Göz Bozukluğu Olan Kişilerde Demans Riski

İngiltere’de yapılan yeni bir araştırmaya göre, göz hastalığı yaşayan kişilerin demans riskinin daha yüksek olduğu tespit edildi. Demans yüzünden ne yazık ki sadece hastaların değil aynı zamanda hasta yakınlarının da yaşamları ciddi bir şekilde etkilenmektedir. Hastalık geliştikçe bireylerde daha fazla hafıza kaybı, kişilik ve davranış değişiklikleri görünür. Nihayetinde kendi ihtiyaçlarını gideremeyecek duruma gelen hastalar tamamen sevdiklerine veya hasta bakıcılarına bağımlı hale gelirler.

İngiltere’de yapılan araştırmada, sarı nokta hastalığı, katarakt ve diyabet kaynaklı göz hastalığı gibi rahatsızlıkları olan kişilerin demans geliştirme riskinin daha fazla olduğu belirtildi. 55-73 yaşları arasındaki 12 bin 364 yetişkin üzerinde yapılan çalışmada, en riskli grubun diyabet kaynaklı göz rahatsızlığı olan kişiler olduğu bildirildi. Araştırmada, İngiltere’de yaşayan 55-73 yaşları arasındaki 12 bin 364 yetişkinin verileri incelenirken, başta makula dejenerasyonu adı verilen sarı nokta hastalığı, katarakt ve diyabetle ilişkili göz hastalığı gibi rahatsızlıkları olan kişilerin demans geliştirme riskinin daha fazla olduğu belirtildi. Kataraktı olanlarda yüzde 11, diyabetle ilişkili göz hastalığı olanlarda ise yüzde 61 daha yüksek demans riski olduğunu aktaran araştırmacılar, göz tansiyonunun ise demans ile ilişkili olmadığının altını çizdi.

Yaşlılardaki görme bozukluğu ve bilişsel sonuçlar arasındaki ilişkiyi incelediler. Araştırmadan elde edilen bulgular aşağıdaki gibiydi:

  • Görme sorunu olan kişilerde görme bozukluklarının kendileri tarafından bildirilmiş olup olmadığına veya nesnel ölçümler kullanılarak teşhis edilip edilmediğine bakılmaksızın, artan bilişsel bozukluk ve demans riski vardı.
  • Görme sorunu olan kişilerde olmayanlara göre bilişsel bozukluk olma olasılığı yüzde 137 daha yüksekti.
  • Başlangıçta görme sorunu olan kişilerde olmayanlara kıyasla bilişsel bozukluk geliştirme riski yüzde 41 ve demans riski yüzde 44 arttı.

21 Eylül Dünya Alzheimer Günü kapsamında yayımlanan çalışmada, görme bozukluklarının, 2050 yılına kadar dünya çapında 130 milyondan fazla insanı etkileyeceği bildirildi.

Ekim 2022

Bebeklerde Göz Sulanması

Bebeklerde Göz Sulanması
Bebeklerde Göz Sulanması

Bebeklerde ve çocuklarda gözlerin sulanması ile ortaya çıkan hastalıklar bulunmaktadır. Bu hastalıklar için erken tanı ve tedavi son derece önemli olmaktadır. Bebeklerde göz sulanması neden olur ve nasıl geçer tüm detayları ile derledik. Göz hayati öneme sahip olan organlardan biri olarak belirtilmektedir. Bebeklerde doğumdan itibaren görülen aşırı sulanmanın en sık nedeni, doğuştan gözyaşı kanal tıkanıklığı rahatsızlığıdır. Bebeklerde, çocuklarda gözyaşı kanal tıkanıklığı izlenir ve büyük çoğunluğu ilk sene içerisinde düzelir. Ancak, bu durum sıklıkla düzelir diye göz muayenesini geciktirmemek gereklidir. Bebeklerin yaşamın ilk günlerinde göz muayenesinden geçmesi de bundan dolayı olmaktadır. Göz sulanması, göz ile ilgili birçok hastalığın habercisi olmaktadır. Göz hastalıkları özellikle bebek ve çocuklarda sık rastlanan bir durum olarak belirtilmektedir.

