Opti 2026 Başarıyla Tamamlandı

Opti 2026, uluslararası optik sektörünün yılın ilk buluşma noktası olma rolünü bir kez daha gerçekleştirdi. Münih’te düzenlenen fuar, 2025’e kıyasla yüzde 4’ün üzerinde artışla 21 bin 972 sektör profesyonelini ağırladı. Uluslararası ziyaretçi sayısı yüzde 5’in üzerinde yükselirken, katılımcı firma sayısı da yıllık bazda yüzde 7’den fazla artarak 354’e ulaştı. Bu veriler, sektörün büyüme iştahını ve pozitif görünümünü ortaya koydu. Üç gün boyunca Opti, networking, stratejik planlama ve iş geliştirme açısından önemli bir merkez konumunda yer aldı. Ziyaretçiler tarafından ilgi gören bölümler arasında işitme akustiğine odaklanan Opti Spheare, kontakt lens ve spor temalı Tomorrow Vision ile tasarım uzmanlığını ve trendleri sahneye taşıyan Opti Design Stage öne çıktı. Opti Frame Awards da tasarım alanındaki yenilikçi çalışmaları ön plana çıkardı. Genç profesyoneller ve girişimciler ise Next Generation Hub, Next Gen Tours ve My Own Business gibi eğitim ve danışmanlık oturumlarıyla desteklendi. Artan uluslararası erişimi, yüksek nitelikli profesyonel diyaloğu ve pozitif atmosferiyle Opti 2026, sektör için yılın geri kalanına güven veren bir başlangıç sundu. Bir sonraki Opti fuarı, 29–31 Ocak 2027 tarihleri arasında Münih’te gerçekleştirilecek.

Şubat 2026

ic! berlin, Audi F1 Takımına F1 Sponsor Oldu

Marcolin bünyesinde faaliyet gösteren ic! berlin, Audi Revolut F1 Takımı ile yeni bir işbirliğine imza atarak takımın resmi gözlük partneri olduğunu duyurdu. Yapılan açıklamada, iki kurumun hassas mühendislik, fonksiyonel tasarım ve modern estetik anlayışı etrafında birleştiği belirtildi. İşbirliğinin; inovasyonun amaca yönelik olduğu, tasarımın minimal bir yaklaşım benimsediği ve her detayın belirli bir işleve hizmet ettiği ortak bir performans anlayışına dayandığı ifade edildi. Resmi gözlük partneri olarak ic! berlin, Audi Revolut F1 Takımını hem pistte hem de pist dışında destekleyecek. Ortaklık, ic! berlin’in 30’uncu yılını kutladığı döneme denk geliyor. ic! berlin’e göre bu adım, form ve fonksiyonun ayrılmaz olduğu iki markayı bir araya getiriyor. Formula 1’de performansın yalnızca araç tasarımından ibaret olmadığı; odak, hassasiyet ve özgüven gibi unsurları da kapsadığı vurgulandı. Bu değerlerin ic! berlin’in temel prensipleri ve ürün tasarım yaklaşımıyla örtüştüğü belirtildi. Marcolin Group ise işbirliğinin, tasarım kültürü, üst segment performans ve küresel görünürlük kesişimindeki konumlarını güçlendirdiğini açıkladı. Anlaşmanın, Audi Revolut F1 Takımının sunduğu global görünürlük ve iletişim platformu sayesinde ic! berlin’in uluslararası erişimini daha da artırması hedefleniyor.

Şubat 2026

Mondottica B Corp Sertifikası Aldı

Mondottica Group, sürdürülebilirlik taahhüdünü bir adım daha ileri taşıyarak B Corporation (B Corp) statüsünü kazandı. B Lab tarafından verilen bu sertifika, kar amacı güden bir kuruluşun sosyal ve çevresel performans, hesap verebilirlik ve şeffaflık konularında yüksek standartları karşıladığını gösteriyor. Şirket, uluslararası iş operasyonlarının her yönünü kapsayan 258 soruluk kapsamlı bir değerlendirme sürecinin ardından bu statüyü elde etti. Mondottica’nın Genel Müdürü Ben Whitaker, “B Corp sertifikası, Mondottica için önemli bir stratejik kilometre taşıdır ve operasyonlarımız ile işbirliklerimizde sorumlu ve insan odaklı uygulamaları gerçekleştirme sözümüzü pekiştiriyor. B Corp, işimizi büyütürken sosyal ve çevresel etkilerimizi bilinçli ve ölçülebilir bir şekilde artırmamıza olanak sağlayan net bir çerçeve sunuyor. Önümüzdeki dönemde, organizasyon genelinde ilerlemeyi hızlandırmayı, marka ortaklarımızla yakın çalışmayı ve ekiplerimizi yüksek performanslı, amaç odaklı ve geleceğe dirençli bir iş kurmaları için güçlendirmeyi taahhüt ediyoruz. Mondottica çalışanları ve değerli müşterilerimiz, sürdürülebilir iş süreçlerimizi sürdürmek ve geliştirmek için temel odak noktalarımızdır” dedi.

Şubat 2026

Maya Jama

Maya Jama

Burberry

Sunucu ve stil ikonu Maya Jama, katıldığı bir gala programındaki asil görünümüyle tüm bakışları üzerine çekiyor. Siyah ağırlıklı şık tuvaleti feminen estetiğin çizgilerini ideal bir şekilde yansıtıyor. Maya Jama’nın güzelliğini kusursuzca vurgulayan bu gece stili, iyi düşünülmüş bir moda zarafeti sunuyor. Maya Jama sofistike duruşunu Burberry güneş gözlüğü ile taçlandırmış.

Şubat 2026

Lewis Hamilton

Lewis Hamilton

Guccı

Formula 1 Dünya Şampiyonasında Scuderia Ferrari adına piste çıkan dünyaca ünlü İngiliz yarış pilotu Lewis Hamilton, moda ikonlarını kıskandıracak stilini Gucci güneş gözlüğüyle taçlandırmış.

