Barton Perreira

BARTON PERREIRA

Kaliforniyalı Lüks

Bill Barton ve Patty Perreira birbirlerine duydukları derin saygı ve hayranlıkla ortak olarak kurdukları markaları ile dünya genelinde gözlük lüksünü yorumluyorlar.

Barton Perreira, Kaliforniya’dan lüks bir dokunuşa sahip bir gözlük markasıdır ve dünya ki bir çok markanın işçiliğine fark atacak, olaylara farklı bir yorum katan ve bunu tasarımlarına ve ürünlerine yansıtan bağımsız bir markadır. Japonya’da titizlikle elde üretilen tek bir Barton Perreira çerçevesinin rafine edilmesi haftalar alır. Eşi benzeri olmayan her ayrıntıya gösterdikleri tutkuyla dikkat çeken Japonya’nın önde gelen zanaatkarları, Braton Perreira gözlüklerinin her yönüyle hassasiyet ve ustalıkla hayata geçirilmesini sağlıyor. Ancak bu benzersiz tarzın kurucularının da hakkını vermek lazım. Barton Perreira, iki çok özel insan arasındaki sinerjinin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Patty Perreira’nin sezgisel stili ve hikayeli tasarımları, Vera Wang, Prada, Miu Miu, Paul Smith ve on sekiz yılı aşkın bir süre Oliver Peoples koleksiyonlarının merkezinde yer aldı. Korkusuz ve duygulu sezgileri onun her hareketine rehberlik etti. Bill Barton, kariyerine gözlük endüstrisinin inceliklerini ve insan ilişkilerinin değerini öğrenerek bir gözlükçü olarak başladı. Bu deneyimler onu önce Oliver Peoples’in CEO’su sonrada Barton Perreira’nın kurucusu olmasını sağladı. Bill Barton ve Patty Perreira ile markalarının kökeni hakkında yapılan röportajı sunuyoruz

Merhaba Patty ve Bill, bize markanızın kuruluş hikayesinden bahsedebilir misiniz? Kendi markanızı oluşturmaya nasıl karar verdiniz?
Bill Barton: Patty Perreira ve ben, Oliver Peoples’da birlikte çalıştıktan sonra 2007’de Barton Perreira’yı kurduk. Oliver Peoples markayı, 2006’da Oakley’e sattı. Satış ile birlikte ben işten ayrıldım ama Patty birkaç ay kaldı. Sonrasında çalıştığı işin onun için yeterli olmadığına karar verdi. Bir araya geldik ve kendi markamızı kurabileceğimizden çok emindik. Oliver Peoples’ta kaldığımız yerden devam etmek ve gelişmek istedik. Patty ve ben ürünler yaratmak için inanılmaz bir sinerjiye sahibiz. Patty bir tasarımcı olarak çok üretken ve farklı türleri kusursuz bir şekilde tasarlama yeteneği var.  Şimdiye kadar tanıştığım hiçbir tasarımcıya benzemiyor.
Patty Perreira: Bill ve ben her zaman bağımsız özgür düşünürler olduk. Aynı özgür ruhlu bağımsız bakış açısını markamız için de istedik. Bana ilham veren şeylere sadık kalmak benim için önemliydi. Bill Barton ve ben, yeni bir dönem, kalite ve kültürü temsil edecek bir gözlük markası yaratma vizyonuna sahiptik. Gözlük bizim ortak tutkumuzdu ve güçlerimizi birleştirme ve markamızı yaratma zamanının geldiğini hissettik.

Kaliforniya’da Los Angeles’a yakın bir yerdesiniz. Konum sizin için ne kadar önemli?
PP: Venice Beach’te yaşıyorum ve çalışıyorum. Venice sürekli gelişim halinde ve olağanüstü güçlü bir yapıya sahip. Tasarım estetiğimde, Kaliforniya’nın etkisi olduğunu düşünüyorum. Kaliforniya lüksü, üst düzey sürdürülebilir malzemeler kullanılarak ürettiğiniz tasarımlarınızın, sofistike, rahat, rafine ve incelikli olmasıdır.