Bebeklerde Göz Sulanması Neden Olur?
Bebeklerde görülen göz sulanmasının en basit nedeni göze yabancı bir cisim kaçması olarak ifade edilmektedir. Bunun dışında göz tansiyonu, göz kapağındaki bozukluklar ve göz yaşı kanalının tıkanık olması sulanmanın nedenleri arasında olmaktadır. Gözün sulanması sonucu ortaya çıkan rahatsızlık durumu kişinin görme yetisini kaybetmesine neden olabilecek kadar ciddi boyutta olabilmektedir.

  • Gözyaşı kanalları tıkalı olabilir; Bebeklerin gözünde sulanma ve çapaklanma olması doğuştan bu gözyaşı kanallarının tıkanıklığının belirtisi olabilir.
  • Başka hastalıklar da akla gelmeli; doğumdan sonraki ilk saat ve günlerde ortaya çıkan kanlanma ile birlikte görülen göz sulanması ve iltihaplanma, doğum yollarından bulaşan bir enfeksiyon veya doğum sırasında kullanılan ajanların kimyasal tahrişine bağlı da olabilir.
  • Gözyaşı kesesine masaj yapın; Bebeklerin büyük çoğunluğunda birkaç ay içinde söz konusu ince zar kendiliğinden açılır. Böylelikle buruna normal boşalma başlar ve sulanma geçer. Öncesinde aile tarafından gözyaşı kese bölgesine yapılan masajla hem biriken akıntının boşaltılması ve temizlenmesi sağlanır hem de mekanik basınç etkisi ile zarın açılması kolaylaştırılır.
  • Göz tansiyonunun habercisi olabilir; doğuştan glokomlu yani göz tansiyonlu bebeklerde, gözlerin büyümesine göz sulanması da eşlik edebilir. Oluşan göz sulanması doğuştan göz tansiyonu olasılığını bu durumda akla getirmelidir.

Bebeklerde görülen göz sulanması alerjik hastalıklardan da kaynaklı olabilmektedir. Kimyasal bir madde ile etkileşimde bulunulması da gözlerde sulanma olmasına neden olmaktadır. Göz tansiyonu ve göz çizilmesi gibi durumlar da gözlerde sulanmanın nedenleri arasında gösterilmektedir. Göz sulanması sebeplerine bakıldığında vakit kaybetmeden doktora gidilmesi tavsiye edilmektedir. Bebek ve çocuklarda gözyaşı kanalının tıkanık olma durumu sık rastlanan bir göz sulanması nedeni olmaktadır. Bebeklerin her iki gözünde de çapaklanma ve sulanma var ise göz kanallarının tıkanık olabileceği düşünülmektedir. Gözyaşı gözü koruyan bir salgı olmaktadır. Gözyaşı tıkanıklığı yaşayan kişilerde gözlerde kızarıklık, akıntı, yanma, net görmeme, çapak, batma hissi gibi çeşitli rahatsızlıklar olmaktadır.

Nasıl Geçer?
Bu hastalığın tedavi edilmesi aşamasında uygun masaj, kese temizliği, antibiyotik damlalar ve kapak hijyeni gibi birtakım teknikler kullanılmaktadır. Gözlerde ortaya çıkan kanal tıkanıklığı doktor tarafından tavsiye edilen durumlar uygulandığı halde açılmıyorsa cerrahi müdahale yaşı bu hastalık için 1 ve 1,5 yaş arası olmaktadır. Oldukça kısa süren bu müdahale genellikle 1,5 yaşına doğru yapılmaktadır. Çocuklarda bebeklikten itibaren ortaya çıkan gözlerde sulanma durumu göz sağlığını tehdit eden önemli hastalıkların belirleyicisi olmaktadır. sonrasında doktor uygulanacak tedavi yöntemlerine karar vermektedir.

