Vycoz

VYCOZ

İşlevsel & Minimalist

Uzakdoğu’nun ileri teknoloji merkezlerinden biri olan Güney Kore’de 2014 yılında kurulan Vycoz, önümüzdeki beş yıl içerisinde otuzdan fazla ülkeye ulaşmayı hedefliyor.

Henüz sekizinci yılını sürdüren Vycoz, Uzakdoğu’nun yüksek teknoloji merkezlerinden biri olan Güney Kore’nin en iyi markalarından görmeyi beklediğimiz özelliklerin çoğunu şimdiden gösteriyor. Markanın çerçeveleri işlevsel, minimalist ve şık. Vycoz’un Kurucusu Jeong Byeong-Jae ile yükselen bir yıldız olmaya aday markası hakkında yapılan röportajı sunuyoruz.

Merhaba Jeong, optik sektörüne girişiniz nasıl oldu?
Kariyerime optisyen olarak başladım ve ilk dönemlerimde Avrupa gözlük markalarının ithalat ve dağıtımında uzmanlaşmış bir şirkette çalıştım. Daha sonra bu deneyimimi kendi şirketimi kurmak için kullandım. Avrupa, gözlük tutkumun büyüdüğü yer ve şimdi kendi markam ile tanınırlık kazanmak için çalışıyorum.

Vycoz markasının kuruluş hikayesinden bahsedebilir misiniz?
Vycoz’u 2014’te kurdum. Optik alanında on iki yıllık bir kariyerin ardından kendi gözlük tasarımımı ortaya koyma cesaretini topladım. Önceki işimde birçok farklı Avrupa gözlük markasını görme fırsatım oldu. Ne zaman yeni bir markayla karşılaşsam, her yeni tasarımın temel Dna’sını bulmaya çalışırdım. Kendi tasarımlarımı yapmak da doğal olarak buradan doğdu. Ancak fikirlerimi hayata geçirecek özgüvene ve uzmanlığa sahip olabilmem için daha önümde uzun bir yol vardı. Şirketi kurduktan sonra bile marka kimliğini geliştirmem altı yılımı aldı.

Markanızın felsefesini nasıl tanımlarsınız?
Bir optisyen, bir Ceo, bir gözlük markası tasarımcısı ve bir gözlük kullanıcısı olarak farklı markaların farklı gözlük türleriyle herkesten daha fazla deneyim ve uzmanlık kazandım. Bu aynı zamanda gözlük için konforun ne anlama geldiği konusunda derin bir anlayış geliştirmeme yardımcı oldu. Deneyimlerimi ve anlayışımı ‘Hafif ve Rahat’ diye tanımladığım marka felsefesinde birleştirdim.

Vycoz Güney Kore için tipik bir gözlük markasıdır diyebilir miyiz?
Vycoz, Kore’de vidasız bir gözlük markası olarak benzersizdir. Ayrıca sadece gözlük satmak yerine, gözlükçülerimizi gözlüklerimizi nasıl monte edecekleri ve müşterileri kullanım konusunda eğitmek için kendi satış kılavuzumuzu geliştirdik. Bu özelliklerimiz Kore’de sektör lideri olarak rolümüzü sağlamlaştırıyor.

Mevcut koleksiyonlarınızdan ve koleksiyonlarınızda tercih ettiğiniz materyallerden söz edebilir miyiz?
Bugün Vycoz Çocuk, Optik ve Güneş Gözlüklerini kapsayan on bir farklı koleksiyon sergiliyor. Her kategori her hedef grubun uyum, işlev ve kullanımla ilgili ihtiyaçlarına yönelik derinlemesine bir çalışmaya dayalı olarak tasarlanmıştır. Örneğin Collection Incline-T, progresif cam kullanıcıları için özel olarak hazırlanmıştır. Progresif camlar için optimize edilmiş olan bu koleksiyon, normal tasarımlarımızdan daha geniş bir eğim açısı aralığına olanak sağlamaktadır. Max-Kids de bir başka örnek. Bu koleksiyonun amacı, konfordan ödün vermeden mevcut plastik materyallerden ve klişeleşmiş çocuksu formlardan uzaklaşabileceğimiz şeyler tasarlamaktı. Diğer tüm Vycoz koleksiyonları da fonksiyonel bir gözlük markasından bekleyeceğiniz gibi belirli gruplar ve ihtiyaçlar için hazırlandı. Markamızı ve koleksiyonlarımızı fonksiyonellik kavramıyla bağdaştırıyoruz. Mümkün olan en iyi işçilik için elastikiyet ve dayanıklılık için paslanmaz çelikten beta titanyuma kadar değişen metal materyaller kullanıyoruz.

Vycoz’un tasarım Dna’sını oluşturan unsurlar nelerdir?
Benzersiz menteşe tasarımımız, dikkat çekmek istediğimiz tüm Vycoz gözlük modellerinin temel bir parçasıdır. Bu nedenle, ön şekil veya şakak şekli gibi diğer unsurları menteşe tasarımını tamamlayacak şekilde minimal ve modern tutmaya çalışıyoruz.

Vycoz’u beş yıl içinde nerede görüyorsunuz?
Önümüzdeki beş yıl içerisinde işimizi dünya çapında otuzdan fazla ülkeye genişletmeyi ve Vycoz’u birinci sınıf bir küresel marka olarak konumlandırmayı hedefliyoruz.

Kaynak: Favrspecs

Kasım 2022

Lool Eyewear

LOOL EYEWEAR

İspanyol Minimalizmi

Etnia Barcelona’ya 2021’in Haziran ayında katılan Lool Eyewear, işlevselliği ve hafifliği patentli Cromalyt® malzemesiyle ürettiği koleksiyonlarında buluşturuyor.

Lool Eyewear optik sektöründe oldukça yeni markalar arasında yer almasına rağmen kaplamalar ve yenilikçi ürün detayları ile birinci sınıf kalitede koleksiyonlar sunuyor. Bunun sebebi olarak İspanyol markanın zamanın eskitemediği minimalizmi yansıtan ‘Less is more’ (Az olan çoktur) ilkesini takip etmesi gösteriliyor. Etnia Eyewear Culture Group’a 2021 yılının ortalarında katılan Lool hakkında markanın sahibi David Soliva ile yapılan röportajı sunuyoruz.

Merhaba David… Lool Eyewear’ın kuruluş aşamanızdan bahsedebilir misiniz?
Lool Eyewear’ı İspanya’nın kalbi Barselona’da 2016 yılında optik sektörüne tanıttık. Aslında Lool, optik sektöründen arkadaşlarla yaptığımız bir toplantı sırasında tesadüfen doğdu. Çerçeve bileşenlerinin montajı ve demontajı söz konusu olduğunda mevcut bazı koleksiyonlardaki sorunları tartışıyorduk. Camların montajı, özel aletlere duyulan ihtiyaç gibi sorunlar. Zaman geçtikçe ve gözlükler aşındıkça, sapların açılıp kapanmasındaki gerginliği veya etkinliği nasıl kaybettiklerini konuşuyorduk ki bence bu kalite ve fiyattaki ürünlerde asla olmaması gereken bir şeydi.

