Gucci’den Asil Detaylar

Günümüzde Kreatif Direktörü Demna Gvasalia ile çağdaş modayı yorumlayan modaevi Gucci, lüks gözlük tasarımına yön vermeyi sürdürüyor. Sıra dışı detaylara sahip bu siyah modeli yine eşsiz.

Ocak 2026

Chloe’den Pembe Heykel

Pembe heykelsi görünümü, gözlük tutkunları için lüksle buluşturan Chloe; kalın çizgilere yer verdiği bu şık güneş gözlüğüyle farkını hissettiriyor. Mermer etkili yuvarlak form stilleri yükseltecek.

Ocak 2026

Versace ile Medusa Gücü

Versace, geometrik çizgileri yorumladığı bu altın tonlu metal çerçeveyi siyah camlarla tamamlamış. Saplardaki ikonik Medusa detayları ise güneş stilinin karakterini daha çarpıcı hale getirmiş.

Ocak 2026

Bir Dior Rüyası

Dior, Parizyen şıklığına tutkunları cezbedecek bu güneş modeliyle zamansızlığı vadediyor. Minimal dikdörtgen olan parlak siyah asetat çerçeve; altın saplardaki gümüş CD logosuyla boyut atlıyor.

Ocak 2026

Bir Chanel Dikdörtgeni

Chanel’in siyah, dikdörtgen formdaki bu asetat güneş gözlüğü, klasiklerin inovatif dokunuşlarla büyüleyici olabildiğini kanıtlıyor. Üst çerçeve ve saplara uygulanan altın dokular çok şık.

Ocak 2026

Zehra Optik

ZEHRA OPTİK

En İyi Mağaza Ödülünü Kazanan Yenilikçi Adres

“Silmo Award İstanbul gibi prestijli bir ödülü kazanmak benim için tarif edilmesi zor bir mutluluk ve büyük bir başarı anlamına geliyor. Bu ödül bana, hayalini kurduğum çizginin sektörde karşılık bulduğunu gösterdi ve daha iyisini yapma cesareti verdi”

Merhaba Zehra Hanım. Okurlarımız için kendinizi kısaca tanıtarak sektörel yolculuğunuzun nasıl başladığından bahseder misiniz?
Merhabalar, ben Zehra Uzundemir. 2020 yılında Optisyenlik bölümünden mezun olduktan sonra sektöre adım attım. Yaşadığım ilçedeki bir optik mağazasında iki yıl boyunca çalıştım. Bu süreçte hem atölye tarafında hem de müşteriyle birebir iletişim konusunda kendimi geliştirme fırsatı buldum. Zamanla fark ettim ki insanlara yardımcı olmak ve onların memnuniyetini görmek beni mesleğime daha da bağlıyor. Gözlüğünü teslim ettiğim oldukça yaşlı bir müşterinin daha net görmesine yardımcı olduğum için iyi dileklerini ve dualarını iletmesi beni derinden etkilemişti. O an sayesinde, yaptığım işin insanlar için ne kadar değerli olduğunu bir kez daha anladım. Bu duygunun, optik sektöründeki yolculuğumun temelini oluşturduğunu söyleyebilirim.

Zehra Optik’i 2025 yılında Muğla’da açtınız. Mağazanızın kurmaya ne zaman ve nasıl karar verdiğinizi paylaşır mısınız?
Kendi mağazamı kurma fikri, optisyenlik öğrencisiyken şekillenmeye başladı. O dönemden itibaren standartların dışında, mevcut mağazalardan farklı bir konsept hayal ediyordum. Alışılmış optik mağaza anlayışının ötesinde; insanların kendilerini rahat, konforlu ve samimi hissedebileceği bir ortam yaratmak istedim. Mesleğe adım attığım ilk yıllarda edindiğim deneyimler de bu hayalimi olgunlaştırdı ve bana nasıl bir yol izlemem gerektiğini gösterdi. Müşterilere yalnızca ürün sunan değil, gerçekten ihtiyaçlarını dinleyen ve kişiye özel çözümler üreten bir mağaza kurgulamayı hedefledim. Zamanla bu düşünceler netleşti, cesaretim ve birikimim birleşti ve bugün kendi adımı verdiğim mağazamda bu vizyonu hayata geçirmiş oldum. Zehra Optik, benim için sadece bir iş yeri değil, yıllardır kurduğum hayalin somut karşılığıdır.

Ortaca gibi yerel bağların güçlü olduğu bir ilçede mağaza açmak, müşterilerinizle ilişkilerinize ve işinize nasıl yansıyor?
Ortaca’da insanların birbirini tanıdığı, güven ilişkisinin çok kıymetli olduğu bir sosyal doku var ve bu yapı işimi kurarken bana sağlam bir zemin sundu. Müşterilerimin beklentilerini, günlük alışkanlıklarını ve ihtiyaçlarını yakından gözlemleme fırsatı buluyorum. Bu sayede onlara yalnızca ürün sunan bir mağaza değil, gerçekten dinleyen ve doğru çözümler üreten bir adres olabiliyorum. Zaman içinde kurduğumuz samimi iletişim hem mesleki anlamda beni besledi hem de mağazamın istikrarlı biçimde büyümesine katkı sağlıyor. Yerel profilin gücü, işimi sadece ticari bir girişim olmaktan çıkarıp güvene dayalı uzun soluklu bir mesleki yolculuğa dönüştürdü.

Mağaza dekorasyonunuz son derece etkileyici. Tasarımı için bir iç mimarla çalıştınız mı ve konseptini nasıl oluşturdunuz?
Mağaza dekorasyonu benim için büyük önem taşıyordu ve Lotis Design firmasından iç mimarımız Dilara Isparta ile çalışmak gerçek anlamda heyecan vericiydi. Tanıştığımız ilk andan itibaren Dilara Hanım ile uyumumuz mükemmeldi; aynı zevkleri paylaşıyor olmak ve benzer bakış açılarına sahip olmamız ise benim için çok değerliydi. Bu uyum sayesinde, mağaza konseptini belirlemek de uygulamak da oldukça kolay ve keyifli bir süreç oldu. Mağazamızın mimari kimliğiyle, müşterilerimize ilk andan itibaren sıcak, samimi ve güven veren bir atmosfer sunmayı hedefledik. Mağazanın tasarımı; modern ve şık detaylarla birlikte müşterilerimizin kendilerini rahat ve konforlu hissetmesini sağlıyor. Bu sayede, mağazaya adım attıkları ilk anda pozitif bir izlenim bırakabiliyor ve onlara kendilerini özel hissettirmeyi başarıyoruz.

