bal OPTİK

Optik Tutkusuna Eklenen Güçlü Vizyon…

“Silmo İstanbul’un bizlere en büyük katkısı, sadece ürün çeşitliliği sunmakla kalmayıp; yeni teknolojileri, üretim trendlerini ve tasarım anlayışlarını yerinde inceleme imkanı sağlamasıdır. Bir vitrin değil, okul olarak görüyorum.”

Merhaba Havvanur Hanım. Okurlarımız için kendinizi kısaca tanıtarak, sektörel yolculuğunuzun nasıl başladığından söz eder misiniz?
Merhaba, ben Havvanur Çoban. Yirmi altı yaşımdayım. Aslen Ankaralı olsam da doğma büyüme Boluluyum. Lise son senemde annemin yönlendirmesi ile mesleki yolculuğum da başlamış oldu. Samimi olduğum bir ağabeyim bir optik mağazası açmıştı ve onun yanında çalışmaya başladım. O dönemde mesleğe ve optik mağazacılığa dair ilk deneyimlerim, insanların görme konforunu artırmaya yönelik bilgiler, optik dünyasına ait her detay ve müşterilerle kurulan sıcak iletişim beni fazlasıyla etkiledi. Zamanla optik perakendeciliğin sadece teknik bilgi değil, aynı zamanda empati ve güven gerektiren bir meslek olduğunu keşfettim.

Bal Optik’in kuruluş aşamasını paylaşır mısınız? Sizi mağazanızı açmaya teşvik eden unsurlar nelerdi?
Bal Optik’in kuruluşu benim için sadece bir iş girişiminin başlangıcı değil, aynı zamanda bir hayalin gerçeğe dönüşmesiydi. Bu mesleği seçmemde üç önemli unsur etkili oldu. İlki, her zaman yanımda olan ve beni destekleyen annemdir. Onun sevgisi ve güveni bana daima cesaret vermiştir. İkincisi, çok sevdiğim bir ağabeyimin de bu mesleği yapıyor olması ve onun sayesinde mesleğin ne kadar özel ve insana dokunan yanları olduğunu çok erken yaşlarımdan fark etmemdir. Son ama belki de en önemli unsur ise çocukluğumdan beri kendi işimi yapma hayaline sahip olmamdır. Kendi emeğimle, kendi değerlerimle bir iş kurma fikri daima beni motive etmiştir. Bal Optik’i kurarken hedefim sadece bir mağaza açmak değildi; insanların göz sağlığına değer veren, onları anlayan, güven veren bir adres olmak istedim. Kılıçarslan Mahallesi gibi sıcak ve samimi bir yerde bu hayali gerçekleştirmiş olmak da benim için ayrı bir mutluluktur. Burada her müşteri aynı zamanda bir komşu, bir tanıdıktır. Bu bağ bizi özel kılıyor ve işimi her gün ilk günkü heyecanla yapmamı sağlıyor.

Bölgedeki tek optik mağazasınız. Rakipsiz olmak sektörel gelişiminize, kalite standartlarınıza veya ürün çeşitliliğinize nasıl yansıyor?
Kılıçarslan Mahallesi gelişmiş ama sıcak mahalle kültürünün hala yaşatıldığı, insanlar arasında güven ve samimiyetin ön planda olduğu bir yerleşkedir. Burada esnaflık sadece satış yapmak anlamına gelmez. Mahallelinin bir parçası olmak, onların ihtiyaçlarına duyarlılıkla yaklaşmak anlamına da gelir. Biz de bu anlayışla bölgedeki tek optik mağaza olarak yalnızca bir işletme değil, aynı zamanda bir ihtiyaç noktasıyız. Rakipsiz olmak, elbette beraberinde büyük bir sorumluluk getiriyor. Ancak rekabet eksikliği bizde bir rahatlık yaratmıyor aksine daha yüksek bir iç motivasyonla sürekli gelişim isteği uyandırıyor. Bu sebeple Bal Optik için belirlediğimiz kalite standartlarımızı, ürün çeşitliliğimizi ve hizmet yaklaşımımızı hep güncel tutuyor, yenilikleri yakından takip ediyoruz. Gelecekte bölgemize başka optik mağazaları da açılabilir; bu bizi asla endişelendirmez, aksine sektörün hareketlenmesi bizce olumlu bir gelişme olur. Biz rekabeti tehdit değil, gelişim fırsatı olarak görürüz. Çünkü bizim mağazacılık anlayışımız; samimiyet, şeffaflık, bilgi paylaşımı ve çözüm odaklı hizmet üzerine kuruludur. Bu değerler değişmediği sürece, hangi ortamda olursak olalım, müşterilerimizin ilk tercihi olmaya devam edeceğimize inanıyoruz.

