Ck Grup Optik

CK GRUP OPTİK

Ninoflex Çocuk Gözlüklerinin İlkeli Üreticisi

“Silmo İstanbul sayesinde ürünlerimizi optisyenlere ve optisyenlik öğrencilerine rahat ve konforlu bir atmosferde tanıtma fırsatı yakalıyoruz.”

Merhaba Can Bey. Kendinizi okurlarımıza tanıtarak sektöre giriş sürecinizi paylaşır mısınız?
Merhaba, ben Can Keleş. Gözlükçü bir ailenin üçüncü kuşak temsilcisiyim. Mağazalarımız 1990’lı yılların ortasında kurulmaya başlandı. Milenyum çağının başlarında ikinci kuşak sayılan ağabeylerim tarafından işletirken, henüz ortaokul dönemindeydim. O dönemlerden lise yıllarımı kapsayacak şekilde okulumdan arta kalan zamanlarda firmamıza gidip gelerek bu mesleğe aşina oldum. Lise mezuniyetim sonrası ise tam zamanlı mağaza yöneticiliği yaparak sektöre giriş yapmış bulunmaktayım.

Ninoflex Glasses’ın ortaya çıkışını, markanızın özelliklerini ve bugün geldiği noktayı bizimle paylaşır mısınız?
Markanın ortaya çıkış hikayesi, Türkiye’de bebek ve çocuklar için yeterince uygun çerçeve modellerinin bulunmamasına dayanıyor. Yetişkin gözlüklerinde 200’ü aşkın markaya rastlanabilirken, çocuklarda yalnızca 4 ya da 5 marka mevcuttu. Bu sebeple piyasadaki boşluğu gidermek amacıyla 2018 yılında ön gözlemler yapıldı ve 2019 itibarıyla Ninoflex markasıyla üretime başladık. Markamızın sunduğu en önemli avantajlar; çocukların yüz şekillerine, kulak mesafelerine ve burun genişliğine göre ortopedik olarak ayarlanabilmesi ve kutu içerisinde yedek parçalarıyla birlikte aileye teslim edilmesidir. Bu da tedavi sürecindeki çocuklar için oldukça faydalı bir çözüm sunmaktadır. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye genelinde 600’ü aşkın satış noktasıyla birçok ailenin ulaşabileceği bir marka haline geldik.

Köklü optik mağazacılık mirasınız, sektörün üretim ve dağıtım tarafına geçişinizi ve Ninoflex Glasses’ın gelişimini nasıl şekillendirdi?
Mağazacılıkta edindiğimiz tecrübe, son tüketiciyi anlama konusunda bizi birkaç adım öne taşıdı ve olası problemlere karşı daha çözüm odaklı bir yaklaşımı benimsememizi sağladı. Bu nedenle sunduğumuz satış sonrası hizmetlerle yarattığımız memnuniyet, bayilerimizi de son derece mutlu ediyor. Amacımız makul şartlarda her iki tarafı da desteklemektir. Bayilerimizin hakkını gözeterek ve tüketiciyi üzmeyecek çözümler sunarak, satıcının ve kullanıcının zihninde olumlu bir izlenim bırakmak Ninoflex Glasses’ın gelişimine önemli katkı sağlıyor.

Bebek ve çocuk gözlükleri gibi özel bir alana odaklanma kararınız nasıl ortaya çıktı?
Türkiye’de optik sektörünün bu alana yeterince önem vermediğini gözlemledikten sonra bu yönde bir karar aldık. Türkiye genelinde yaklaşık 10.000 optisyenlik müessesesi olduğu biliniyor. Bunların büyük çoğunluğunda yalnızca uygun fiyatlı, ‘kurum çerçevesi’ olarak adlandırılan modeller bulunuyor. Çok az firma ortopedik ve fonksiyonel çerçevelere yöneliyor. Oysa çocukların ailelerine bu ürünler doğru anlatıldığında, özellikli çerçeveler için bütçe ayırabildiklerini görüyoruz. Mağazalarda ailelerin davranışlarını gözlemledikten sonra çocuk gözlükleri gibi spesifik bir alana yönelme fikri oluştu.

Ninoflex Glasses ürünleri için tercih ettiğiniz hammaddelerden ve üretim tekniklerinizden bahseder misiniz?
Bebek ve çocuklar söz konusu olduğundan kalitesine güvendiğimiz Avrupa menşeli hammaddeler ve üretim teknikleri kullanmaktayız. Kullandığımız hammaddelerin tüm laboratuvar analizleri yetkili kurumlar tarafından yapılmıştır ve de sertifikalandırılmıştır. Ürünlerimiz için hassas bir yaklaşım içerisindeyiz. Alerjen içermeyen malzeme seçimleri yapmanın yanı sıra, üretim sürecinde de kullanıcı sağlığını ön planda tutmaktayız. Çerçevelerimiz titizlikle üretildikten sonra birkaç aşamalı kalite kontrolden geçirilerek önce bayilerimize, ardından son kullanıcıya ulaştırılıyor. Bu titizlik ve kalite anlayışımız nihai tüketici tarafından henüz tam anlamıyla idrak edilmese dahi, bayilerimizden aldığımız olumlu geri bildirimler ve giderek büyüyen bayi ağımız nihai tüketicinin memnuniyetini kanıtlıyor.

Türkiye’de ilk silikon burun pedi ve kafa bandı üretimini başlatarak, dışa bağımlılığı azaltmanız önemli bir adım. Bu süreci anlatır mısınız?
Üretime başladığımız andan itibaren gözlüğümüze ait her parçanın Türkiye’de ulaşılabilir olmasını önemli hedeflerimizden biri olarak belirledik. Satış sonrası hizmetleri hızlı sunabilmek açısından bu kritik bir konuydu. Bugün geldiğimiz noktada gözlüklerimizin yüzde 97’sini oluşturan bileşenleri yerli tedarikçilerden temin ederek üretir hale geldik. Silikon burun pedleri ve kafa bantları markamıza özel olduğu için dışa bağımlı kalmak istemedik. Bu hamleler, sermayenin yurt dışına çıkmasını önleyerek ülkemizde kalmasına katkı sağladı.

Türkiye genelinde 67 ilde, 600’ü aşkın bayiniz mevcut. Bu satış ağını yönetirken en çok nelere dikkat ediyorsunuz?
Bayilerimize mağazada satış yaparken ürünü alabilecek kişilere anlatım ve aktarımlarını kolaylaştıracak yardımcı ekipmanlar, teşhir ürünleri hediye etmekteyiz. Burada amacımız, bayilerimizi yalnız bırakmayıp sürekli görsel ve video hazırlıkları ile onlara satış süreçleri için gerekli desteği sunmaktır. Ürünü son tüketiciye tanıtma ve anlatma sırasında bu gibi unsurların taşıdığı önemin bilincinde olduğumuzdan, bu desteğimize aralıksız devam etmekteyiz. Ninoflex Glasses web sitesine de bu sebeple hassasiyetle yaklaştık. Web sitesinin çok iyi detaylandırılmış ve anlaşılabilir hale gelmesine özen gösterdik. Tüketicilerin Türkiye’nin hangi bölgesinde olurlarsa olsunlar ürüne kolayca ulaşması için onları en yakın lokasyondaki bayimize yönlendirebilecek haritalama sistemi ekledik.  Aynı zamanda mesai saatleri içerisinde çok hızlı dönüş yapan bir destek hattımız bulunmaktadır.

Kaliteden ödün vermeden ulaşılabilir fiyatta kalma çizginizi koruyorsunuz. Bu zorlu dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?
Bu dengeyi sağlamak için yalnızca kazançtan değil, zamandan da feragat ediyoruz. Titiz analizler yapıyoruz. Bu noktada, ürünlerimizi satan bayilerin de kullanan çocukların ve ebeveynlerinin memnun kalmasını sağlamanın bizim önceliğimiz olduğunu bir kez daha vurgulamak isterim. Yurt dışından gelen markalara kıyasla daha uygun fiyatla aynı kaliteyi sunuyor, satış sonrası hizmette ise daha fazlasını sağlıyoruz. Markamızın saygınlığını koruyarak giderek güçlendirmemiz, tüm iş ortaklarımıza çözüm odaklı yaklaşmamız sayesinde gerçekleşiyor; bu yaklaşım da yüksek memnuniyetle sonuçlanıyor. Bu sebeple global markalara göre konumlandırmamızın oldukça iyi olduğunu düşünüyoruz.

CK Grup Optik olarak AR-GE çalışmalarınızı şu anda hangi başlıklara yönlendiriyorsunuz?
Firma olarak şu anda öncelikli hedefimiz gözlüklerimizi yaşadığımız dünyaya minimum düzeyde zarar veren malzemeler ve üretim teknikleriyle hazırlamaktır. Başlangıcımızdan bu yana temel amacımız budur. Sürekli gelişme açık olan yapımızla, AR-GE çalışmalarımızı ve yatırımlarımızı çevre dostu üretim malzemeleri arayışı ve uygulamaları üzerine yoğunlaştırmış durumdayız. Doğada geri dönüşümü mümkün olabilecek hammaddelerin üretilmesi ve bunları ürünlerimize uyarlama hayalimizi gerçeğe dönüştürmeye odaklandık diyebilirim.

Ninoflex Glasses için kısa ve orta vadeli planlarınızdan söz eder misiniz?
Dünya genelinde sektörü ve sektörel yenilikleri yakından takip ediyoruz. Kısa vadede tüm bayilerimizi kapsayan bir B2B sipariş sistemiyle dijitalleşmeyi artırmak istiyoruz. Orta vadede ise renk ve model çeşitliliğini artırmak, uygun ortam oluştuğunda güneş gözlüğü koleksiyonu oluşturmak ve ilgi duyulan çocuk modeller ile işbirlikleri yapmak hedeflerimiz arasında yer alıyor. Aynı zamanda, görme kusurlarını destekleyici yenilikçi ortezlere yatırım yapmayı planlıyoruz. Doğru zaman ve ekipler bir araya geldiğinde ise yeni pazarlara açılmayı amaçlıyoruz.

Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın sektörün geneline ve siz gibi yerli üreticilerimize katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul’un sektörümüz için son derece önemli ve prestijli bir organizasyon olduğunu düşünüyorum. Sektör içerisinde yer alan ya da sektöre adım atmayı düşünenler için önemli bir deneyim ve vizyon alanı yaratıyor. Üreticiler olarak ürünlerimizi optisyenlere ve optisyenlik bölümü öğrencilerine rahat ve konforlu bir atmosferde tanıtma fırsatı yakalıyoruz. Aynı zamanda yerli markaların ve ürünlerin yabancı ziyaretçilerle buluşması açısından da fuar kritik bir önem taşıyor. 2025’te 12.si gerçekleşen bu değerli organizasyonun daha uzun yıllar Türkiye optik sektörüne hizmet etmesini temenni ediyorum.

Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Son olarak 4 your eyes ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Sektördeki yenilikleri bu kadar hızlı ve titiz şekilde aktaran başka bir dergi olduğunu düşünmüyorum. Yeniliklerden haberdar olmak için her sayıyı mutlaka inceliyorum. Şimdiye kadar yaptığınız ve bundan sonra yapacağınız tüm yayınlarınız için teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.

Şubat 2026

Aspendos Optik

ASPENDOS OPTİK

İş Ortaklarına Değer Sunuyor

“Silmo İstanbul vizyonumuzu ve yeni koleksiyonlarımızı yüzlerce iş ortağımıza aynı anda sunabildiğimiz eşsiz bir platform. Ancak daha da önemlisi, değerli
bir geri bildirim ve ilham kaynağı.”

Merhaba Mesut Bey. Kendinizi okurlarımıza tanıtarak, sektöre giriş sürecinizi bizimle paylaşır mısınız?
Merhaba, ben Mesut Özkul. 2011 yılında başlamış olduğum bu yolculuğa Aspendos Optik’i kurarak devam ettim. Optik sektörüne sahadan geliyorum. Perakende tarafında başladığım bu yolculuk bana vitrin önündeki heyecan kadar, vitrinin arkasındaki sorumluluğu da öğretti. Mağazanın nabzını tutmayı, müşterinin beklentisini okumayı ve ürünün gerçek değerini sahada anlamayı her zaman öncelik bildim. Aspendos Optik’i kurarken de bu birikimi; daha sistemli, daha sürdürülebilir ve uzun vadeli bir yapı kurmak için değerlendirdim.

Aspendos Optik’in kuruluş hikayesinden bahsedebilir misiniz? Perakendeden distribütörlüğe uzanan bu yolculuk nasıl şekillendi?
Aspendos Optik aslında bir ihtiyaçtan doğdu. Perakendede çalışırken Türkiye’deki bazı mağazaların kalite, bazılarının tasarım, bazılarının ise güvenilir tedarik aradığını net olarak gördüm. Bu üç unsuru aynı anda sunan yapı sayısı sınırlıydı. Ayrıca, zamanla pazardaki büyük markaların domine ettiği tek tip ürün yelpazesinin bir potansiyel boşluğu yarattığını fark ettik. Bizim gibi, farklı ve özgün tasarımlar arayan, kaliteyi ve hikayeyi önemseyen bir kitle vardı. Distribütörlük yolculuğumuz, yalnızca ürün getirmek değil; markayı pazarda doğru anlatan, mağazanın yanında duran bir iş modeli kurma hedefiyle şekillendi. Bir tedarikçi olmaktan çok, iş ortağı olmayı seçtik.

Pazarda sessiz lüks olarak konumlanan markalarla çalışıyorsunuz. Portföyünüzü seçerken nasıl bir yol izlediniz?
Sessiz lüks bizim için bir duruştur. Gösterişten uzak ama detayda kendini belli eden, kullanan kişiye ayrıcalıklı hissettiren ürünleri tercih ediyoruz. İş ortaklarımız da markanın popülerliğinden çok ardındaki ustalığa değer veren bir kitleden oluşuyor. Stratejimizi belirlerken, Bu ürünü 10 yıl sonra da takar mısınız? sorusunu sorduk. Cevabımız “evet” ise o marka bizim için doğru markaydı. Marka seçimlerimizde hızlı satıştan çok, uzun vadede değerini koruyan koleksiyonlara yatırım yapıyoruz. Bu strateji bize hem sadık mağaza iş ortakları hem de bilinçli bir kullanıcı kitlesi kazandırdı.