Silmo Award İstanbul 2025’te ‘En İyi Optik Mağaza’ ödülünü kazanmak sizin için ne ifade ediyor ve bu başarı geleceğe dair hedeflerinizi nasıl şekillendiriyor?
Optik sektörüne yeni katılmış genç isimlerden biri olmama ve mağazamın henüz ilk beş ayını tamamlamış olmasına rağmen, Silmo Award İstanbul gibi uluslararası itibarı olan prestijli bir ödüle layık görülmek benim için tarif edilmesi zor bir mutluluk ve çok değerli bir başarı anlamına geliyor. Bu ödülü yalnızca kişisel bir takdir olarak değil, ortaya koymaya çalıştığım anlayışın ve Zehra Optik’te inşa etmek istediğim farklı mağaza kültürünün de onaylanması olarak görüyorum. Ödül, markamızın vizyonunu daha da güçlendirdi ve geleceğe dair hedeflerimize olan inancımızı pekiştirdi. Müşterilerimize sunduğumuz hizmet kalitesini, ürün çeşitliliğini ve yenilikçi yaklaşımımızı daha ileriye taşıma konusunda güçlü bir motivasyon kaynağı oldu. Aynı zamanda sorumluluğumuzu da artırdı; çünkü bu noktadan sonra Zehra Optik’ten beklentinin daha yüksek olduğunun farkındayım. Önümüzdeki dönemde mağazamı yalnızca ürün satılan bir alan olarak değil, danışmanlık ve güven temelli bir buluşma noktası olarak geliştirmeye devam etmek istiyorum. Bu ödül bana, hayalini kurduğum çizginin sektörde karşılık bulduğunu gösterdi ve daha iyisini yapma cesareti verdi.

Mağazanızdaki ürünlerinizi ve gözlük seçkinizi belirlerken hangi kriterleri ön planda tutuyorsunuz? 
Ürünleri seçerken öncelikle marka bilinirliğine ve güvenilirliğe büyük önem veriyorum. Tanınmış markaların gözlüklerini sunmak, müşterilerime kalite konusunda güçlü bir referans verebilmemi sağlıyor. Bunun yanı sıra, sadece bilinen çizgide kalmak istemiyor, daha butik ve özgün tasarımlara sahip çerçevelere de mutlaka yer açıyorum. Çünkü her müşterinin tarzı ve ihtiyacı farklı; bu çeşitliliği sunabilmek benim için önemlidir. Cam seçimlerinde de aynı özeni gösteriyor, görsel estetiğin yanında teknik performansı da dikkate alıyorum. Mağazama giren birinin hem modaya uygun hem de göz sağlığı açısından doğru seçeneklere kolayca ulaşabilmesini hedefliyorum. Bu nedenle seçkilerimi oluştururken trendleri, kaliteyi ve müşterilerimden aldığım geri bildirimleri birlikte değerlendiriyorum.

Mağazanızda müşterileri nasıl bir deneyim karşılıyor? Hizmet anlayışınızı nasıl tanımlarsınız?
Mağazamı ziyaret eden müşteriler, öncelikle samimi ve sıcak bir atmosferle karşılaşıyor. Onları bir satış sürecinin parçası gibi değil, gerçekten dinlenen ve önemsenen misafirler gibi hissettirmeye özen gösteriyorum. Hizmet anlayışımın temelinde, her müşterinin ihtiyacını doğru analiz etmek ve ona en uygun çözümü sunmak yer alıyor. Gözlük seçimini sadece estetik bir tercih olarak değil, günlük yaşam kalitesini etkileyen önemli bir karar olarak görüyorum. Bu yüzden acele ettirmeden, alternatifleri birlikte değerlendirerek ilerliyoruz. Mağazada rahat bir ortam yaratmayı, insanların kendini özgürce ifade edebilmesini sağlamayı son derece önemsiyorum. Amacım, Zehra Optik’ten çıkan herkesin doğru ürünü seçtiğinden emin olup mutlu hissetmesidir.

Önümüzdeki dönem için Zehra Optik adına nasıl bir yol haritası çiziyorsunuz?
Önümüzdeki dönem için en büyük hedefim müşteri odaklı yaklaşımımızı koruyarak istikrarlı biçimde büyümektir. Yenilikçi ürünleri ve farklı tasarımları mağazama daha fazla entegre etmeyi planlıyorum. Aynı zamanda teknolojiyi daha fazla entegre ederek, müşteri deneyimini zenginleştirmeyi ve genç bir marka olarak sektördeki konumumuzu daha da güçlendirmeyi planlıyoruz. Attığımız her adımın uzun vadeli ve sürdürülebilir olmasına özen gösteriyorum.

Silmo İstanbul Optik Fuarı 12. kez gerçekleşti. Fuarın gelişimi ve sektöre katkıları hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın her yıl daha da geliştiğini görüyoruz. Fuar, yalnızca yeni ürünlerin sergilendiği bir platform olmanın ötesinde, uluslararası optik dünyasının nabzının tutulduğu önemli bir buluşma noktası haline geldi. Farklı markaları, tasarımcıları ve sektör profesyonellerini bir arada görmek bize ilham veriyor. Ayrıca mesleki bilgi paylaşımının artmasına ve ortak bir sektör kültürünün oluşmasına büyük katkı sağlıyor. Silmo İstanbul’un önümüzdeki yıllarda uluslararası etkisinin daha da artıracağına yürekten inanıyorum.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak 4 your eyes ile ilgili yorumlarınız nelerdir?
Derginiz 4 your eyes; sektöre dair derinlemesine bilgiler sunan, yenilikleri ve trendleri takip eden önemli bir kaynak olarak öne çıkıyor. Biz sektör profesyonelleri için değerli bir referans noktası olan 4 your eyes hem bilgi paylaşımını hem de sektördeki gelişmeleri yakından takip etmemizi sağlıyor; sektördeki bilgi akışını ve profesyonel gelişimi destekliyor. Başarılarınızın devamını dilerim.