Sayısız Hollywood ünlüsü ve ikonik isimler markanızın gözlüklerine rağbet gösteriyor. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?
BB: Her tür insanın gözlüklerimizi seçmesine bayılıyoruz. Kim oldukları önemli değil. Ancak ikonların gözlük seçerken Barton Perreira’yı tercih etmeleri, bunu bir reklam değil tercih olduğunu bilmek içimde gerçek bir gurur duygusu oluşuyor.
PP: Barton Perreira kullanan ünlülerin listesi ile gurur duyuyorum. Ryan Gosling’den Michelle Obama’ya, Brad Pitt’ten Lady Gaga’ya, Young Thug’dan Maluma’ya ve çok daha fazlasına kadar birçok ünlü gözlüklerimizle boy gösteriyor. Bu, koleksiyonumuzun pek çok benzersiz stili tamamlayan derinliğini ve çeşitliliğini gösteriyor.

Kuruluşundan bu yana sizin için en önemli başarılarınız neler oldu?
BB: Çıkardığımız her koleksiyon, işbirliği veya sınırlı sayıdaki parçanın Barton Perreira için bir dönüm noktası olduğunu düşünüyorum. Ürün geliştirme sürecimize harcanan zaman, çaba ve tutku yoğun ve kişiseldir.

Aranızdaki görev ve sorumluluk dağıtımından bahsedebilir misiniz?
PP: Birbirimize karşılıklı saygı ve hayranlığın temel olduğu harika bir ortaklığımız var. Bill beni motive ediyor, meydan okuyor ve bana ilham veriyor. Bill ve ben birbirimizin içgüdülerine güveniyoruz. İkimiz de gözlük endüstrisinde uzun yıllara dayanan deneyime sahibiz. Ben yaratıcılığa yönelirken, onun uzmanlığı ise iş alanında. Bu, her birimizin Barton Perreira’nın başarısı için en uygun şekilde bireysel becerilerimize odaklanmamızı sağlıyor. Yeteneklerimiz gerçekten birbirini tamamlıyor.

Gözlüklerinize özgü vazgeçilmez tasarım özellikleriniz nelerdir?
PP:Kişiye özel tasarım, üstün kalite ve kusursuz bir uyum.

Gerçek tasarımın özellikle daha teknik özelliklere kıyasla önemi nedir sizce?
PP: Diğer tasarımcılar çoğu çerçeveyi yalnızca nesne olarak tasarlarken ben çerçeveyi hem nesne hem de yüz için tasarlıyorum. Çerçevenin genel uyumu, dengesi ve hissi için çok önemli olan kaşların, elmacık kemiklerinin vb. ince kıvrımlarını çok önemli olduğu için bu detayları göz önünde bulundurarak tasarlıyorum.  Bir erkek yüzüne karşı bir kadın yüzünün dış hatlarını düşünüyorum. Bir Barton Perreira çerçevesini taktığınızda, farkı hemen anlayacak ve hissedeceksiniz.

Malzeme ve işleme olduğunda çok titizsiniz. Hangi malzemelerle çalışmayı tercih ediyorsunuz? Gözlüklerinizde herhangi bir özel teknik özellik var mı?
PP: Dayanıklı, esnek, çeşitli çarpıcı renkleri ve lüks cilalı bir yüzeyi olduğundan Japon selüloz asetat ile çalışmayı seviyorum. Asetatlarımız doğal malzemelerden üretildiğinden, onları daha sürdürülebilir bir seçenek haline getiriyor. Metal çerçevelerimizde sağlamlığı, uyarlanabilirliği ve hipoalerjenik faydaları nedeniyle Alpha Titanium’u tercih ediyoruz. Güneş camlarımız VIOFF adı verilen bir Japon AR kaplaması ile kaplanmıştır. VIOFF, UV ışığının yalnızca yaklaşık yüzde elli yedisini emen geleneksel AR kaplamalara kıyasla UV ışığının yüzde doksan beşini emiyor. Ayrıca Japon hafif titanyumu kullanıyoruz ve altın çerçevelerimizi 0.3 mikron 24K Altın ile kaplıyoruz.