Bu sorunları belirledikten sonra nasıl bir çözüm yoluna gittiniz?
Bir endüstriyel tasarımcı ile birlikte tüm bu sorunları nasıl çözebileceğimizi araştırmaya başladık. Araştırmalarımız sayesinde, basitlik ve işlevselliğe dayalı tüm iş modelimize ilham olan hub adı verilen patentli bir menteşe sistemi tasarladık.

Lool Eyewear’ın felsefesinden söz edebilir misiniz?
Ünlü Alman endüstriyel tasarımcı Dieter Rams’ın da dediği gibi ‘Less, but better’ (Daha az, ama daha iyi) mottosu ile fonksiyonelliği ön planda tutan bir yaklaşıma sahibiz. Bu önermeden hareketle, güzel, zamansız tasarımlar ve zaman içinde kalıcı malzemeler arayışımızı sürdürüyoruz. Her zaman mümkün olduğunca az hammadde kullanıyoruz. Müşterilerimize en yüksek kalite, üstün hizmet ve uygun fiyat konusunda açıkça verdiğimiz bir sözü unutmuyoruz.

Markanızın ismi oldukça sıra dışı. Lool’un logosu da dikkatleri çekiyor. Hikayesinden bahsedebilir misiniz?
Felsefemizle aynı mantığı izleyerek, ismimizin ve logomuzun da sadeliği temsil etmesi gerektiğini düşündük. İki unsurla sonuçta bir gözlüğü sembolize eden bir logo ve bir isim oluşturduk. Eğer birisi bir gözlüğü minimal hale indirgeyerek çizmek zorunda kalsaydı, bu iki öğeye yani bir çubuk ve bir daireye indirgenirdi. Bu dürtüden yola çıkarak, temel ve sade olanı arayarak Lool’a ulaştık.

Lool Eyewear’ın belirgin bir tasarım dili var mı?
Ürün tasarımına yaklaşımımızda özellikle Avrupa’nın büyük ve köklü tasarım ekollerini ilham kaynağımız olarak görüyoruz. İşlevselliğin formun bir adım ilerisinde olduğuna inanıyoruz ve konseptlerimizin özünü minimalist tasarım anlayışını benimseyerek ifade etmeye özen gösteriyoruz.

Oldukça hafif gözlükler üretmeyi nasıl başarıyorsunuz?
Cromalyt® malzememiz ve beta titanyumdan oluşan yeni yapıda dört grama ulaşmak kolay olmadı. Ekip çalışmamız ile gücü ve dayanıklılığı artırırken yapıyı ve ağırlığı hafifletmemizi sağlayan malzemelerin araştırılmasını titizlikle gerçekleştiriyoruz.

Hafiflik sizin için neden bu kadar önemli?
Çünkü müşterilerimizin çerçevelerimizi kullanırken rahatlık, işlevsellik ve hafifliği deneyimleyerek memnun kalmaları bizim için çok önemli, ki benim inancıma göre hafiflik konforun ön koşulu gibidir.

Titiz malzeme araştırmalarınızdan söz ettiniz. Hangi malzeme sizin için öne çıkıyor?
Ağırlıklı olarak çelik, özellikle Sandwik 11r51. Kısa bir süre önce, bize aşırı direnç ve maksimum hafiflik sağlayan devrim niteliğindeki malzememiz Cromalyt® ile yeni bir koleksiyonu beğenilere sunduk.

Cromalyt® malzemesi size hangi olasılıkları sunuyor?
Geliştirdiğimiz Cromalyt® malzemesi hazırlıklarımızda bize sayısız olanaklar tanıyor. Çünkü diğer konstrüksiyonlarla ve karışık malzemelerin yer aldığı kombinasyonlarla çalışmamızı sağlıyor. Diğer malzemelerimizi de uygulamaya devam etmek ve gelecek koleksiyonlarımızda gözler önüne sermek amacındayız.

Lool modellerinin yüksek kaliteli dokusal yapıları dikkat çekiyor. Özel bitim işlemlerinizden söz edebilir misiniz?
Son işlem üzerinde çok çalışıyor ve tüm süreçler için oldukça titiz davranıyoruz. Şu anda PVD ve premium lakeler olmak üzere iki ana kaplama kullanıyoruz. PVD, parçaya hem renk hem de sertlik açısından aşırı bir direnç kazandıran çok teknik bir kaplamadır. Lakeler ise hem en yüksek kalitededir hem de uygulamadan önce gerçekleştirdiğimiz bir işlem sayesinde bileşenlere mükemmel bir yapışma sağlamaktadır.

Lakelerden söz etmişken, Lool için belirgin bir renk dünyası var diyebilir miyiz?
Turuncu, kırmızı, mavi gibi yoğun renkleri kullanmaktan gerçekten çok hoşlanıyoruz. Ancak yine de en iyi renklerimiz henüz gelmedi diyebilirim.

Bu sözünüzü açabilir misiniz?
Etnia Eyewear Culture Group portföyüne Lool’un eklenmesi bizim renklere farklı bir bakış açısıyla yaklaşmamızı sağladı. Şirket çoğu şirketten farklı bir yöntemle çalışıyor ve bizim sadece renklere odaklanmış uzmanlarımız mevcut. Yavaş yavaş Lool’un kendi renkleri sayesinde segmentinde bir referans haline geldiğini göreceğimize inanıyorum.

Lool Eyewear, Etnia Barcelona’ya ne zaman katıldı?
Markamız 2021 yılının Haziran ayında Etnia Barcelona tarafından satın alındı.

Çerçeve yapısının ötesine baktığımızda, bir gözlük sadece camları kadar iyidir. Bu konudaki yorumunuzu öğrenebilir miyiz?
Kesinlikle katılıyorum. Bu sebeple gözlüklerimizde en iyi görsel kaliteyi ve UV korumasını garanti eden Carl Zeiss güneş gözlüğü camları kullanıyoruz. Ayrıca, iç yansımaları önlemek için iç tarafta yansıma önleyici kaplamalar bulunmaktadır.

Halihazırdaki koleksiyonlarınız nelerdir ve bu koleksiyonlarınızın genel özelliklerinden bahsedebilir misiniz?
Tectonic, Stereotomic ve Deco olmak üzere mevcut üç konseptte koleksiyonlarımız bulunmaktadır. Tectonic en minimalist koleksiyonumuzdur. Güzel ve zamansız tasarımları ve renkleri ile herkes için üretilmiştir. Deco en sofistike ve art deco esintili koleksiyonumuzdur. Stereotomic ise tasarım ve inovasyona olan tutkumuzu göstermek istediğimiz en avangart duruşumuzu temsil ediyor.

Bu değerleri göz önünde bulundurduğumuzda tipik bir Lool kullanıcısını nasıl tanımlarsınız?
Rahat, kaliteli bir ürün arayan ve tasarıma değer veren kullanıcılar bizleri tercih ediyor. Çoğunlukla Etnia Eyewear Culture Group tarafından sunulan üstün hizmet ve güvenirliği kaybetmeden farklılaşma arayan insanlar olarak tanımlayabilirim.

Şimdi Lool olarak büyük bir ailenin parçasısınız. Lool için bir sonraki adım ne olacak?
Lool için bir sonraki adım, işlevsellik, hafiflik ve konfordan ödün vermeden Cromalyt® malzememizi tüm koleksiyonlarımızda daha da geliştirerek kullanmaktır.

Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde temel odağınızın neye yönelik olacağından söz edebilir misiniz?
Önümüzdeki birkaç yıl boyunca optisyenlere odaklanacağız. Yeni koleksiyonlarımız için daha iyi ürünler geliştirmek üzere onlarla birlikte çalışmak istiyoruz. Gözlükçüler tüm projelerimizin merkezinde yer alıyor.

Kaynak: Spectr

Ekim 2022

BLACKFIN / İlk Kapsül Serisi

İtalyan Yapımı etiketini gururla taşıyan Blackfin titanyum ve titanyumdan daha fazlasını temsil ederken, ilk kez hazırladığı ‘Highlighter’ kapsül serisini sunuyor…

Blackfin geleneksel bir İtalyan tasarımcı gözlük markası olarak dünya optik pazarındaki yerini her geçen yıl daha da sağlamlaştırıyor. Prestijli ve dikkat çekici bir alan olan titanyum çerçevelere odaklandığı için bağımsız gözlük endüstrisinde saygı duyulan bir marka konumuna sahip. Blackfin için titanyum sadece rastgele bir materyal değil, markanın tüm değerler sisteminin ana parçası konumunda. Blackfin, enerjisini yalnızca optik ve güneş gözlüklerinin tasarımı ve kalitesi için ideal olan titanyum materyaline odaklamakla kalmadı, aynı zamanda şirket ahlakını da bunun üzerine inşa etti. Bu sebeple Blackfin günümüzde titanyumu ve titanyumdan daha fazlasını temsil ediyor. Marka, doğa sevgisi, İtalyan tasarımı ve el yapımı çerçevelerle de anılıyor. 

Blackfin, 1971’den beri Dolomit Dağları’nın eteğinde yer alan ve her mevsim cenneti andıran Agordo kasabasında varlığını sürdürüyor. Adından söz ettirmeyi başaran her marka gibi Blackfin’in kuruluş öyküsü de güçlü girişimcilik ruhuna ve zorluklarla mücadeleye dayanıyor. 1960’larda gözlük devi Luxottica da dahil olmak üzere birçok küçük işletmenin açılması ve hızla büyümesi sonucu Agordo, İtalyan gözlük üretiminin merkezi haline geldi. Bugünkü Blackfin Ceo’su Nicola Del Din’in annesi Maria Pramaor, kuruluşundan itibaren Luxottica ile çalışıyordu. Bir süre sonra Maria Pramaor kendi gözlük işletmesini açmaya karar verdi. Pramaor isimli şirketinde Luxottica ve diğer markalar için gözlük üretmeye başladı. Ancak ödemelerde sıkıntı yaşamaya başlayınca şirketin durumu kötüye giderek krize sürüklendi. Bu dönemde Maria Pramaor oğlu Nicola ile yaptığı işbirliğiyle yeni bir marka yaratarak kendi çerçevelerini üretme kararı aldı. Bu kararla birlikte gözlük sektöründeki yerini alacak olan İtalyan markası Blackfin doğmuş oldu. Blackfin’in başarısı Ceo Nicola Del Din liderliğinde, özgünlük, bağlar ve tutku ile donatılmış sadık bir ekibe sahip olmasına dayanıyor.

Blackfin için yüzde yüz ‘İtalyan Yapımı’ etiketi bir gurur işaretidir. Marka son yıllarda özenli ve titiz geleneksel el işçiliği ile hazırladığı koleksiyonlarını beğenilere sunarken, çıtayı yükselterek ‘Yeni İtalyan Yapımı’ da denilen “Neo Made In Italy” etiketini benimsedi. Blackfin için konu sadece materyal ve gözlükler hiçbir zaman olmadı. Marka kuruluşundan itibaren bütünsel bir yaklaşımı temsil etti. Merkezinin bulunduğu yerden koleksiyonlarına, fotoğraf çekimlerinden kampanyalarına kadar geleneksel İtalyan gözlük üretimini yenilikçi bakış açısıyla birleştirdi. 

Blackfin’in yaptığı her şey kuruluş ilkelerinden ve benzersiz tarihinden ilham almayı sürdürüyor. Bu durum da, bağımsız bir şirket olan Blackfin’in çoğunlukla popüler bir logonun sergilenmesinden öteye geçemeyen ana akım gözlük markalarından ne kadar farklı bir ligde olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Blackfin kullandığı yüksek teknolojisi ve zarif tasarımlarıyla bizleri şaşırtmaya ve heyecanlandırmaya devam ediyor.

Blackfin’in ilk kapsül serisi huzurlarınızda…

İtalyan marka Highlighter ismini verdiği üç güneş gözlüğünden oluşan ilk kapsül koleksiyonunu beğenilere sunuyor.

90’ların güçlü pop kültürü havasından ilham alan üç yeni güneş gözlüğü stili, fütürist bir vizyonla dönüşümden geçiyor. Kare çizgiler 90’ların gözlüklerinin aşırı orantılarını, neon rengi ise 80’lerin aşırılıklarını güçlü bir şekilde hatırlatıyor. Kedi gözü formuna ve klasik bir pilot modellere neredeyse hiç benzemeyen çarpıcı modeller, markanın ikonik tasarım konseptine sofistike yorumlar katmasıyla ortaya çıkmış. Blackfin çerçevelerinin ön kısmına net neon çizgilerle zenginleştirilmiş keskin köşeler ekleyerek yeni tasarımlarını daha da göz alıcı hale getirmiş.

Blackfin kendisiyle ile özdeşleşen materyal titanyumun farklı kalınlıklarını yeni güneş gözlüklerinde işleyerek, son derece göze çarpan şık görünümler elde etmeyi başarmış. Çerçevelerde kullanılan tek bir 3 mm blok sayesinde, üst çerçevedeki renk çizgisi hafifçe içe doğru giderek çerçevelere daha fazla derinlik kazandırmış. Kendi içinde gelecekten gelen bir zaman kapsülünü andıran, şirketin yeni sürdürülebilir genel merkezi olan Black Shelter’da tasarlanan ve oluşturulan Highlighter kapsül serisi yaza damgasını vurmaya hazırlanıyor.

Markanın ilk kapsül koleksiyonu olan Highlighter’daki üç güneş gözlüğü stilinin tamamı, kırmızı, fuşya, mavi, sarı ve yeşil olmak üzere beş koyu renkte mevcut neon şerit ile tamamen siyah renk seçenekleriyle görücüye çıkıyor. Blackfin bir kez daha titanyumla çalışırken gerekli olan renk kombinasyonuları ve titiz işçiliği sayesinde birçok yönden olağanüstü bir duruş sergileyen bu çarpıcı ilk kapsül koleksiyonunu beğenilerinize sunuyor.

Kaynak: Spectr

Güçlü ve Sportif

New York merkezli Nine West, ayakkabı segmentiyle başladığı ticari hayatına, trendlerle uyumlu optik ve güneş gözlüklerini de eklediği geniş ürün yelpazesiyle devam ediyor.