EKİM 2022

Göze Çarpan Amerikan Markaları 1

YARATICILIK VE CESARET

Tavır, vizyon ve stilleriyle Amerika Birleşik Devletleri’nden yola çıkıp küresel optik sektöründe yer edinen gözlük markalarından bazılarına yakından bakmaya ne dersiniz?

L.A. EYEWORKS – DEVRİMSEL STİL

Tüm zamanların en etkili Amerikan gözlük markalarından biriyle tanışmaya hazır mısınız? L.a. Eyeworks, Los Angeles’tan başlayarak küresel bir fenomene dönüşme yolunda uzun bir yol kat etti. Marka, Barbara McReynolds ve Gai Gherardi tarafından gözlük endüstrisinin bir devrime hazır olduğu 1979 yılında Los Angeles’taki Melrose Caddesi’nde açılan tek bir mağaza ile hayatına başladı. İki tasarımcı o yıllarda eşit derecede cesur ve cüretkar olan tasarımlarıyla Amerikan optik dünyasına yepyeni bir bakış açısı getirmeyi başardılar.

Kırk yılı aşkın süredir L.a.Eyeworks, seçici müşterileri için asetat ve metal çerçeveler tasarlayarak optik sektörünü sarsmaya devam ediyor. Tanınabilir ve tavizsiz stillerini kullanıcılarının beğenisine sunuyor. Markanın DNA’sında değişmeyen bir diğer unsur ise fotoğrafçı Greg Gorman tarafından çekilen reklam kampanyalarıdır. 1981’den bu yana iki yüzden fazla ünlü “Yüz, bir sanat eseri gibidir” sloganı altında markanın kampanyalarında boy gösterdi. L.a. Eyeworks insanları bakmayı bırakıp görmeye başlamaya teşvik etme misyonundan gelecek yıllarda da vazgeçmeyeceğini her koleksiyonuyla yeniden vurguluyor.

LEISURE SOCIETY – ÇABASIZ ZARAFET

Leisure Society için her şey hayattaki güzel şeylerle ilgili ve tabii ki buna gözlükler de dahil. Tasarımcı Shane Baum markayı dünyanın bulabileceği en iyi gözlükleri üretmek gibi net bir vizyonla kurdu. Bu inanç ve vizyon, markanın eşit derecede şık ve zamansız tasarımlara odaklanmasını sağlıyor. Leisure Society koleksiyonları, el yapımı yapım teknikleriyle birlikte en son teknoloji kullanılarak hayata geçiriliyor.

Çok az Amerikan gözlük markası gibi Leisure Society de lüks malzemelere vurgu yapıyor. Marka, optik koleksiyonlarındaki titanyum çerçeveler için on iki, on sekiz ve yirmi dört ayar altın kaplama, elmaslar ve bufalo boynuzu kullanıyor. Ayrıca Leisure Society imzası taşıyan güneş gözlükleri kaliteli camlarıyla dikkat çekiyor. Marka, yansıma önleyici UGR12, Diamond Cast ve hidrofobik kaplama ile sunulan polarize CR-39 camları tercih ediyor. Leisure Society’nin lüksü çabasız zarafete dönüştürdüğü tasarımları onu Amerikan markaları arasında ön plana çıkarıyor.

CHROME HEARTS – MÜCEVHER GİBİ

Tavır, stilden ödün vermeyen bağlılıkla buluşuyor. Chrome Hearts 1988 yılında motosiklet tutkunu Richard Stark ve eşi Laurie Lynn Stark tarafından kuruldu. Amerikan yaşam tarzı markası yaygın olarak mücevherleriyle tanınıyor. Chrome Hearts bu benzersiz DNA’yı gözlüklere de aktarıyor. Markanın çerçevelerinde cesur ön kısımlar, ince süslemeli metal bileşenlerle buluşuyor. Göz alıcı ve alışılmışın dışında görünümler vadeden markanın çerçevelerine daha yakından bakıldığında gravürler ve rafine malzeme kombinasyonları gibi hassas detaylar göze çarpıyor. Hayatı tüm hızıyla yaşayanlara odaklanan marka, Amerikan optik dünyasına benzersiz stiller sunuyor.