Bloomdale, Malt Belgian ve Jose Alvarez Premium markalarını Türkiye’ye kazandırdınız. Markalarınızın genel özelliklerinden bahseder misiniz?
Bambaşka başlıklara ışık tutan bu 3 Avrupa markasının; özgün ve benzersiz oluşları, firmamızın kuruluş amacıyla birebir bütünleşiyor. Portföyümüzdeki her marka, bir ailenin farklı karakterdeki üyeleri gibidir. 3’nü de seçerken, birbirini tamamlayan markalar olmalarına özen gösterdik. Bloomdale Eyewear Hollanda’dan gelen bir renk ve neşe patlamasıdır. Cesur renk kombinasyonları ve özgün formları ile özellikle kendini ifade etmekten çekinmeyen, enerjik bir kitleye hitap ediyor. Sınırlı sayıda üretimi ve zamansız tasarım anlayışı ile yüksek konfor sunuyor. Malt Belgian Eyewear, Belçika tasarımının minimalist ve sofistike ruhunu yansıtır. Odak noktası, malzeme kalitesi ve kusursuz detay işçiliğidir. Sessiz lüksü gerçek anlamda yaşatır. Jose Alvarez Premium ise sanatsal bir markadır. İleri malzeme teknolojisi, sınırlı sayı üretim, ultra hafiflik ve rafine estetiği bir araya getiren özel bir markadır. El işçiliğinin ve doğal malzemelerin ön planda olduğu, her birinin kendine has bir ruhu olan koleksiyonlar sunar. Her üç markamız, farklı zevklere hitap ederek, iş ortaklarımıza her kullanıcıya rahatça sunabilecekleri eşsiz alternatifler sağlar.

Türkiye genelinde 553 iş ortağınız bulunuyor. Bu portföyü yönetirken nasıl bir satış ve lojistik modeli uyguluyorsunuz?
Bu büyüklükte bir ağı yönetmenin tek yolu sistem ve insani temas arasındaki dengeyi kurmaktır. 553 iş ortağı, bizim için 553 farklı başarı hikayesi anlamına gelir. Bu geniş ağı yönetmenin sırrı, merkezi verimlilik ile yerel esnekliği birleştirmekte yatıyor. Güçlü bir merkez depo, doğru planlama ve sahada aktif çalışan ekiplerle ilerliyoruz. Onlar sadece sipariş alan kişiler değil, iş ortaklarımızın danışmanlarıdır. Satış tarafında birebir ilişkiyi kaybetmemeye, lojistikte ise hız ve sürdürülebilirliğe odaklanıyoruz. Ayrıca, sadece saha ekibimizin değil, günden güne artan iş ortaklarımız ile bizzat iletişimde kalmayı daima kendime görev biliyorum. İşin mutfağından gelen biri olarak bu lojistik modeline dair örneklerin sektörde maalesef pek yaygın olmadığını da eklemek isterim.

Aspendos Optik olarak sürdürülebilirlik, kalite ve tasarım arasındaki dengeyi nasıl kuruyorsunuz?
Biz sürdürülebilirliği bir pazarlama argümanı olarak değil, iş yapış biçimi olarak görüyoruz. Uzun ömürlü ürün, bilinçli üretim ve zamansız tasarım bu vizyonumuzun temelini oluşturuyor. Biri eksik olursa yapı çöker. Bu dengeyi, öncelik sıralaması olarak değil, entegrasyon felsefesi olarak görüyoruz. Zaten bir ürünün temel malzeme ve işçilik kalitesi bizim standartlarımızı karşılamıyorsa, tasarımının ne kadar güzel olduğunun veya ne kadar sürdürülebilir olduğunun bir önemi kalmaz. Tasarım, bu kaliteli malzemenin ruha bürünmüş halidir. Amacımız, estetik olarak çarpıcı ama aynı zamanda fonksiyonel ve ergonomik tasarımlar sunmaktır. Çalıştığımız markalar, geri dönüştürülmüş asetat, biyo-bazlı plastikler veya sorumlu kaynaklardan elde edilmiş metaller gibi çevre dostu malzemeler kullanmaya giderek daha fazla önem veriyor. Bazı çerçevelerimiz, üretim sürecinde su tüketimini %60 azaltan teknolojilerle üretiliyor.

Portföyünüzdeki markalar, malzemelerinde 2011 Nobel Kimya Ödülü kazanmış bir keşiften ilham alıyor. Bu konuyu biraz detaylandırır mısınız?
Evet, 2011 yılında Nobel Kimya Ödülü kazanan Daniel Shechtman; kuazi (yarı) kristallerin, bilinen ve geleneksel kristal yapılarından farklı, kendini tekrar etmeyen ama son derece düzenli bir atom dizilimine sahip malzemelerle ilgili olduğunu keşfetti. Portföyümüzdeki markalar da; havacılık ve uzay sanayinde kullanılan bazı titanyum ve paslanmaz çelik alaşımlarını bu teknolojik keşiften yola çıkarak gözlük çerçevelerine uyguluyor. Böylece malzemeler inanılmaz derecede hafif, esnek, korozyona karşı dayanıklı ve en önemlisi anti-alerjik özellikler gösteriyor. Geleneksel bir metal çerçeve büküldüğünde kalıcı olarak deforme olabilirken, bu özel alaşımlar ‘şekil hafızası’ sayesinde eski formuna geri dönebiliyor. Mühendislik harikası olan bu gözlükler; son kullanıcı için neredeyse yokmuş gibi hissettiren bir hafiflik, gün boyu konfor ve yıllarca sürecek bir dayanıklılık anlamına geliyor.

Mağazalara yalnızca ürün değil, değer sunduğunuzu söylüyorsunuz. Aspendos Optik için değer sunmak ne anlama geliyor?
Bizim için değer, iş ortağımızın kapısından içeri giren bir müşterinin ‘bu mağazada farklı bir şey var’ demesini sağlayan her şeydir. Bu değeri oluşturmamızı sağlayan unsurları; Farklılaşma Gücü, Operasyonel Huzur, Bilgi ve Eğitim olarak ayırıyorum. İş ortaklarımıza, bir hikayesi ve karakteri olan, rekabette onları bir adım öne çıkaracak ürünler sunuyoruz. Böylece fiyatla değil, kalite ve stil ile rekabet etmelerini sağlayarak diğer mağazalardan ayrışmalarının önünü açıyoruz. Öte yandan bir optikçinin en büyük kabusu olan istediği ürünün stokta olmayışı veya haftalarca bekleme sorununu; hızlı lojistiğimiz, kolay ulaşılabilir müşteri hizmetlerimiz ve esnek ödeme koşullarımızla çözümlüyoruz. Onlar işlerine odaklanırken, biz arka planı güvence altına alıyoruz. Sattığımız her ürünün hikayesini, malzeme özelliklerini ve tasarım felsefesini iş ortaklarımızla paylaşıyoruz. Onlara sadece bir ürün değil, müşterilerine anlatacakları bir hikaye veriyoruz. Bu bilgilendirmeler ve eğitimler de satış personelinin motivasyonunu ve satış başarısını doğrudan artırıyor.

Aspendos Optik’in dijital pazarlama yaklaşımı nasıldır? Tüketiciye doğrudan satış veya reklam yapıyor musunuz?
Dijital pazarlama stratejimiz, sessiz lüks konumlandırmamızla paralel olarak değerli içerik üretmek üzerine kurulmuştur. Biz doğrudan son tüketiciye yönelik kitlesel reklamlar yapmıyoruz. Aspendos Optik’in web sitesi, markalarımızı ve koleksiyonlarımızı sergileyen şık bir dijital showroom özelliği taşır. Mevcut iş ortaklarımız, burada onlara açtığımız e-bayi aracılığıyla showrrom’dan kendilerine özel içerikleri görüp, alış-veriş yapabilmekteler. Sosyal medyada ise Instagram’da aspendosoptiktr ve Facebook’ta aspendos optikk olarak; markalarımızın hikayelerini, tasarım detaylarını ve felsefesini anlatan profesyonel içerikler üretiyoruz. İş ortaklarımız, bu içerikleri sosyal medya hesaplarında kolayca paylaşarak müşterilerine ulaşabiliyor. Özetle bizim dijital görünürlüğe ve ticarete yönelik vizyonumuz; iş ortaklarımıza en konforlu seviyede gerçek bir distribütör deneyimi yaşatmak üzere şekillenmiştir.

Aspendos Optik’ten kısa ve orta vadede yeni marka yatırımları veya sürprizler bekleyebilir miyiz?
Kesinlikle evet. Kısa vadede, mevcut markalarımızın özel kapsül koleksiyonlarını ve Türkiye’ye özel tasarımlarını iş ortaklarımızla buluşturmaya odaklanmış durumdayız. Orta vadede ise portföyümüzdeki karakterleri tamamlayacak yeni bir marka arayışımız sürüyor. Özellikle, teknoloji ile modayı birleştiren, akıllı gözlük segmentinde veya tamamen sürdürülebilir ve döngüsel ekonomi prensipleriyle üretim yapan niş bir markayı radarımıza almış durumdayız.

Aspendos Optik Kurucusu olarak başarı sizin için ne ifade ediyor, neyle ölçülüyor?
Benim için başarı, sabah uyandığınızda yaptığınız işe karşı duyduğunuz heyecanın hiç bitmemesidir. Rakamlar, pazar payı, ciro; bunlar elbette önemli metrikler ama asıl başarı, birlikte çalıştığınız insanların, yani ekibimizin ve iş ortaklarımızın sizinle birlikte büyüdüğünü ve mutlu olduğunu görmektir. Aspendos Optik’i kurarken 5 yıl sonrası için hayalim, Türkiye’de ‘farklı ve kaliteli gözlük’ denince akla gelen bir marka olmaktı. Finansal olarak bu hedefe ulaştık. Ancak bugün anlıyorum ki, asıl hayalim bundan daha öteymiş. Başarıyı artık bir varış noktası olarak değil, bir yolculuk olarak görüyorum. Bugün başarımın tanımı, 553 iş ortağımızın vitrinine koyduğu bir gözlüğün, bir müşterinin yüzünde gülümsemeye dönüştüğünü bilmektir. Başarı, yarattığımız bu değer zincirinin her halkasının güçlü ve mutlu olmasıdır. Hayalim, sayısal hedeflerden daha çok anlam ve etki yaratmaya evrildi.

Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Fuarın sektöre katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı, Türkiye optik sektörünün uluslararası arenadaki gücünü ve potansiyelini göstermesi açısından kritik bir öneme sahiptir. Bizim gibi toptancılar için de vizyonumuzu ve yeni koleksiyonlarımızı yüzlerce iş ortağımıza aynı anda sunabilme fırsatı verdiğinden, eşsiz bir platform olduğunu düşünüyorum. Ancak daha da önemlisi, Silmo İstanbul, biz optik profesyonelleri için bir geri bildirim ve ilham kaynağı haline geldi. Anadolu’nun dört bir yanından gelen iş ortaklarımızın nabzını tutma, onların beklentilerini ve yaşadıkları zorlukları ilk ağızdan dinleme fırsatı buluyoruz. Bu yüzden Silmo İstanbul’un sektöre katkısının paha biçilmez olduğunu düşünüyorum.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ile ilgili yorumlarınızı öğrenebilir miyiz?
Bu değerli dergide yer verdiğiniz için asıl biz size teşekkür ederiz. Sektördeki yenilikleri, farklı bakış açılarını ve derinlemesine analizleri okuyucuyla buluşturarak, tüm paydaşların vizyonunu genişletiyorsunuz. Sizin gibi kaliteli yayınlar, sektörün sadece ticari olarak değil, entelektüel olarak da gelişmesine büyük katkı sağlıyor. Başarılarınızın devamını dilerim.

Ocak 2026

Efes Optik

EFES OPTİK

Sektördeki Çözüm Ortağınız

“Silmo İstanbul 2025’in ziyaretçi kalitesi ve profesyonel atmosferiyle önceki yıllar ile kıyaslandığında çok daha başarılı olduğunu düşünüyorum.”

Merhaba Gökhan Bey, Kendinizi okurlarımıza kısaca tanıtarak, sektöre nasıl başladığınızdan bahseder misiniz?
Merhaba, ben Gökhan Pehlivanoğlu. Optik sektörüne 1994 yılında bir firmaya ortaklık yaparak başladım. Bu tarihlerde sektöre girişim hem ticarete olan ilgim hem de Türkiye’de kaliteli ve ulaşılabilir gözlüğe duyulan ihtiyacı fark etmemle şekillendi. Daha sonra 1999 yılında Efes Optik’i kurdum. Optik sektöründe içerisinde yer aldığım 30 yılın üzerindeki süreç boyunca edindiğim en büyük deneyim, başarılı bir işin ancak güçlü bir ekip, sürekli yenilik arayışı ve müşteriyi odağa alan bir anlayışla sürdürülebileceğidir.

Efes Optik köklü bir firma. Kuruluş hikayenizi ve 25 yıla yaklaşan yolculuğunuzdaki büyüme stratejinizi paylaşır mısınız?
Kuruluş hikayemiz aslında az önce değindiğim gibi optik sektörü açısından eksikliğini fark ettiğim bir ihtiyacı karşılamak amacıyla başladı. Türkiye’de hem kaliteli hem de fiyat–performans açısından dengeli ürünlerin eksikliği söz konusuydu. Bu eksikliği doldurmak için yola çıktık. Büyüme stratejimiz ise hiçbir zaman kısa vadeli hedeflere değil, sürdürülebilir markalar oluşturmaya yönelik oldu. Dağıtım gücümüzü giderek artırdık, güçlü koleksiyon geliştirme süreçleri kurduk ve markalaşmaya yatırım yaptık. Efes Optik’in başarısı da bu anlayışla geliştirilen stratejiler için en önemli örneklerinden biridir.

Kalite, Efes Optik için bir ön koşul. Materyal seçimi ve üretim aşamasında kalite standartlarınızı nasıl koruyorsunuz?
Kalite anlayışımız; hammadde seçiminden üretimin son aşamasına kadar kesintisiz bir kontrol sürecine dayanıyor. Kullandığımız titanyum, asetat, metal ve TR90 bileşenlerini uluslararası standartlara göre seçiyoruz. Tüm ürünlerimiz CE kriterlerine uygun olarak üretiliyor. Her koleksiyon, dayanıklılık testlerinden geçtikten sonra bayilerimize ulaşıyor. Bu nedenle Efes Optik’ten çıkan her gözlük hem uzun ömürlü hem de sağlıklı kullanım vadeder.