Hem titanyum hem de asetat camlarınız Japonya’da üretilmektedir. Kalite standartlarınız bunu mu gerektiriyor?
BB: Evet, Japonya’nın dünyanın en iyi gözlük üreticilerine sahip olduğuna inanıyoruz. Buna ek olarak, Japonya’daki bağlantılarımızla olan ilişkilerimiz otuz yılı aşkın bir geçmişe sahip. Bu kadar yüksek düzeyde anlayış ve iletişim sektörümüzde son derece nadir görülüyor.

Japonya’yı bir üretim yeri olarak benzersiz yapan nedir?
BB: El işçiliğine duyduğumuz bağlılık ve saygı, her zaman tasarım sürecimizin merkezinde yer alır. Dünyanın en iyi gözlüklerini üretmeye büyük ölçüde önem veren zanaatkarlarla çalışıyoruz. Tasarım sürecimiz benzersizdir ve bizi diğer markalardan ayıran en önemli özelliğimiz. Japonya’da işçilik en küçük detaylara verilen öneme dayanıyor. Bu bizim için istediğimiz lükse ulaşmak demek.

Güneş gözlüklerinde camların rengi çok önemlidir. Siz ne düşünüyorsunuz?
PP: Güneş gözlüğü camlarımızın özel, zengin, mücevher tonlarındaki renklerini yaratmak için Japonya’daki cam üreticimizle işbirliği halindeyiz. Doğadaki renklerden ilham alıyoruz. Örneğin, üreticimize günbatımının veya okyanusun turkuaz gradyanlarının fotoğraflarını gönderiyorum ve onlar da bu tonları renklendirip eşleştirebiliyorlar. Doğal tonların cilt tonlarını daha güzel tamamladığını düşünüyorum.
Müşterilerinizle nasıl bir iletişim kurmaya önem veriyorsunuz? Onlara hangi mesajları iletmek istiyorsunuz?
BB: Perakendecilerimize markamızla başarılı olabilmeleri için mümkün olan her olanağı sağlamaya ve böylece mağazalarında başarı yaratmaya çalışıyoruz. Bu bir ortaklık. Perakende ortaklarımız Barton Perreira ile ne kadar başarılı olursa, nihai tüketicinin de markamız hakkında o kadar fazla bilgisi olur.

Peki ya sürdürülebilirlik? Bu konu hakkındaki çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz?
BB: Markamızın başlangıcından beri, zararlı kimyasallar olmadan elde edilen, Japonya’da bulunan en kaliteli malzemeleri kullanarak gözlük üretmeye kendimizi adadık. Çevre dostu bir reçinenin temeli olarak ahşap ve pamuktan elde edilen selülozlu bitki bazlı asetatlar kullanıyoruz. Her mevsim kullanıma uygun, modası geçmeyen gözlükler tasarlıyoruz. Alışveriş çantalarımız geri dönüştürülmüş malzemelerden, temizlik bezlerimiz geri dönüştürülmüş PET şişelerden yapılmakta. Sürekli olarak karbon ayak izimizi azaltmak ve dünyaya karşı daha nazik olmak için elimizden geleni yapmanın yeni yollarını düşünüyoruz.

Kaynak: Favrspecs

Temmuz 2022

Mclaren Vision

MCLAREN VISION

Güçlü İşbirlikleri ve İnovasyon

Fikirden konsepte tasarımdan üretime kadar uzun bir araştırma ve geliştirme sürecinden geçen McLaren Vision koleksiyonları hem teknoloji hem de kalite açısından öne çıkıyor.