Ocak 2026

Mykita

Mühendislik Odaklı Minimalizm, Evrilen Estetikler

Mykita

Mykita, çağdaş gözlüğü hassas mühendislik, rafine estetik ve ileriye bakan bir vizyonla yeniden tanımlamaya devam ediyor. Optik ve güneş koleksiyonları arasında kurduğu doğal denge, markanın tasarım anlayışını bütüncül bir çizgide ileri taşıyor.

Mykita, gözlük dünyasında çağdaş tasarımın referans noktalarından biri olarak konumlanıyor. Moritz Krueger tarafından 2003 yılında Berlin’de kurulan marka, mühendislik, zanaatkarlık ve ilerici estetik anlayışını aynı potada buluşturuyor. Mykita, yalnızca güçlü görsel diliyle değil, aynı zamanda tamamen entegre üretim modeliyle de farklılaşıyor. Tüm koleksiyonlar Berlin’deki Mykita Haus’ta el işçiliğiyle üretiliyor ve bu yapı markaya tasarım, geliştirme ve üretim süreçleri üzerinde tam kontrol sağlıyor. Bu bağımsız yaklaşım, Mykita’nın değerlerinden ödün vermeden istikrarlı biçimde büyümesine olanak tanırken, uzun ömürlü ve titizlikle tasarlanmış gözlükler konusunda güvenilir bir marka haline gelmesini sağlıyor. Mykita; mevsimsel trendlerin peşinden gitmek yerine, malzeme araştırmasına, teknik mükemmelliğe ve disiplinler arası işbirliklerine dayanan bütüncül bir tasarım felsefesi inşa ediyor. Patentli mühendislik çözümlerini, form ve uyuma dair kişiye özel yaklaşımıyla birleştirerek hem işlevsel hem de zamansız ürünler ortaya çıkarıyor. Çevresel ve sosyal sorumluluk konularında benimsediği güçlü duruş, hızla değişen sektörde markanın güvenilirliğini daha da güçlendiriyor. Mykita, 2025 yılına girerken sunduğu koleksiyonlarıyla tasarım anlatısını belirgin şekilde genişletti. Her seri, farklı bir malzeme ya da yüzey araştırmasını merkeze alarak özellikle optik koleksiyonlarda hassasiyet, yalınlık ve rafine estetik anlayışını pekiştirdi. Yılın son aylarında sunduğu yenilikler, markanın bilinçli bir gelişim sürecinde olduğunu ve yaratıcı anlamda net bir yön belirlediğini ortaya koyuyor. Bu dönem aynı zamanda, bir sonraki tasarım evresine doğal ve kesintisiz bir geçişin zeminini oluşturuyor. 2026’ya doğru ilerlerken Mykita, ani kırılmalar yerine süreklilik hissi taşıyan bir yaklaşım sergiliyor. Yeni yılla birlikte sunduğu konseptler; yönelim, ölçülülük, malzeme seçimleri ve teknik zarafet ilkeleriyle şekillenmiş, kendinden emin ve ileriye dönük bir Mykita çizgisi sunuyor.

Verimli Bir Yılı Ardında Bıraktı
Mykita, 2025 boyunca malzeme, yüzey ve oran üzerine kurulu özenle geliştirilmiş konseptlerle koleksiyonlarını genişleterek güçlü bir tasarım ivmesi ortaya koydu. Yılın öne çıkan adımlarından biri olan Amber Havana, klasik kaplumbağa deseninin çağdaş bir yorumu olarak sunuldu. Koyu kehribar tonları ve ince kırmızı yansımalar, asetat çerçevelere sıcaklık ve derinlik kazandırdı. Amber Havana kapsülünün renk paleti cesur ama dengeli bir ifade sunarken, rengi sakin bir özgüvenle taşımak isteyen kullanıcılar için modern alternatifler haline geldi. Mykita’nın asetat ürünlerinde kullandığı tasarım dili ve Endura menteşe sistemiyle birleşen bu çerçeveler, rafine estetiği uzun vadeli konfor ve dayanıklılıkla buluşturuyor.

Öte yandan, hassasiyet kavramı 2025 yılında Mykita tarafından Rx Lessrim koleksiyonunda merkezde yer alışıyla daha ön plana çıktı. Çerçevesiz gözlüğü çağdaş bir bakış açısıyla yeniden ele alan Lessrim, ultra ince paslanmaz çelik yapısıyla cam kenarını neredeyse görünmez bir şekilde tanımlıyor. Ortaya çıkan siluetler, kullanıcının doğal ifadesini ön plana çıkaran son derece yalın bir etki yaratıyor. Rafine metalik tonlar ve saplardaki zarif iki renkli detaylar, koleksiyona sessiz lüks hissini kazandırırken, çerçevelerin ultra hafif yapıları gün boyu konforu garantiliyor. Rx Lessrim, Mykita’nın tasarım netliği ve teknik ustalıkla yeniden düşünme kabiliyetini açıkça ortaya koyuyor. Marka, 2025 yılındaki bir diğer belirleyici adımını ise Ekim ayında sunduğu Mykita Lite Powder koleksiyonuyla attı. Gözlükte toz boya kullanımına öncülük eden bu inovatif seri, paslanmaz çelik tasarımlara alışılmışın dışında bir yüzey dili kazandırıyor. Dayanıklı ve karakteristik bu özel kaplama, Lite koleksiyonunun hafifliğini korurken, alışılmadık bir renk paleti sunuyor. Hafif dışbükey formlar, geleneksel tel çerçeveleri anımsatan ama çağdaş bir yorumla şekillenen üç boyutlu bir etki yaratıyor. Pastel tonlar ve şampanya altın üzerine uygulanan şeffaf kaplamalar, metal yüzeylerin derinliğini ve dokusunu öne çıkararak Mykita’nın malzeme odaklı ilerici tasarım anlayışını güçlendiriyor.