Asya ve Avrupa’ya ihracat yapıyorsunuz. Uluslararası satış deneyimlerinizi ve firmanıza katkılarını paylaşır mısınız?
Uluslararası çalışmalarımız bize önemli deneyimler kazandırdı. Her pazarın kendi dinamiği ve beklentisi olduğunu gördük. Avrupa ülkelerinde tasarım ve marka algısı ön plandayken, Asya’da hafiflik ve fonksiyonellik çok daha önem kazanıyor. Bu çeşitlilik, koleksiyon geliştirme vizyonumuzu zenginleştirdi ve Efes Optik’i global rekabete hazır bir firma haline getirdi.

Okurlarımıza markalarınızdan ve bu portföyü nasıl geliştirdiğinizden bahseder misiniz?
Bugün bünyemizde Chanzara, Lufian, Garbino, Lady Victoria, Chimi, Scapa, Garbino Kids gibi geniş ve çok yönlü bir marka portföyü bulunuyor. Her markanın kendine ait bir kimliği ve hedef kitlesi var. Amacımız, her tüketicinin tarzına ve yaşam biçimine uygun bir seçeneği sunmaktır. Marka portföyümüzdeki bu çeşitlilik, Efes Optik’i sektörde güçlü ve esnek bir oyuncu haline getiriyor. Hem gençlere hem klasik stile hem de lisanslı ürünlere aynı kaliteyle dokunabilmek bizim için büyük taşır.

Efes Optik AR-GE’ye verdiği önemle tanınıyor. Bu alandaki çalışmalarınızın işleyişinden söz eder misiniz?
AR-GE ekibimiz çalışırken Türkiye’nin farklı bölge ve yaş gruplarındaki yüz formlarını detaylı analiz ediyor. Gözlüğün yalnızca bir aksesuar değil, kişinin yüzüyle bütünleşen bir tasarım olduğunu biliyoruz. Bu nedenle ergonomi, burun köprüsü yapısı, malzeme hafifliği ve uzun kullanım konforu gibi detaylara özel önem veriyoruz. Numune süreçlerimiz oldukça titizdir; her model defalarca denenip revize edilir.

Özellikle Avrupa’ya yönelik ‘yeni bir yerli marka’ hazırlıyorsunuz. Markanızın bu pazardaki yerini nasıl kurguluyorsunuz?
Evet, Avrupa’da modern, özgün ve Türk tasarım gücünü temsil eden bir marka yaratmayı hedeflemekteyiz. Bu markayı; kaliteyi, tasarımı ve ulaşılabilir lüksü bir arada sunacak şekilde konumlandırmayı planlıyoruz. Türkiye’den çıkan bir markanın Avrupa’da kalıcı bir yer edinebileceğine inanıyoruz ve bu hedefimiz doğrultusunda çalışmalarımıza hız kesmeden sürdürüyor; büyük ölçekli yatırımlar yapıyoruz.

Türkiye genelinde 500’ü aşkın bayiniz var. Bayilerinizi nasıl seçiyor ve satışlarına nasıl destek oluyorsunuz?
Bayi ağımızı oluştururken en önemli kriterimiz daima; iş ortaklarımızla uzun soluklu ve güvene dayalı ilişkiler kurmak olmuştur. Türkiye’nin her şehrinde, müşterisine değer veren vizyon sahibi işletmelerle çalışmayı tercih etmekteyiz. Bayilerimize düzenli koleksiyon tanıtımları, hızlı teslimat, satış sonrası hizmet ve perakende destekleri sağlıyoruz. Bayi yapımızın güçlü olmasının nedeni ise onları yalnızca müşteri değil, aynı zamanda iş ortağımız olarak görmemizdir.

Efes Optik’in satış sonrası sürece yaklaşımı nasıldır ve bu süreçte ne gibi hizmetler sunar?
Satış sonrası süreç bizde ürünün satışıyla bitmez, tam aksine başlar. Bayilerimize hızlı parça tedariği, ürün değişim desteği ve teknik çözümler sunuyoruz. Her bölge için özel bir müşteri temsilcisi bulunuyor ve tüm süreçlerimiz minimum aksama ile yürütülüyor. Sektörde ‘çözüm ortağı’ olarak anılmamızın nedeni, ihtiyaç anında hızlı ve şeffaf bir şekilde destek vermemizdir.

Sizce yaklaşan 2026 yılıyla birlikte optik sektöründe hangi trendler ön plana çıkacak?
Yeni yılla birlikte minimal ve fonksiyonel tasarımların öne çıkacağını düşünüyorum. Hafif materyaller, sürdürülebilir üretim, renkli camlar ve retro-modern birleşimi formlar daha fazla talep görecek. Aynı zamanda gözlüğün moda dünyasındaki rolü artmaya devam edecek; kullanıcılar kişisel tarzını daha cesur çerçevelerle ifade etmeye yönelecek.

Geçtiğimiz ay 12. kez düzenlenen Silmo İstanbul Optik Fuarını ve sektöre katkılarını değerlendirir misiniz?
Silmo İstanbul, sektörümüzün en önemli buluşmalarından biri haline geldi. Hem yerli üreticiler hem de uluslararası markalar için güçlü bir vitrin oluşturuyor. Bu yılki Silmo İstanbul ziyaretçi kalitesi ve profesyonel atmosferiyle önceki yıllar ile kıyaslandığında çok daha başarılıydı. Yeniliklerin takip edilmesi, işbirliklerinin kurulması ve sektörün ortak bir çatı altında buluşması açısından büyük değer taşıyor.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ile ilgili yorumlarınızı öğrenmek isteriz?
Derginiz 4 your eyes’ın sektörde bilgi birikimini artıran, trendleri profesyonel bir dille aktaran önemli bir yayın olduğunu düşünüyorum. Hem sektör temsilcileri hem de perakendeciler için değerli bir kaynak olduğuna inanıyorum. Bizlere yer verdiğiniz için teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim.

Aralık 2025

Essa Daniel Klein Group

ESSA DANIEL KLEIN GROUP

Herkes İçin Moda

“Silmo İstanbul Optik Fuarı yeni ürünleri tanımak ve müşteri portföyünü genişletmek isteyen firmalar için en doğru adres konumundadır.”

Merhaba Ercan Bey. Kendinizi okurlarımıza tanıtarak, sektöre giriş süreciniz ve bugüne kadar edindiğiniz tecrübelerden kısaca bahseder misiniz?
Ben Ercan Çevik, 1973 yılında Antalya’nın Akseki ilçesinde doğdum. Aile mesleğimiz olan saatçiliğe ikinci kuşak temsilci olarak adım attım. Küçük yaşlarda katıldığım yurtdışı seyahatleri ve fuarlar, ufkumun genişlemesine ve küresel vizyon kazanmama büyük katkı sağladı. Bu deneyimler, ilerleyen yıllarda işimizi yalnızca Türkiye ile sınırlı görmememiz gerektiğini anlamamı sağladı. Bugün geldiğimiz noktada, ürünün ilk tasarım aşamasından nihai tüketiciye ulaşmasına kadar geçen her adımda edindiğimiz tecrübe, Essa Group’un yüksek kalite ve hizmet standartlarının temelini oluşturuyor.

Essa Group olarak 50 yılı aşkın süredir saat sektöründe güçlü bir konumdasınız. Öncelikle bize şirketinizin hikayesini ve bugün geldiği noktayı anlatır mısınız?
Essa Group’un serüveni, Tahtakale Eminönü’nde 7 metrekarelik küçük bir dükkânda başladı. Bu mütevazı başlangıç, ailemizin iş disiplini ve azmi sayesinde kısa sürede büyüyerek profesyonel bir yapıya dönüştü. Lokomotif markamız Daniel Klein’in markalaşma yolculuğu 1998 yılında başladı; 1999’dan itibaren dünya genelindeki tescil süreciyle 2000 yılında hem Türkiye’de hem de 36 ülkede resmi tescil aldık. Bu adım, uluslararası pazara açılmamızın mihenk taşı oldu. Bugün 85’ten fazla ülkeye ihracat yapan, 1.000’e yakın satış noktasına ve 25 perakende mağazasına sahip global bir markaya dönüşmüş durumdayız. Başarımızın ardındaki en önemli unsur “Herkes için Moda” anlayışıyla dürüst, şeffaf ve azimli bir çalışma kültürünü sürdürmemizdir.

Essa Group bugün 85’ten fazla ülkeye ihracat yaparak büyümeyi sürdürüyor. Global ölçekteki bu başarılı yapının yönetiminde hangi stratejiler öne çıkıyor?
Global ölçekte faaliyet göstermek, esnek ve ileri görüşlü bir yönetim modelini zorunlu kılar. Bu nedenle stratejik planlama, vizyoner liderlik ve dijitalleşme odaklı bir yaklaşıma öncelik veriyoruz. Uluslararası tedarik zinciri ve lojistik süreçlerimizi sürekli optimize ederek maliyet etkin ve kesintisiz bir operasyon yapısı oluşturduk. Her pazara özgü yerelleştirilmiş pazarlama stratejileriyle markalarımızı doğru konumlandırıyor, kültürel farklılıklara duyarlı iletişim modelleri geliştiriyoruz. İnsan kaynağımızı ise yetkinlik bazlı eğitim programları ve kariyer gelişim olanaklarıyla destekliyoruz. Müşteri geri bildirimlerini ürün geliştirme döngümüzün merkezine alıyor; dijital yönetim sistemleri sayesinde olası risklere karşı proaktif çözümler geliştiriyoruz.

Son yıllarda saatten gözlüğe uzanan yeni bir yolculuğa adım attınız. Gözlük kategorisine giriş kararınız nasıl şekillendi?
Yıllar içerisinde edindiğimiz küresel tecrübe ve yerel gücümüz, kaliteye olan bağlılığımızla müşteri memnuniyetini esas alan yaklaşımımız, bizi sadece saat değil, stilin tamamlayıcı diğer unsurlarına da yönelmeye teşvik etti. Saat sektörü, bize tasarım, üretim ve küresel marka yönetimi konusunda güçlü bir bilgi birikimi kazandırdı. Bu deneyim, stilin tamamlayıcı unsurlarına yönelmemiz için doğal bir zemin oluşturdu. Gözlük de tıpkı saat gibi sadece işlevsel bir ürün değil; kişinin kimliğini ve tarzını yansıtan bir moda ifadesidir. Tüketici eğilimlerinin de fonksiyon ve estetiği bir arada sunan markalara yöneldiğini gözlemledik. Bu doğrultuda profesyonel bir gözlük departmanı kurarak güçlü bir ekiple optik sektörüne adım attık ve kısa sürede kendimize sağlam bir yer edindik.

Güçlü bir marka portföyünüz var. Markalarınız ve koleksiyonlarının temel özellikleri hakkında bizi bilgilendirir misiniz?
Daniel Klein, Fashion for Everyone (Herkes için Moda) mottosuyla yola çıkan ve dünya genelinde milyonlarca kullanıcıya ulaşan bir marka olarak, gözlük koleksiyonunda da aynı felsefeyi sürdürüyor. Marka, modayı takip eden, kendine özgü tarzını kaliteli ve uygun fiyatlarla yansıtmak isteyen herkese hitap ediyor. Kökleri 1886 yılına uzanan ve Amerikan polo kültürünü temsil eden Santa Barbara Polo & Racquet Club, klasik ve sportif yaşam tarzını benimseyenler için global bir stil sembolüdür. Gözlük koleksiyonunda da bu zarif ve rahat şıklığı net bir şekilde görebilirsiniz. İtalyan tasarım mirasını modern çağın ihtişamıyla buluşturan Valentino Orlandi, gözlük koleksiyonunda da eşsiz bir lüks anlayışını temsil ediyor. Her modeli adeta bir tasarım objesi gibi özenle hazırlanan bu koleksiyon, göz alıcı detayları ve sofistike yapısıyla öne çıkıyor. Kısacası Daniel Klein; geniş kitlelere hitap eden trend odaklı ulaşılabilir moda, Santa Barbara Polo & Racquet Club; sportif zarafet, rahatlık ve günlük yaşam şıklığı, Valentino Orlandi ise lüks ve ihtişamı tercih edenler için vazgeçilmez seçenekler sunuyor.

Markalarınız tasarım dili, işlevsellik ve ulaşabilirlik açısından farklı zevklere ve ihtiyaçlara uyumlu. Tüketici tarafında bu çeşitlilik nasıl bir karşılık alıyor?
Portföyümüzdeki her marka, farklı beklenti ve yaşam tarzlarına hitap ediyor. Daniel Klein, “modayı yakından takip ediyorum ama bütçemi zorlamıyorum” diyen kullanıcılar tarafından tercih ediliyor. Santa Barbara Polo & Racquet Club serileri kalite ve konforu, abartısız sportif şıklıkla birleştiren müşterilerden olumlu dönüşler alıyor. Valentino Orlandi ise “lüks, zarafet ve özgün tasarım” arayışındaki tüketicilere hitap ediyor. Bu çeşitlilik Essa Grup’un Herkes için Moda vizyonunun somut bir yansımasıdır.

Gözlük serilerinizde kaliteye, özel bir vurgu yapıyorsunuz. Malzeme seçiminden üretim süreçlerine kadar hangi kriterleri gözetiyorsunuz?
Gözlük koleksiyonlarımızda yalnızca estetik değil, uzun süreli kullanım konforu da öncelikli kriterimizdir. Hafiflik, ergonomik yapı ve cilt dostu malzemeler titizlikle seçilir. Kaliteyi, sadece şık bir görünüm değil, gün boyu rahat hissettiren kusursuz bir kullanıcı deneyimi olarak tanımlıyoruz. Bu anlayış, ürünlerimizin uluslararası pazarlarda da güvenle tercih edilmesini sağlıyor; çünkü bizim için kalite sadece şık görünmek değil, gün boyu rahat hissettiren doğru ürünü sunabilmektir. 