Birleşik Krallık merkezli küresel lüks otomotiv şirketi McLaren’ın desteği ile kurulan optik markası McLaren Vision, 2019’da ilk gözlük koleksiyonunu beğenilere sunduktan sonra ileri teknolojilerden faydalanarak hazırladığı yüksek kalitedeki avangart tasarım izleri taşıyan modelleriyle dikkatleri üzerine çekmeye devam ediyor. L’amy Luxe aracılığıyla beğenilere sunulan McLaren Vision’ın en yeni koleksiyonları ve modellerinde kullandığı patentli teknik özellikler hakkında markanın Kreatif Direktörü Sébastien Brusset ve Marka Direktörü Thibault Robbiani ile gerçekleştirilen röportajı sunuyoruz.

Silmo Paris 2018 Optik Fuarı’nda lansmanını yaptığınız McLaren Vision’ın kuruluş hikayesinden bahsedebilir misiniz?
Sébastien Brusset: Otomotiv sektöründe lüks segmentte yüksek performanslı spor arabalarıyla küresel çapta çok güçlü bir şirket olan McLaren’ın desteği ile daha önce hiç yapılmamış inovasyonları ve teknolojileri içeren ve konusunun uzmanlarını bir araya getiren bir proje etrafında toplandık. Bu proje ile ortaya çıkan McLaren Vision, son kullanıcı ve tedarikçi arasında kurduğu temel ilişkiyi Avrupalı ortaklık ilişkileri sayesinde güçlendirmeyi başardı. McLaren Vision sınırları zorlayarak teknolojik yenilikleri, kendine özgü geliştirdiği menteşe sistemini, titanyum gözlüklerde 3D baskı yöntemiyle uygulamaya bu şekilde başladı. Ultimate isimli titanyum modelimizde 3D baskı teknolojileri konusundaki bilgi ve uzmanlıklarından son derece yararlandığımız Materialize ile yaptığımız işbirliği sayesinde kısa sürede beklentimizin üzerinde bir sonuç elde etmiş olduk. McLaren Vision’ın lansmanı için Silmo Paris 2018 Optik Fuarı’na Ultimate isimli modelimizle katıldık ve fuarda Silmo d’Or Ödülü’ne layık bulunmamız markamızın kuruluşundaki dönüm noktalarından en önemlisi oldu. Böylece bu harika maceranın başlangıcını saygın bir ödülle yapmış olduk.

Koleksiyonlarınızın yenilikçi özelliklerinden, teknik avantajlarından ve imza niteliğindeki estetik detaylarından söz edebilir misiniz?
Thibault Robbiani: McLaren Vision olarak çıkardığımız koleksiyonlarımız, McLaren markasının kendine özgü Dna’sının merkezinde yer alan tasarımsal inovasyonu ve öncü teknik mükemmelliği ideal bir şekilde özetlemektedir. Modellerimizin her biri giyim stillerine uygun seçenekler sunarken teknoloji ile sportif lüks kavramını bir araya getirmektedir. Ön yüzler için 3D baskı gibi teknolojiler kullanmak, modellerimizin şekillerinin tasarımında da son derece özgür olarak hareket etmemizi sağlamaktadır. İkonik otomobillerimizin kapı açma mekanizmalarından ilham alarak oluşturduğumuz ve yüz seksen derece dönen menteşe sistemimiz ve çiftli elastomer saplarımız imza niteliğindeki teknik özellikler arasında yer almaktadır.