Nine West’e dair…

Nine West, White Plains, New York merkezli çevrimiçi bir Amerikan moda perakendecisi olarak ticari hayatına başladı. 1983 yılında resmen kurulan şirket ve 2018 yılına gelindiğinde fiziksel mağazalarını kapatmıştır. Günümüzde ürünlerini diğer perakendecilerde de satmaya devam etmektedir. Nine West, ismini New York City’deki 9 West 57th Street’teki Solow Building’de kurulmasından alıyor. Nine West, 1983 yılında Connecticut, Stamford’da ilk özel perakende mağazasını açtı. 1986’da ise ilk ulusal reklam kampanyasını başlattı. Nine West ilk olarak 1994 yılında bir Hong Kong lokasyonunun açılmasıyla uluslararası olarak genişledi. O zamandan beri elli yedi ülkede ve sekiz yüzden fazla global lokasyonda bulunan bir marka haline geldi.

Başlangıçta bir ayakkabı markası olarak kurulan Nine West, yıllar içerisinde çanta, optik ve güneş gözlüğü, kıyafet, mücevher, kemer, saat, soğuk hava aksesuarları, şapka, eşarp, şal gibi ürün segmentlerini piyasalardaki yerini aldı. 1995 yılında el çantalarının piyasaya sürülmesinden sonra, Nine West elbiseler, takım elbiseler ve çocuk ayakkabılarına doğru ürün yelpazesini genişletti. Yaptığı küresel lisans anlaşmaları ile gözlük, güneş gözlüğü, kıyafet, kemer, şapka, soğuk hava aksesuarları, eşarp ve atkılar da sunmaya devam ediyor. Mart 1995’te ise, Easy Spirit markasını içeren United States Shoe Corporation’ın ayakkabı bölümünü satın aldı.

1999’da Nine West, Jones Apparel Group tarafından satın alındı. 2006’da Nine West, Vivienne Westwood, Thakoon ve Sophia Kokosalaki ile sınırlı sayıda olmak üzere “kapsül koleksiyonları” üzerinde iş birliğine yaptı. Nine West’in Kreatif Direktörlüğünü 2006’dan itibaren ünlü tasarımcı Fred Allard üstlendi. Marka bu koleksiyonlarla elde ettiği başarının ardından 2009’da New Balance ile bir ayakkabı koleksiyonu geliştirmek için ortaklık kurdu. 7 Temmuz 2015’te, Nine West’in Kanadalı distribütörü ve perakendecisi Sherson Group, Kanada lokasyonları için iflas koruması için başvuruda bulundu. Nisan 2018’de, Nine West’in ABD’deki işletmesinin iflas başvurusunda bulunduğu ve tüm mağazalarını kapattığı açıklandı. O dönem Nine West’in temelli kapatılacağı konuşuluyordu ancak Nine West markası Authentic Brands Group tarafından satın alınarak günümzde çevrimiçi mağazalarıyla ticari faaliyetlerini sürdürüyor.

Ayakkabı ile kat edilen yollar…

1980’lerin sonunda, Fisher ve Camuto’nun şirketi, kadın ayakkabısı işinin hem toptan hem de perakende pazarlarında yer alıyordu. 31 Aralık 1991’de, Fisher Camuto Corporation, Fisher Camuto Retail Corporation ve Espressioni Inc yeni bir şirket oluşturmak üzere birleşti ve kısa süre sonra Nine West Group Inc olarak yeniden adlandırıldı. Halka açılmaya hazırlanan Fisher ve Camuto, Jervin Inc.’i 1992 yılında Nine West Group ile birleştirdi. Bu işlem tamamlandıktan sonra Nine West, Şubat 1993’ün başlarında halka açık bir şirket haline geldi ve hisse senetlerini New York Stock Exchange üzerinden halka arz etti. 

Nine West, iki yüz otuz altı perakende ve outlet mağazasının yanı sıra iki binden fazla departmanıyla, markalı ve özel etiketli ayakkabılar tasarlıyor ve pazarlıyordu. Şirketin ulusal olarak tanınan beş markasından en başarılısı olan Nine West markası, 1989’da elli Dolar ila altmış beş Dolar fiyat aralığında rekabet etmek için baştan tasarlanıp yeniden konumlandırıldı. Şirketin daha makul fiyatlı Calico markası, tipik olarak kırk ila elli Dolar arasında satılan en geleneksel tarzda ayakkabıları temsil ediyordu. Nine West’in yalnızca bağımsız perakendeciler tarafından satılan Westies markası ise kırk Doların altındaki pazar segmentinde rekabet ederken, şirketin tasarımcı markası olan Enzo Angiolini, altmış beş ila seksen Dolar arasında değişen deri ayakkabılar üretiyordu. Şirketin beşinci markası 9 & Co., daha genç müşterilere hitap etmek üzere yaratıldı ve elli Doların altındaki genç ayakkabı serileri aynı isimdeki perakende mağazalarında satılıyordu.

Nine West, işinin toptan satış tarafında, J.C. Penney Company, Sears, Roebuck & Co., Thom McAn Shoe Company ve Kinney Shoes dahil olmak üzere bir dizi büyük, ulusal olarak tanınan müşteriye özel markalı ayakkabıların dağıtımını gerçekleştirdi. Özel markalı ayakkabıların tasarım, üretim ve satış operasyonları Nine West’in Jervin bölümü tarafından denetleniyordu. Şirketin markalı ayakkabıları, The May Department Stores Company, R.H. Macy & Co., Federated Department Stores, Nordstrom ve Dillard Department Stores dahil olmak üzere ülkenin en büyük mağazalarından birkaçına dağıtıldı.

Nine West’in başarısı büyük ölçüde Brezilya üretim tesislerini kullanması sayesinde gerçekleşti. Bu fabrikalar başlangıçta Fisher ve Camuto için günde iki yüz çift ayakkabı üretirken, üretim seviyesi hızla arttı ve 1993’te günde yüz otuz bin çift ayakkabıya ulaştı. Bu süre zarfında Brezilya’daki endüstri düşük maliyetle çalışan fabrikalar sayesinde otuz dokuz binden çalışma gücüne ulaştı. Ayrıca Nine West, ayakkabılarını ürettirdiği kırk fabrika ve yirmi beş bağımsız Brezilyalı ayakkabı üreticisiyle yapılan üretim anlaşmaları sayesinde, sekiz haftalık süreçler içinde tasarımlarını sunmasıyla birlikte tamamlanmış ürünleri teslim almayı başardı ve bu durum, şirkete ABD ayakkabı endüstrisinde en iyiler arasında yer alan bir tedarikçi ağı sağladı. 

Bu yerleşik tedarik ağıyla güçlenen Nine West, spor ayakkabılardan daha ağır, daha sağlam ayakkabılara doğru bir moda trendinden yararlandı; bu trend, 1993’ün sonlarında ve 1994’ün başlarında genç tüketiciler tarafından geniş çapta benimsendi. Reebok International, Nike ve L.A. Gear gibi ayakkabı üreticilerinin satış rakamları sürpriz bir şekilde düştü. Ancak, Nine West ve bir açık hava giyim ve ayakkabı markası daha olan Timberland gibi bazı diğer şirketler, karlarında bir artış yaşadı. Nine West’in başlangıçta hisse başına on sekiz Dolara satılan hisse fiyatı, şirketin 1993 mali yılının dördüncü çeyreğinde otuz dört Doların üzerine çıktı.