Marka Kodları Yeni Sezonla Evriliyor
Mykita’nın bu ivme üzerine inşa ettiği en yeni 2026 lansmanları, tasarım felsefesini hem güneş hem de optik gözlükte yeni ifadelere taşıyor. Berlin merkezli markanın Lessrim Sun konsepti; optik koleksiyonun hassasiyet anlayışını yalın ve net sessiz lüks yaklaşımıyla bir güneş gözlüğü kapsülüne dönüştürüyor. Lessrim güneş gözlükleri için seçilen ultra ince paslanmaz çelik yapılar, cam yuvasında neredeyse kaybolarak çerçevelere son derece temiz bir görünüm kazandırıyor. Koyu mat tonlar, ince metalik dokunuşlar ve sofistike iki renkli kombinasyonlar, Lessrim Sun koleksiyonun kozmopolit karakterini pekiştiriyor. Farklı geometrilere sahip üniseks formlar, minimalist mimariyi destekleyen degrade camlarla tamamlanıyor. Ortaya çıkan etki, çağdaş mücevheri andıran dengeli ve karakterli bir tasarım dili sunuyor. Mykita, Lite Acetate Sun ile asetatın heykelsi potansiyelini yetmişler esintili bir yaklaşımla 2026 sezonu için yorumluyor. Sıcak kehribar tonlu ve koyu Havana ön yüzler, atmosferik bir etki yaratırken, marka imza niteliğindeki hibrit yapısı asetat ile paslanmaz çeliği birleşimini zarif bir denge içinde buluşturuyor. Siluetler, ikonik formları çağdaş bir süzgeçten geçirerek modern, hafif ve zahmetsiz bir kullanım hissi sunuyor. Retro referanslar belirgin olsa da hiçbir zaman baskın hale gelmiyor ve Lite Acetate Sun Mykita’nın nostalji ile mühendislik hassasiyetini dengeleme yeteneğini yansıtıyor. Yeni yılla birlikte marka cesur bir adım daha atarak Lite Powder optik kapsülüne yeni neon pembe rengini ekliyor. Konseptin, minimalist tel çerçeve estetiği, canlı ve enerjik bir tonla buluşuyor. Mevcut pastel palete eklenen neon pembesi seriye dinamizm katıyor. Kampanyada, Lite Powder çerçevelerinden panto formlu Aita modelinde tanıtılan yeni renk, serinin diğer iki tasarımı olan aviator Tosca ve altıgen Santo’yu da kapsıyor. Hafif yapısını ve rafine karakterini koruyan bu tasarımlar, Mykita’nın görsel kodları zorlamaktan çekinmeden tasarım bütünlüğünü muhafaza ettiğini kanıtlıyor.

Ocak 2026

Aspendos Optik

ASPENDOS OPTİK

İş Ortaklarına Değer Sunuyor

“Silmo İstanbul vizyonumuzu ve yeni koleksiyonlarımızı yüzlerce iş ortağımıza aynı anda sunabildiğimiz eşsiz bir platform. Ancak daha da önemlisi, değerli
bir geri bildirim ve ilham kaynağı.”

Merhaba Mesut Bey. Kendinizi okurlarımıza tanıtarak, sektöre giriş sürecinizi bizimle paylaşır mısınız?
Merhaba, ben Mesut Özkul. 2011 yılında başlamış olduğum bu yolculuğa Aspendos Optik’i kurarak devam ettim. Optik sektörüne sahadan geliyorum. Perakende tarafında başladığım bu yolculuk bana vitrin önündeki heyecan kadar, vitrinin arkasındaki sorumluluğu da öğretti. Mağazanın nabzını tutmayı, müşterinin beklentisini okumayı ve ürünün gerçek değerini sahada anlamayı her zaman öncelik bildim. Aspendos Optik’i kurarken de bu birikimi; daha sistemli, daha sürdürülebilir ve uzun vadeli bir yapı kurmak için değerlendirdim.

Aspendos Optik’in kuruluş hikayesinden bahsedebilir misiniz? Perakendeden distribütörlüğe uzanan bu yolculuk nasıl şekillendi?
Aspendos Optik aslında bir ihtiyaçtan doğdu. Perakendede çalışırken Türkiye’deki bazı mağazaların kalite, bazılarının tasarım, bazılarının ise güvenilir tedarik aradığını net olarak gördüm. Bu üç unsuru aynı anda sunan yapı sayısı sınırlıydı. Ayrıca, zamanla pazardaki büyük markaların domine ettiği tek tip ürün yelpazesinin bir potansiyel boşluğu yarattığını fark ettik. Bizim gibi, farklı ve özgün tasarımlar arayan, kaliteyi ve hikayeyi önemseyen bir kitle vardı. Distribütörlük yolculuğumuz, yalnızca ürün getirmek değil; markayı pazarda doğru anlatan, mağazanın yanında duran bir iş modeli kurma hedefiyle şekillendi. Bir tedarikçi olmaktan çok, iş ortağı olmayı seçtik.

Pazarda sessiz lüks olarak konumlanan markalarla çalışıyorsunuz. Portföyünüzü seçerken nasıl bir yol izlediniz?
Sessiz lüks bizim için bir duruştur. Gösterişten uzak ama detayda kendini belli eden, kullanan kişiye ayrıcalıklı hissettiren ürünleri tercih ediyoruz. İş ortaklarımız da markanın popülerliğinden çok ardındaki ustalığa değer veren bir kitleden oluşuyor. Stratejimizi belirlerken, Bu ürünü 10 yıl sonra da takar mısınız? sorusunu sorduk. Cevabımız “evet” ise o marka bizim için doğru markaydı. Marka seçimlerimizde hızlı satıştan çok, uzun vadede değerini koruyan koleksiyonlara yatırım yapıyoruz. Bu strateji bize hem sadık mağaza iş ortakları hem de bilinçli bir kullanıcı kitlesi kazandırdı.