Kullandığınız gelişmiş malzemelerin ve tekniklerin koleksiyonlarınızın başarısında oynadığı rolden bahsedebilir misiniz?
Thibault Robbiani: Yeni teknolojileri ve yenilikçi unsurları entegre etmeye çalışmanın her zaman bir risk olduğunu düşünüyorum. Bu sebeple McLaren Vision olarak yeni koleksiyonumuzdaki ürünlerimizi bu riski göze alarak geliştirdiğimiz için başarımızın daha yüksek olduğuna inanıyorum. Fikirden konsepte, tasarımdan üretime kadar uzun bir araştırma ve geliştirme sürecinden geçtik. Sırf inovasyon yapmak için inovasyon yapmadık. Çünkü McLaren Vision olarak bizim için hem teknoloji hem de kalite açısından beklentileri karşılayabilecek ürünlere sahip olmak gerçekten önemlidir. Üstelik inovasyonun her zaman ürünün nihai işlevselliğinde bir amaca hizmet etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Kullandığımız gelişmiş malzeme ve teknolojiler son derece hafif ve konforlu hatta yüksek derecede dayanıklı ürünler geliştirmemizi sağladı. 3D baskıdan lazer kesim teknolojisine veya yüz seksen derece dönen menteşeden manyetik menteşeye kadar her zaman yeni unsurlarla oynuyoruz. Bu esnada da markanın DNA’sını koruyoruz.

Şimdiye kadar toplam üç seriyi beğenilere sunduğunuzu biliyoruz. Bu üç serinin genel özelliklerini okurlarımızla paylaşabilir misiniz?
Thibault Robbiani: McLaren Vision’ın küresel çapta lansmanını yapmamızdan bu yana toplam üç seri kategorisinde koleksiyonlarımızı beğenilere sunduk. Bu serilerden ilki Ultimate serisidir. Ödüllü Ultimate modelimiz bu seride yer alan üst düzey bir tasarımdır. Ultimate serisinde yer alan çerçevelerimiz hali hazırda McLaren’ın otomobil yarışlarında da kullandığı bir teknikle 3D baskılı olarak titanyumdan üretilmiştir. Görüş kalitesini artırmak amacıyla camlar iki temas noktasına asılarak entegre edilmiştir. Design serisi ise modellerin tasarımlarında kullandığımız formlar ve yapıların tamamının yenilikçi özellikleriyle sonraki koleksiyonlarımızın tasarım temellerini de atmamızı sağlayan çekirdek bir seri haline gelmiştir. Örneğin Design serisindeki Graphite koleksiyonumuzu asetattan yüzde yirmi dört daha hafif olan grafit materyali ile yine 3D baskı üzerinde çalışarak geliştirdik ve nihai üründe gerçekten başarılı sonuçlar elde ettik. Design serisindeki çerçevesiz gözlük modellerimizde ise titanyum köprü ve saplara odaklandık ve McLaren’ın patentli yüz seksen derece dönen menteşelerini kullandık. Design serisindeki bir diğer modelimiz Magnetic de çerçevenin vidalarının düşmesini ve saplarının kaybolmasını engelleyen patentli manyetik menteşeleri ile son derece beğeni toplayan tasarımlarımız arasındaki yerini korumaktadır. McLaren Vision olarak yeni koleksiyonumuzun da içinde bulunduğu serimizin ismi Lifestyle’dır.  Lifestyle serisini diğer koleksiyonlarımızdan daha farklı formları ve stilleri sunmak için geliştirdik. Lifestyle serimizde yer alan Edge koleksiyonumuz hafifliği ön plana çıkaran modelleriyle dikkatleri üzerine çekiyor. Hafif ve aynı zamanda benzersiz formları, monoblok cepheleri paslanmaz çelik üzerine lazer kesim teknolojisi kullanarak elde eden Edge modellerimiz McLaren’ın lüks tanımına birebir uyuyor.

Silmo Paris 2021 Optik Fuarı’nda yeni optik koleksiyonunuzu beğenilere sundunuz. Jam Vision ile ortaklaşa hazırladığınız bu koleksiyonun öne çıkan özellikleri nelerdir?
Sébastien Brusset: McLaren Vision’ın Kreatif Direktörü olarak Jam Vision ile yaptığımız işbirliğinden gurur duyduğumu söylemek istiyorum. Birlikte çok güçlü bir bağ kurduk ve ortaya yeniliklerle dolu, sürdürülebilir, teknik ve estetik anlamda yaşam stili ürünlerinden oluşan bu özel kapsül koleksiyon çıktı.

