düşüncelerinizi öğrenmek isteriz?
Bu sayınızda bize yer verdiğiniz için teşekkür ediyoruz. Ortağım Enes Bey’in 2014 yılından beri bir 4 your eyes okuru olduğunu ve derginizde yer almanın özellikle onun için ayrı bir değer taşıdığını belirtmem gerekiyor. 4 your eyes, güçlü içeriğiyle sektörel bilgilerimizi ve fikirlerimizi güncel tutan önemli bir yayındır. Sektöre sağladığınız katkı ve emeğiniz için tüm ekibe teşekkür ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.

Mart 2026

Lindberg 40. Yıldönümünü Kutluyor

Danimarkalı gözlük markası Lindberg, 40. yılını özel bir yayınla kutluyor. Rizzoli tarafından yayımlanan ‘Lindberg: Visionary By’ Design adlı kitap, markanın tasarım mirasını, yenilikçi yaklaşımını ve zanaat geleneğini kapsamlı bir bakışla ele alıyor. Zengin görsel içeriği ve güçlü anlatımıyla dikkat çeken kitap, Lindberg’in uluslararası ölçekte tanınan minimalist estetiğini, mühendislik hassasiyetini ve yüksek kalite anlayışını farklı perspektiflerden inceliyor. Küratör ve Tasarım Danışmanı Federica Sala’nın editörlüğünde hazırlanan kitapta, Sanat Küratörü Caroline Corbetta ile Designmuseum Denmark Direktörü Anne Louise Sommer’in katkıları da yer alıyor. Tasarım meraklıları, yaratıcı profesyoneller ve koleksiyonerler için hazırlanan çalışma, yalnızca markanın geçmişine değil, tasarım dünyasındaki sürekli gelişim vizyonuna da odaklanıyor. Lindberg: Visionary By Design, markanın kuruluşundan bugünkü küresel konumuna uzanan gelişim sürecini görsel ve anlatısal bir yolculuk eşliğinde aktarıyor. Danimarka tasarım geleneği, zanaat kültürü, teknoloji ve sanat arasındaki ilişkiyi ele alan kitap, markanın son 40 yılda geliştirdiği yenilikçi fikirleri, üretim süreçlerini ve yaratıcı diyalogları da ortaya koyuyor.

Mart 2026

Matsuda’nın İkonik Serisi Genişliyor

Matsuda, mirası ile modernlik arasındaki süregelen diyaloğunu yansıttığı ikonik koleksiyonu Étude De Style’i yeni bir modelle genişlettiğini duyurdu. Oval formda, ultra hafif titanyumdan üretilen yeni M3169, markanın mimari hassasiyetiyle titizlikle şekillendirilmiş. Çerçevedeki marka imzası kabartma M+N gravürleri, ince detaylar ve el işçiliğiyle tamamlanmış yüzeyler, markanın miras tekniklerinin derinliğini ve zanaatkarlığa olan bağlılığını gözler önüne seriyor. Tasarımda elle boyanan yan kalkanlar dikkat çekiyor. Canlı turuncu, mavi veya kırmızı seçenekleriyle sunulan bu kalkanlar, koruma ve süs, işlev ve estetik arasında sofistike bir denge yaratıyor. M3169’in tasarımındaki Art Nouveau akımının organik kodlarını anımsatan akıcı çizgiler; Doğu ve Batı arasındaki uzun soluklu diyaloğun bir kanıtı olarak Matsuda’nın kimliğini şekillendiriyor. Vintage etkileri çağdaş bir bakış açısıyla yeniden yorumlayarak tarihsel referansları modern Japon mühendisliğiyle dengeleyen M3169, Étude De Style koleksiyonunun evrimindeki son noktayı ideal bir şekilde gözler önüne seriyor. Matsuda bir kez daha modaya odaklı, zanaata bağlı ve detaylarda ödün vermeyen tasarım anlayışını gözlük endüstrisinin beğenisine sunuyor.

Mart 2026

Nike Vision Cam Teknolojisinde Yeni Evre

Nike Vision, güneş gözlüğü koleksiyonlarında sporcuların görsel performansını desteklemek amacıyla geliştirdiği Max Optics cam teknolojisindeki yenilikleri duyurdu. Detayların daha keskin algılanmasını ve renklerin daha canlı görünmesini sağlayarak sporcuların odaklanmasını kolaylaştırmayı hedefleyen Max Optics teknolojisi, artık farklı spor ortamları için optimize edilmiş Max Optics Pro camlarla sunuluyor. Dört özel renk seçeneğiyle geliştirilen Pro serisi, sporcuların antrenman, yarışma ve günlük kullanım ihtiyaçlarına yanıt veren yeni bir dönemin habercisi olarak öne çıkıyor. Road Tint seçeneği, kırmızı ve yeşil tonlarını güçlendirerek zemin hareketlerini ve yüzey değişimlerini daha net takip etmeye yardımcı oluyor. Field Tint, özellikle açık alan sporlarında görünürlüğü artırmak için mavi, turuncu ve beyaz gibi güçlü renkleri vurgulayan bir yapı sunuyor. Terrain Tint, kırmızı dışındaki tonları bastırarak kontrastı artırıyor ve patika koşusu ya da dağ bisikleti gibi arazi sporlarında taşlar ile zemin değişimlerinin daha kolay fark edilmesini sağlıyor. Course Tint ise golf sahaları için geliştirilmiş olup kırmızı ve yeşil tonlarını güçlendirerek saha üzerindeki detayların daha net okunmasına yardımcı oluyor.

Mart 2026

Silmo Academy Nisan’da Bali’de Toplanıyor

Silmo Paris Optik Fuarının profesyonel gelişim programı Silmo Academy, bu yıl ilk kez 6–8 Nisan tarihleri arasında Bali’de düzenlenecek Uluslararası Kongre ile global optik sektörünü bir araya getirecek. Üç gün sürecek olan Silmo Academy, çağdaş optometri ve optik pratiğini şekillendiren beş ana tema etrafında kurgulandı. Hasta odaklı bakım anlayışı ve değişen profesyonel roller ‘Önce İnsan’ başlığı altında ele alınacak. Sağlıklı Yaşlanma ve Presbiyopi teması ise Dünya Sağlık Örgütü girişimleri, demografik dönüşüm ve yaşlanan nüfusun görsel ihtiyaçlarına odaklanacak. Bir diğer başlıkta klinik inovasyon ve uygulamada farklılaşma stratejileri değerlendirilecek. Işığın refraktif gelişim üzerindeki etkisi ve miyopi yönetimi ile yapay zeka, akıllı gözlükler ve medikal teknoloji alanındaki gelişmeler de Silmo Academy’nin kapsamında tartışılacak. Kongrede Dünya Optometri Konseyi Başkanı Dr. Cindy Tromans, Avrupa Optometri ve Optik Konseyi Başkanı Gabrielle Janssen, Profesör Rupert Bourne, Profesör David Elliott, Profesör Eric Papas ve Profesör Weizhong Lan gibi uluslararası konuşmacılar yer alacak. Silmo Academy, etkinliği optik sektörü genelinde bilgi paylaşımını ve mesleki gelişimi destekleyen küresel bir bilimsel platform olarak konumlandırıyor.

Mart 2026