Kaynak: Favrspecs

Eylül 2022

Göz Hastalıkları Baş Ağrısına Yol Açabilir

Gözün beyin ile ilişkisini inceleyen nöro-oftalmoloji sayesinde, oluşan baş ağrılarınızın sebebin göz hastalıklarından mı kaynaklandığını öğrenebilirsiniz. Göz hastalıkları nedeniyle oluşan baş ağrısını tedavi eden, göz ve sinir sisteminin ortak hastalıkları ile ilgilenen bilim dalına nöro-oftalmoloji denilmektedir. Nöro-oftalmoloji, genellikle beyin, kas, sinir gibi göz çevresinde ve santral sinir sistemindeki hastalıklara eşlik eden görme ve görme alanı bulguları ile ilgilenir. Göz (optik) sinirinden kaynaklanan hastalıklarının teşhis ve tedavisi için düzenli muayene önemlidir.

Oluşan baş ağrıları bazen nörolojik ya da farklı sağlık sorunlarından ortaya çıkabileceği gibi, göz hastalıklarından da oluşabilmektedir. Görme kaybı (ani veya geçici), bulanık görme, görme alanı kaybı, çift görme, göz bebeklerinin büyüklük farkı, renk görme bozukluğu, göz kapak aralığında farklılık, yüzde-gözde kasılma, nöro-oftalmoloji hastalıklarında en sık görülen belirtilerdir. Nöro-oftalmolojik tedavisinde iyi sonuç alınabilmesi için kişinin detaylı tetkik ve muayenelerden geçmesi önemlidir. Yapılan tetkikler görme keskinliği, renk görme muayenesi, görme alanı muayenesi, göz hareketleri ve göz ile ilgili muayeneler olmalıdır.

EYLÜL 2022

Sigarayı Bırakın!

Sigara kullanımı özellikle önemli bir göz sağlığı sorunu olan sarı nokta hastalığının gelişimini ve ilerlemesini tetiklemektedir. Sigaradan uzak durmak göz sağlığı açısından oldukça önemlidir. Birçok hastalığa neden olan sigara kullanımının görme kayıpları ve körlüğe de yol açmaktadır. Sigara kullanımı tüm organlara büyük zararlar verdiğini gibi gözlere de büyük zararlar veriyor. Gözlerimizin sağlığı için asla sigara kullanmamalıyız. Özellikle sarı nokta hastalarının sigara içmemeleri yada içilen ortamlarda bulunmaması gerekmektedir.

Sarı nokta hastalığı önemli bir göz sağlığı sorunudur. Sarı nokta, gözün arka kısmında retinada bulunan, keskin ve renkli görmeyi sağlayan bir bölgedir. Bu bölgede hasar geliştiğinde, körlüğe kadar giden sıkıntılı bir hastalık yaşanabilir. Bu hastalığın belirtileri; görme kalitesinde bozulma, okuma zorluğu, cisimleri ve çizgileri kırık veya dalgalı görme, renkleri soluk ve gri görme, yüzleri tanımakta güçlük, ışığa hassasiyet, siyah noktalar, gece görüşünde azalma ve bakılan cismin ortasında bulanık bir alan veya karanlık leke görme olarak sıralanabilir. Sarı nokta hastalığında ve bu belirtilerin ortaya çıkmasında sigara kullanımı çok büyük bir etkendir. Sigarayı bırakmak, hastalık riskini azaltıyor ve tedaviye olumlu katkılar yapıyor. İlaçsız göz anjiyosu yöntemi, sarı nokta hastalığının teşhis ve tedavisini belirlemekte çok olumlu ve yararlı sonuçlar içeriyor.

Eylül 2022

Kuru Göz Hastalarına Müjde!