Bu yıl ayrıca Design serinize eklemek üzere akıllı gözlükler alanına da girdiniz. Bu alan için Skugga ile işbirliği yapıyorsunuz. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Sébastien Brusset: McLaren’ın Dna’sında inovasyon kuruluşundan bugüne en önemli kavram olarak yer almaktadır. Marka sürekli olarak gelişmeye dayalı yenilikleri, performans artırmak amacıyla ya da yeni işlevsellikler katabilmek amacıyla ürünlerinde uygulamaya odaklanmıştır. McLaren Vision olarak biz de aynı temel dürtüyle hareket ediyoruz ve çerçevelerimizi hangi teknolojilerden faydalanarak daha üst seviyelere taşıyabileceğimiz konusunda hassasiyetle duruyoruz. Gözlüklere yapabileceğimiz yenilikler ve ekleyebileceğimiz teknolojik farklar bizim için çok doğal bir düşünce şekli olduğundan, akıllı gözlükler alanına giriş yapmamız da aynı doğal akışta meydana geldi. Skugga şimdiye kadarki en iyi ortaklarımızdan biri oldu. Müşterilerimize üstündeki çeşitli sensörleriyle ölçüm yapabilen ve farklı türlerde bilgi sağlayabilen yepyeni bir deneyim sunabilecek gözlükler sunabilmek için güçlü bir işbirliği yaptık. Sıradan bir gözlüğü gerçekten son derece inovatif yöntemlerle akıllı gözlüklere dönüştürdüğümüz bu proje tasarım ekibimiz için de heyecan verici bir deneyim oldu.

McLaren Vision ve L’amy Luxe olarak 2022’de sizlerden ne gibi sürprizler beklemeliyiz?
Thibault Robbiani: 2022 bizim için epey hızlı başladı. Bu yıl içerisinde McLaren Vision ve L’amy Luxe olarak beğenilere sunacağımız birçok projemiz var. Şurası son derece açık ki Skugga ile olan işbirliğimiz hakkında yıl içerisinde daha birçok haberle karşılaşacaksınız. McLaren Vision olarak henüz hazırlıklarını yürüttüğümüz yeni projelerimiz için de çalışmalarımıza hız katacağız. Yeni koleksiyonlarımıza olan ilginin ve beğeninin yüksek olacağı umudu içerisindeyiz. Şimdiden bir sonraki uluslararası fuarlarda yerimizi almak için sabırsızlanıyoruz.

Kaynak: 20/20 Europa

Mart 2022

Koberg

Koberg

Koberg İlk Kez Titanyum Kullanıyor

Almanya merkezli olarak 2013’te Koberg & Tente tarafından kurulan Koberg, ödün vermediği estetik anlayışı, teknolojiye yakınlığı ve yeniliklere açık oluşuyla uluslararası optik pazarındaki yerini güçlendirmeye devam ediyor.