Optik kanalında işbirliği yaptığınız mağaza ve optisyenlerle ilişkilerinizi nasıl yönetiyorsunuz? Onlara sunduğunuz destekler nelerdir?
Ürünlerimizi müşterilerimizle buluştururken, her zaman kalite ve güvenin arkasında durarak garanti güvencesi sunuyoruz. Aynı zamanda tedarikçilerimize ödeme kolaylıkları ve cazip satış fırsatları sağlayarak uzun vadeli, sürdürülebilir iş birlikleri kurmaya özen gösteriyoruz. Kuruluş sürecimizde benzer zorlukları bizzat yaşamış bir firma olarak, bugün tedarikçilerimizin karşılaştığı ihtiyaç ve beklentileri çok iyi anlıyor; bu nedenle her adımda onların yanında yer almayı ilkesel bir duruş olarak benimsiyoruz. Çünkü biz, birlikte büyümenin gerçek başarının anahtarı olduğuna inanıyoruz.

Essa Group olarak yakın dönem dair hedefleriniz neler? Yeni yatırımlar, işbirlikleri ya da ürün grubu genişletme planlarınız var mı?
Essa Group olarak her geçen yıl yatırımlarımızı artırarak büyümeye devam ediyoruz. Tüm faaliyetlerimizde pazar dinamiklerini ve müşteri taleplerini dikkate alarak, üretim süreçlerimizi nihai tüketici odaklı bir anlayışla şekillendiriyoruz. Stratejik yatırımlarımızla öncelikle ülkemizin kalkınmasına katkı sağlamayı, ardından markamızın global ölçekte bilinirliğini artırmayı hedeflemekteyiz. Bu doğrultuda, insan kaynağımızı da güçlendirerek, yetkin ve kalifiye çalışan sayımızı artırmaya büyük önem veriyoruz. Hedefimiz, markamızın ulaşmadığı hiçbir nokta bırakmadan, tüm paydaşlarımıza en yüksek kalitede hizmet sunmaktır. Bu vizyon doğrultusunda sürdürülebilir büyüme, inovasyon ve müşteri memnuniyetini temel alan bir gelişim programı ile yolumuza kararlılıkla devam ediyoruz.

Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Fuarın sektöre katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı, optik sektörünün en prestijli etkinliklerinden biridir. Hem yurt içinden hem de yurt dışından birçok sektör paydaşını bir araya getirerek, en güncel yeniliklerin sergilendiği bir buluşma platformu sunar. Bu özelliğiyle, yeni ürünleri tanımak ve müşteri portföyünü genişletmek isteyen firmalar için en doğru adres konumundadır. 85’ten fazla ülkeyi kapsayan yurt dışı müşteri ağımız ve 1000’i aşkın yurt içi portföyümüz ile güçlü bir yapıya sahibiz. Bu birikimi, optik sektörüne taşımak ve sektöre etkili bir giriş yapmak adına Silmo İstanbul Optik Fuarı bizim için ideal bir sahne olacaktır. Hem markamızı tanıtmak hem de yeni iş bağlantıları kurmak için fuarın sunduğu uluslararası ortam büyük bir fırsat sunuyor.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ile ilgili yorumlarınız nelerdir?
4 your eyes hem yurt içinde hem de yurt dışında optik sektörü alanında geniş bir paydaş ağına sahip önemli bir oluşumdur. Derginin bu yapısı sektörün farklı noktalarındaki profesyonellerle doğrudan iletişim kurma imkanı sunarak, markaların ve firmaların tanınırlığını artırmak için eşsiz fırsatlar yaratmaktadır. Bu sebeple 4 your eyes ile işbirliği içerisinde olmak bizim için son derece olumludur ve bu durumdan büyük bir memnuniyet ve heyecan duymaktayız.

Kasım 2025

Prm Group

PRM GROUP

Freesbee Kalitesini Türkiye’ye Ulaştırıyor

“Silmo İstanbul’daki eğitim oturumları ve network imkanları
sektörde hizmet kalitesini yukarı taşıyor.”

Merhaba Tankut Bey. Kendinizi okurlarımıza tanıtarak, sektöre giriş sürecinizden ve bugüne kadar edindiğiniz tecrübelerden bahseder misiniz?
Perakende ve distribütörlükte 30 yıla yaklaşan birikime sahibim. Kariyerimin ilk yıllarında denim ve moda kategorilerinde satış, pazarlama ve satış kanalı yönetimi rollerinde çalıştım; bu deneyim bana ürünün sadece tasarımıyla değil aynı zamanda doğru kanal, doğru fiyat ve doğru servis üçlemesiyle değer kazandığını öğretti. 2010’dan beri PRM Mağazacılık A.Ş. / PRM Group’ta yönetici olarak odağımı gözlük kategorisine kaydırdım. Optik sektörü disiplin, güven ve servis kalitesi gerektiriyor; bugün hem distribütörlük hem de perakende/e-ticaret deneyimini bir araya getirerek markalarımıza uzun vadeli bir büyüme zemini sunuyoruz. Eğitim odaklı saha yaklaşımı, veriyle karar alma ve sürdürülebilir stok yönetimi kişisel olarak önem verdiğim alanlardır.

PRM Group, optik sektöründe 15 yıldır faaliyet gösteriyor. Şirketinizin kuruluş hikayesini ve bugünkü konumunu kısaca anlatır mısınız?
PRM Group, 2010 yılında uluslararası markaları yerel dinamiklerle buluşturan, servis kalitesi yüksek bir distribütör vizyonuyla kuruldu. İlk günden itibaren tek seferlik satıştan ziyade, sahada süreklilik ve mağaza verimliliğini önceleyen bir iş modeli benimsedik. Bugün optik kanal odaklı dağıtım ağımız; bağımsız optisyenler, zincir mağazalar ve bölgesel toptancı iş ortaklarından oluşuyor. B2B tarafında sipariş–stok–lojistik döngüsünü veriyle optimize ederken, B2C’de markalarımızın hikayesini dijitalde derinleştiriyoruz. Kısacası PRM, ürünü getirip raflara koyan değil, rafı yaşayan ve satışa çeviren bir çözüm ortağı olarak konumlanıyor.

Freesbee markası Kaliforniya yaşam tarzından ilham alan genç ve dinamik bir marka. Markanın Dna’sı ve genel özelliklerini paylaşır mısınız?
Freesbee, Kaliforniya’nın rahat ama iddialı stil kodlarını optik kanalın beklentileriyle buluşturan bir güneş gözlüğü markasıdır. Tasarım Dna’sı; gün ışığı, sahil/gün batımı tonları ve şehirli kullanım pratikliği etrafında şekillenir. Ürün mimarisinde üç temel sütunumuz var. İlki vitrin ve deneyim gücü yüksek, renk değiştirme özelliği ile fark yaratan Chameleon koleksiyonudur. Zamansız formlar ve nötr/yarı saydam gövde seçenekleriyle geniş bir kitleye hitap eden diğer temel koleksiyon ise California Classics’dir. Üçüncü konsept de markanın mevsim trendlerine odaklanarak fresh stilleri sınırlı edisyon sunduğu Seasonal Edits koleksiyonudur. PRM olarak bu koleksiyonları günlük kullanım ile trend görünüm arasındaki dengeyi koruyarak, ulaşılabilir fiyat yaklaşımıyla sunuyoruz.

Chameleon serisi, Freesbee’nin yenilikçi ve teknolojik yaklaşımını ideal bir şekilde öne çıkarıyor. Koleksiyonun farkını biraz detaylandırır mısınız?
Chameleon koleksiyonu, güneşle birlikte yaşayan tasarımlar fikrinden doğmuştur. Koleksiyondaki gözlükler UV/gün ışığı etkisiyle ton değiştiren gövde/cam kaplamaları sayesinde kapalı alandan açık alanlara geçişlerde adeta kullanıcıyla birlikte hareket etmektedir. Bu özellikleri ile optik perakendecilerin küçük bir UV ışığıyla yaptıkları hızlı demo veya vitrindeki estetik, güçlü duruşları müşteriler tarafından anında fark edilir olmalarını garantiliyor. Ayrıca bu sayede mağazalar sosyal medya hesaplarında paylaşılabilir anlar üretebiliyor. Sonuçta Chameleon dikkat çekici kaplama teknolojisinin sunduğu avantajlarla sadece estetik güzellik sunmuyor. Aynı zamanda mağazalar için müşteri çekmede aktif rolü olan değerli bir araçtır.

Renk değiştiren Chameleon modelleri satış noktalarında nasıl bir müşteri etkileşimi sağlıyor? Optisyenler bu deneyimi nasıl aktarıyor?
Kurgumuz üç adımlıdır. İlk adım vitrinde “Change with the Sun / Gün ışığıyla değişen stil” mesajı ve demo ünitesi ile dikkat çekmedir. Ardından UV ışığıyla önce/sonra gösterimi ile müşteri elindeki gözlüğün renk değişimini bizzat deneyimler. Üçüncü adımda ise optisyen, günlük şehir hayatı, sahil, etkinlikler vb. kullanım senaryolarını ve fiyat/kalite dengesini vurgular. Ekiplerimize kısa demo diyalogları, itiraz karşılama cümleleri ve POS görselleri sağlıyoruz. Bu sayede ürün, teknik anlatımdan ziyade “hissettirilen” bir deneyime dönüşüyor.

Freesbee’nin koleksiyonlarını belirlerken özellikle nelere dikkat ettiniz?
Freesbee’nin koleksiyon mimarisini hem satış rotasyonu hem de marka hikayesi açısından kurguladık. California Classics koleksiyonuyla, yüksek satış dönüşü sağlayan ve kolay stok yenilenmesine uygun temel formlar; mat/parlak yüzeyler ve nötr paletle geniş bir kitle hedefledik. Sınırlı üretim Seasonal Edits koleksiyonu ile sezon renkleri ve grafik dokular sayesinde vitrinlere tazelik sunmayı amaçladık. Detaylı bahsettiğim Chameleon ise hikayesi olan, deneyim ve vitrin etkisi yüksek seri olarak güçlü bir etki yaratıyor. Bu üçlü yapı, mağazanın aynı anda hem güvenli satış hem de “konuşan vitrin” ihtiyacını karşılıyor.

Freesbee’nin fiyat stratejisi “Ulaşılabilir Kalite” üzerine kurulu. Bu yaklaşım optik mağazalar ve son kullanıcı için nasıl bir avantaj sağlıyor?
Son kullanıcı tarafında hızlı karar verilebilen bir fiyat bandında; trend görünüm, kalite ve konfor dengesini sunuyoruz. Optik mağaza açısından ise yüksek dönüşüm, geniş hedef kitle ve stok riski düşük koleksiyon mimarisi en önemli avantajlardır. Bu avantajlar Chameleon’ın deneyim gücüyle birleşince, hediye veya ikinci gözlük alışlarında ek sepet etkisi oluşuyor. Bu strateji, mağaza başına sezon içi stok çevrim hızını artırırken, müşteri memnuniyetini de yukarı taşıyor.

Türkiye genelindeki satış ağınızdan bahseder misiniz? Freesbee bugün hangi bölgelere hizmet ulaştırıyor?
Freesbee, Türkiye genelinde bağımsız optisyenler, satın alma grupları ve seçili zincirlerle Marmara, Ege, Akdeniz, İç Anadolu, Karadeniz ve Güneydoğu’ya yayılan geniş bir satış ağına sahiptir. Bölgesel toptancı iş ortaklarımızla servis ve yeniden ikmal sürelerini kısaltıyor; mağaza içi görsel uygulama ve eğitim desteğini standart hale getiriyoruz.

PRM Group uzman saha ekipleri ve optisyen eğitim programlarıyla da farkını ortaya kokuyor. Mağazalara sunduğunuz eğitimlerle ilgili bilgi verir misiniz?
Eğitimlerimizi üç başlıkta topluyoruz. Ürün & Teknik başlığında UV/renk değişimi mantığı, malzeme/konfor, bakım ve satış sonrası konularına odaklanıyoruz. Mağazacılık başlığında; vitrin mesajları, demo istasyonu yerleşimi, raf yönetimi ve görsel bütünlük eğitimleri sağlıyoruz. Satış Diyalogları kategorisinde ise kısa demo senaryoları, itiraz karşılama, paket teklif ve çapraz satış konularında eğitim sunuyoruz. Bu eğitimleri saha koçlukları ve mikro-modüllerle destekliyor; ölçüm için mağaza bazında demo sayısı, POP uygulama oranı ve Chameleon satış payı gibi KPI’lar takip ediyoruz.

Dijital kanallar ve sosyal medya, özellikle genç kitleye ulaşmada kritik. Freesbee için bu alanda nasıl bir iletişim stratejisi izliyorsunuz?
Ana eksenimiz video ve deneyimdir. Renk değişiminin “önce/sonra” etkisini Reels/TikTok formatında anlatıyoruz. Kullanıcı içeriklerini (UGC) teşvik eden meydan okumalar, lokasyon bazlı reklam setleri ve mikro-influencer iş birlikleriyle erişimi büyütüyoruz. E-ticaret tarafında koleksiyon sayfalarında kısa demo videoları, sade ürün kopyeleri ve “hangi ortamda nasıl görünür?” gibi görsel varyasyonlarla karar süresini kısaltıyoruz.

Önümüzdeki dönemde global ölçekte ya da yeni işbirlikleri konusunda hedefleriniz nelerdir?
Kısa–orta vadede Avrupa’da seçili pazarlarda optik kanal yayılımını artırmak ve Chameleon’ın vitrin deneyimini standardize eden kompakt demo ünitesini yaygınlaştırmak istiyoruz. Ürün tarafında, California Classics’i yeni yüzey işlemleri ve sürdürülebilir malzeme opsiyonlarıyla zenginleştirirken, Seasonal Edits’i limitli kapsül konseptiyle koleksiyonerlere dönük hale getirmeyi planlıyoruz. Ölçülebilir hedeflerimiz arasında yıllık satış adetlerini kademeli biçimde ölçeklemek ve yeni ortaklıklarla omnichannel müşteri deneyimini güçlendirmek var.

Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Fuarın sektöre katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı; tedarikçi, marka ve optisyenleri aynı çatı altında buluşturan, sadece Türkiye için değil çevre bölgeler için de stratejik bir vitrindir. Yeni koleksiyonları ilk elden görme, teknik yenilikleri deneyimleme ve sahadan gerçek geri bildirim alma fırsatı sunuyor. Bizim açımızdan Silmo İstanbul, Chameleon gibi “deneyim odaklı” serilerin yerinde demo ile anlatılabildiği, işbirliklerini hızlandıran bir platformdur. Ayrıca eğitim oturumları ve network imkanları sektörde hizmet kalitesini yukarı taşıyor.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ile ilgili yorumlarınız nelerdir?
Ben teşekkür ederim. 4 your eyes’ın sektöre güncel, pratik ve dengeli içerik sunduğunu düşünüyorum. Özellikle perakende tarafındaki vaka/paylaşım yazıları ve ürün trend sayfaları optisyenler için yol gösterici. Derginin sosyal medyadaki dijital uzantısıyla birlikte, yeni koleksiyonların “deneyimlenebilir” şekilde anlatılmasına alan açmanızı da çok değerli buluyorum. Chameleon gibi hikaye bazlı seriler için bu tür mecralar fark yaratıyor.

Ekim 2025

Opka Optik

OPKA OPTİK

Kalitesi ve Etik Değerleriyle Güven İnşa Ediyor

“Silmo İstanbul’un yenilikleri takip etmek, işbirliklerini güçlendirmek ve sektöre dair fikir alışverişinde bulunmak adına büyük bir fırsat olduğuna inanıyorum.”

Merhaba Kadir Bey. Kendinizi okurlarımıza tanıtarak, sektöre giriş süreciniz ve bugüne kadar edindiğiniz tecrübelerden kısaca bahseder misiniz?
Merhaba. Ben Kadir Avşar, 1981 yılında İstanbul’da doğdum. Optik sektörüne 1998 yılında henüz 17 yaşındayken adım attım. O günden bu yana sektörün farklı kademelerinde görev alarak tecrübe kazanma imkanı buldum. 28 yıllık çalışma hayatımda sadece bir kez iş değiştirdim, o da çalıştığım firmanın faaliyetlerini sonlandırması sebebiyle gerçekleşti. Bu uzun yolculuk boyunca sabır, sebat ve istikrar benim için daima vazgeçilmez değerler oldu. Sektörün önde gelen cam markalarında satıştan yönetime uzanan çeşitli sorumluluklar üstlendim. Her görevimi büyük bir titizlik ve bağlılıkla yerine getirmeye çalıştım.

Opka Optik’i kurma kararını nasıl verdiniz? Kuruluş hikayenizi paylaşabilir misiniz?
Uzun yıllara dayanan saha deneyimim ve güçlü marka ilişkilerim sayesinde artık kendi yolumu çizme zamanı geldiğini düşündüm. Sektörde edindiğim bilgi birikimi ve güvene dayalı ilişkileri bir çatı altında toplayarak Opka Optik’i 2024 yılında kurdum. Kuruluş sürecinde hedefim yalnızca ticari bir yapı kurmak değil; etik, kalite odaklı ve sürdürülebilir bir iş modeli oluşturmaktı.

Henüz geçtiğimiz yıl kurulmasına rağmen Opka Optik ile hızlı bir yükseliş gösteriyorsunuz. Bu başarının temelinde neler var?
Her ne kadar Opka Optik 2024 yılında kurulmuş olsa da aslında bu başarının arkasında uzun yıllara dayanan bir birikim var. Optik sektöründe 28 yıldır aktif olarak çalışan biri olarak hem müşterilerimle hem de iş ortaklarımla kurduğum güvene dayalı ilişkiler bugün geldiğimiz noktada en büyük gücümüz oldu. Ayrıca, işin en başında Optiswiss gibi kaliteli ve güvenilir bir markayla yola çıkmak bizim için büyük bir avantajdı. Ürün kalitesi ve markaya duyduğum güven, bu süreci çok daha sağlam temellere oturtmamızı sağladı. Güvenilirlik, şeffaflık ve kaliteli hizmet anlayışımız sayesinde kısa sürede güçlü bir konum elde ettik ve uzun vadeli işbirliklerine odaklanarak ilerlemeye devam ediyoruz.

Opka Optik için İsviçre merkezli Optiswiss ile işbirliğine sizi yönelten temel unsurlar nelerdir? Distribütörlük süreciniz nasıl başladı?
Kariyerimin belirli bir döneminde Optiswiss ürünlerini sahada aktif olarak satma fırsatım olmuştu. Markaya olan güvenim o yıllara dayanır. Hem ürün kalitesi hem de olumlu müşteri geri bildirimleri beni gerçek anlamda etkilemişti. Kendi işimi kurmaya karar verdiğimde de hiç tereddüt etmeden ilk adımı Optiswiss ile atmak istedim. Çünkü sadece firmamın değil, sektörün de böyle bir kalite ve güvenilirlikteki markaya gerçekten ihtiyaç duyduğunu düşünüyordum. Distribütörlük süreci de zaten bu geçmişe uzanan güven ve karşılıklı anlayışla başladı. Bugün geldiğimiz noktada bu işbirliği bizim için sadece bir ticari ortaklığın ötesine geçerek, ortak bir vizyonun parçası haline geldi diyebilirim.

Optiswiss markasının genel nitelikleri ve üretim anlayışından bahseder misiniz? Sizce markayı benzerlerinden ayrıştıran özellikleri nelerdir?
Optiswiss, 1937 yılında İsviçre’de kurulmuş, üretiminin tamamını %100 İsviçre’de gerçekleştiren, yüksek mühendislik ve kalite standartlarına sahip bir markadır. Optiswiss, kalite, sürdürülebilirlik ve inovasyona odaklanan birinci sınıf bağımsız bir İsviçre markasıdır. Tüm üretim süreçleri ISO kalite yönetim sistemlerine uygun şekilde yürütülmekte olup, pek çok aşamada bu standartların da üzerinde hassasiyet ve toleranslarla çalışmaktadır. Optiswiss “Swiss Made” kalite anlayışını sadece bir etiket olarak değil, üretimin her aşamasında benimseyen bir yapıya sahiptir. Basel’de bulunan üretim tesisinde %100 yenilenebilir enerji kullanılmaktadır. Son teknoloji otomasyon ile her gün binlerce cam yüksek hassasiyet ve kalitede üretilmektedir. Markayı benim için özel kılan ise sadece teknik yeterliliği değil, aynı zamanda bu yüksek kalite anlayışının sahaya ve kullanıcıya yansıma şeklidir. Premium segmentte güvenilir bir çözüm ortağı arayanlar için Optiswiss’in gerçek anlamda çok güçlü bir alternatif olduğunu düşünüyorum.

Markanın AR-GE ve inovasyon yatırımlarına büyük önem verdiğini biliyoruz. Bu teknoloji odaklı yaklaşım sahaya nasıl yansıyor?
Optiswiss inovasyonu sadece ürün geliştirme olarak değil, temel vizyonu olarak görüyor. Bu bağlamda AR-GE’ye her yıl ciddi oranlarda bütçe ayırarak, cam ve kaplama teknolojilerinden kişiselleştirilmiş çözümlere kadar birçok alanda sektöre öncülük ediyor. Bu teknoloji odağı sayesinde Optiswiss, sadece kaliteli ürün sunmakla kalmıyor; optik profesyonellerin güvenle önerdiği, kullanıcıların da uzun vadede memnuniyet duyduğu çözümler sunuyor.

Türkiye pazarına özel geliştirmeyi düşündüğünüz ürün ya da hizmet modelleri var mı?
Türkiye pazarı dinamik ve oldukça rekabetçi olduğundan ürün çeşitliliğini genişletme ve lokal ihtiyaçlara uygun çözümler sunma konusuna son derece önem veriyoruz. İlerleyen dönemlerde özellikle tüm indekslerde üretilerek küresel ölçekte fark yaratan Optiswiss SMYLE miyopi kontrol camlarını ve yeni geliştirilmiş progressive tasarımları ön plana çıkarmayı hedefliyoruz.

Opka Optik olarak iş ortaklarınıza sunduğunuz hizmetlerde sizi farklılaştıran özellikler nelerdir?
Sahadan gelen biri olarak, iş ortaklarımızın günlük operasyonlarda karşılaştığı zorlukları ve gerçek ihtiyaçlarını çok iyi anlayabiliyorum. Bu sayede Opka Optik’te sadece ürün değil, aynı zamanda çözüm sunan bir yapı oluşturduk. En hızlı ve en güvenilir hizmetleri hem satış hem de satış sonrası sunmaya odaklanıyoruz. Siparişten teslimata, teknik destekten müşteri iletişimine kadar her aşamada ulaşılabilir ve çözüm odaklı olmaya özen gösteriyoruz. Karar alma süreçlerimizin temeli ise şeffaflık ve karşılıklı güven esaslarına dayanmaktadır. İş ortaklarımızla uzun vadeli, sürdürülebilir ilişkiler kurma hedefinde olduğumuzdan hem onların hem de son tüketicinin memnuniyetini en önemli başarı kriterimiz olarak görüyoruz.

Önümüzdeki döneme dair hedefleriniz neler? Yeni yatırımlar, işbirlikleri ya da ürün grubu genişletme planlarınız var mı?
Kısa vadede, distribütörlüğünü üstlendiğimiz Optiswiss markasının Türkiye genelinde bilinirliğini ve erişimini artırmak öncelikli hedefimizdir. Bu doğrultuda daha geniş bir bayi ağı oluşturmak, saha etkinliğimizi artırmak ve optik profesyonellerine birebir temasla destek vermek istiyoruz. Orta ve uzun vadede ise ürün portföyümüzü yeni ürün gruplarıyla zenginleştirmeyi ve sektörde ihtiyaç duyulan özel çözümleri pazara sunmayı planlıyoruz. Özellikle kişiselleştirilmiş cam çözümleri, yeni nesil kaplama teknolojileri ve özel segment camlar konusunda yeni işbirliklerine açık bir strateji izliyoruz. Bunun yanı sıra, müşteri memnuniyetini artıracak dijital altyapılar, satış sonrası destek sistemleri ve lojistik verimlilik üzerine de yatırım yapmayı planlıyoruz. Hem ürün çeşitliliği hem de hizmet kalitesi anlamında kendimizi sürekli geliştirmeye ve fark yaratmaya kararlıyız.

Otuz yıla yaklaşan deneyimizle genç girişimcilere ve sektöre yeni adım atanlara ne gibi tavsiyeler verirsiniz?
Bu sektör sabır, özveri ve güven ister. İşinizi sevin, dürüst olun ve sözünüzün arkasında durun. Kısa vadeli hedeflerin ötesine geçip, uzun vadeli planlarla ilerlemek çok kıymetlidir. Önereceklerimin en değerlisi “işinizi severek yapın, etik ilkelere sadık kalın ve güven inşa etmekten asla vazgeçmeyin” olacaktır.

Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Fuarın sektöre katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın optik sektörümüz için oldukça önemli bir organizasyon olduğunu düşünüyorum. Hem ulusal hem de uluslararası oyuncuların bir araya gelmesini sağlaması açısından son derece kıymetli buluyorum. Silmo İstanbul’un yenilikleri takip etmek, işbirliklerini güçlendirmek ve sektöre dair fikir alışverişinde bulunmak adına büyük bir fırsat olduğuna inanıyorum.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ile ilgili yorumlarınız nelerdir?
Sektöre değer katan yayınlar arasında ilk sırada yer aldığınızı gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Gerek içerik kaliteniz gerek güncel ve doğru bilgilendirme anlayışınızın biz optik profesyonelleri için gerçek anlamda çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Emekleriniz için teşekkür eder, başarılarınızın devamını dilerim.

Eylül 2025

Biz Grup Optik

BİZ GRUP OPTİK

Sürreal Esintiler ve Sofistike Kreasyonların İzinde….

“Silmo İstanbul Optik Fuarının Coco&Dali markamızın Türkiye optik pazarına doğru tanıtımında son derece olumlu katkı sağlandığını belirtmek isterim.”

Merhaba Tahsin Bey. Okurlarımız için kendinizden ve sektörel kariyerinizin nasıl başladığından bahseder misiniz?
Merhaba, ben Tahsin Mavili. Yüksek biyomedikal mühendisiyim. Başkent Üniversitesi’nden mezun oldum. 45 yıllık gözlükçü bir ailenin en büyük ferdiyim. İki kardeşim var, onlar gözlükçülüğe devam ediyor. Çocukluk yıllarımdan beri işin içinde olmam nedeniyle sektörün dışında kaldığım bir dönem olmadı diyebilirim. Diğer yandan, mesleğimin bir gereği olarak medikal sektörde de girişimim bulunmaktadır. Fizik tedavi, rehabilitasyon ve spor hekimliği alanında profesyonel tedavi alet ekipmanları ve sarf malzemelerin ithalatı ile yurtiçi satışını ve teknik servis hizmetlerini gerçekleştirmekteyiz. Yeni bilgiler öğrenmeye ve farklı ticaret alanları geliştirmeye duyduğum ilgi sayesinde, yaklaşık 10 yıl boyunca enerji (petrol ve doğalgaz) sektöründe ülkemizin en deneyimli isimleriyle birlikte çalıştım. Bu süreçte, Türkiye’ye katkı sağlayan iş anlaşmalarının hayata geçirilmesinde aktif görev aldım.

Biz Grup Optik ne zaman ve nasıl doğdu? Firmanızı kurarken temel hedefleriniz ve motivasyonunuz neydi?
Ülkemizdeki perakende gözlük sektörüne arz edilen mevcut optik çerçeve ve güneş gözlüğü kreasyonlarından ayrı olarak, kendine özgü bir stile sahip olan, sofistike ve modern çizgileri bünyesinde barındıran ve bu bakış açısının kreasyondaki tüm modellere yansıdığı, tamamen özel bir optik çerçeve ve güneş gözlüğü kreasyonu elde etmek maksadıyla 2023 yılı ortalarında Coco&Dali markamızın Türkiye’deki temsiliyetini aldık. Bu şevk ile 2023 yılında firmamızı kurarak girişimlerimize başladık. Bizim en temel motivasyonumuz, toplum genelinde kabul gören konservatif çizgilerden mümkün mertebede kaçınmaksızın, keyifli, sürreal esintiler ve modern dokunuşları harmanlayan; stilde özgün bir kreasyon yaratarak, son kullanıcının zevk alarak kullandığı ürünleri sunmaktır.