Ocak 2026

Ck Grup Optik

CK GRUP OPTİK

Ninoflex Çocuk Gözlüklerinin İlkeli Üreticisi

“Silmo İstanbul sayesinde ürünlerimizi optisyenlere ve optisyenlik öğrencilerine rahat ve konforlu bir atmosferde tanıtma fırsatı yakalıyoruz.”

Merhaba Can Bey. Kendinizi okurlarımıza tanıtarak sektöre giriş sürecinizi paylaşır mısınız?
Merhaba, ben Can Keleş. Gözlükçü bir ailenin üçüncü kuşak temsilcisiyim. Mağazalarımız 1990’lı yılların ortasında kurulmaya başlandı. Milenyum çağının başlarında ikinci kuşak sayılan ağabeylerim tarafından işletirken, henüz ortaokul dönemindeydim. O dönemlerden lise yıllarımı kapsayacak şekilde okulumdan arta kalan zamanlarda firmamıza gidip gelerek bu mesleğe aşina oldum. Lise mezuniyetim sonrası ise tam zamanlı mağaza yöneticiliği yaparak sektöre giriş yapmış bulunmaktayım.

Ninoflex Glasses’ın ortaya çıkışını, markanızın özelliklerini ve bugün geldiği noktayı bizimle paylaşır mısınız?
Markanın ortaya çıkış hikayesi, Türkiye’de bebek ve çocuklar için yeterince uygun çerçeve modellerinin bulunmamasına dayanıyor. Yetişkin gözlüklerinde 200’ü aşkın markaya rastlanabilirken, çocuklarda yalnızca 4 ya da 5 marka mevcuttu. Bu sebeple piyasadaki boşluğu gidermek amacıyla 2018 yılında ön gözlemler yapıldı ve 2019 itibarıyla Ninoflex markasıyla üretime başladık. Markamızın sunduğu en önemli avantajlar; çocukların yüz şekillerine, kulak mesafelerine ve burun genişliğine göre ortopedik olarak ayarlanabilmesi ve kutu içerisinde yedek parçalarıyla birlikte aileye teslim edilmesidir. Bu da tedavi sürecindeki çocuklar için oldukça faydalı bir çözüm sunmaktadır. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye genelinde 600’ü aşkın satış noktasıyla birçok ailenin ulaşabileceği bir marka haline geldik.

Köklü optik mağazacılık mirasınız, sektörün üretim ve dağıtım tarafına geçişinizi ve Ninoflex Glasses’ın gelişimini nasıl şekillendirdi?
Mağazacılıkta edindiğimiz tecrübe, son tüketiciyi anlama konusunda bizi birkaç adım öne taşıdı ve olası problemlere karşı daha çözüm odaklı bir yaklaşımı benimsememizi sağladı. Bu nedenle sunduğumuz satış sonrası hizmetlerle yarattığımız memnuniyet, bayilerimizi de son derece mutlu ediyor. Amacımız makul şartlarda her iki tarafı da desteklemektir. Bayilerimizin hakkını gözeterek ve tüketiciyi üzmeyecek çözümler sunarak, satıcının ve kullanıcının zihninde olumlu bir izlenim bırakmak Ninoflex Glasses’ın gelişimine önemli katkı sağlıyor.

Bebek ve çocuk gözlükleri gibi özel bir alana odaklanma kararınız nasıl ortaya çıktı?
Türkiye’de optik sektörünün bu alana yeterince önem vermediğini gözlemledikten sonra bu yönde bir karar aldık. Türkiye genelinde yaklaşık 10.000 optisyenlik müessesesi olduğu biliniyor. Bunların büyük çoğunluğunda yalnızca uygun fiyatlı, ‘kurum çerçevesi’ olarak adlandırılan modeller bulunuyor. Çok az firma ortopedik ve fonksiyonel çerçevelere yöneliyor. Oysa çocukların ailelerine bu ürünler doğru anlatıldığında, özellikli çerçeveler için bütçe ayırabildiklerini görüyoruz. Mağazalarda ailelerin davranışlarını gözlemledikten sonra çocuk gözlükleri gibi spesifik bir alana yönelme fikri oluştu.

Ninoflex Glasses ürünleri için tercih ettiğiniz hammaddelerden ve üretim tekniklerinizden bahseder misiniz?
Bebek ve çocuklar söz konusu olduğundan kalitesine güvendiğimiz Avrupa menşeli hammaddeler ve üretim teknikleri kullanmaktayız. Kullandığımız hammaddelerin tüm laboratuvar analizleri yetkili kurumlar tarafından yapılmıştır ve de sertifikalandırılmıştır. Ürünlerimiz için hassas bir yaklaşım içerisindeyiz. Alerjen içermeyen malzeme seçimleri yapmanın yanı sıra, üretim sürecinde de kullanıcı sağlığını ön planda tutmaktayız. Çerçevelerimiz titizlikle üretildikten sonra birkaç aşamalı kalite kontrolden geçirilerek önce bayilerimize, ardından son kullanıcıya ulaştırılıyor. Bu titizlik ve kalite anlayışımız nihai tüketici tarafından henüz tam anlamıyla idrak edilmese dahi, bayilerimizden aldığımız olumlu geri bildirimler ve giderek büyüyen bayi ağımız nihai tüketicinin memnuniyetini kanıtlıyor.