Günümüzde Koberg dendiğinde, markanın özel olarak geliştirdiği silindirik gözlük menteşeleri akıllara geliyor. Marka, yaşam tarzı trendlerinden esinlenen ünlü tasarımcı Josef Lanta’nın hazırladığı ilk koleksiyonunun ardından, 2019 yılında beğenilere sunduğu ikinci koleksiyonuyla ürün yelpazesini genişletti. Koberg oldukça beğeni toplayan ve dikkat çeken bu koleksiyon için Studio Spektakel tasarım ekibi ile birlikte çalıştı. Markanın ikinci koleksiyonundaki şık modellerde; karakteristik, silindirik Koberg menteşesi hafif ve filigran bir forma dönüştürüldü. Marka, yeni tasarımlarında imzası niteliğindeki menteşe formunu yeniden yorumlayarak önemli bir katkı sağlayan Studio Spektakel ile işbirliğini halen sürdürüyor. Koberg, öne çıkan teknik özelliklere sahip ikinci koleksiyonda Alessandro Picicci ile ortak çalışarak modellerini Design & Optik Manufaktur’da geliştirdi. Çok yönlülük, zarafet ve özgünlük odaklı olarak geliştirilen yeni modeller, Almanya’da yüksek kalite ve titizlikle el yapımı olarak üretildi. Paslanmaz çelik ve asetat ile hazırladığı ilk iki gözlük koleksiyonuyla adından söz ettirmeyi başaran Koberg, şimdi de Almanya’nın Gerlingen kasabasında üretimini gerçekleştirdiği titanyum gözlükleriyle dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor. Yakın zamanda beğenilere sunduğu bu üçüncü koleksiyonu ile bir dönüm noktasına ulaşan Koberg, titanyumu ilk kez kullanarak önümüzdeki yıllarda da inovatif işlere imza atacağının sinyalini vermiş oldu. Markanın en yeni titanyum koleksiyonunun modelleri ve koleksiyona dair tüm ayrıntılar hakkında markanın Kurucularından Frank Tente ile yapılan röportajı sunuyoruz.

Merhaba Frank, oldukça yeni bir marka olmanıza rağmen koleksiyonlarınızla ilgi topluyorsunuz. Şimdi de üçüncü koleksiyonunuzu beğenilere sunuyorsunuz. Yeni koleksiyonunuzun önceki koleksiyonlarınızla benzerlikleri nelerdir?
Kurulduğumuzdan beri Koberg olarak hazırladığımız gözlük koleksiyonları ince ve titiz işçilikleri ve teknik uygulamalarımızla ön plana çıkmıştır. Bizler için Almanya’da el yapımı olarak ürettiğimiz gözlüklerimizin tasarımları ve işçiliklerinin kalitesi ödün vermeyi reddettiğimiz bir konu olmuştur. Koleksiyonlarımızı oluştururken küçük gözüken, göz ardı edilebilir gibi gözüken ancak bizlere göre zanaat kalitesini etkileyen küçük detaylar daima çok önemlidir. Yeni koleksiyonumuz da dahil olmak üzere en iyi malzemelerle en yüksek kalitede çalışma felsefemiz hiç değişmeyecektir.

Yeni koleksiyonunuzu öncekilerden ayrıştıran özelliklerden bahsedebilir misiniz?
Markamızın üçüncü koleksiyonu için tamamen yenilikçi olmak, markamızın DNA’sına uygun olmak koşuluyla diğer koleksiyonlarımızdan ayrışan özellikler geliştirmek istedik. Bu sebeple yeni koleksiyonumuz tamamen titanyumdan üretildi. İlk iki koleksiyonumuzda yer alan silindirik menteşenin yerini titanyum modellerimizde malzemenin özellikleri sebebiyle daha düz bir tasarım aldı.

Titanyum sizin için yalnızca yeni koleksiyonunuzla mı öne çıkacak yoksa Koberg olarak titanyuma tam bir geçiş mi yapıyorsunuz?
Titanyum bizim için şimdilik sadece yeni koleksiyonumuzun en önemli bir özelliğidir diyebilirim. Paslanmaz çelik ve asetattan kolay kolay vazgeçebileceğimizi sanmıyorum. Çünkü paslanmaz çelikten üretilen gözlük modelleri bize halen yaratıcılık konusunda titanyumun el vermediği bir çeşitlilik sunuyor.

Titanyum koleksiyonunuzun öne çıkan diğer özellikleri nelerdir?
Bahsettiğimiz gibi yeni koleksiyonumuzun cam kenarlarında, menteşelerinde ve şakaklarında farklı kalınlık seviyelerini işleyebilmek için oldukça sağlam bir hammadde olan titanyum başrolde. Hafif eğimli kenarlara özellikle odaklandık ve başlangıçtan beri Koberg gözlüklerinde kullanılan Berlac’ın muhteşem renkleriyle bir kez daha bazı ince vurgular yaptık.