Coco&Dali markasının Dna’sından, tasarım çizgilerinden, materyal seçimlerinden ve etkileşim gruplarından söz eder misiniz?
Coco&Dali markamızın Dna’sında dahi İspanyol sanatçı Salvador Dali ile Fransız modacı Coco Chanel’in sıra dışı çarpıcılıktaki efsanevi sanat eserlerinin o büyülü etkileri barınmaktadır. Materyallerimiz, dünyadaki en kaliteli biyobozunur, cilde zarar vermeyen, anti-alerjik malzemelerden üretilmektedir. Ürünlerimiz fabrikasyon değildir; tamamen el işçiliğiyle üretilmektedir. Çerçevelerimiz asetat ve metaldir. Güneş gözlüklerimiz UV 400 korumalı, anti-refle kaplamalı, sektörün iyi bildiği yüksek görüş refahını sağlayan camlara sahiptir.

Coco&Dali’yi Türkiye’de hangi kanallar aracılığıyla satışa sunmayı tercih ediyorsunuz?
Satış yönteminin gelenekselliği koruyarak yüz yüze yapıldığında daha etkin ve samimi olduğuna inanıyoruz. Biz Grup Optik olarak bu sistemimizden vazgeçmemek konusunda ısrarcıyız. Yenilikçi satış kanallarının satış oranı üzerindeki etkilerinin bilincindeyiz. Ancak satışını yaptığımız ürünler optik çerçeve ve güneş gözlüğü olduğu için müşterilerimizle her zaman yüz yüze görüşerek anlaşmalara varmamızın; güven ve çözüm odaklı oluşumuzun kolaylıkla fark edilmesini sağladığına inanıyoruz. İşbirliklerimizin, yüz yüze iletişim vasıtasıyla samimiyete dayalı ve şeffaf olmasından memnuniyet duyuyoruz. Tam da bu sebeple, web sitemiz tamamen ürünlerimizin göstermek üzere tasarlanmış olup, web sitemiz üzerinden herhangi bir satış pazarlama yapılmamaktadır.

İşbirliği yaptığınız optik mağazaları nasıl belirliyor ve onlara hangi hizmetlerle destek oluyorsunuz?
Uzun yıllardır sektörün içerisinde olduğumuzdan dolayı, optik mağazaları ile görüşürken ve iş yapılacak mağazayı belirlemede, bilimsel yöntemlerle müşteriye ulaşma ve müşteriyi seçme dinamiklerini kullanmıyoruz. Diğer taraftan, yaşadığımız şu bilgi çağında, müşteriyi değerlendirmek ve onlara ulaşmak eskiye nazaran daha kolay gerçekleşiyor. Müşterilerimize, ürün seçimlerini yaparken son derece dürüst olarak tavsiyelerimizi vermekteyiz. Bununla beraber, her mağaza için ayrı olarak, lokasyonları ve hitap ettikleri müşteri kitlesini anlayarak, en doğru seçimleri yapmaları konusunda samimiyetimizden ödün vermeden, ilkeli şekilde yardımcı olmaktayız. Teslim tarihi ile ilgili bir öncelikleri var ise bu taleplerine harfiyen uyarak müşteriyi memnun etmekteyiz. Satış sonrası hizmetimiz ise ürünün fabrikasyon hatası barındırması koşuluyla; parça değiştirmeden, tamamen yeni ürünü teslim etmektir. Burada istediğimiz tek şey ise son kullanıcıdan tatmin olduklarına dair bir geri bildirim almaktır.

Medikal estetik ve fiziksel tedavi alanlarında sunduğunuz hizmetler hakkında bizi bilgilendirebilir misiniz?
Rehabilitasyon, fizik tedavi ve spor hekimliği alanında profesyonellerin kullandıkları tıbbi alet, ekipman ve sarf malzemelerini tedarik etmekteyiz. Medikal estetik alanında yeni girişim planlamaktayız. Bu girişimimiz, estetik alanında profesyonellere yönelik sarf malzemeler ve aletler ile ekipmanlar tedarik etmek olacaktır.

Biz Grup Optik’ten yeni marka sürprizleri beklemeli miyiz? Firmanız için yakın gelecek planlarınız neler?
Biz Grup Optik olarak, Coco&Dali markasının enerjisine olan inancımız yüksektir. Markanın motivasyonu ve sağlıklı ilerleyişi bizim için çok önemlidir. Bu nedenle farklı markaları bünyemize katarken dikkate alacağımız en önemli husus bu olacaktır. Yeni sürprizlerimizin hazırlıkları içerisinde olduğumuzu rahatlıkla belirtebilirim. Sürprizlerimizi, titiz hazırlık sürecimizin tamamlanmasını öngördüğümüz 2027 yılında değerli optik profesyonellerinin beğenilerine memnuniyetle sunacağız.

Sektörün deneyimli bir ismi olarak Türkiye optik pazarının bugünü ve yakın geleceğini nasıl değerlendirirsiniz?
Ülkemizdeki optik pazarı, diğer tüm sektörlerde olduğu gibi maalesef global ekonomik krizlerden bir nebze nasibini almaktadır. Ancak, doğal yöneliş ile her yıl adeta bir nehrin yolunu bularak ilerlemesi gibi Türkiye optik pazarı da kendi yolunu bulmakta ve yenilenerek canlılığını sürdürmektedir.

Biz Grup Optik 11.si gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarında markasını ilk kez sergiledi. Deneyiminizi ve fuarın sektöre katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarının Coco&Dali markamızın Türkiye optik pazarına doğru tanıtımında son derece olumlu katkı sağlandığını belirtmek isterim. Katılımcısı olarak yer almamızın çok sayıda optik profesyonele aynı atmosferde ve yüz yüze ulaşma fırsatını vermesi sebebiyle değerli ve önemli organizasyon olduğunu düşünüyorum. Biz Grup Optik olarak Silmo İstanbul’a katılımcı olmamızın markamızın ülkemizdeki tanıtımında ve bilinirliğinin artmasında etkili olacağına inancımız tamdı ve organizasyon kalitesi ve yapısıyla bu beklentimizi karşıladı. Silmo İstanbul’un önümüzdeki yıllarda da tüm sektör oyuncularının takibinde ve ilgi odağında olmaya devam edeceği inancındayım.

Bu değerli röportaj için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ile ilgili yorumlarınız nelerdir?
Biz Grup Optik ailesi adına ben de teşekkür ederim. 4 your eyes dergisinin, hazırladığı kapsamlı ve güncel içeriklerle tüm sektör profesyonellerine değerli bilgiler verip, vizyon sunmasının yanı sıra; dijital yayıncılığa geçişiyle birlikte, gözlük kullanıcılarına ve modayı takip eden kitleye de tam anlamıyla istediğini vermesini değerli buluyorum. Emeği geçen tüm ekibinize başarılarının devamını diliyorum.

Ağustos 2025

Akn Optik Group

AKN OPTİK GROUP

Kalite ve Müşteri Odaklı Duruş…

“Son iki yıldır katılımcısı olduğumuz Silmo İstanbul’da hem mevcut iş ortaklarımızla ilişkilerimizi pekiştirme hem de yeni işbirlikleri kurma fırsatı yakaladık.”

Merhaba İlyas Bey, kendinizi okurlarımıza kısaca tanıttıktan sonra sektördeki yolculuğunuzdan bahsedebilir misiniz?
Merhaba, ben İlyas Akın, Akn Optik Group’in kurucu ortağıyım. Optik sektöründeki uzun yıllara dayanan deneyimim ile kalite ve yenilikçilik odaklı çalışmalar yürütüyorum. Sektöre olan tutkum ve sürekli gelişim arzusu, beni bu yolculukta motive eden en önemli unsurlar oldu. Sektördeki yolculuğum, müşteri memnuniyetini ve teknolojiyi ön planda tutarak, sağlam ve sürdürülebilir iş ilişkileri kurmak üzerine şekillendi. Bu süreçte birçok önemli projeye imza atarak, Akn Optik Group’un bugün geldiği noktaya erişmesinde etkin bir rol oynadık. Gelecekte de sektördeki gelişmeleri yakından takip ederek, markamızı daha ileri taşımak için çalışmaya devam edeceğiz.

Akn Optik Group ’un kuruluş aşamasını, gelişimini ve sektörel vizyonunu bizimle paylaşır mısınız?
Akn Optik Group olarak optik sektöründe kalite, güven ve yenilikçiliği ön planda tutan bir anlayışa sahibiz. Kuruluşumuzun temelinde hem yerel hem de global ölçekte değişen tüketici ihtiyaçlarına cevap verebilecek; ileri teknolojiyle donatılmış, müşteri odaklı bir marka yaratma hedefi yatıyordu. İlk günden bu yana, sadece ürün satışı değil, aynı zamanda bir yaşam tarzı ve görsel konfor sunma vizyonuyla hareket ettik. Göz sağlığına katkı sağlayacak, estetik ve işlevselliği bir arada sunan çözümler üretmeye odaklandık. Gelişim sürecimizde Ar-Ge yatırımlarına büyük önem verdik ve kalite standartlarımızı sürekli olarak yükselttik. Bugün hem yerli hem de uluslararası pazarda adımızı duyurmuş olmanın gururunu yaşıyoruz. Sektörel vizyonumuz ise; teknolojik gelişmeleri yakından takip eden, sürdürülebilirliği önceleyen ve müşteri memnuniyetini merkeze alan bir anlayışla büyümektir. Akn Optik Group olarak geleceği şekillendiren bir marka olmayı, dijitalleşmenin getirdiği fırsatları optik sektörüne entegre etmeyi ve insan odaklı çözümlerle fark yaratmayı amaçlıyoruz.

Pirloon ve Arcwang, sektörde kalite ve yenilikçilikle öne çıkıyor. Markalarınızın özelliklerini ve birbirlerinden ayrıştıkları noktaları paylaşır mısınız?
Pirloon ve Arcwang da kendi içinde farklı ihtiyaçlara ve kullanıcı profillerine hitap eden, özgün tasarım anlayışı ve yüksek üretim standartlarıyla öne çıkıyor. Her iki markamız da kalite ve yenilikçilik ile özdeşleşmiştir. Pirloon, zarafet ve incelik üzerine kurulmuş bir marka olarak; çoğunlukla minimal çizgilerdeki sofistike ve zamansız tasarım diliyle öne çıkıyor. Üretiminde hafifliği ve dayanıklılığı aynı anda garantileyen malzemeler kullanıyor. Pirloon ile özellikle şehirli, sade ama şıklığından ödün vermeyen kullanıcıları hedefliyoruz. Arcwang ise daha cesur, avangart ve özgün bir tasarım çizgisinde ilerliyor. Modern ve dinamik siluetler, kontrast detaylar ve trend belirleyici tasarım kodları taşıyor. Genç ve dinamik bir kullanıcı kitlesine hitap ederken, tasarım anlamında yeniliğe açık ve özgün çizgilerle öne çıkıyor. İkisi de kalite, konfor ve estetik açısından aynı titizlikle üretiliyor. Kullanıcının tarzına göre farklı bir deneyim sunmalarını amaçlıyoruz.

Gözlükler sadece aksesuar değil, kişisel ifade ve kimlik aracı olarak da önem kazanıyor. Markalarınız bu anlamda müşterilerin kişisel hikayelerine nasıl dokunuyor?
Gözlük, aslında kişinin kendini dünyaya ifade ettiği en özel araçlardan biridir. Biz Akn Optik Group olarak, sadece fonksiyonel bir ürün sunmanın ötesinde, müşterilerimizin kendi tarzlarını ve kimliklerini özgün şekilde yansıtabilecekleri tasarımlar yaratmayı önemsiyoruz. Her bireyin farklı bir hikayesi, zevki ve beklentisi var; bu yüzden Pirlon ve Arcwang markalarımızda çeşitlilik ve kişiselleştirilebilirlik bizim için kritik önemdedir. Müşterilerimizle kurduğumuz ilişkiyi, sadece ‘satış’ olarak değil, onların günlük yaşamlarına, tarzlarına ve duygusal dünyalarına dokunan bir bağ olarak görüyoruz. Örneğin, özel koleksiyonlarımızda müşterilerimizin isteklerine göre uyarlanabilen modellerimiz, onların benzersiz kişiliklerini dışa vurmasına imkan tanıyor. Böylece gözlüklerimiz sadece bir aksesuar olmaktan çıkıp onların hayat hikayelerine eşlik eden parçalara dönüşüyor. Bu yaklaşım, bizim için marka kimliğimizin temel taşlarından biridir. Müşterilerimizin ‘ben buyum’ demelerine aracılık etmek, koleksiyon stratejimizin ve temsil ettiğimiz markaların en önemli önceliğidir.

İhracat faaliyetlerinizden bahseder misiniz? Hangi pazarlarda aktifsiniz ve yurt dışı hedefleriniz nelerdir?
Akn Optik Group olarak sadece iç pazarda değil, uluslararası alanda da güçlü bir varlık göstermeye büyük önem veriyoruz. İhracat faaliyetlerimiz, markalarımızın global ölçekte de değer gördüğünün bir göstergesidir. Şu anda başta Yunanistan olmak üzere Mısır, Sudan ve bazı Afrika ülkelerinde faaliyet gösteriyoruz. Bu pazarlarda hem ürün kalitemiz hem de müşteri ilişkilerine verdiğimiz önem sayesinde kısa sürede güçlü bir konum elde ettik. Yırt dışında mevcut pazarlarda büyümeyi sürdürmek ve yeni coğrafyalarda kalıcı iş ortaklıkları kurarak markamızı daha geniş kitlelerle buluşturmayı hedefliyoruz. Özellikle Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Balkanlar gibi stratejik bölgelerdeki fırsatları yakından takip ediyoruz. İhracatı, yalnızca bir ticari faaliyet olarak değil, global marka olma vizyonumuzun temel taşlarından biri olarak görüyoruz. Kalite, güven ve sürdürülebilir işbirlikleri odağında ilerlemeye devam ediyor, uluslararası pazarlarda kalıcı ve güçlü bir oyuncu olma hedefimize adım adım yaklaşıyoruz.