Tedavi edilmediğinde göz enfeksiyonları, kornea yaraları ve hatta görme kaybına neden olan göz kuruluğunun basit bir rahatsızlık olarak görülmemesi gerekiyor. Dünya çapında kuru göz teşhisi konulmuş, bu probleme sahip 300 milyondan fazla insan olduğu biliniyor. Kuru göz olarak adlandırılan bu hastalara, gözlerde yanma, batma, içinde kum varmış hissi, gözlerde kızarıklık ve daha bir çok olumsuz his yaşatır. Günümüz tıbbının geldiği bu noktada bile ne yazık ki yapılacak tek şey göz kuruluğu ile yaşamayı öğrenmek gibi gelse de bu konuda yüz güldürücü gelişmeler mümkün, eğer kuru göz rahatsızlığının sebebi Meibomian Bezi Disfonksiyonu ise… Peki Meibomian Bezi Disfonksiyonu nedir? Kuru göz nasıl tedavi edilir? Göz Doktoru Yalçın İşcan açıkladı… Kuru gözün temel nedeninin çoğu hastada Meibomian Bezi Disfonksiyonu yani kısaca MGD olduğu bilinmektedir. Bu durum maalesef çoğu hastada kronik ve ilerleyici seyir gösterebilir.

Meibomian Bezi Disfonksiyonu (MGD) nedir?
Göz kapaklarındaki gözyaşı filminin koruyucu yağlı tabakasını oluşturan meibomius bezlerinin işlevinde bir bozulma veya bir tıkanma durumudur. Bu bezler zaman içinde tıkanabilir ve sağlıklı gözyaşı için gereken yağları artık üretemez hale gelir. Bu tıkanma, gözyaşlarının hızla buharlaşmasına ve gözün tahrişine neden olur. Eğer tedavi edilmezse de kronikleşir. Kuru göz hastalığına tek sebep olmasa da en önemli sebeplerinden biri MGD’dir. Artık önlenebilir bir sebep olduğundan bu aşamada ‘MGD mi, değil mi’ konusu önem kazanmaktadır.

Kuru göz hastalığının sebebinin MGD olduğu nasıl anlaşılır?
Kuru göz hastalığına neyin sebep olduğunu bilmek, hastaya en iyi tedavi seçeneğinin uygulanması adına biz göz hekimleri için en önemli adımdır. Tedavide izlenecek yol şu şekilde olmaktadır; öncelikle özel bir görüntüleme cihazıyla gözyaşı filmi ve bezi görüntülemesi yapılır. Hastada MGD olup olmadığı belirlenir. Göz yaşı kuruluğu MGD’ye bağlıysa bu hasta için sevindirici bir haberdir. Hasta için artık lipiflow  tedavisiyle MGD’den ve dolayısıyla göz yaşı damlalarına bağımlılıktan kurtulur.

LipiFlow tedavisi nasıldır?
Lipiflow tedavisi göz kapağı içinde alt ve üst kapakta dikey olarak yer alan gözyaşının yağlı kısmını salgılayan kirpik dibi (meibom) bezlerinin tıkanıklıklarını gidermeyi amaçlar. Kuru gözün nedenini ortadan kaldırmaya yönelik bir tedavidir. Meibom bezlerindeki tıkanıklıkları gidermek için göz kapaklarının içlerine masajla uygulanan patentli bir ısı algoritması tedavisi yapılır. Bu cihaz FDA tarafından onay almış olup, güvenilir bir yöntem sunmaktadır. Lipiflow tedavisi hastanın semptomlarını değil altta yatan nedene yönelik bir tedavi yöntemidir. Hastalar birkaç hafta içinde kuru göz şikayetlerinin azaldığını ve rahatladıklarını hissederler. Bu teknoloji ile MGD’nin temel nedenini doğrudan tedavi etmek mümkün olmaktadır. Bu tedavi sayesinde tıkanan bezler açılır ve mebomian bezler normal işlevine döner. Tedavi sonrası hastalar çok büyük ihtimalle göz yaşı damlalarına veda ederek, konforlu bir hayata merhaba der.