Yeni koleksiyonunuz için yenilikçi olmayı istediğinizi belirttiniz. Peki materyal olarak titanyumu tercih etmenizin özel bir sebebi var mı?
Koberg olarak şimdiye kadar hazırladığımız ilk iki koleksiyonda da paslanmaz çelik ve asetat ile eşsiz işlemeleri titiz el işçiliğiyle birleştirerek hedeflediğimiz noktaya kısa sürede gelmeye başardık. Az önce de bahsettiğim gibi zaten inovatif ve farklı bir koleksiyon hazırlama niyetindeydik. Bu yüzden titanyumu yeni bir alternatif malzeme olarak göz önünde bulundurmanın mantıklı olacağını düşündük.

Titanyum ile çalışmak ne gibi avantajlar sunuyor?
Sürdürülebilirlik bizim için her zaman önem verdiğimiz bir faktör oldu. Bu açıdan bakıldığında titanyum, gözlük için yüksek kalitede ve harika bir malzeme olması yanında uzun ömür sunarak sürdürülebilirliğe de önemli katkı sağlıyor. Son derece dayanıklı ve anti alerjenik olması açısından da titanyum avantaj sağlıyor.

Koberg olarak koleksiyonlarınızı nasıl ve nerede tasarladığınızdan bahsedebilir misiniz?
İkinci gözlük koleksiyonumuzu 2019’da beğenilere sunmuştuk ve Studio Spektakel tasarım ekibiyle çalıştık. Studio Spektakel tasarım ekibi, bu koleksiyonun ikonik bir stile kavuşmasında önemli katkılarda bulundu. Modern ve uluslararası bir görünüme sahip olan koleksiyon; karakteristik, silindirik Koberg tasarımlarının, son derece ince menteşeleri ve sap şekillerini mümkün kılan hassas tasarımlara dönüştürülmesinden oluştu. Ekip şimdi üçüncü koleksiyonumuzda da harika işler çıkardı. Saplardaki dekorasyonlar sayesinde birinci sınıf tasarım ürünleri oluşturdukları için Studio Spektakel’e tekrar teşekkür ediyorum.

Koleksiyonlarınızı nerede üretiyorsunuz? Titanyum koleksiyonunuzdaki çerçeveleri de Munster’daki genel merkezinizde mi ürettiniz?
Yeni koleksiyonumuzu Munster’de üretmedik. Munster’de sadece asetat parçalarımızı üretiyoruz. Paslanmaz çelik koleksiyonlarımızı ise ilk günden beri Gerlingen’de Alex Picicci ile yaptığımız işbirliği ile tasarlayıp üretiyoruz. Titanyum koleksiyonumuzun ham parçalarının işlendiği, kaplandığı ve birleştirildiği yer de Gerlingen’dir. Bunun yanı sıra, uzun yıllardır Güney Kore’deki ortaklığımız sayesinde birinci sınıf üretim tekniklerinde uzmanlığımızı geliştiriyoruz.

Markanıza özgü tasarım özelliklerini paylaşabilir misiniz?
Koberg modelleri, menteşeler ve saplar arasındaki kesişme noktasında her zaman özel bir vurguya sahiptir. Vidasız ve silindirik menteşe kullandığımız ilk koleksiyonlarımızdan sonra şimdi de titanyum koleksiyonumuzda gömülü karo süsüne yer verdik.

Yeni koleksiyonunuz için kullandığınız karo süsünü nasıl oluşturduğunuzdan söz edebilir misiniz?
Menteşelere silindirik bir eleman eklemek, blok titanyumla çalıştığımız için zor ve talihsiz olabilirdi. Biz de, silindirimizi ‘düzleştirdik’ ve bu durum menteşe için bir tür kaplama kullanmamıza sebep oldu. Karo adı verilen bu kaplamayı yine Gerlingen’de el yapımı olarak titiz bir süreç sonunda oluşturduk.

Ocak 2022