Bloomdale, Malt Belgian ve Jose Alvarez Premium markalarını Türkiye’ye kazandırdınız. Markalarınızın genel özelliklerinden bahseder misiniz?
Bambaşka başlıklara ışık tutan bu 3 Avrupa markasının; özgün ve benzersiz oluşları, firmamızın kuruluş amacıyla birebir bütünleşiyor. Portföyümüzdeki her marka, bir ailenin farklı karakterdeki üyeleri gibidir. 3’nü de seçerken, birbirini tamamlayan markalar olmalarına özen gösterdik. Bloomdale Eyewear Hollanda’dan gelen bir renk ve neşe patlamasıdır. Cesur renk kombinasyonları ve özgün formları ile özellikle kendini ifade etmekten çekinmeyen, enerjik bir kitleye hitap ediyor. Sınırlı sayıda üretimi ve zamansız tasarım anlayışı ile yüksek konfor sunuyor. Malt Belgian Eyewear, Belçika tasarımının minimalist ve sofistike ruhunu yansıtır. Odak noktası, malzeme kalitesi ve kusursuz detay işçiliğidir. Sessiz lüksü gerçek anlamda yaşatır. Jose Alvarez Premium ise sanatsal bir markadır. İleri malzeme teknolojisi, sınırlı sayı üretim, ultra hafiflik ve rafine estetiği bir araya getiren özel bir markadır. El işçiliğinin ve doğal malzemelerin ön planda olduğu, her birinin kendine has bir ruhu olan koleksiyonlar sunar. Her üç markamız, farklı zevklere hitap ederek, iş ortaklarımıza her kullanıcıya rahatça sunabilecekleri eşsiz alternatifler sağlar.

Türkiye genelinde 553 iş ortağınız bulunuyor. Bu portföyü yönetirken nasıl bir satış ve lojistik modeli uyguluyorsunuz?
Bu büyüklükte bir ağı yönetmenin tek yolu sistem ve insani temas arasındaki dengeyi kurmaktır. 553 iş ortağı, bizim için 553 farklı başarı hikayesi anlamına gelir. Bu geniş ağı yönetmenin sırrı, merkezi verimlilik ile yerel esnekliği birleştirmekte yatıyor. Güçlü bir merkez depo, doğru planlama ve sahada aktif çalışan ekiplerle ilerliyoruz. Onlar sadece sipariş alan kişiler değil, iş ortaklarımızın danışmanlarıdır. Satış tarafında birebir ilişkiyi kaybetmemeye, lojistikte ise hız ve sürdürülebilirliğe odaklanıyoruz. Ayrıca, sadece saha ekibimizin değil, günden güne artan iş ortaklarımız ile bizzat iletişimde kalmayı daima kendime görev biliyorum. İşin mutfağından gelen biri olarak bu lojistik modeline dair örneklerin sektörde maalesef pek yaygın olmadığını da eklemek isterim.

Aspendos Optik olarak sürdürülebilirlik, kalite ve tasarım arasındaki dengeyi nasıl kuruyorsunuz?
Biz sürdürülebilirliği bir pazarlama argümanı olarak değil, iş yapış biçimi olarak görüyoruz. Uzun ömürlü ürün, bilinçli üretim ve zamansız tasarım bu vizyonumuzun temelini oluşturuyor. Biri eksik olursa yapı çöker. Bu dengeyi, öncelik sıralaması olarak değil, entegrasyon felsefesi olarak görüyoruz. Zaten bir ürünün temel malzeme ve işçilik kalitesi bizim standartlarımızı karşılamıyorsa, tasarımının ne kadar güzel olduğunun veya ne kadar sürdürülebilir olduğunun bir önemi kalmaz. Tasarım, bu kaliteli malzemenin ruha bürünmüş halidir. Amacımız, estetik olarak çarpıcı ama aynı zamanda fonksiyonel ve ergonomik tasarımlar sunmaktır. Çalıştığımız markalar, geri dönüştürülmüş asetat, biyo-bazlı plastikler veya sorumlu kaynaklardan elde edilmiş metaller gibi çevre dostu malzemeler kullanmaya giderek daha fazla önem veriyor. Bazı çerçevelerimiz, üretim sürecinde su tüketimini %60 azaltan teknolojilerle üretiliyor.

Portföyünüzdeki markalar, malzemelerinde 2011 Nobel Kimya Ödülü kazanmış bir keşiften ilham alıyor. Bu konuyu biraz detaylandırır mısınız?
Evet, 2011 yılında Nobel Kimya Ödülü kazanan Daniel Shechtman; kuazi (yarı) kristallerin, bilinen ve geleneksel kristal yapılarından farklı, kendini tekrar etmeyen ama son derece düzenli bir atom dizilimine sahip malzemelerle ilgili olduğunu keşfetti. Portföyümüzdeki markalar da; havacılık ve uzay sanayinde kullanılan bazı titanyum ve paslanmaz çelik alaşımlarını bu teknolojik keşiften yola çıkarak gözlük çerçevelerine uyguluyor. Böylece malzemeler inanılmaz derecede hafif, esnek, korozyona karşı dayanıklı ve en önemlisi anti-alerjik özellikler gösteriyor. Geleneksel bir metal çerçeve büküldüğünde kalıcı olarak deforme olabilirken, bu özel alaşımlar ‘şekil hafızası’ sayesinde eski formuna geri dönebiliyor. Mühendislik harikası olan bu gözlükler; son kullanıcı için neredeyse yokmuş gibi hissettiren bir hafiflik, gün boyu konfor ve yıllarca sürecek bir dayanıklılık anlamına geliyor.

Mağazalara yalnızca ürün değil, değer sunduğunuzu söylüyorsunuz. Aspendos Optik için değer sunmak ne anlama geliyor?
Bizim için değer, iş ortağımızın kapısından içeri giren bir müşterinin ‘bu mağazada farklı bir şey var’ demesini sağlayan her şeydir. Bu değeri oluşturmamızı sağlayan unsurları; Farklılaşma Gücü, Operasyonel Huzur, Bilgi ve Eğitim olarak ayırıyorum. İş ortaklarımıza, bir hikayesi ve karakteri olan, rekabette onları bir adım öne çıkaracak ürünler sunuyoruz. Böylece fiyatla değil, kalite ve stil ile rekabet etmelerini sağlayarak diğer mağazalardan ayrışmalarının önünü açıyoruz. Öte yandan bir optikçinin en büyük kabusu olan istediği ürünün stokta olmayışı veya haftalarca bekleme sorununu; hızlı lojistiğimiz, kolay ulaşılabilir müşteri hizmetlerimiz ve esnek ödeme koşullarımızla çözümlüyoruz. Onlar işlerine odaklanırken, biz arka planı güvence altına alıyoruz. Sattığımız her ürünün hikayesini, malzeme özelliklerini ve tasarım felsefesini iş ortaklarımızla paylaşıyoruz. Onlara sadece bir ürün değil, müşterilerine anlatacakları bir hikaye veriyoruz. Bu bilgilendirmeler ve eğitimler de satış personelinin motivasyonunu ve satış başarısını doğrudan artırıyor.