Nine West planladığı gibi 1993 yılında on dört milyar Dolarlık bir işi temsil eden bir pazar segmenti olan ABD ayakkabı endüstrisinde daha büyük bir perakende gücü olmaya odaklandı. Bu amaçla, 1994 yılında, tüketicinin şık ayakkabılara olan ilgisinin artmasıyla şirket, yirmi adet Enzo Angiolini mağazası daha açmayı planladı. 1997 yılına gelindiğinde, üç yüz yirmi beşten fazla perakende mağazası ve beş bin beş yüzden fazla vitrine kadın ayakkabısı tedarik eden yerleşik toptan satış işiyle Nine West, ABD perakende ve toptan satış pazarından daha büyük bir pay almayı bekliyordu.

Düşüşler ve yükselişler…

Ancak 1990’ların ortalarına gelindiğinde, ABD ayakkabı endüstrisi için beklentiler çok dolu olumlu değildi. Ülke çapında perakende satış mağazalarının hızla çoğalmasıyla birlikte ayakkabı ürünlerinin bolluğu, satış tahminlerini yüzde iki veya üçe kadar düşürdü. Ayakkabı üreticileri için sorunu daha da karmaşık hale getirmek, perakendeciler ve büyük mağazalar arasında kendi özel markalı ürünlerini geliştirme konusunda yeni bir uygulamaydı. Bu eğilime karşı koymak için Nine West, Kasım 1994’te, özellikle Union Square, San Francisco’da olmak üzere lüks kentsel alanlarda bir dizi yeni butikler açmaya başladı. 

Mart 1995’te Nine West nihayet US Shoe’u altı yüz milyon Dolara satın aldı. Anlaşma şirketin büyüklüğünü ikiye katladı ve Nine West’i ülkenin üçüncü büyük ayakkabı üreticisi haline getirdi. Ancak bu büyümeden daha önemlisi, Amalfi, Evan-Picone ve Bandolino gibi U.S. Shoe’un büyük markalarının satın alınmasıydı. 1995’in sonunda Nine West, büyük mağazalarda satılan tüm kadın ayakkabılarının yüzde otuz beşine ve özel ayakkabı pazarının ise yüzde on yedisine sahip hale geldi. 1996’da şirket, Calvin Klein ile Nine West’in 20 CK Ayakkabı butiğinin işletme sorumluluğunu üstleneceği bir lisans anlaşması yaptı ve 1997’nin başlarında Herb Ritts’in fotoğraflarını içeren iddialı bir reklam kampanyası başlatıldı. Satın alınan aksesuar işi, yalnızca iki yıl sonra kırk beş milyon Dolara ulaşan satışlarla beklenenden çok daha iyi gidiyordu.

Ancak bu büyüme Mayıs 1997’de, SEC’in Nine West’in muhasebe uygulamalarına, özellikle de satışları raporlama biçimine ilişkin bir soruşturma başlatma niyetini açıkladığı zaman aniden durdu. Şirketin bu gelişmeyi hissedarlarına bildirme konusundaki ilk isteksizliği, yalnızca bir basın açıklaması kaçınılmaz hale geldiğinde ve şirketin hissesi yüzde on sekiz düştüğünde işleri daha da kötüleştirdi. Aralık ayına kadar stok yılın en yüksek seviyesinden yüzde kırk beşe düştü ve 1998’de şirket üretimi beş milyondan üç milyon birime düşürmek zorunda kaldı. Bu da iki fabrikanın ve yüz perakende mağazanın kapanmasına ve yaklaşık bin çalışanın işten çıkarılmasına neden oldu. 1999’un başlarında, bir dizi bağımsız Nine West mağaza sahibinin, büyük mağazalarla haksız fiyatlandırma uygulamalarına girdiğini iddia ederek şirkete karşı bir güvensizlik davası açmasıyla daha fazla sorun yaşandı.

Yeniden güçlü…

Jones Apparel Group, bu zor zamanların ortasında, şirket için önemli bir teklifte bulundu ve Mart 1999’da sekiz yüz seksen beş milyon Dolar değerinde bir satın alma açıklandı. Önerilen anlaşma bazı Jones Apparel yatırımcıları için pek uygun olmasa bile, Nine West’in devam eden yasal zorluklarının ışığında, birleşme Haziran ayında gerçekleşti ve Nine West, tamamına sahip olunan bir yan kuruluş oldu. Konsolidasyonun ardından, ayakkabı üreticisi üç fabrikayı kapatmak ve bin dokuz yüz işçiyi işten çıkarmak ve iş gücünün yüzde yirmi birini kaybetmek zorunda kaldı. Jones, Mart 2000’de Nine West sahipleriyle bir uzlaşma anlaşmasına girdikten sonra, şirket bir kez daha dengesini kazandı ve analistler, satışların önümüzdeki dönemde 4.18 milyar Dolara kadar yükselmesiyle yıllık karın yüzde 20 kadar arttığının müjdesini verdi.

Nine West Eyewear

Jones Group Nine West markası altında oftalmik gözlük çerçeveleri ve güneş gözlüklerinin tasarlanması, üretilmesi, pazarlanması ve küresel dağıtımı için Marchon Eyewear ile dünya çapında özel bir lisans anlaşmasını 2011 yılının Eylül ayı başlarında imzaladı. 

Nine West temel trendleri, giyilebilir ve ulaşılabilir ayakkabı, giyim ve aksesuar koleksiyonlarına dönüştürerek zamansız, feminen bir stili yaratıyor. Markanın gözlük koleksiyonları, en yeni Nine West ayakkabı ve aksesuar koleksiyonlarından tasarım öğelerini bir araya getiriyor ve onları yüksek moda trendleriyle yeniden yorumluyor. Nine West imzası taşıyan yüksek kaliteli gözlükler, ikonik silüetleri çağdaş renklendirmelerde cesur, modern tasarım detaylarıyla birleştiriyor.

Miyopilerin uyku kalitesi düşüyor!

Avustralyalı bilim insanları, uzağı görememe durumu olarak da bilenen miyopiden muzdarip kişilerin, normal görüşe sahip olanlara kıyasla daha fazla uyku bozukluğu yaşadığını ortaya koydu.

Avustralya’daki Flinders Üniversitesi’nden yapılan yeni araştırma, miyopisi olan kişilerin normal görüşe sahip kişilere göre daha kötü uyku kalitesine sahip olduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar, miyop insanların beyninde uykunun düzeninden sorumlu melatonin hormonun daha az salgılandığını ve biyolojik saatlerinde gecikme yaşandığını açıkladı. Bilim insanları normal görüşe sahip kişilerle karşılaştırıldığında, uzağı göremeyen kişilerin daha gecikmiş sirkadiyen ritimlere sahip olduğunu ve beyinlerinde geceleri uykuyu düzenlemekten sorumlu bir hormon olan melatonin üretiminin daha düşük olduğunu söyledi.

Düzenli uyku görme sağlığı için gerekli 

Yapay ışığın ortaya çıkması ve mavi ışık yayan elektronik cihazların okuma ve eğlence için kullanılması nedeniyle sirkadiyen ritimlerde ve uykudaki bozulmalar, çeşitli alanlarda tanınmış bir sağlık sorunu haline geldi, ancak bunun göz sağlığı üzerindeki etkisi kapsamlı bir şekilde çalışılmadı. Bulgularımız, optimum uyku ve sirkadiyen ritimlerin yalnızca genel sağlık için değil, aynı zamanda iyi görme için de gerekli olduğuna dair önemli kanıtlar sağlıyor.