Türkiye’de ilk silikon burun pedi ve kafa bandı üretimini başlatarak, dışa bağımlılığı azaltmanız önemli bir adım. Bu süreci anlatır mısınız?
Üretime başladığımız andan itibaren gözlüğümüze ait her parçanın Türkiye’de ulaşılabilir olmasını önemli hedeflerimizden biri olarak belirledik. Satış sonrası hizmetleri hızlı sunabilmek açısından bu kritik bir konuydu. Bugün geldiğimiz noktada gözlüklerimizin yüzde 97’sini oluşturan bileşenleri yerli tedarikçilerden temin ederek üretir hale geldik. Silikon burun pedleri ve kafa bantları markamıza özel olduğu için dışa bağımlı kalmak istemedik. Bu hamleler, sermayenin yurt dışına çıkmasını önleyerek ülkemizde kalmasına katkı sağladı.

Türkiye genelinde 67 ilde, 600’ü aşkın bayiniz mevcut. Bu satış ağını yönetirken en çok nelere dikkat ediyorsunuz?
Bayilerimize mağazada satış yaparken ürünü alabilecek kişilere anlatım ve aktarımlarını kolaylaştıracak yardımcı ekipmanlar, teşhir ürünleri hediye etmekteyiz. Burada amacımız, bayilerimizi yalnız bırakmayıp sürekli görsel ve video hazırlıkları ile onlara satış süreçleri için gerekli desteği sunmaktır. Ürünü son tüketiciye tanıtma ve anlatma sırasında bu gibi unsurların taşıdığı önemin bilincinde olduğumuzdan, bu desteğimize aralıksız devam etmekteyiz. Ninoflex Glasses web sitesine de bu sebeple hassasiyetle yaklaştık. Web sitesinin çok iyi detaylandırılmış ve anlaşılabilir hale gelmesine özen gösterdik. Tüketicilerin Türkiye’nin hangi bölgesinde olurlarsa olsunlar ürüne kolayca ulaşması için onları en yakın lokasyondaki bayimize yönlendirebilecek haritalama sistemi ekledik.  Aynı zamanda mesai saatleri içerisinde çok hızlı dönüş yapan bir destek hattımız bulunmaktadır.

Kaliteden ödün vermeden ulaşılabilir fiyatta kalma çizginizi koruyorsunuz. Bu zorlu dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?
Bu dengeyi sağlamak için yalnızca kazançtan değil, zamandan da feragat ediyoruz. Titiz analizler yapıyoruz. Bu noktada, ürünlerimizi satan bayilerin de kullanan çocukların ve ebeveynlerinin memnun kalmasını sağlamanın bizim önceliğimiz olduğunu bir kez daha vurgulamak isterim. Yurt dışından gelen markalara kıyasla daha uygun fiyatla aynı kaliteyi sunuyor, satış sonrası hizmette ise daha fazlasını sağlıyoruz. Markamızın saygınlığını koruyarak giderek güçlendirmemiz, tüm iş ortaklarımıza çözüm odaklı yaklaşmamız sayesinde gerçekleşiyor; bu yaklaşım da yüksek memnuniyetle sonuçlanıyor. Bu sebeple global markalara göre konumlandırmamızın oldukça iyi olduğunu düşünüyoruz.

CK Grup Optik olarak AR-GE çalışmalarınızı şu anda hangi başlıklara yönlendiriyorsunuz?
Firma olarak şu anda öncelikli hedefimiz gözlüklerimizi yaşadığımız dünyaya minimum düzeyde zarar veren malzemeler ve üretim teknikleriyle hazırlamaktır. Başlangıcımızdan bu yana temel amacımız budur. Sürekli gelişme açık olan yapımızla, AR-GE çalışmalarımızı ve yatırımlarımızı çevre dostu üretim malzemeleri arayışı ve uygulamaları üzerine yoğunlaştırmış durumdayız. Doğada geri dönüşümü mümkün olabilecek hammaddelerin üretilmesi ve bunları ürünlerimize uyarlama hayalimizi gerçeğe dönüştürmeye odaklandık diyebilirim.

Ninoflex Glasses için kısa ve orta vadeli planlarınızdan söz eder misiniz?
Dünya genelinde sektörü ve sektörel yenilikleri yakından takip ediyoruz. Kısa vadede tüm bayilerimizi kapsayan bir B2B sipariş sistemiyle dijitalleşmeyi artırmak istiyoruz. Orta vadede ise renk ve model çeşitliliğini artırmak, uygun ortam oluştuğunda güneş gözlüğü koleksiyonu oluşturmak ve ilgi duyulan çocuk modeller ile işbirlikleri yapmak hedeflerimiz arasında yer alıyor. Aynı zamanda, görme kusurlarını destekleyici yenilikçi ortezlere yatırım yapmayı planlıyoruz. Doğru zaman ve ekipler bir araya geldiğinde ise yeni pazarlara açılmayı amaçlıyoruz.

Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın sektörün geneline ve siz gibi yerli üreticilerimize katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul’un sektörümüz için son derece önemli ve prestijli bir organizasyon olduğunu düşünüyorum. Sektör içerisinde yer alan ya da sektöre adım atmayı düşünenler için önemli bir deneyim ve vizyon alanı yaratıyor. Üreticiler olarak ürünlerimizi optisyenlere ve optisyenlik bölümü öğrencilerine rahat ve konforlu bir atmosferde tanıtma fırsatı yakalıyoruz. Aynı zamanda yerli markaların ve ürünlerin yabancı ziyaretçilerle buluşması açısından da fuar kritik bir önem taşıyor. 2025’te 12.si gerçekleşen bu değerli organizasyonun daha uzun yıllar Türkiye optik sektörüne hizmet etmesini temenni ediyorum.

Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Son olarak 4 your eyes ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Sektördeki yenilikleri bu kadar hızlı ve titiz şekilde aktaran başka bir dergi olduğunu düşünmüyorum. Yeniliklerden haberdar olmak için her sayıyı mutlaka inceliyorum. Şimdiye kadar yaptığınız ve bundan sonra yapacağınız tüm yayınlarınız için teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.