Kısa sürede 450 bayiye ulaşmak oldukça etkileyici. Bu başarının arkasındaki temel stratejiler nelerdir?
Akn Optik Group olarak kısa sürede 450 bayiye ulaşmamız tesadüf değil; planlı, sürdürülebilir ve vizyoner bir büyüme stratejisinin sonucudur. Bu başarının temelinde güvenilir ve şeffaf iş ortaklıkları yatmaktadır. Ürün kalitesi ve marka gücümüz de büyüme sürecinde önemli rol oynamaktadır. Sahip olduğumuz Pirloon ve Arcwang markalarının sektörde hızla kabul görmesi, bayilerimizin satış performansını doğrudan artırmaktadır. Ayrıca güçlü lojistik ve stok yönetimi altyapımız, zamanında teslimat ve doğru stok planlaması sayesinde bayilerimizin operasyonel verimliliğini yükseltmektedir. Bayilerimize sunduğumuz pazarlama ve satış desteği ise, onların pazardaki görünürlüklerini artırarak rekabet güçlerini pekiştirmektedir. Son olarak, büyüme stratejimizi, farklı bölgelerde dengeli ve sürdürülebilir bir ağ oluşturacak şekilde planlıyoruz. Tüm bu unsurlar birleştiğinde sürdürülebilir ve sağlam temellere dayanan bir büyüme modeli ortaya çıkıyor. Bizim için bayi sayısından çok, her bir bayimizin memnuniyeti ve başarısı esas olup, gelecekte bu ağı daha da güçlendirmeyi ve bayilerimize katma değer sağlayan çözümlerle yol arkadaşlığımızı büyütmeyi hedefliyoruz.

İş ortaklarıyla birlikte büyümeyi hedefleyen bir firma olarak bayilerinize satış sırası ve sonrası sunduğunuz desteklerinizden bahseder misiniz?
Akn Optik Group olarak bayilerimizi sadece iş ortaklarımız değil, aynı zamanda büyüme yolundaki en önemli paydaşlarımız olarak görüyoruz. Biz müşteri memnuniyetini sadece satış anına değil satış sonrasına da taşıyan bütüncül ve kesintisiz bir yaklaşımı benimsiyoruz. Bu anlayışla onlara kapsamlı ve entegre bir destek sunuyoruz. Ürün tarafında, bayilerimizin ihtiyaçlarına hızlı ve doğru şekilde yanıt verebilmek için geniş ve sürekli güncellenen ürün portföyümüzle destek sağlıyoruz. Stok yönetimi ve teslimat süreçlerimizi optimize ederek, bayilerimizin operasyonel verimliliğini artırıyoruz. Satış süreçlerini kolaylaştırmak amacıyla mağaza içinde kullanılan stand, ayna, poster, kutu ambalajları gibi satış destek enstrümanlarımızı sürekli güncel tutuyoruz. Böylece bayilerimizin müşterilere daha etkili sunum yapabilmelerine ve satışlarını artırmalarına katkı sağlıyoruz. Tanıtım alanında ise kampanya ve promosyonlarla bayilerimizin yerel pazarlarda görünürlüğünü artırıyoruz. Sosyal medyada uzman ekibimizle özel içerikler üretirken hem ulusal hem yerel basında reklam faaliyetlerimizi de sürdürüyoruz. Satış sonrası hizmet politikamızın temelinde de erişilebilirlik, hızlı ve etkin çözümler ile çözüm odaklılık yer alıyor. Ürünle ilgili her türlü teknik destek, bakım, değişim veya iade süreçlerini mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırmaya özen gösteriyoruz. Ayrıca bayilerimize yönelik destek ekiplerimizle süreci anlık olarak takip ediyor, satış sonrası yaşanabilecek olası sorunların önüne geçmek için proaktif ve kalıcı çözümler geliştiriyoruz. ‘Satıştan sonra da yanınızdayız’ anlayışını her adımda uygulamaya koyuyoruz. Bu anlayış, markamızın müşteri odaklı duruşunun ve kaliteye olan bağlılığının en somut göstergesidir.

Önümüzdeki dönemde ürün gamınızda ya da marka yapılanmanızda yeni projeler ya da yatırımlar olacak mı?
Evet, Akn Optik Group olarak yenilikçi ve dinamik yapımızı her zaman koruyoruz. Yakın zamanda lansmanını yapmayı planladığımız, üst segment bir markamızın hazırlıkları büyük bir heyecanla devam ediyor. Bu yeni marka, sektörde çıtayı yükseltecek tasarım ve teknoloji standartlarıyla kullanıcılarla buluşacak. Bunun yanı sıra mevcut markalarımız için de yeni koleksiyon çalışmaları hiç durmadan sürüyor. Her sezon tüketici beklentilerini ve trendleri yakından takip ederek ürün yelpazemizi zenginleştirmeye devam ediyoruz. Böylece hem farklı segmentlerde hem de çeşitli kullanıcı ihtiyaçlarında güçlü alternatifler sunmayı hedefliyoruz. Özetle hem marka yapılanmamızı hem de ürün gamımızı sürekli geliştirmek adına önemli yatırımlar yapmaya devam ediyoruz.

Ekip çalışmasına ve sürekli iyileştirmeye önem veren bir anlayışa sahipsiniz. Bu kültürü şirket içinde nasıl sağlıyorsunuz?
Akn Optik Group olarak başarının temelinde güçlü bir ekip çalışması ve sürekli iyileştirme kültürünün yattığına inanıyoruz. Bu yaklaşımı şirketimizin her kademesine yaymak için öncelikle açık iletişim kanalları oluşturuyoruz. Çalışanlarımızın fikirlerini özgürce paylaşabilecekleri, önerilerde bulunabilecekleri bir ortam yaratmak bizim için çok önemlidir. Düzenli olarak gerçekleştirdiğimiz iç toplantılar, geri bildirim oturumları ve eğitim programlarıyla ekiplerin gelişimini destekliyoruz. Ayrıca bireysel ve takım performansını izleyip, sonuçları şeffaf bir şekilde paylaşıyoruz; bu da motivasyonu artırıyor ve gelişim alanlarının belirlenmesini kolaylaştırıyor. Sürekli iyileştirme prensibini günlük iş akışlarımızın ayrılmaz bir parçası haline getirdik. Her süreçte verimliliği artırmak, kaliteyi yükseltmek ve inovasyonu teşvik etmek amacıyla küçük de olsa her öneriyi titizlikle değerlendiriyor, deneyip sonuçlarını yakından takip ediyoruz. Bu sayede hem çalışanlarımız hem de şirketimiz kendini sürekli ileriye taşıyor. Böylece, sadece bugünün değil, yarının da başarılarını inşa eden; yeniliğe açık, dayanışma içinde ve sürekli gelişimi benimsemiş bir Akn Optik Group kültürü oluşturuyoruz.

Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Fuarın sektöre katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?
Akn Optik Group olarak son iki yıldır katıldığımız Silmo İstanbul Optik Fuarı’nda, hem mevcut iş ortaklarımızla ilişkilerimizi pekiştirme hem de yeni iş birlikleri kurma fırsatı yakaladık. Fuarda ürünlerimizi ve yenilikçi çözümlerimizi tanıtırken, aynı zamanda sektördeki en güncel trendleri ve teknolojik gelişmeleri yakından takip etme imkanı bulduk. Silmo İstanbul, sadece bir ticaret fuarı olmanın ötesinde; sektör profesyonellerinin bir araya gelerek deneyimlerini paylaştığı, bilgi alışverişinde bulunduğu ve geleceğe dair stratejiler geliştirdiği önemli bir buluşma noktası haline gelmiştir. Bu tür etkinlikler, sektör içindeki sinerjiyi artırmakta; inovasyonu teşvik ederek optik endüstrisinin global ölçekteki rekabet gücünü desteklemektedir. Günümüzde optik sektörünün gelişimi için bu tür fuarların sağladığı etkileşim alanları her zamankinden daha değerlidir. Silmo İstanbul gibi organizasyonlar, sektör paydaşlarını ortak bir vizyonda buluşturarak sadece bugünü değil, yarının optik dünyasını da şekillendirmeye katkı sunuyor.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ile ilgili yorumlarınız nelerdir?
Öncelikle bu röportaj fırsatı için teşekkür ederiz. 4 your eyes dergisini, optik sektörüne yönelik kaliteli, güncel ve yön gösterici içerikler sunan, sektör paydaşlarını bir araya getiren değerli bir yayın olarak görüyoruz. Derginizin vizyoner yaklaşımı ve sektöre kattığı değer, firmaların sektörel etkileşimlerini güçlendirmelerine ve kendilerini doğru şekilde ifade edebilmelerine olanak sağlıyor. Bu kapsamda 4 your eyes ile iş birliği yapmaktan büyük memnuniyet duyuyor, yayın hayatınızda başarılarınızın artarak devam etmesini diliyoruz.

Temmuz 2025

Optikim Optik

OPTİKİM OPTİK

Deneyimin Gücü

Silmo İstanbul’daki yabancı firmaların artışı özellikle biz katılımcılar açısından fuarın sektörümüze çok önemli bir katkı sunduğunu göstermektedir.

Merhaba İsmail Bey. Kendinizi okurlarımıza kısaca tanıttıktan sonra sektördeki yolculuğunuzdan bahsedebilir misiniz?
Merhaba. Yozgat/Sorgun doğumluyum. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) İktisat Bölümünden 1989 yılında mezun oldum. Optik sektöründeki yolculuğum üniversite son sınıftayken yarı zamanlı olarak çalışmam ile başladı. O dönemden günümüze sektörde 35 yılımı tamamladım. Birçok deneyim sonrası şimdi de sektörün farklı bir tarafında çalışmalarımızı ve faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.

Firmanızın kuruluş aşamasını, gelişimini ve sektörel vizyonunu bizimle paylaşır mısınız?
Yirmi yıl iki farklı firmada çalıştıktan sonra 2009 yılında kendi firmamızı kurduk ve 3 yıl ithalat yaparak sektörde faaliyet gösterdikten sonra 2014 yılında Ankara’da üretime başladık. 2022 yılına kadar yurt içinde ve yurt dışındaki toptancı müşterilerimize üretim yaptık. 2023 yılı Ocak ayı başından itibaren üreticilerimize yönelik tedarikçi olarak faaliyet göstermekteyiz. Bu yıl Ocak ayı itibarıyla şirket unvanımızı Optikim Optik Kimya ve Plastik Ürünler Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti olarak değiştirdik. Metal menteşeler gibi çok spesifik girdiler hariç; bir üreticinin ihtiyaç duyacağı temel üretim girdileri olan vernik, boyalar, hammadde, yıkama kimyasalları, vibrasyon taşları gibi üretim malzemelerinin ithalatını yapıp, üreticilerimize sunuyoruz.

2014 yılında üretime başladınız, ardından 2022’de üretimi sonlandırıp sarf malzeme ithalatına yöneldiniz. Üretim sürecinden gelen tecrübeleriniz, bugünkü iş modelinize nasıl bir katkı sağlıyor?
Üretimde kullandığımız kimyasallar ile ilgili tedarikçi firma ile 2018 yılında yaşadığımız sorunlar bizi farklı bir arayışa yönlendirdi. O zamana kadar sektöre tedarik yapan firmaların asıl işleri farklı sektörlere yönelik işlerdi ve bizim sektörümüze yönelik bilgi ve deneyimleri yoktu. Bu durumu büyük bir eksiklik olarak gördük. Gözlük üretimine yönelik hammadde, vernik, boya, yıkama kimyasalları, vibrasyon taşları ve kimyasallarını farklı farklı firmalardan alıp, tam ve doğru olmayan teknik destek ile zaman kaybı, verimsiz üretim ve kaynak israfı gibi durumlar yaşanıyordu. Bizim gözlük üretimini biliyor olmamız ve ithal ettiğimiz tüm ürünlerin üreticilerinin sektörümüz ile ilgili deneyimlerinin olması bize çok şey katmaktadır. Tedarik faaliyetine başladıktan 4 ay sonra distribütörü olduğumuz Vernici Caldart firmasından ve yıkama kimyasalları konusunda uzman SCT-İsviçre firmasından uzmanları davet ederek müşterilerimize ve müşterimiz olmayan üretici firmalara eğitim toplantısı düzenledik. Bu bilgilendirme ve eğitimlerin kritik önemde olduğunu düşünmekteyiz. Deneyimlerimiz başta olmak üzere gerektiğinde Vernici Caldart ve SCT-İsviçre’den aldığımız teknik destekler ile müşterilerimizin karşılaştığı herhangi bir soruna mutlak çözüm üretebiliyoruz.

Şu anda hangi sarf malzemeleri ve hammaddeleri ithal ediyorsunuz? En çok talep gören ürünleriniz hangileri?
Distrübütörü olduğumuz Vernici Caldart firması aynı zamanda dünya devi EssilorLuxottica Group’un da vernik tedarikçisidir. EssilorLuxottica’nın dünyanın çeşitli ülkelerinde üretimde kullandığı vernik, boya gibi kimyasalların üreticisi Vernici Caldart; kaliteli üretim yapan özellikle ihracat hedefleyen müşterilerimizin en çok tercih ettiği ürünleri sunmaktadır. Hammadde ve yıkama kimyasalları konusunda da müşterilerimize birinci sınıf kalite ürünler sunmaktayız. Gerek fiyat gerekse ödeme vadeleri konusunda sunduğumuz avantajlar, müşterilerimizin her ürünümüze yoğun ilgi göstermesini teşvik ediyor.

Gözlük üreticileri için sunduğunuz orijinal vernik ve hammaddelerin farkı ve avantajları nelerdir?
Gerek optik çerçeveler gerekse güneş gözlükleri sonuçta cilt ile temas eden ürünlerdir. Dolayısıyla verniğin sağlamlık ve parlaklığının yanında cilt sağlığına yönelik faktörleri göz önünde bulundurmalı, uluslararası kalite ve test gerekliliklerini karşılamalıdır. Piyasada kimin ürettiği belli olmayan, gerekli güvenlik belgeleri olmayan, gerekli testleri ve kontrolleri geçip geçmediği kuşkulu, merdiven altı üretimi diyebileceğimiz vernikler de vardır. Bu tür vernikler kaliteli ve sağlıklı üretim için engeldir. Bu sebeple ithalatını yaptığımız ürünler bu gerekliliklerin tümünü karşılamaktadır. Özellikle ihracat yapan müşterilerimiz, teste girmiş gözlüklerinde bugüne kadar hiçbir sorunla karşılaşmamışlardır. Hammadde konusunda ise vernik müşterilerimize maliyet ve ödeme konusunda avantaj sağlayacak fiyatlarla birinci sınıf kalite hammadde tedarik etmekteyiz.