Melatonin seviyesinde azalma ve Sirkadiyen ritminde bozukluk

Melatonin, vücudun uyku-uyanma döngüsünü ve sirkadiyen ritimlerini sürdürmek için beynin epifiz bezi tarafından salgılanan bir hormona deniliyor. İnsanlarda, güneş ışığının ortadan kaybolmasının ardından gece 2 ve 4 saatleri arasında melatonin üretimi zirveye çıkıyor. Dr. Chakraborty, katılımcılardan alınan tükürük ve idrar örnekleri aracılığıyla melatonin seviyelerinin ölçüldüğünü ve miyopi olan genç yetişkinlerin normal görenlere kıyasla sirkadiyen ritimleri önemli ölçüde geciktirdiğini ve melatonin seviyesinin azaldığını söyledi. Bununla birlikte, miyopi, çocuklar ve genç yetişkinler arasında en yaygın yaşanılan görme bozukluğu olarak öne çıkıyor. Ancak, onları ilerleyen yıllarda retina yırtığı, glokom ve katarakt gibi çeşitli kör edici hastalıklara yatkın hale getiriyor.

Yeterli uyku; öğrenme, hafıza, sürekli dikkat, okuldaki akademik performans ve erken gelişim sırasında çocukların genel refahı için kritiktir. Pek çok dijital cihaz mavi ışık yayar, bu da melatonin üretimini baskılayabilir ve geceleri sirkadiyen ritimlerde gecikmeye neden olarak gecikmiş ve zayıf uykuya neden olabilir. Çocuklarda dijital cihazlara maruz kalmanın sınırlandırılması, özellikle geceleri, iyi bir uyku ve sağlıklı görme sağlamak için önemlidir.

Gözleriniz sürekli yaşarıyor mu?

Pek çoğumuzun rüzgarda ya da bilgisayar karşısında gözleri yaşarır. Gözlerimizin neden yaşardığını ve hangi durumlarda göz doktoruna başvurmamız gerektiğini Göz Hastalıkları Uzmanı
Prof. Dr. Banu Coşar anlattı.

Gözyaşı, kaşlarımızın alt dış kısmında yer alan gözyaşı bezi tarafından salgılanır. Salgılanan gözyaşı, gözlerimizi kırptıkça göz yüzeyine yayılır. Göz yüzeyini ıslatan gözyaşının bir bölümü buharlaşır, bir bölümü ise göz pınarının alt ve üstündeki deliklerden buruna akar. Ağlayınca burnumuzun akma nedeni  budur. Gözyaşı, göz yüzeyinin kurumasını önleyerek net görmemizi sağlar. 3 tip gözyaşı vardır:

  1. Bazal gözyaşı: Göz yüzeyinde kayganlık sağlayan, besleyici, koruyucu, kir ve atıkları uzaklaştırıcı devamlı salınan gözyaşıdır.
  2. Refleks gözyaşı: Zararlı ve rahatsız edici maddeleri (duman, soğan, yabancı cisim, vb) gözden uzaklaştırmak üzere bol miktarda salınan gözyaşıdır.
  3. Duygusal gözyaşı: Neşe, üzüntü, korku ve diğer duygusal durumlara bağlı gözyaşıdır.

Rüzgarda gözlerimizin yaşarması normaldir

Rüzgar göz yüzeyini kurutur. Buna bağlı olarak gözlerimizden refleks gözyaşı salınır. Bunu önlemenin yolu geniş bir gözlük takarak gözlerimizi rüzgardan korumaktır. Az göz kırpmamıza yol açan bilgisayara/cep telefonuna bakmak gibi durumlar da göz yüzeyinin iyi ıslanmamasına ve kurumasına yol açar. Bu kuruluğu telafi etmek üzere gözlerimizden refleks yaş salınır. Yani gözlerimizin yaşarması aslında kuruluğa bir tepki olabilir.

Göz yaşarmasının yaygın bir nedeni gözyaşı kanal tıkanıklığıdır.

Gözyaşını buruna akıtan kanallarda tıkanıklık olduğunda, gözyaşı yanağa doğru akar. Bebeklerde de gözyaşı kanalı tıkanıklığı izlenebilir. Bebeklerde ve yetişkinlerde gözyaşı kanal tıkanıklığının tedavisi farklıdır. Bebeklerde kanalı açmak için 1 yaşına dek masaj tedavisi, 1 yaş dolduğu halde kanal tıkanıklığı devam ediyorsa sondalama tedavisi yapılır. Yetişkinlerde ise kanal tıkanıklığının tedavisi ameliyattır. Ameliyat açık (burun kökünde cilt kesisi ile) veya kapalı (endoskopik -cilt kesisi olmadan-) yöntemle yapılabilir.

Göze yabancı cisim kaçması veya göz alerjileri de yaşarmaya neden olabilir.

Göze toz gibi yabancı cisimlerin kaçması durumunda, gözde yaşarma ile birlikte acı oluşur. Böyle bir durumda gözünüze bolca suni gözyaşı damlatmanız ve göz doktoruna başvurmanız uygun olur. Acıyla birlikte izlenen göz yaşarmasının bir diğer nedeni ise gözün kornea (şeffaf) tabakasında çizik/yara varlığı olabilir. Böyle bir durumda da mutlaka göz doktorunuza başvurmalısınız. Göz alerjileri de gözde kaşıntı, batma ve sulanmaya yol açabilir. Göz alerjisi tedavisi, antialerjik damla ve pomadlarla yapılır.

Yıldızı Doğayla Parlayan 3 Marka

Cevre dostu yaklasimlar ve sürdürülebilirlik konular son yillarda giderek önem kazandikça, eko sisteme katk1 yapan markalar çogalmaya basladi.
Bazi markalar var ki, kullandıkları materyalleri ve tüm üretim süreclerini en düsük sekilde karbon ayak izi birakabilmek amaciyla özenle seçiyor, sadece projeleri ile dogavi korumakla kalmayip markalarinin konumlandirmalarin da cevre ve doga üzerinden insa ediyor. Optik sektörüne doga dost olarak hizmet vererek son yillarda iyi bir çıkıs yakalayan bu markalardan üçünü sunuyoruz.

Movitra

MovItra

Yenilikçi ve Milanolu

İtalyan yapımı etiketiyle özgün, zamansız tasarımlarını ileri teknoloji ürünü patentli sistemleriyle birleştiren Movitra, performanstan da ödün vermiyor.

Filippo Pagliacci, Giuseppe Pizzuto ve Diego Ponzetto tarafından Milano merkez alınarak 2014 yılında kurulan Movitra, söz konusu gözlük tasarımı olduğunda kurulduğu ilk günden itibaren estetik ve işlevsellik arasındaki hassas dengeyi korumaktan vazgeçmiyor. Küresel optik sektöründe oldukça hızlı bir büyüme gösteren Movitra’nın bu başarısında özel olarak geliştirip patentlerini aldıkları inovatif mekanizmaları çok önemli bir rol oynuyor. Markanın yenilikçi yeni tasarımları ve inovasyonları hakkında Giuseppe Pizzuto ile yapılan röportajı sunuyoruz.