Şubat 2026

Sestini

Sestini

Zanaat, İncelik ve Ölçülü Güzellik Odaklı

Sestini, minimal çizgileri heykelsi formlarla birleştiriyor ve işlevselliği İtalyan zanaatının lider yaklaşımıyla ele alıyor.

İtalyan girişimci Carlo Sestini tarafından 2020 yılında kurulan bağımsız gözlük markası Sestini, İtalya’da usta zanaatkarlar tarafından üretilen prestijli ve lüks bir tasarım anlayışıyla küresel optik pazarında dikkat çekmeyi sürdürüyor. Marka; gözlük tasarımlarında en üst seviyedeki kalite standartlarına bağlı kalarak, koleksiyoner değeri taşıyan parçalar hazırlayarak büyümesinde ivme kazanıyor. Geleneksel tekniklere ve İtalyan ustalığına saygı duruşunda bulunan sofistike tasarımları, sade ama özenli kurgulanmış zarafetleriyle beğeni topluyor. Sınırlı sayıda üretimi tercih ederek az sayıda parçadan oluşan koleksiyonunu Mido 2026 fuarında başarıyla sergileyen Sestini; yeni yılla birlikte, zamansız ve gelecekte de kullanılabilir tasarım yaklaşımına sadık kalarak imza renklerini yeniden yorumlayacak. Markanın kuruluş hikayesi, tasarım dünyası ve koleksiyonuna dair detaylarla ilgili Kurucusu ve Kreatif Direktörü Carlo Sestini ile yapılan röportajı beğenilerinize sunuyoruz.

Merhaba Carlo. Okurlarımız için kendinizi biraz tanıtarak, gözlük markası kurma sürecinizi paylaşır mısınız?
Londra’da uluslararası hukuk ve diplomasi okudum. Hayalim büyükelçi olmaktı. Sonra bir modellik ajansı tarafından keşfedildim ve 2014’te model olarak çalışmaya başladım. Sosyal medyada paylaştığım fotoğraflarım ilgi gördü; böylece daha fazla markayla model ve influencer olarak çalışmaya devam ettim. Bu süreçte dünyayı dolaşma fırsatı yakaladım. Gözlükleri ise her zaman kendimi ifade etmenin yolu olarak görmüşümdür. Özellikle lise yıllarımda kaşlarımı saklamama ve korunmuş hissetmeme de yardımcı olan önemli bir objeydi. Gözlük taktığımda insanlarla göz göze gelebiliyor ama aynı zamanda güvende hissediyordum. Kendi gözlük markamı yapma fikrim hep vardı. 2019’da markam için harekete geçmeden önce bir arazi alıp şarap ve zeytinyağı üretimini denedim. Halen moda danışmanı, model ve influencer olarak da çalışıyordum. Ama 2020 yılına geldiğimizde artık odağımın merkezinde sadece Sestini markasıyla lüks İtalyan gözlükleri yaratmak vardı. O dönemde İtalyan gözlüğü üzerine çok araştırma yaptım. Kalite, lüks ve zamansızlığa odaklanan başka genç bir İtalyan marka olmadığını fark ettim.

Markanızı tüm dünyayı olumsuz şekilde etkileyen 2020 yılında lanse etmek, sizin için zorlayıcı oldu mu?
Pandemi dönemi olduğu için başlangıçta elbette zordu. Perakendecilere doğrudan ulaştım ve Sestini için özel bir ağ kurmayı bu sayede başardık. İlk günden yatırımcı almamaya zaten karar vermiştim. Geleneksel şekilde adım adım büyümek istedim. Şu anda CP Agency ile yakın çalışıyorum. 2021 yılında başlayan bu işbirliği sayesinde Sestini koleksiyonu Türkiye, Hindistan, Benelüks ve Avustralya dahil pek çok yeni pazara ulaştı. Bu ortaklık markamın büyümesi için gerçek anlamda bir katalizör işlevi gördü.

Sestini koleksiyonunun kimliği ve tasarım felsefesi hakkında bizleri bilgilendirir misiniz?
Sestini, minimal çizgileri heykelsi formlarla birleştiriyor ve işlevselliği İtalyan zanaatının lider yaklaşımıyla ele alıyor. Gözlük, bizim için daha geniş bir yaşam tarzının parçası anlamına geliyor. Sanat, incelik ve ölçülü güzellik Sestini Dna’sının temelini oluşturuyor. Tasarım dili gösterişsiz ama ikonik olarak özetlenebilir. Örneğin, işlenmiş yarım zambak detayı gibi naif kimlik unsurlarımız bunu yansıtıyor. Sadece logosuyla tanınan bir marka olmak istemedik. Bunun yerine bize özgü perçinler geliştirdik ve odağı ürünün detaylarına verdik. Ürünlerimize dokunduğunuzda sapların elde şekillendirildiğini ve oyulduğunu rahatlıkla hissedebilirsiniz.

Biraz da koleksiyonunuz için tercih ettiğiniz malzemelerden ve üretim anlayışınızdan söz edelim mi?
Tasarımlarımda kullandığım malzemenin de kullanıcılar tarafından gerçekten özel olduğunun anlaşılmasına odaklanıyorum. Bir Sestini gözlüğü taktıklarında tıpkı yumuşacık kaşmir bir kazak giydiklerinde hissedecekleri türde bir olağanüstü uyum ve konfor sağlamaya özen gösteriyorum. Sestini’de nesilden nesile aktarılabilecek çerçeveler tasarlamayı amaçlıyoruz. Mazzucchelli’nin geçmiş koleksiyonlarında hiç kullanılmamış asetat plakalarını ve markanın arşivinden seçtiğimiz özel formülleri kullanıyoruz. Geleneksel İtalyan tekniklerini modern hassasiyetle uyguluyoruz. Camlarımız Zeiss tarafından sağlanıyor. Her çerçevemiz izlenebilirlik ve kullanıcısında ayrıcalıklı bir etki bırakması için tek tek numaralandırılıyor. Üretimimizi bilinçli olarak sınırlı tutuyoruz. Kitle üretiminden uzak durmayı, kalite ve bütünlüğü korumanın tek yolu olarak görüyoruz.