Aspendos Optik’in dijital pazarlama yaklaşımı nasıldır? Tüketiciye doğrudan satış veya reklam yapıyor musunuz?
Dijital pazarlama stratejimiz, sessiz lüks konumlandırmamızla paralel olarak değerli içerik üretmek üzerine kurulmuştur. Biz doğrudan son tüketiciye yönelik kitlesel reklamlar yapmıyoruz. Aspendos Optik’in web sitesi, markalarımızı ve koleksiyonlarımızı sergileyen şık bir dijital showroom özelliği taşır. Mevcut iş ortaklarımız, burada onlara açtığımız e-bayi aracılığıyla showrrom’dan kendilerine özel içerikleri görüp, alış-veriş yapabilmekteler. Sosyal medyada ise Instagram’da aspendosoptiktr ve Facebook’ta aspendos optikk olarak; markalarımızın hikayelerini, tasarım detaylarını ve felsefesini anlatan profesyonel içerikler üretiyoruz. İş ortaklarımız, bu içerikleri sosyal medya hesaplarında kolayca paylaşarak müşterilerine ulaşabiliyor. Özetle bizim dijital görünürlüğe ve ticarete yönelik vizyonumuz; iş ortaklarımıza en konforlu seviyede gerçek bir distribütör deneyimi yaşatmak üzere şekillenmiştir.

Aspendos Optik’ten kısa ve orta vadede yeni marka yatırımları veya sürprizler bekleyebilir miyiz?
Kesinlikle evet. Kısa vadede, mevcut markalarımızın özel kapsül koleksiyonlarını ve Türkiye’ye özel tasarımlarını iş ortaklarımızla buluşturmaya odaklanmış durumdayız. Orta vadede ise portföyümüzdeki karakterleri tamamlayacak yeni bir marka arayışımız sürüyor. Özellikle, teknoloji ile modayı birleştiren, akıllı gözlük segmentinde veya tamamen sürdürülebilir ve döngüsel ekonomi prensipleriyle üretim yapan niş bir markayı radarımıza almış durumdayız.

Aspendos Optik Kurucusu olarak başarı sizin için ne ifade ediyor, neyle ölçülüyor?
Benim için başarı, sabah uyandığınızda yaptığınız işe karşı duyduğunuz heyecanın hiç bitmemesidir. Rakamlar, pazar payı, ciro; bunlar elbette önemli metrikler ama asıl başarı, birlikte çalıştığınız insanların, yani ekibimizin ve iş ortaklarımızın sizinle birlikte büyüdüğünü ve mutlu olduğunu görmektir. Aspendos Optik’i kurarken 5 yıl sonrası için hayalim, Türkiye’de ‘farklı ve kaliteli gözlük’ denince akla gelen bir marka olmaktı. Finansal olarak bu hedefe ulaştık. Ancak bugün anlıyorum ki, asıl hayalim bundan daha öteymiş. Başarıyı artık bir varış noktası olarak değil, bir yolculuk olarak görüyorum. Bugün başarımın tanımı, 553 iş ortağımızın vitrinine koyduğu bir gözlüğün, bir müşterinin yüzünde gülümsemeye dönüştüğünü bilmektir. Başarı, yarattığımız bu değer zincirinin her halkasının güçlü ve mutlu olmasıdır. Hayalim, sayısal hedeflerden daha çok anlam ve etki yaratmaya evrildi.

Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Fuarın sektöre katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı, Türkiye optik sektörünün uluslararası arenadaki gücünü ve potansiyelini göstermesi açısından kritik bir öneme sahiptir. Bizim gibi toptancılar için de vizyonumuzu ve yeni koleksiyonlarımızı yüzlerce iş ortağımıza aynı anda sunabilme fırsatı verdiğinden, eşsiz bir platform olduğunu düşünüyorum. Ancak daha da önemlisi, Silmo İstanbul, biz optik profesyonelleri için bir geri bildirim ve ilham kaynağı haline geldi. Anadolu’nun dört bir yanından gelen iş ortaklarımızın nabzını tutma, onların beklentilerini ve yaşadıkları zorlukları ilk ağızdan dinleme fırsatı buluyoruz. Bu yüzden Silmo İstanbul’un sektöre katkısının paha biçilmez olduğunu düşünüyorum.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ile ilgili yorumlarınızı öğrenebilir miyiz?
Bu değerli dergide yer verdiğiniz için asıl biz size teşekkür ederiz. Sektördeki yenilikleri, farklı bakış açılarını ve derinlemesine analizleri okuyucuyla buluşturarak, tüm paydaşların vizyonunu genişletiyorsunuz. Sizin gibi kaliteli yayınlar, sektörün sadece ticari olarak değil, entelektüel olarak da gelişmesine büyük katkı sağlıyor. Başarılarınızın devamını dilerim.

Ocak 2026

Eschenbach Optik

Eschenbach Optik

Sektörel Geleceği İnşa Eden Alman Kalitesi

“Silmo İstanbul 2025, yerel bir ticari fuardan yüksek düzeyde profesyonel ve uluslararası bir optik fuarına dönüşümün çok net bir göstergesiydi.”