Movitra olarak yeni koleksiyonunuzda neler sizlere ilham kaynağı oldu?
Yeni koleksiyonumuza ilham veren ikonlar, İtalyan tasarımının büyük ustaları ve genel olarak onların eserleridir. Tasarım tarihi, özellikle de İtalya’nın tasarım tarihi, tasarımcı bir nesne için yeni bir form düşündüğü için değil, yeni bir işlev veya bir nesnenin işlevini yerine getirmesi için yeni bir yol yarattıkları için ikonik bir rezonansa sahip olan başyapıtlarla doludur. Bialetti moka, Vespa, Castiglioni’nin lambaları, Alessi’nin en yeni ev eşyaları ve Fabio Novembre’nin sandalyeleri gibi ikonik nesnelerin, kavramlarının ardındaki deha ve içinden doğdukları kültürel arka plan dışında birbirleriyle hiçbir ortak noktası yoktur. DNA’mızda, Rönesans’tan bu yana ve belki de daha da öncesinden beri kültürel mirasımızda bulunan şeylerin sert somutluğunu yumuşatabilecek bir yaratıcılık yatmaktadır. İtalyan tasarımının en ikonik nesneleri birbirlerinden ilham almazlar, görsel olarak farklı dilleri konuşurlar, ancak her biri kendi tarzında mükemmeldir. Biz onlardan ilham almıyoruz, biz onların bir parçasıyız, bu tasarım hareketinin bir parçasıyız.

Bu yıl inovasyon ve yenilikçi malzeme kullanımı yoluyla işlevsellik, birçok gözlük tasarımcısı için birincil hedef olmaya devam etmektedir. Bu Movitra için de geçerli mi?
Movitra işlevsel bir ihtiyaçtan doğdu. İşlevsellik bizim DNA’mızda var. Tasarımdan malzeme seçimine kadar yaptığımız tüm seçimler öncelikle işlevsellik ve performansa yöneliktir. Gerisi bir sonuçtur. Bir ürün işlevsel değilse, elbette “bakması güzel” olabilir, ancak iyi bir tasarım ürünü değildir. Bir ürün değildir. Bir ürün, bir gözlük, kullanılabilir, işlevsel olmalıdır. Bunu yıllarca süren araştırma ve geliştirme çalışmalarımız sonucunda derinlemesine anladık ve gözlüklerimizin vazgeçilmez özelliği yaptık.

Movitra olarak materyal seçimlerinizde asetatı mı metali mi tercih ediyorsunuz, neden?
Bu sorunun cevabı da performansta yatmaktadır. Movitra’nın DNA’sında metal var. Çünkü metal, patentli rotasyon sistemimizin ideal çalışması için en iyi performans malzemesidir. Aslında, asetat camlarımız bile onlara stabilite ve sağlamlık kazandıran, kalıcı performans sağlayan metal bir çekirdeğe sahiptir. Yeni koleksiyonlarımız aslında metale çok daha fazla odaklanıyor, çünkü her zaman işlevselliğe ve performansa dikkat etmek istiyoruz. Bir sonraki adımımız, bir kez daha çok yüksek performansa sahip tamamen yenilikçi bir sistem sunan bir asetat koleksiyonunu piyasaya sürmek olacak.

Kısa süre önce metal/titanyum iki çerçeveden oluşan yeni bir sınırlı sayıda üretim duyurusu yaptınız. Bu ikisi de dahil olmak üzere tüm çerçeveleriniz rotasyon sistemine sahip mi? Rotasyonun faydalarını açıklayabilir misiniz?
Tüm çerçevelerimiz kendi patentli rotasyon sistemimize sahiptir. Bu sistem olmadan gözlük üretmiyoruz, bu bizim en temel özelliğimiz. Patentli rotasyon sistemimizin avantajı, camların korunması ve gözlüklerin son derece düz ve cep boyutunda yapılabilmesidir. Ayrıca sistemimizin kapanmayı kolaylaştırdığını gördük, bu nedenle jest teması da merkezi hale geliyor ve geçmişe kıyasla tamamen bozuluyor. Üzerinde çok çalıştığımız bir diğer temel konu da duygusallık. Mekanizmanın tıklaması ya da entegre esnek menteşeye sahip çubuğumuzun kapanma tıklaması benzersiz bir duyusal deneyim yaratmak üzere tasarlandı. Gerçek şu ki tam olarak neyden bahsettiğimi anlamanın en iyi yolu çerçevelerimizi denemekten geçiyor.

Kaynak: 20/20 Europe

Eylül 2022

Look

LOOK – MADE IN ITALIA

Çağdaş & Yenilikçi

Çağdaş & Yenilikçi… Tasarımlarında rafine İtalyan yaratıcılığını odak noktası haline getiren Look- Made In Italia, yeni koleksiyonlarıyla gündemdeki yerini koruyor.

Look- Made In Italia, 1978’den beri yüksek kaliteli gözlükler tasarlayan ve üreten bir İtalyan firması olarak karşımıza çıkıyor. Bir atölye olarak kurulan Look- Made In Italia yıllar içinde organize ve uluslararası bir şirkete dönüşmüş, çerçeve tasarımı, üretimi ve dağıtımı konusunda Avrupa’daki öncü markalardan biri haline gelmiştir. Look Tasarımcısı Giordano Cazzola ve Pazarlama Müdürü Marco De Fina ile güncel koleksiyonları hakkında yapılan röportajı sunuyoruz.

Merhabalar… Bizlere Look- Made in Italia’nın güncel koleksiyonlarının genel özelliklerinden ve satış konseptinden bahsedebilir misiniz?
Giordano Cazzola: Merhabalar… Öncelikle bizleri ağırladığınız için teşekkürlerimizi sunmak isteriz. Look- Made in Italia olarak koleksiyonlarımızda marka olarak araştırmayı, kaliteli üretim sürecini ve benzersizlik odaklı işlevsel tasarımları nasıl bir araya getirdiğimizi ideal bir şekilde yansıtmak istedik. Koleksiyonlarımızın satış konseptinde, yetişkin ürün segmentimiz, premium veya üst düzey kalite göstergesi olarak malzeme üzerinden tanımlanmaktadır. Koleksiyonlarımızda kullandığımız malzemelerin kalitesi tüm serilerimizi ayrıcalıklı olarak ön plana çıkarmaktadır.

Bünyenizdeki markalarınızdan olan Materika’yı ve koleksiyonlarını genel olarak diğerlerinden ayıran yönleri nelerdir?
Giordano Cazzola: Materika gerçekten de tasarım dili ve çizgisiyle markalarımız arasında ayrıcalıklı bir yere sahip bir markadır. Bunun sebebi olarak Materika’da Look- Made In Italia’nın tasarım araştırmasına olan yatkınlığının daha yüksek bir seviyeye çıkarılmış olmasını gösterebiliriz. Look- Made In Italia’da tasarımcının hedefleri ile üretim departmanı arasındaki doğrudan bir diyalog vardır. Materika’da da teknoloji ve işçilik bir araya gelerek, malzemelerin incelenmesi ve inovasyonun yönlendirilmesinin her projenin odak noktası olmaya devam ettiği bir durum söz konusudur. Bu sayede de Materika üst düzey gözlük segmentinde yeni konseptler ortaya çıkararak koleksiyonlarını her geçen gün daha geniş kullanıcı kitlelerine ulaştırmayı başarıyor.