Beşinci yılını tamamlamış bir optik perakendeci olarak yakın gelecek hedef ve planlarınız nelerdir?
Beşinci yılımızı geride bırakmak hem gurur verici hem de sorumluluklarımızı artıran bir dönüm noktası oldu. Bu süreçte edindiğimiz deneyimlerle birlikte artık sadece günlük operasyonlarımızı değil, geleceğe yönelik stratejik adımları da planlıyoruz. Yakın gelecekte öncelikli hedefim, Bal Optik’i daha fazla kişiye ulaştırmaktır. Bunun için dijital varlığımızı güçlendirmeyi planlıyorum. Online randevu, ürün tanıtımları ve bilgilendirici içeriklerle sosyal medya ve internet üzerinden de danışmanlık sunmayı hedefliyorum. Ayrıca yeni koleksiyonlarla ürün çeşitliliğimizi artırmak, özellikle gençlere yönelik tasarımlara daha fazla yer vermek istiyorum. Beni en çok heyecanlandıran bir diğer hedefim, kendi tasarım gözlük markamı hayata geçirmektir. ‘Honey’ (Bal) adını taşıyacak bu özel koleksiyonla hem stil hem kalite açısından fark yaratmayı amaçlıyorum. Bu markayla, sadece mağazamda değil; ilerleyen dönemde farklı şehirlerde ve online platformlarda da müşterilerle buluşmayı planlıyorum. Uzun vadede mağazamızı farklı lokasyonlarda şubeleştirmek gibi bir hayalim de var. Ama bu süreçte en önemli önceliğim; kurduğumuz samimiyeti, güveni ve kalite anlayışını korumaktır. Özümüzden ödün vermeden büyümeyi istiyoruz. Müşterilerimizin ihtiyaçlarını ve beklentilerini merkezde tutarak ilerlemeye devam edeceğiz.

Farklı özelliklerde ve fiyat skalasında ürün segmentleri bulundurmak sizce ne kadar önemli? Satışlarınıza etkisini nasıl değerlendirirsiniz?
Farklı özelliklerde ve fiyat aralıklarında ürün segmentleri sunmak bizim için olmazsa olmaz bir misyondur. Çünkü her müşterinin ihtiyacı, beklentisi ve bütçesi farklıdır. Bir öğrenciyle bir emeklinin ya da bir kurumsal çalışanla bir ev hanımının aynı ürünü tercih etmesini bekleyemeyiz. Bu yüzden mağazamızda hem ekonomik hem de premium segmentte geniş bir ürün yelpazesi sunuyoruz. Bu yaklaşım hem müşteri memnuniyetini artırıyor hem de satışlarımıza doğrudan olumlu yansıyor. Müşteri kendine uygun bir ürünü bulduğunda, mağazamızdan memnun ayrılıyor ve bu da sadakati güçlendiriyor. Aynı zamanda ‘sadece yüksek fiyatlı ürün satıyor’ ya da ‘sadece uygun fiyatlı ürün sunuyor’ gibi tek yönlü bir algının da önüne geçmiş oluyoruz. Bizim için her bütçeye hitap edebilmek ama her üründe kalite ve güveni standart tutmak öncelikli bir değerdir. Bal Optik’te fiyat aralığı değişebilir ama müşteri deneyimi ve hizmet kalitesi asla değişmez.

Bal Optik’te en çok rağbet gören optik ve güneş gözlüğü markaları hangileri?
Aslında mağazamızdaki markalar konusu biraz benim zevklerim ve öngörülerime göre şekilleniyor. Çünkü mağazama aldığım optik/güneş fark etmez, her gözlüğü önce kendim deniyor, test ediyorum ve müşterime bu koşulla önerilerde bulunuyorum. Dönem dönem değişiyor ama mağazamı açtığımdan beri hiç bırakmadığım, satmayı da çok sevdiğim üç güneş markam; Rachel Paris, Bruno Mazzini ve U.S.P.A. vazgeçilmezlerimdir. Bunların arasına 2 yıl önce tanıştığım Goodlook markası dahil oldu. Bu 4 markaya beğenim sebebiyle modelleri de zevkle ve özenle seçiyorum. Sevdiğim, beğendiğim markalar ve ürünlerle satış yapmayı çok sevdiğimden, müşterilerimden de dikkat çekici bu modellere ilgi ve rağbet görüyorum. Optik gözlükte ise ürünlerini özellikle beğendiğim De Valentini, U.S.P.A, Gigi Milano, Hermod, Goodlook ve Tommy Miller satışlarda öne çıkıyor.