Çerçevelerinize dair detaylardan ve Sestini ambleminin sizin ne ifade ettiğinden bahseder misiniz?
Çerçevelerimizde zanaatkarlığa olduğu kadar uyuma da odaklandık. Her tasarımı saklanacak kadar güzel bir obje olarak görüyorum. Sestini estetik imzası menteşeyi asetatla birleştiren metal bağlantı detayımızdır ve elle dokunulduğunda hissedilebilecek şekilde özellikle öne çıkardık. Bu bağlantıyı sağlayan perçinlerin tasarımlarında ilham kaynağım tarihi Toskana kapılarındaki büyük cıvatalar oldu. Bu imza detayımız daha maliyetli ve tüm perçinler altın kaplama olsa da asetatın içine gizlemek yerine görünür olmasını tercih ettim. Yunus amblemimiz ise ailemle ilgili bir anıdan doğdu. Anneannemin anneme verdiği sevimli bir yunus kolyesi vardı. Annem de bu yüzden yunusları çok severdi ve kardeşimle bana ‘yunuslarım’ diye hitap ederdi. Bu sebeple yunus sembolü bizim için sevgi ve sevilmek gibi değerli bir anlam taşıyor. Ayrıca Floransa zambağını da kullandık. Menteşelerin iç kısmında yer alsa da hem dekoratif hem işlevsel olarak, çerçeveyi taktığı anda kullanıcısına çerçevenin üstün kalitesini hatırlatıyor.

Markanız için İtalya’da doğru üretim ortağını bulma süreciniz nasıl gelişti?
Bu kesinlikle en zor kısımdı. Sürece başladığımda kulaktan kulağa tavsiyelere ve sayısız kez yaptığım görüşmelere güvenmek zorundaydım. Doğru zanaatkarı bulmak zaman aldı. Şanslıyım ki ürünümü anlayan ve nadir rastlanan kalitede üretim yapabilen Veneto merkezli ilham verici bir aile şirketiyle çalışıyorum. Çerçeve yapımındaki özenlerini ve nesilden nesile aktarılmış mesleki adanmışlığı yerinde gözlemlemek halen her seferinde beni heyecanlandırıyor. Markam ile göstermek istediğim de tam olarak bu zanaat kültürüdür diyebilirim. Otantik İtalyan uzmanlığını, gözlük sevgisi ve tutkusunu kapsayan güçlü bir kültür sunmak amacındayım. Gelecekte de gözlük tasarımının öncüsü zanaatkarlar olacak. El emeği o kadar güzel ve değerli ki desteklenmesi ve sürdürülmesi gerekiyor. Bu gerçeği yaşatmayı en önemli görevimiz olarak görüyorum.

Bu değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak dikkat çekici ambalaj tasarımlarınızın hikayesini de paylaşır mısınız?
Ambalaj fikri ‘carta fiorentina’ yani Floransalı büyükannelerin çekmece içlerini kapladığı kağıttan ilham alıyor. Kılıflarımızın iç yüzeyi bu dokuya sahip ve gözlükler için koruyucu bir katman hissi yaratıyor. Ambalajlarımız konusunda geliştirmek istediğim daha pek çok fikir var. Benzersiz konseptleri ve detaylara ekleyebileceklerimizi zamana yayarak olgunlaştırıyoruz. Ambalajlarda da kendi ifademi en yüksek düzeydeki kalite ve özenle görmek istiyorum. Sestini ile sadece gözlük değil; aynı zamanda bir hikaye, zanaat ve bütüncül bir deneyim sunmak istiyorum.

Kaynak: Eyestylist

Şubat 2026

Pelin Canlı Optik

PELİN CANLI OPTİK

Sağlık ve Stili Birleştiren Sıcak Atmosfer

“Silmo İstanbul hem mesleki vizyonumuzu tazelememize hem de sektörün dinamizmini canlı tutmasına çok değerli katkılar sunuyor.”

Merhaba Pelin Hanım. Kendinizi okurlarımıza tanıtarak, optik sektörüne girişinizden söz eder misiniz?
Merhaba, ben Pelin Canlı. 2019 yılında İstanbul Bilgi Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümünden mezun oldum. Mezuniyetimin ardından dijital editörlük ve turizm gibi farklı alanlarda çalışarak, farklı insanlarla temas etmeme imkan tanıyan deneyimler edindim. Çocukluğumdan bu yana giyim ve modaya duyduğum ilgi, insanla birebir temas kurma isteğiyle birleşince, beni optik sektörüne yönlendirdi. Bu motivasyonla İstanbul Aydın Üniversitesi Optisyenlik bölümüne başladım. Mezuniyet sonrasında sektördeki önemli kurumlarda hem gönüllü hem de profesyonel olarak çalışma fırsatı buldum. İşin mutfağı diye tanımladığım yaklaşık 3 yıl süren bu yoğun deneyim sürecinin ardından, her zaman hayalini kurduğum kendi mağazamı açma cesaretini gösterebildim.