Yüz yılı aşkın köklü geçmişiyle Eschenbach Optik, yüksek modanın peşinden koşmak yerine mühendislik hassasiyeti, üstün kalite ve güvenilirlik temelleri üzerine inşa ettiği sektörel duruşuyla öne çıkmaktadır. Şirketin, insanların yaşam kalitesini artırma ilkesi; şeffaflık, saygı ve güvene dayalı uzun soluklu işbirlikleriyle birleşerek kalıcı başarısının anahtarı olmuştur. Günümüzde Eschenbach’ın portföyü, güçlü markaları ve özenle seçilmiş lisanslı markalarıyla toplam 8 gözlük markasını kapsıyor. En yeni patentli menteşelerinden, Tom Tailor gözlük lisansının lansmanına, Optaro XL gibi çağın temel ihtiyaçlarından biri olan az görmeye yönelik ileri çözümlerine kadar; inovasyonda süreklilik anlayışından ödün vermemektedir. Şirket, Made in Germany etiketini sembolize eden; sorumluluk bilinci, mühendislik mükemmeliyeti ve uzun vadeli değer yaratma anlayışını kararlılıkla yaşatmaktadır. Sizlere, Eschenbach Optik Uluslararası Satışlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Walter Kaiser ile şirketin felsefesi, global stratejisi ve optik dünyasının geleceğini şekillendiren yeni lansmanları hakkında yaptığımız özel röportajı sunuyoruz.

Merhaba Sayın Kaiser, öncelikle sizi tanımak isteriz. Profesyonel geçmişinizden ve Eschenbach’teki rolünüzden bahseder misiniz?
Merhaba ben Walter Kaiser. Eschenbach Optik’te Uluslararası Satışlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyorum ve 1991 yılından bu yana şirket bünyesinde çalışıyorum. Ekonomi eğitimi aldım ve profesyonel altyapım uluslararası iş geliştirme üzerine şekillendi. Optik sektörüne geçmeden önce eczacılık, elektronik ve endüstriyel cam gibi farklı alanlarda deneyim kazandım. Ardından optik dünyasına adım atma fırsatı doğdu ve bu alanda kalmaya karar verdim. İyi ki bu seçimi yapmışım.

Eschenbach 100 yılın aşkın tarihiyle güçlü bir marka. Bugün firmaya yön veren temel değerleri ve sektörel yaklaşımı paylaşır mısınız?
Eschenbach Optik, 1913 yılından bu yana optik alanında faaliyet gösteriyor. Günümüzde Eschenbach markasıyla az görme çözümlerinde dünya pazar lideriyiz. Gözlük segmentinde ise 6 kurumsal marka ve üç lisanslı markayla Almanya’da açık ara pazar lideri konumundayız ve global ölçekte önemli bir oyuncuyuz. En temel motivasyonumuz, insanların yaşam kalitesini artırmaktır. Sektörde ise optisyenlerle eşitlik ve karşılıklı saygı temelinde, gerçek bir iş ortağı olarak konumlanıyoruz.

Geniş bir portföyünüz var. Markalarınızın genel özelliklerinden ve birbirlerini nasıl tamamladıklarından söz eder misiniz?
Kurumsal markalarımız Titanflex, Humphrey’s, Brendel, Jos. Eschenbach ve Freigeist’ten oluşuyor. Her biri net biçimde tanımlanmış hedef kitlelere yönelik olarak tasarlanıyor. Çocuklardan ileri yaş gruplarına, modayı yakından takip edenlerden klasik çizgileri tercih edenlere, renkli ve iddialı tasarımlardan sade ve rafine estetik anlayışına, ulaşılabilir segmentten premium segmente kadar geniş bir yelpaze sunuyoruz. Lisanslı markalarımız Marc O’Polo, Mini Eyewear ve kısa süre önce portföyümüze eklenen Tom Tailor ise bu güçlü markaların kendi konumlandırmaları ve Dna’ları doğrultusunda geliştiriliyor. Tümünün ortak noktası ise üstün kullanım konforu sunmasıdır. Bir Eschenbach çerçevesi mutlaka mükemmel uyum sağlar. Yüksek kalite ve kusursuz hizmet bizim için tartışılmaz önceliklerdir.

Portföyünüzü uluslararası pazarlara sunarken distribütör seçiminde hangi kriterleri esas alıyorsunuz?
Bir Eschenbach distribütörünün, şirketimizin felsefesini, vizyonunu ve misyonunu tüm yönleriyle benimsemesi ve kendi pazarında bunu kusursuz biçimde temsil edebilmesi gerekir. Bugün Eschenbach Optik, dünya genelinde 80’den fazla ülkede temsil ediliyor. Bu da benimsediğimiz yaklaşımın ne kadar doğru ve sürdürülebilir olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Distribütörlerinizin geri bildirimlerini ihracat yaklaşımınıza nasıl entegre ediyorsunuz?
İş ortaklarımızla son derece yakın ilişkiler yürütüyoruz. Fuarlar aracılığıyla düzenli olarak bir araya geliyor, sahada ziyaretler gerçekleştiriyor, günlük iletişimi sürdürüyor ve geri bildirimleri dikkatle dinliyoruz. Bunun yanı sıra saygın trend danışmanlarıyla da yakın işbirlikleri içerisindeyiz. Stratejik toplantılarımızı hazırlarken, pazar ortaklarımızdan gelen eğilim ve gelişmelere dair görüşleri sürece dahil ediyor, bu içgörüleri şirket içi değerlendirmelerimizde ve karar mekanizmalarımızda aktif biçimde kullanıyoruz.

Değişen pazar dinamikleri ihracat stratejilerinizi nasıl etkiliyor? Stratejik planlamanızda hangi unsurlara öncelik veriyorsunuz?
Genel olarak pazarlar bir gecede değişmez. Elbette beklenmedik kırılmalar yaşanabilir, ancak bunlar nadirdir. Gözlük sektöründe yeni bir ürünün pazara sunulma süresi çoğu zaman bir yılı, hatta daha uzun bir zamanı bulur. Bununla birlikte moda dünyasında olduğu gibi yaklaşan trendler belirli ölçüde öngörülebilir. Gerekli durumlarda hızlı ve esnek şekilde hareket edebiliyoruz. Kısa vadeli kazanımları hedeflemiyoruz. Bunun yerine uzun soluklu ve sağlam işbirliklerine odaklanıyoruz. Bu yaklaşım, stratejik planlamamızın temelini oluşturuyor.