Müşteri memnuniyetini artırmak için sunduğunuz satış esnası ve sonrası hizmetlerden bahseder misiniz?
Müşteri memnuniyeti bizim için sadece bir hedef değil, aynı zamanda işimizin temel taşıdır. Satış esnasında müşterilerimize ihtiyaçlarını en iyi şekilde anlayarak hem sağlık hem de stil açısından onlara en uygun ürünleri sunmaya özen gösteriyoruz. Gözlük seçiminden cam kalitesine kadar her aşamada detaylı bilgilendirme yaparak karar sürecine aktif olarak katılmalarını sağlıyoruz. Satış sonrası ise müşterilerimizi asla yalnız bırakmıyoruz. Ürün uyumu kontrolleri, ücretsiz ayar ve bakım hizmetlerimiz, cam ve çerçeve garantileri ile her zaman yanlarında oluyoruz. Ayrıca kontakt lens kullanıcılarına düzenli takip hatırlatmaları ve ilk defa kullananlar için özel bilgilendirme hizmetimiz de var. Bizim için önemli olan bir kez ürün satmak değil, uzun süreli bir güven ilişkisi kurmaktır.

Genç bir girişimcisiniz. Türkiye optik endüstrisini nasıl değerlendirirsiniz? Sizce gelişimi için neler yapılmalı?
Türkiye optik sektörü son yıllarda önemli bir gelişim sürecine girdi. Tüketici bilinci arttıkça kaliteli ürün ve hizmet beklentisi de yükseldi. Bu durum sektörü hem daha profesyonel hem de daha müşteri odaklı hale getirdi. Aynı zamanda teknolojik yenilikler, kişiselleştirilmiş çözümler ve dijitalleşme, optik alanında yeni fırsatlar yaratıyor. Ancak sektör olarak hala atmamız gereken adımlar var. Özellikle mesleki eğitimlerin güçlendirilmesi, standartların netleşmesi ve yerli üretimin teşvik edilmesini önemli buluyorum. Ayrıca optik mağazalarının sadece satış noktası değil, göz sağlığı konusunda danışmanlık veren merkezler olarak konumlandırılması gerektiğine inanıyorum. Gelişim için birlikte hareket etmenin ve bilgi paylaşımını artırmanın, vizyonumuzu daha ileriye taşımak için şart olduğunu düşünüyorum.

On birinci kez gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarını ziyaret ettiniz mi? Fuarın endüstriye kattığı değerleri nasıl yorumlarsınız?
Evet, geçtiğimiz Kasım’da gerçekleşen 11. Silmo İstanbul Optik Fuarı’nı ziyaret ettim. Her yıl olduğu gibi bu yıl da fuar, sektör profesyonellerini bir araya getiren, bilgi paylaşımını ve yenilikleri görme fırsatı sunan çok değerli bir organizasyondu. Gerek yerli gerek yabancı markaların katılımıyla optik dünyasının nabzını tutmak mümkün oldu. Silmo İstanbul’un bizlere en büyük katkısının, sadece ürün çeşitliliği sunmakla kalmayıp; yeni teknolojileri, üretim trendlerini ve tasarım anlayışlarını yerinde inceleme imkanı sağlaması olduğuna inanıyorum. Biz perakendeciler için bu fuarlar hem tedarik anlamında hem de vizyon geliştirme açısından çok kıymetlidir. Ayrıca, bu yıl Silmo İstanbul sayesinde kendi markam ‘Honey’ için ilham verici detaylar da yakaladım. Tasarım trendlerini, materyal tercihlerini ve kullanıcı beklentilerini daha yakından görmek, markamı şekillendirme sürecimde bana büyük katkı sağladı. Kısacası Silmo İstanbul gibi fuarları sektörün gelişimi için bir vitrin değil, bir okul olarak görüyorum.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak 4 your eyes ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Ben çok teşekkür ederim, böyle bir röportajla hem kendimi hem de mesleğimi anlatma fırsatı bulduğum için gerçekten mutluyum. 4 your eyes dergisini uzun zamandır takip ediyorum; sektöre kattığı değeri, vizyoner yaklaşımını ve biz perakendecilere sağladığı ilhamı gerçek anlamda kıymetli buluyorum. Her sayfasında mesleğimize dair yeni bir bakış açısı kazanıyoruz. Sektörün nabzını tutan, yenilikleri aktaran ve bizim gibi yerel mağazalara da ses olma fırsatı tanıyan böyle bir yayının parçası olmaktan gurur duydum. Emek veren tüm ekibe teşekkür ederim, nice güzel içeriklerde yeniden buluşmayı dilerim.

Ağustos 2025