Mağazanızı açmaya ne zaman karar verdiniz, hayalinizi gerçeğe dönüştürme sürecinde karşılaştığınız en büyük zorluk neydi?
Kendi mağazamı açma fikri, aslında Optisyenlik bölümüne adım attığım ilk gün zihnimde filizlenmişti. Modaya olan ilgimi ve insan odaklı yaklaşımı en iyi optik mağazam aracılığıyla yansıtabileceğimi biliyordum. Ancak bu fikrin tam anlamıyla somutlaşması, mezuniyet sonrası sektörün önde gelen kurumlarında geçirdiğim, oldukça yoğun 3 yıllık deneyim ile oldu. O süreçte işin teknik detaylarını öğrenirken, bir yandan da hayalimdeki mağazacılık anlayışını zihnimde kurguladım. En büyük zorluk, kurumsal hayatın konfor alanından çıkıp tüm sorumluluğu üstlendiğim o ilk cesaret adımıydı diyebilirim. Sektörde bazen gençliğimden kaynaklanan önyargılarla karşılaşsam da iletişim geçmişim ve işime olan hakimiyetimle bu duvarları hızla aştım. Mağazama gelen misafirlerimin buradan memnun olarak ayrıldığını görmek ve güzel yorumlarını duymak her zaman en çok gurur duyduğum an oluyor; tüm zorlukları unutturuyor.

Pelin Canlı Optik markasının bir satış noktasından öteye geçmesi için nasıl bir bakış açısı geliştirdiniz?
Kapımızdan içeri giren herkesin, bir alışverişe değil de bir dostun evine gelmiş gibi hissettiği sıcak ve samimi bir atmosfer yaratmak istiyoruz. Onları dinlerken sadece görme ihtiyaçlarını karşılamayı değil; ruhlarına da iyi gelecek, kendilerini özel hissettirecek o ince bağı kurmayı amaçlıyoruz. Hiçbir satış baskısı olmadan, aynalarla barıştıkları ve kendilerini özgürce keşfettikleri huzurlu bir an yaşatmak bizim önceliğimizdir. Buradan ayrılırken akıllarında sadece aldıkları gözlük değil; kalplerinde güven duygusu, yüzlerin de ise mutlu tebessüm kalsın istiyoruz.

Mağazanız İstanbul, Çekmeköy’de yer alıyor. Lokasyon seçimindeki öncelikleriniz nelerdi?
İstanbul’un yadsınamaz deprem gerçeği hem yaşam hem de yatırım tercihlerinde güvenliği birincil öncelik haline getiriyor. Çekmeköy, sahip olduğu sağlam zemin avantajıyla şehrin merkezinden nitelikli göç alan ve hızla değerlenen bölgelerden biridir. Biz de geniş uzman ekibimizle yaptığımız pazar araştırmalarında ve fizibilite çalışmalarında bu stratejik dönüşümü net bir şekilde gördük. Sadece bugünü değil, bölgenin gelecekteki potansiyelini de masaya yatırarak Pelin Canlı Optik’i burada konumlandırma kararını aldık. Büyüyen bu dinamik yapının içinde yer almak, markamızın uzun vadeli hedefleriyle de birebir örtüşüyor.

Mağazanızda yer verdiğiniz markaları belirlerken hangi kriterleri ön planda tutuyorsunuz?
Marka yelpazemizi oluştururken yerel ve küresel optik trendlerini ve moda haftalarını yakından takip ediyoruz. Bölgemizin demografik yapısına ve satın alma alışkanlıklarına en uygun koleksiyonları verilerle analiz ediyoruz. Portföyümüzde sadece popüler markalara değil; bizi ayrıştıracak, kalite ve tasarım odaklı niş markalara da yer veriyoruz. Farklı müşteri segmentlerini kapsayabilmek adına, ulaşılabilir lüksten premium segmente uzanan dengeli ve dinamik bir ürün karması kurguladık. Bu sayede, dünya modasını Çekmeköy’deki mağazamızda eş zamanlı olarak sunarak yerel pazarda global bir vizyonla hizmet veriyoruz.

Pelin Canlı Optik müşterilerinin en çok tercih ettiği markalar hangileri? Müşteri profilinizin moda trendlerine bakışı nasıl?
Müşterilerimizin tercihlerinin hem küresel moda devlerini hem de tasarım odaklı butik markaları kapsayan dengeli bir dağılımda olduğunu gözlemliyoruz. Kullanıcılar artık diğerleri üzerinde hegemonya kurmuş en popüler markalara yönelmek yerine; yaşam tarzlarına uyum sağlayan, kalite ve estetiği birleştiren daha özgün parçaları talep etmek konusunda bilinçleniyor. Bu bilinçlenmeyi destekleyen bir yaklaşımla hizmet vermekteyiz. Önceliğimiz; ürünün etiketindeki isim ne olursa olsun, kişinin yüz anatomisine ve stiline en doğru cevabı vermesidir.

Mağazanızda kişiye özel optik çözümler sunduğunuzu belirtiyorsunuz. Bu yaklaşımınızı biraz açabilir misiniz?
Mesleğimizin sadece reçetedeki numaraları bir çerçeveye uygulamaktan çok daha fazlası olduğuna inanıyorum. Bizim için kişiye özel optik çözüm, müşterinin yaşam tarzını ve stiline uygun bir kimlik tasarlamak anlamına geliyor. Sürece teknik ölçümlerden önce onları dinleyerek ve ihtiyaçlarını doğru analiz ederek başlıyoruz. Ekibimle birlikte, kişinin yüz anatomisine ve ten rengine en çok yakışacak, onu en iyi yansıtacak seçenekleri bir stil danışmanı titizliğiyle sunuyoruz. Mağazamızda asla baskın bir satış politikası göremezsiniz; aksine müşterilerimize diledikleri kadar deneme yapabilecekleri özgür bir alan yaratıyoruz. Amacımız, kapıdan çıkan kişinin sadece net görmesi değil, aynadaki yansımasından da mutlu olmasıdır. Teknik uzmanlığı estetik bir bakış açısıyla harmanlayarak, gözlük seçimini bir zorunluluk olmaktan çıkarıp keyifli bir deneyime dönüştürüyoruz.