Materika’nın büyük ilgi gören Strato koleksiyonundan bahsedebilir misiniz?
Giordano Cazzola: Strato, Materika’nın deneysel bölümünde yer alan yeni Alumix koleksiyonunun bir parçasıdır. Bu yeni deneyim, şirketimizin geçmişte yaptığı seçimleri, örneğin ayırt edici malzemelerimizden birini en iyi şekilde temsil etmek için yenilemektedir. Look- Made In Italia olarak yeniliklerin ve inovasyonun izinden gitme gibi bir misyona sahip olduğumuz için böyle deneysel çalışmalardan eşsiz koleksiyonlar çıkarıp, beğenilere sunmaktan memnunuz.

Biraz da Strato koleksiyonunda kullandığınız bu Alumix malzemesinin özelliklerinden söz edebilir misiniz?
Giordano Cazzola: Strato koleksiyonunda en baskın olarak kullandığımız malzeme olan Alumix, alüminyum ve magnezyum karışımı bir maddedir. Süper hafif ve yüksek performanslı olan Alumix malzemesi, tamamen özel işleme kriterlerine göre şekillendirilmiştir. Strato’da konsept, Look- Made In Italia’nın Alumix üzerine yaptığı araştırmanın uzmanlığını, farklı kalınlıklar ve yüzeyler arasında uyumlu bir diyalog olarak anlaşılan kontrast temasına uygulamaktır. Amaç, saran bir dokunsallık algısı yoluyla gözlemcinin dikkatli gözünü tatmin etmektir.

Peki tasarım açasından baktığımızda Strato’nun öne çıkan özellikleri ve renk seçimleri hakkında neler söylersiniz?
Giordano Cazzola: Strato modelleri, detaylara ve işçiliğin zenginliğini artıran bir katmanlaşma fikrine odaklanan çağdaş bir tasarımla karakterize edilir. Çok sayıda mekanik adım, hesaplanmış işçilikle dönüşümlü olarak, doğruluk ve hassasiyetle birleştirilmiş bir süreç hikayesi yaratır. Böylece mutlak estetik yeniliğe sahip çekici gözlüklere dönüşür. Renk seçimleri konusunda ise Strato koleksiyonumuzda sadece yeni renkler değil devrim niteliğinde bir renk paleti oluşturduğumuzu söyleyebilirim. Renkler yakut kırmızısından virtual yeşile kadar değişiyor. Sinyal sarısından grafit siyaha ve daha güven verici gece mavisi veya arduvaz grisine kadar. Ancak renkler asla düz veya donuk görünmüyor. Örneğin asit yeşili veya ametist morunun doygunluğu hem mat hem de metalik nüanslarla seyreltilmiştir. Camları döndürerek ve gözlem noktasını değiştirerek yüzeydeki somut farklılıkların nasıl kavranabildiğini görmenin heyecan verici olduğunu söylemeliyim.

Bir diğer özel seri de Aurea isimli kapsül koleksiyon. Bu koleksiyonun özelliklerinden bahsedebilir misiniz?
Marco De Fina: Aurea sınırlı sayıda üretilen bir kapsül koleksiyonudur. New Rinascimento (Yeniden Doğuş) imaj kampanyasının görsel deneyimini somutlaştırmak için yaratılmış bir projedir. Aslında, değerlerimizi sadece imajımız aracılığıyla değil, onları temel işimizi temsil eden ürüne dönüştürerek iletmeye karar verdik. Aurea’nın New Rinascimento’nun meyvesi olduğunu söyleyebiliriz.

Bu özel kapsül koleksiyon nasıl doğdu?
Giordano Cazzola: Aurea görünüşte yalın bir kavram olan doğadan doğdu. Gelişimi, doğanın bütünlüğü içinde anlaşılan ortak paydanın tanımlanmasıyla başladı. Bir çevre olarak doğa ama aynı zamanda insan doğası olarak doğa. İnsanın doğa ile her zaman aradığı bağlantı. Bunu, uyumun en yüksek ifadesi olan ‘altın oran’da tanımladık. Bu tanım sayesinde doğada her zaman var olan ‘güzellik’ ile samimi bir bağ kurduğumuza inanıyoruz.

Aurea kapsül koleksiyonu hangi kitleyi hedef alarak tasarlandı?
Giordano Cazzola: Look- Made In Italia koleksiyonlarında genellikle geniş kitleleri hedefleyen bir firma olmuştur. Sınırlı sayıda olmak üzere ürettiğimiz Aurea kapsül koleksiyonumuz da premium ve üst kalite seviye segmentinde olup yetişkinlere hitap etmektedir. Koleksiyondaki gözlüklerle her mevsim gözlük kullanmak özendirilmektedir.

Aurea kapsül koleksiyonundaki modellerden ve özelliklerinden bahsedebilir misiniz?
Giordano Cazzola: Kapsül, Look- Made In Italia tasarımcıları Giuseppe De Riva ve Augusto Valentini tarafından tasarlanan ikisi erkek ve ikisi kadın olmak üzere dört çerçeveden oluşuyor. Aurea ayrıca yetişkin premium ve yetişkin üst düzey kalite segmentlerinde Look- Made In Italia’nın asetat çerçevelerdeki gelişimini tamamlamak amacıyla iki koleksiyon daha oluşturacak.

Aurea’nın tasarım dilini nasıl tanımlarsınız?
Giordano Cazzola: Aurea’nın tasarım dili rafine İtalyan yaratıcılığını ortaya koyuyor. Her şey, uyum kelimesiyle özetleyebileceğimiz basit bir kavramı takip ederek güzelliği temsil etme arzusundan doğuyor.

Bu kapsül seride hangi malzemeleri ve renkleri tercih ettiniz?
Giordano Cazzola: Her şeyden önce Aurea, uzmanlığımızın denendiği tam bir asetat ürünüdür. Renk oyunları, projenin altında yatan yaratıcılığı sonuna kadar ifade etmek için asetatlardan ayrıntılı renklendirme işlemlerine kadar uzanmaktadır. Örneğin Aurea 4530 modelinde ‘üst üste binen hafiflik’ kavramı tanıtılmıştır. Asetat malzeme, her katmanın kendine özgü bir estetik işlevi olduğu bir renk tabakalaşması gibi görünecek şekilde işlenmiştir.

Kendi üretimini yapan bir marka olarak ekolojik ayak izinizi düşük tutmak amacıyla ne gibi adımlar atıyorsunuz?
Öncelikle araştırmalarımızı en iyi hammaddeleri seçmeye odaklıyoruz. Onlar olmadan mükemmel ürünler yapamazsınız. Bizim için bu bir zorunluluk. Alumix gibi malzemeleri kendi bünyemizde araştırıyor ve geliştiriyoruz. Araştırıp kullandığımız malzemelerimizin çevresel etkileri çok düşüktür ve sürdürülebilir bir ürün yaşam döngüsü oluştururlar. Sayısız kez ve mekanik özelliklerinden hiçbir şey kaybetmeden geri dönüştürülebilirler, bu da düşük ayak izi ile ürün performansında sürekliliği ve sürdürülebilirliği garanti ediyor.

Kaynak: Spectr

Ağustos 2022