EYLÜL 2022

Zera Optik

ZERA OPTİK

Özenli ve Kaliteli Hizmet

Silmo İstanbul tedarikçi ve perakendeciyi buluşturan çok önemli bir organizasyon. Bizde her yıl katılım sağlıyor ve çok faydalı olduğunu düşünüyoruz.

Merhaba Gamze Hanım. Öncelikle sizi biraz tanıyalım ve sektöre giriş hikayenizden bahsedelim…
1986 Ankara doğumluyum. Aslen Ordu’luyum. Zera Optik’i üniversitede yollarımızın kesiştiği çok değer verdiğim Kübra ile birlikte kurduk. İkimizde geçmiş yıllarda çeşitli optik mağazalarında çalışarak deneyim kazanmıştık. Üniversitede optisyenlik okurken bir yandan da Kübra’nın kanser teşhisiyle sarsıldık. Omuz omuza vererek hem okulu bitirdik hem de kanseri yendik. Tedavi sırasında Kübra ile birçok hayal kurduk. Zera o hayallerin başında geliyordu. Okulumuzun bitmesine az bir zaman kala Zera Optik’in kurulması için adımlar atmaya başladık. Konum bizim için çok önemliydi. Araştırmalar görüşmeler derken mağazayı tuttuk. Büyük bir mağaza olduğu için tadilat yaklaşık 3 ay kadar sürdü ve arkasından sevdiklerimizle birlikte Zera’yı açtık.

Mağazalarınızın yerini belirlerken nelere dikkat ediyorsunuz?
Ankara’nın son dönemlerde gözde ve gelecek vadeden bir bölgesi olmasından dolayı burayı tercih ettik. Aynı zamanda müşteri portföyünde kaliteli olması da önemli bir etken oldu. Ayrıca bulunduğumuz konumda müşterilerimizin park sorunu yaşamamaları bizim için önemliydi. Zera ailesi olarak bu bölgede ciddi bir pazar payı alacağımızı düşünüyoruz.

Mağazanızda her gruptan ürün bulunduruyor musunuz?
Mağazamızda ürün yelpazemiz hem çeşit olarak hem marka olarak oldukça geniş. Trendleri takip ediyor, modelleri güncel tutuyoruz. Her yaşa ve her tarza uygun modelleri mağazamızda bulunduruyoruz.

Ankara’da birçok önemli optik mağaza yer alıyor. Bu durum bir rekabet oluşturuyor mu? Ne gibi önlemler alıyorsunuz?
Elbette rekabet oluşturuyor. Rekabet hayatın bir parçası ve bizleri çok heyecanlandırıyor. Biz, enerjimiz, hizmet kalitemiz ve kendimize olan güvenimizle bölgenin önde gelen optik mağazalarından biri olmak için sonuna kadar bu rekabetin içerisinde olacağız. Henüz çok yeni olan bu markamızı zaman içerisinde şubeleştirerek herkesin hafızalarına kazımayı hedefliyoruz.

Mağazanızda en çok satışı yapılan optik ve güneş gözlüğü markaları nelerdir? Mağazanızda Designer markalara da yer veriyor musunuz?
Aslında olabildiğince farklı ürün gruplarına yönlendirmeye çalışıyoruz. Ancak ağırlıklı olarak Tom Ford, Persol, Prada ve Ray Ban tercih ediliyor. Optik grubunda ise Silhouette, Mykita ve Lindberg daha çok tercih ediliyor. Designer markalar oldukça fazla ilgi görüyor. Modeller çok başarılı olduğu için talepte aynı oranda fazla oluyor.

Satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?
Satış yapınca işimiz tabi ki bitmiyor. Asıl satış sonrası daha da önemli. Müşteri takibini çok önemsiyor ve memnuniyetlerini sorguluyoruz. Tekrar ihtiyaç ve eksiklik halinde müşterilerimizin evlerine kadar servis yapabiliyoruz.