Müşterileriniz için onların görme sağlığına ve stillerine en uygun olacak unsurları değerlendirirken öncelikleriniz nelerdir?
Önceliğimiz her zaman camın teknik seçimi ve çerçevenin kişiyle anatomik uyumudur. Çünkü sağlık olmadan estetik şıklık tek başına anlamsız kalır. Nidek M1000, Nidek M9000, Grand Seiko GL 7700 gibi yüksek teknolojik kabiliyetlere sahip cihazlarla çalışıyoruz. El işçiliğinin titizliğini ileri teknolojinin kesinliğiyle birleştirerek, müşterilerimize sıfır hata payıyla en konforlu görüşü sağlıyoruz. Bu teknik temeli garantiledikten sonra; kişinin yüz hatlarını, yaşam tarzını, kişisel imajını analiz ederek, karakterini ve zevklerini en iyi yansıtacak modelleri seçiyoruz. En önemli kriterimiz, kullanıcının gözlüğünü taktığında hem konforlu bir görüşe sahip olması hem de aynadaki görüntüsüyle kendini özgüvenli hissetmesidir.

Pelin Canlı Optik henüz 1 yaşında. Mağazanız için yakın ve uzak dönem hedeflerinizden söz edelim mi?
Henüz yolun çok başında olan, yeni bir mağaza olarak önceliğimiz mevcut hizmet standartlarımızı en sağlıklı şekilde oturtmaktır. Attığımız temellerin sağlamlığından emin olmaya ve vadettiğimiz deneyimi istikrarlı biçimde yaşatmaya odaklanıyoruz. Zaman içinde, bu sağlam yapı üzerine yeni hizmet ve uygulamaları eklemek hedefindeyiz; ancak bugün için temel amacımız Pelin Canlı Optik’i güvenle anılan, sürdürülebilir bir marka haline getirmektir.

Silmo İstanbul Optik Fuarının gelişimi ve sektöre katkıları hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Silmo İstanbul, sektördeki istikrarlı konumuyla sadece ülkemiz için değil, tüm bölge coğrafyası için vazgeçilmez bir ticaret ve etkileşim köprüsü haline geldi. Sektörümüzün üretim gücünü ve potansiyelini uluslararası arenaya taşıması açısından son derece stratejik ve birleştirici bir misyon üstlendiğini düşünüyorum. Tüm paydaşları aynı çatı altında toplayan bu organizasyon hem mesleki vizyonumuzu tazelememize hem de sektörün dinamizmini canlı tutmasına çok değerli katkılar sunuyor.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak 4 your eyes ile ilgili yorumlarınızı öğrenmek isteriz?
Bize yer verdiğiniz için çok teşekkür ederiz. 4 your eyes geniş sektörel vizyonu ve sunduğu tüm içeriğiyle, özellikle biz genç girişimciler için daima ilham veren bir rehber niteliği taşıyor. Sektörün nabzını tam anlamıyla tutan bu yayını büyük bir beğeni ve saygıyla takip etmeye devam edeceğim.

Şubat 2026

Unsuikyo Eyewear

Mevsimsel Trendlerin Ötesine Geçen Tasarımlar

Unsuikyo Eyewear

Dijital özellikleri gündelik kullanımla birleştiren akıllı gözlükler sahnenin merkezine yerleşirken; doğadan materyaller seçimleri, heykelsi siluetler ve abartısız lükse yönelimler ise insana özgü zarafeti kutluyor.

Hong Kong merkezli gözlük markası Unsuikyo Eyewear, dinginlik, denge ve sessiz güç anlayışıyla yol alıyor. Doğadan, kültürel sembollerden ve köklü zanaatkarlık geleneğinden ilham alan marka; mevsimsel trendlerin ötesindeki vizyonuyla uzun ömür üzerine kurulu tasarımlar sunuyor. Hong Kong kökenli olmasına rağmen, Japon üretim uzmanlığıyla yakın işbirliği içinde çalışan Unsuikyo, rafine mühendisliği düşünülmüş bir estetik anlayışıyla buluşturuyor. Doğal formları ve tarihsel referansları, çağdaş gözlük tasarımına sade ve ölçülü bir dille aktarabilme özelliği ile dikkat çekiyor. Doğadan esinlenen yüzey dokuları, hassas metal detaylar ve geleneksel savaşçı kıyafetlerine yapılan incelikli göndermeler, hiçbir zaman abartıya kaçmadan tasarımlara entegre ediliyor. Her koleksiyon, Unsuikyo’nun tasarım felsefesinin merkezinde yer alan sabır, disiplin ve uyum değerlerini yansıtıyor. Shiratani Unsuikyo bölgesinin sakin Japon orman manzaralarından ilham alan Unsuikyo Eyewear, doğayla kurulan bağı derinleştirmeyi amaçlayan el işçiliğiyle üretiliyor. Gözlük tasarımcısı Chan Ho Yin Brian tarafından kurulan marka, klasik ve vintage gözlük formları yorumladığı, sedimenter kaya ve ahşap gibi doğal malzemeleri kullanan ödüllü tasarımlarıyla tanınıyor. Unsuikyo’nun estetik anlayışı nostaljik değil, zamansız bir çizgide konumlanıyor. Konforu, uyumu ve dünyaya bakışta kendine özgü bir yaklaşımı bir arada sunuyor. Ancak doğa, hiçbir zaman sadece yüzeysel bir görsel referans olarak ele alınmıyor.