Türkiye distribütörü olduğunuz Vernici Caldart hakkında bilgi verebilir misiniz? Ürünlerinin sektördeki yeri ve tercih edilme sebepleri nelerdir?
Vernici Caldart Srl 1976 yılında İtalyada Belluno şehrinde aile şirketi olarak kurulmuş, bugün 27.000 m2 alanda iki farklı şehirde, iki fabrikada üretim yapan, gözlük sektörüne yönelik en çok ürün üreten, EssilorLuxottica başta olmak üzere dünyanın en büyük üreticilerine vernik, boya ve astar gibi kimyasalları üreten büyük bir şirkettir. Büyük gözlük üreticileri ile çalışmanın sağladığı avantajlar ile sektörün kalite beklentilerine uygun, daha kaliteli gözlük sektörü için en geniş ürün gamına sahip kimyasallar üretmekte ve biz de müşterilerimize sunmaktayız. Parlak ve mat verniklerimiz gerek parlaklık ve matlık dokularıyla gerekse sağlamlık bakımından çok tercih edilmektedir.

PA12 hammaddesinin enjeksiyon gözlük üretiminde kullanım avantajları nelerdir?
PA12 enjeksiyon gözlük üretiminde kullanılan en ideal polyamid türevidir. Sektörümüzde daha çok TR90 adıyla bilinir. Hafifliği, esnekliği kullanıcılarda büyük bir rahatlık sağlamaktadır ve kırılmaya karşı dayanıklılığı ile de bilinir. Enjeksiyon sonrası boyama, vernik uygulaması vb. işlemlerin kolay uygulanabilmesi de önemli avantajlarındandır.

Üreticilere sunduğunuz ücretsiz danışmanlık hizmetinin kapsamı nedir? Hangi konularda destek veriyorsunuz?
Artık üretici olmasak da üretimin her aşamasındaki tecrübelerimizi üreticilerimizle hiçbir karşılık beklemeksizin paylaşmaya önem veriyoruz. Doğru bilinen fakat verimsizliğe sebep olan üretim süreçleri hakkında üreticilere yardımcı oluyoruz. Sektöre yeni girecek firmalara makine ve teçhizat alımı konusunda uygun maliyet alternatifleri konusunda önerilerde bulunuyoruz.

Türkiye optik sektöründeki üretici firmaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Üretimde gelişim için sizce neler yapılmalı?
Öncelikle enjeksiyon gözlükte büyük bir arz fazlası var ve bu düşük kapasitede çalışmaya neden olmaktadır. Üreticilerimiz, verimlilik dolayısıyla karlılık konusunda titiz olmalılar. Yurt içi pazarda fiyat rekabeti ile verimsiz çalışmak yerine; marka oluşturmak, markalaşma sürecini doğru yönetmek, ihracata yoğunlaşmak gerekir. Sıradan, basit gözlükler üretmek yerine katma değeri yüksek, kaliteli ve nitelikli gözlükler tasarlayıp üretmek hedef olmalıdır. Ülkemizin konumu gereği sahip olduğumuz lojistik avantajı kullanarak, nitelikli ve katma değeri yüksek gözlük üretimi ile AB ülkeleri için çok iyi bir tedarikçi ülke olabiliriz. Bu konuyu bireysel olarak değil, Gözlük Sanayicileri Derneğinin koordinasyonu ile yetkili kamu kurumlarını da işin içine dahil ederek ele almalı ve atılım yapılmalıdır.

Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüşlerinizi ve fuarın sektöre katkılarıyla ilgili yorumlarınızı öğrenebilir miyiz?
Silmo İstanbul katıldığımız ve gelecekte de katılmayı düşündüğümüz tek fuardır. Distribütörü olduğumuz firmaların uzmanlarını özellikle son iki yıldır Silmo İstanbul’daki standımızda müşterilerimizle buluşturmak, onların istek ve sorularına birinci elden yanıtlar vermek fuarın önemini bir kez daha vurgulamaktadır. Ayrıca fuarın İstanbul’da yapılması, şehrin ulaşım, konaklama kolaylıkları ve konumu gereği hem katılımcılar için hem de ziyaretçiler için önemli tercih nedenidir. Silmo İstanbul’daki yabancı firmaların artışı özellikle biz katılımcılar açısından fuarın sektörümüze çok önemli bir katkı sunduğunu göstermektedir. Fuarın zamanlaması ve fuar günleri konusunda katılımcıların görüşünün alınması fuarın etkinliğini daha da arttıracaktır diye düşünüyoruz.

Bu değerli röportaj için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ile ilgili yorumlarınız nelerdir?
Sektörümüzün tamamı için yeniliklerin, gelişmelerin, moda tredlerinin izlendiği ve haberleştirildiği çok gerekli ve başarılı bir yayın olduğunu düşünüyoruz. Yayınlarınızın ve başarılarınızın devamını diliyoruz. Sektörün farklı bir aktörü, bir tedarikçi olarak bize gösterdiğiniz ilgi için de ayrıca teşekkür ederiz.

Haziran 2025

Atölye Gözlük

ATÖLYE GÖZLÜK

Sadece gözlük değil, marka deneyimi de sunuyor…

Silmo İstanbul gibi büyük organizasyonlar sayesinde hem yeni işbirlikleri kuruluyor hem de fuarın sunduğu tüm yenilikler aracılığıyla sektör kendini adeta güncelliyor.

Merhaba Kaan Bey & Esen Bey. Kendinizi okurlarımıza kısaca tanıttıktan sonra sektöre giriş hikayenizi paylaşır mısınız?
Kaan Parlakçakıl: Merhaba, 1979 yılında İstanbul’da doğdum. Öğrenim hayatımı İstanbul üniversitesinde tamamladıktan sonra tekstil sektöründe çalışmaya başladım. Gözlük sektörü ile tanışmam Merve Optik çatısı altında toptan satış ve pazarlama departmanında 2007 yılında çalışmaya başlamam ile gerçekleşti. Sonrasında da ortağım Esen Demir ile birlikte Atölye Gözlük’ü kurduk.

Esen Demir: 1982 yılı İstanbul doğumluyum. Eğitim hayatımı 1998 yılında bitirdikten sonra sektörde amcam Arif Demir yönlendirmesiyle çeşitli markalar ile birlikte çalıştıktan sonra 2008 yılında ilk mağazamı açtım. Mağazalar 4 şube olduktan sonra devredip, 2014 yılında ortağım Kaan Parlakçakıl beraber Atölye Gözlük firmasını kurduk.

Atölye Gözlük’ün kuruluş aşamasından, gelişiminden ve sektörel vizyonundan bahsedebilir misiniz?
Atölye Gözlük, bağımsız ve niş gözlük markalarına odaklanan Türkiye’nin öncü distribütörlerinden biridir. Kuruluşumuzdan bu yana, global gözlük dünyasının en özel markalarını seçerek Türkiye pazarına sunmaktayız. Koleksiyonlarımızda kalite, tasarım ve el işçiliğini ön planda tutan markalara yer vererek alışılmışın dışında bir vizyon ortaya koyuyoruz. Amacımız yalnızca ürün sunmak değil, markaların kimliklerini doğru bir şekilde temsil edecek satış stratejileri ve işbirlikleri geliştirerek, sektörde fark yaratmaktır. Seçici dağıtım yapımız, butik iş ortaklarımızla kurduğumuz sürdürülebilir ilişkiler ve müşteri deneyimini önceleyen yaklaşımımızla büyümeye devam ediyoruz.

Moscot, Linda Farrow ve Jacquemeus gibi birçok dünyaca ünlü markanın Türkiye distribütörlüğünü yapıyorsunuz. Bize markalarınızdan ve özelliklerinden bahseder misiniz?
Portföyümüzde Gentle Monster, Moscot, Eyevan 7285, Ahlem, Peter and May, Jacques Marie Mage, Chrome Hearts, Garrett Leight, Vanity Effect gibi dünya çapında tanınmış markalar bulunuyor. Tüm bu markaların ortak noktası; yüksek kalite anlayışları, güçlü marka hikayeleri ve özgün tasarım yaklaşımlarıdır. Her biri, farklı hikayeleri ve çarpıcı tasarımları ile ülkemiz tüketicisinin gözünde ayrışan, dikkat çeken markalardır. Bu markalar yalnızca birer gözlük markası değil, aynı zamanda birer yaşam tarzı temsilcisidirler. Markalarımız, titizlikle üretilmiş detaylara sahip ürünleriyle, gözlük sektöründe işçiliğe ve estetik bütünlüğe verdiği önemle öne çıkar.

Markalarınızı Türkiye pazarında konumlandırırken nasıl bir pazarlama stratejisi izliyorsunuz?
Her markanın kimliğine ve hedef kitle profiline uygun, özgün ve etkili pazarlama stratejileri geliştiriyoruz. Markaların uzun vadeli başarısını destekleyecek doğru iletişim dili ve görünürlüğü oluşturmayı önceliklendiriyoruz. Seçici bir dağıtım yapısı benimsiyor, markaları yalnızca kendi Dna’larıyla uyumlu, değerlerini paylaşan ve hedef kitlesine hitap eden noktalarda konumlandırıyoruz. Bu sayede her marka, kendi hikayesini en doğru şekilde anlatabileceği, kendini ifade edebileceği ve güçlü bir bağ kurabileceği bir ortama sahip oluyor.

Tanıtım için hangi iletişim araçlarını daha efektif buluyorsunuz? Kampanya ve yeniliklerden müşterilerinizi nasıl haberdar ediyorsunuz?
Sosyal medya, basın işbirlikleri, butik etkinlikler ve lansmanlar bizim için markaların görünürlüğünü artıran, markaların hedef kitleyle bağ kurmasını kolaylaştıran önemli tanıtım araçları arasında yer alıyor. Her markamız için özel olarak kurguladığımız yaratıcı etkinlik ve projelerle hem sektör profesyonellerine hem de son tüketiciye doğrudan ulaşarak marka hikayesini doğru kanallarda aktarıyoruz. Bununla birlikte, iş ortaklarımıza düzenli olarak güncel bilgi, global trendler ve içerikler sunarak hem markalarımızdaki tüm yeniliklerden haberdar olmalarını sağlıyor hem de satış noktalarındaki iletişim gücünü artırmayı hedefliyoruz.

Optik mağazalarla olan işbirliklerinizi nasıl yönetiyorsunuz? Sunduğunuz özel avantajlar ve destekler nelerdir?
Satış noktalarımızı büyük bir titizlikle seçiyor, onlara markalarımızın kimliğine uygun deneyimler sunmaları için eğitim ve pazarlama desteği sağlıyoruz. Bu noktalarla sürekli iletişim halinde olup, karşılıklı değer yaratacak uzun soluklu iş birlikleri kurmaya önem veriyoruz. Aynı zamanda iş ortaklarımızı markalarımızın yeni koleksiyonları hakkında düzenli olarak bilgilendiriyor, mağaza içi sunum ve görsel düzenlemelerinde destek oluyoruz. Her markanın doğru şekilde konumlandırılması ve müşteriyle buluştuğu alanlarda en etkili şekilde temsil edilmesi adına elimizden gelen tüm katkıyı sağlıyoruz.

Atölye Gözlük’ün gelecek hedefleri arasında yeni markalar veya farklı iş modelleri var mı?
Evet, kesinlikle. Seçici bir büyüme anlayışına sahibiz. Bu sebeple, portföyümüzü zenginleştirecek, mevcut yapımızla çelişmeyen yeni markalarla işbirliği yapmak istiyoruz. Aynı zamanda, temsil ettiğimiz markaların çeşitliliğini artırarak müşterilerimize her zaman yenilik sunmayı ve onları farklı bakış açılarıyla buluşturmayı hedefliyoruz.  Bunun yanı sıra, kendi yatırımımız olan “Vanity Effect” markasını da özgün bir anlayışla geliştirerek hem tasarım hem de pazarlama anlamında sektöre katkı sağlamaya devam edeceğiz. Türk imzası taşıyan bu markayı uluslararası pazarda konumlandırmanın ve ülkemize ait bir değeri sektöre kazandırmanın bizim için ayrıcalıklı bir motivasyon kaynağı olduğunu da belirtelim.

Türkiye optik sektörünün mevcut durumunu nasıl değerlendirirsiniz? Sizce sektörel yönelimler ne yönde olacak?
Sektörün global ölçekte daha yaratıcı, tasarım odaklı ve kullanıcı deneyimini merkeze alan bir yöne evrildiğini gözlemliyoruz. Türkiye’de de bu alanda ciddi bir potansiyel ve giderek güçlenen bir farkındalık var. Tüketici artık sadece bir gözlük satın almakla yetinmiyor; markanın hikayesine, sunduğu deneyime, tasarım yaklaşımına ve stil anlayışına da değer veriyor. Bu noktada bağımsız ve niş markaların kendini ifade edebileceği, özgün koleksiyonlar ve güçlü marka hikayeleriyle öne çıkabileceği geniş bir gelişim alanı bulunuyor. Sektörün geleceğinde bu markaların etkisinin daha da artacağına inanıyoruz.

Kasım ayında 11.si gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüşlerinizi ve fuarın sektöre katkılarıyla ilgili yorumlarınızı öğrenebilir miyiz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı, geçen süre içerisinde sektörün en önemli buluşma noktalarından biri haline geldi. Yerli ve yabancı katılımcıların artması, Türkiye’nin bölgede önemli bir merkez haline gelme potansiyelini ortaya koyuyor. Silmo İstanbul gibi büyük organizasyonlar sayesinde hem yeni işbirlikleri kuruluyor hem de fuarın sunduğu tüm yenilikler sayesinde sektör adeta kendini güncelliyor. Atölye Gözlük olarak Silmo İstanbul’un optik sektörü için vazgeçilmez bir ağ olduğunu düşünüyoruz.

Bu değerli röportaj için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?
Derginiz 4 your eyes, sektördeki gelişmeleri takip etmek için de firmamıza dair gelişmeleri paylaşmak için de çok değerli ve güvenilir bir kaynak olarak öne çıkıyor. Hem bilgilendirici hem de ilham verici içerikleriyle biz sektör profesyonellerine katkı sağlıyor. Yayıncılık serüveninizin başarıyla devam etmesini dileriz.

Mayıs 2025