Mağazanızda yapılan değişiklikler ve kampanyalarla ilgili müşterilerinizi nasıl bilgilendiriyorsunuz?
Müşteri takibi dediğimiz gibi bizim için çok önemlidir. Datalarımızdan kendilerine ulaşıp gerek kampanyalardan gerekse yeni ürün gruplarından kendilerini haberdar ediyoruz. Bu bilgilendirmeyi müşterilerimizle birebir iletişime geçerek ve sosyal medya ile sağlıyoruz.

Cadde mağazaları mı yoksa AVM içerisinde yer almak mı? Sizin tercihiniz nedir ve sebepleri nelerdir?
Günümüzde AVM kültürü çok gelişmiş, oldukça fazla ayak oluyor. Ancak biz ilk etapta cadde mağazası tercih ettik. Sadece bir mağaza değil konforlu ve huzurlu bir yaşam alanı oluşturmak istedik. Bundan dolayı cadde bizim için daha uygun oldu. İleride şubeleşme yolunda AVM düşüncemiz de var.

Son yıllarda ki fiyat rekabeti hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Fiyat konusu çok değişkenlik gösterebiliyor. İnternet fiyatları ile rekabet çok zor. Bizler doğru ürün doğru fiyatlandırma politikası ile belirli ıskonto oranları uygulayıp müşteri portföyümüzü genişletmeyi hedefliyoruz.

Ülkemizde gözlük kullanımının artırılması için neler yapılabilir?
Ülkemizde gözlük kullanımı her geçen gün artıyor. Fakat bu konuda toplumun daha bilinçli olması gerekiyor. Tabi burada Gözlükçü Odalarına da iş düşüyor. Bilinç arttıracak yayınların ve programların sürekliliği gerekiyor. Bunun için hep birlikteliğin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Tabii bu konuda ki duyarlılık sadece biz sektör çalışanları için geçerli değil. Bireylerin ve ebeveynlerin de daha duyarlı ve dikkatli olmaları gerekiyor. Özellikle ülkemizde 18 yaş altı kullanım oranı diğer ülkelere göre oldukça geride; bu konuda ebeveynlere çok fazla iş düşüyor. Okullarda göz muayeneleri yapıldığı taktirde eğitimciler aracılığıyla doğru yönlendirmelerle gözlük kullanımının artırılması sağlanabilir.

Sektör içi yapılan satış ve eğitim bilgilendirmeleri yeterli mi?
Sektör içi yapılan eğitimler çokta yeterli değil aslında. Sattığımız ürünler ile ilgili daha fazla bilgi sahibi olabiliriz. Bunla alakalı tedarikçi firmaların daha sık eğitim ve organizasyonlar düzenlemeleri gerektiğine inanıyoruz.

Yurtdışında yapılan uluslararası optik fuarlarını ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Yeni trendleri, sektörel gelişmeleri ve en yeni teknolojileri çok yakından takip ediyoruz. Silmo Paris’e katılmakta hedeflerimiz arasında.

Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüş ve değerlendirmeleriniz nelerdir?
Silmo İstanbul tedarikçi ve perakendeciyi buluşturan çok önemli bir organizasyon. Bizde her yıl katılım sağlıyor ve çok faydalı olduğunu düşünüyoruz.

Dergimiz ‘4 your eyes’ ile ilgili neler söylemek istersiniz?
‘4 your eyes!’ optik sektörünün bilinç kaynağı olduğunu düşünüyoruz. Sektör ve sektör çalışanları adına çok faydalı bir dergi. Her sayfasını zevkle takip ettiğimiz bu dergiye röportaj vermekten dolayı çok mutluyuz. Zera Optik olarak ‘4 your eyes’ ailesine çok teşekkür ederiz.

Eylül 2022

Optifabrik Gözlük Fabrikası

OPTİ FABRİK GÖZLÜK

Silmo İstanbul Bize Işık Tuttu

Silmo İstanbul yıl boyunca ürettiğimiz güncel modelleri müşterilerimize sunduğumuz önemli bir etkinlik. Ziyaretçilerden  aldığımız yorumlardan o sezon hem yurtiçi satış hem ihracatımızın nasıl olacağına dair bize ışık tutuyor.