Scion | Oran, Ağırlık & Dokunsal Denge
Hız, yenilik ve anlık etki odaklı bir sektörün içinde Unsuikyo’nun en yeni koleksiyonu Scion, bilinçli olarak ters yönde ilerliyor. Koleksiyon, Japonya Yakushima Adası’nın sisli ormanlarında bin yılı aşkın süredir ayakta duran kadim sedir ağacı Jomonsugi’den ilham alıyor. Bu ağacın gücü, zorlayıcı bir dayanıklılıktan değil; sabırdan, uyumdan ve zamana yayılmış bir varoluştan geliyor. Scion koleksiyonu, Jomonsugi’nin sessiz gücünü Japon zanaatkarlığıyla şekillenen çağdaş gözlük tasarımlarına taşıyor. Her parça, yalnızca bir tasarım değil, doğada bulunan kalıcı niteliklerin zarif bir hatırlatıcısı olarak konumlanıyor. Scion, dikkat çekmeye çalışmıyor. Zaman içinde kendini hissettiriyor. Jomonsugi’nin zamana direnen varlığını modern gözlük diline çeviren Unsuikyo, günümüz optik dünyasında nadir bulunan bir yaklaşım sunuyor. Zamana, ölçülülüğe ve içsel güce değer veren bir koleksiyon ortaya koyuyor. Scion’un kısa süre önce Japan Eyewear Award 2026, Grand Prix ödülüne layık görülmesi de koleksiyonun ölçülü duruşu ve kendinden emin karakteriyle birebir örtüşüyor. Hızla akan bir dünyada Scion, durmayı öneriyor ve kullanıcıyı bu dinginliğe davet ediyor. Scion koleksiyonunda sedirin ruhu; form, doku ve deneyim üzerinden yorumlanıyor. Koleksiyon, gücün kendini ilan etmek zorunda olmadığını hatırlatıyor. Bu güç, malzeme seçimlerinde, incelikli detaylarda ve özenli mühendislikte sessizce var oluyor. Japonya’da üretilen her çerçeve, gündelik hayat içinde kısa bir duraklama anı yaratmak üzere tasarlanıyor. Scion, yüzü domine etmeyi hedeflemiyor. Bunun yerine oran, ağırlık ve dokunsal denge yoluyla kullanıcıyı merkezde tutuyor.

Sedir ve Zanaat Arasındaki Diyalog
Scion koleksiyonunun ayırt edici karakteri, sedir kabuğunun katmanlı ve zamanla şekillenmiş yüzeyini yansıtan metal dokularda kendini gösteriyor. Bu dokular yalnızca görsel bir süsleme değil, dokunulduğunda da hissedilmesi amaçlanan ve bilinçli olarak yerleştirilmiş tasarım unsurlarıdır.  Bu yüzeylere eşlik eden dekoratif metal pimler ise geçmişte samurayların tören kıyafetlerinde kullanılan metal detaylardan ilham alıyor. Tarihsel olarak iç disiplinin ve sessiz kararlılığın simgesi olan bu unsurlar, Scion modellerinde gösterişten uzak bir denge ve duruş ifadesine dönüşüyor. Unsuikyo’nun üç kademeli ayarlanabilir sap ucu sistemi, kişiye özel uyum sağlarken koleksiyonun sakin estetik dilini koruyor. Scion’da bu detaylar, kutsal kabul edilen sedir ağacının temsil ettiği onur ve dinginliği çağrıştıran çağdaş bir sembole dönüşüyor. Hafif malzemeler, titiz mühendislik ve ayarlanabilir sap uçları, doğadan gelen bu ilhamı günlük yaşamda hissedilebilir kılan dengeli bir bütün oluşturuyor. Konfor, burada ikincil bir özellik değil, tasarım felsefesinin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınıyor. Tüm bu teknik yenilikler, markanın doğal ve rafine estetik çizgisiyle uyum içinde ilerliyor.

Beş Tasarım, Tek Bir Kalıcı Ruh
Koleksiyondaki her model, sedirin ruhunu farklı bir açıdan yorumlarken aralarındaki genel uyum da başarıyla korunuyor. Scion M1, kadim bir sedir gövdesinin yere sağlam basan siluetini yansıtıyor. Keskin hatlı dikdörtgen çerçevesi ve dokulu metal sapları, yaşlı kabukların derin çizgilerini çağrıştırarak dengeli ve kararlı bir duruş sunuyor. Scion M2, sedir dallarının doğasına özgü eğriliklerinden ilham alıyor. Yuvarlatılmış çerçevesi ve ahşap damarını andıran metal köprüsü daha yumuşak bir ifade yaratırken, metal saplar sedir kabuğunun doğal çizgilerine gönderme yapıyor. Dengeli renk geçişleri ve rafine detayları barındıran M2, aynı zamanda Unsuikyo’ya Japan Eyewear Award 2026, Grand Prix ödülünü kazandıran tasarımdır. Scion M3, günlük kullanım için tasarlanmış hafif ve rahat profiliyle öne çıkıyor. Hafif panto esintili formu ve ince işlenmiş sap detayları, sedir yaprakları arasından geçen rüzgarın yumuşak hareketini çağrıştırıyor. Scion M4, daha geniş yüz ölçülerine uygun yapısıyla sedir köklerinin taşıyıcı gücünden ilham alıyor. Sağlam yapısı ve oyma detayları derinlik ve denge hissi yaratıyor. Scion M5 ise kış aylarında sedir tacından süzülen güneş ışığını yorumluyor. Şeffaf ve biyolojik olarak parçalanabilir çerçevesi, dallar arasından geçen ışığın berraklığını yansıtırken, kar tanesini andıran ince dokularla tamamlanıyor. Doğal malzeme kullanılmamasına rağmen M5, formu ve ruhuyla doğayı hatırlatan zarif bir tasarım sunuyor.

Kaynak: The Optical Journal

Şubat 2026

Vogue’dan Yüksek Moda Işıltısı

Dinamik formu ve iddialı çerçeve yapısıyla Vogue, modern feminenliğin asil bir yansımasını sunuyor. Parlak taş işlemeli gümüş tonlu metal çerçeve zarif kaş hizası detayıyla öne çıkıyor. Cam üzerindeki zarif logo tasarıma rafine bir vurgu katıyor. Güçlü silueti ve akıcı hatlarıyla bu parça, stilinde fark yaratmak isteyenler için dikkat çekici bir tamamlayıcı olarak konumlanıyor.

Şubat 2026