Alman mühendisliği ve inovasyon Eschenbach’ın iki güçlü değeri. Ürün geliştirme ve tasarım süreçlerinde bu yaklaşım nasıl hayat buluyor?
Made in Germany ifadesi dünya genelinde kalite ve hizmet anlayışıyla özdeşleşmiş durumdadır. Bu değerler, Eschenbach Optik’in bir Alman şirketi olarak konumlanmasının temelini oluşturuyor. Gözlük sektöründe endüstriyel kalite standartlarını uygulayan öncü firmalardan biriyiz. Ar-Ge mühendislerimiz, ürün geliştirme sürecinin çok erken aşamalarında tasarıma dahil oluyor ve üretim başlamadan önce en yüksek kalite seviyesinin sağlanmasını garanti ediyor. Eschenbach mühendisleri üretim sahalarında sürekli olarak bulunarak üretim standartlarının tutarlılıkla korunmasını sağlıyor. Stoklarımıza giren her ürün aynı kalite süreçlerinden geçiyor. Sevkiyat sonrasında dahi her bir ürün için algılanan kaliteyi dikkatle izliyor ve gerekli durumlarda hızlıca aksiyon alıyoruz. Elbette hiçbir şey yüzde 100 kusursuz değildir. Ancak optisyenlerle eşit bir zeminde iş ortağı olmak, her ürün için uzun vadeli destek sunabilmek adına servis stoğu bulundurmayı da gerektirir. Memnuniyetsiz tüketicilerle karşılaşmanın hiçbir optisyen için kabul edilebilir olmadığını çok iyi biliyoruz.

Eschenbach Optik sürdürülebilirlik odaklı sorumlu şirket anlayışına sahip. Bu konudaki güncel adımlarınızı paylaşır mısınız?
Çevrenin korunması, sektörün geleceği açısından kritik bir yönetim önceliğidir. Eschenbach olarak karbon ayak izimizi sürekli azaltma yönünde kararlı adımlar atıyoruz. Karbon nötr üretim ve dağıtım, tek seferlik bir çözüm değil; uzun vadeli ve aşamalı bir süreçtir. Bu doğrultuda, üst yönetim seviyesinde oluşturulan özel operasyon ekiplerimiz düzenli olarak bir araya geliyor ve daha sürdürülebilir bir gelecek için atılabilecek adımları hayata geçiriyor. Titanflex koleksiyonunda saplarda geri dönüştürülmüş alüminyum kullanılması, plastik çerçevelerde Acetate Renew tercih edilmesi ve koruyucu plastik ambalajların geri dönüştürülmüş malzemelerle değiştirilmesi bu çalışmaların sadece birkaç örneğidir. Bunların yanı sıra devam eden pek çok farklı girişimimiz bulunuyor.

Türkiye’de Delta Optik ile temsil ediliyorsunuz. İşbirliğinizi ve Eschenbach’ın Türkiye pazarındaki konumunu değerlendirir misiniz?
Delta Optik ile iş birliğimiz 1992 yılında başladı ve yıllar içinde başarılı bir ticari ortaklıktan gerçek bir dostluğa dönüştü. Delta Optik, Eschenbach’ın değerlerini ve standartlarını kusursuz biçimde temsil ediyor ve uzun yıllardır Türkiye’de premium gözlük pazarında önemli bir rol üstleniyor. Türk optisyenler Delta Optik ile yürüttükleri işbirliğinden büyük memnuniyet duyuyor. Bu memnuniyet, dünya genelinde birlikte çalıştığımız 40 bini aşkın optisyen ortağımız için de geçerlidir.

Eschenbach Optik, son dönemde inovasyon ve marka gelişimi alanında önemli adımlar attı. Bu gelişmeleri bizimle paylaşır mısınız?
Eschenbach, sapların gevşemesini veya vidaların açılmasını önleyen yeni bir Microtech menteşe sistemi için kısa süre önce patent başvurusunda bulundu. Bu menteşe sistemi halihazırda Titanflex koleksiyonunda kullanılıyor ve artık Marc O’Polo çerçevelerinde de yer alıyor. Tüketici açısından net ve somut bir fayda sunuyor. Silmo Paris 2025’te ise yeni lisanslı markamız Tom Tailor’ın lansmanını yaptık. Tom Tailor, genç ve genç kalan tüketicilere hitap eden ulaşılabilir moda segmentinde güçlü bir büyüme gösteriyor ve Eschenbach’ın fiyat portföyünü giriş seviyesine doğru genişletmesine olanak tanıyor. Az görme çözümleri alanında ise Optaro XL’i gururla tanıttık. iPad’ler için geliştirilen bu uygulama tabanlı kamera sistemi, standart bir iPad’i sesli okuma fonksiyonu da dahil olmak üzere tam donanımlı bir elektronik okuma cihazına dönüştürüyor. Bunlar, 2025 yılına damga vuran başlıca yeniliklerimiz arasında yer alıyor.

Silmo İstanbul Optik Fuarının gelişimini ve global optik endüstrisine katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul 2025, yerel bir ticari fuardan yüksek düzeyde profesyonel ve uluslararası bir optik fuarına dönüşümün çok net bir göstergesiydi. Organizasyon ekibini gönülden tebrik ediyorum. Gerçekten son derece başarılı bir iş çıkardılar.

Ocak 2026

Tiffany & Co.’dan Mücevher İlhamı

Tiffany & Co. ikonik mücevher koleksiyonlarından ilham alarak tasarladığı yeni güneş serileri; Knot by Tiffany, HardWear by Tiffany, T by Tiffany ve Tiffany Logo’yu tanıttı. Cesur ve sofistike Knot by Tiffany konseptinde, saplara yerleştirilen ikonik düğüm motifi dikkat çekiyor. HardWear by Tiffany güneş konsepti, metal malzemelerle tasarlanan cesur bağlantı motifiyle çarpıcı ve sofistike bir görünüm sunarken, T by Tiffany ise markanın zamansız motifine modern bir yorum getiriyor. Tiffany Logo’da ise metal plakalara kazılı ve pürüzsüz asetat saplara yerleştirilmiş efsanevi marka logosu ön plana yerleşiyor.

Ocak 2026