Merhaba Olcay Bey… Kendinizi okurlarımıza kısaca tanıttıktan sonra optik sektörüne giriş hikayenizi paylaşabilir misiniz?
Merhaba, 1984 İstanbul doğumluyum. Kocaeli Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra birçok kurumsal firmada üretim alanında yönetici olarak çalıştım. Artık kendi işimi yapmam konusunda kendimi yeterli gördüğüm zaman, Türkiye’de üretimi az ancak talebi fazla olan ürünlerin fizibilitesi sonucunda, doğru ortaklık yapısı içinde sektöre giriş yaptım.

Optifabrik Gözlük Fabrikasının kuruluş aşamasından, gelişiminden ve sektörel vizyonundan bahsedebilir misiniz?
Optifabrik, sektördeki kalitesini ve başarısını hep bir adım öne taşıyarak Türkiye ve uluslararası piyasada yer almayı ilk günden itibaren hedefleyen ve sektörde adını başarı ile duyuran bir kuruluştur. Üretim ve tasarımlarında daima yenilik amacı ile faaliyet gösteren Optifabrik Gözlük Sanayi ve Ticaret A.Ş, günümüzde bu başarısını ürün kalitesiyle doğru orantılı olarak devam ettirmektedir. Üretime başladığımızda ‘Üretim adeti değil üretim kalitesi’ anlayışımız sayesinde, kapasitemizin artışı esnasında standartlarımızı korumayı başardık. Müşterilerimizin memnun olması, fabrikamızdaki tüm ekip arkadaşlarımızın motivasyonunu arttırmaktadır.

Üretici bir firma olarak bünyenizdeki markalardan ve markalarınızın öne çıkan özelliklerinden bahsedebilir misiniz?
Güneş Gözlüğü ve Optik Çerçeveler kategorisinde geniş kreasyona sahip markamız Toms Teddy, kurum gözlükleri alanında ise Gianluca Vera. Bu iki markamızın da ortak özelliği tamamı ile kendi üretimimiz olmasıdır. Türkiye’de 1500’den fazla optik mağaza bayimiz, 20’den fazla ülkeye ihracatımız var. Toms Teddy, klasik çizgileri kaybetmeyen modellerinin yanı sıra güncel ve fashion modellerle de önemli bir ivme kazandı. Son dönemde firmamız bünyesine katılan Kappa markasının da modelleri hazırlanmakta, çok kısa zaman içerisinde müşterilerimizin beğenisine sunulacak.

Bünyenize yeni markalar eklemeyi düşünüyor musunuz?
Firma olarak genel yapımız, bir markamız olgunlaşmadan başka bir marka oluşturmuyor, enerjimizi bölmüyoruz. Toms Teddy markası hem güneş hem optik modelleri ile yeterli çeşitliliğe sahip oldu. Bunun akabinde Kappa markasını bünyemize katarak ilerlemeye karar verdik. Kreasyonun yeterliliği müşterilerimizi memnun ettiğinde, diğer bir markaya tabi ki geçebiliriz.

Satış ve dağıtım ağınızın işleyişi nasıldır? Bu ağları geliştirmek için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Türkiye’de 10 kişilik satış-pazarlama ekibimiz optik mağazaları ziyaret etmektedir. Tüm bölgelerde her mağazayı ziyaret etmek istemekteyiz tabi ki ancak bu durum bizim gibi sezonun önemli olduğu moda-sağlık sektörlerinde, zamanı yakalamak açısında zor olabiliyor. Bu durumu, optik mağazalara özel B2B Sistemi ile çözeceğimizi düşünerek ciddi bir alt yapı yatırımı yaptık. Çünkü optik mağazaların zamanı değerli, onlar için en kolay en hızlı ürün tedariği gerçekleştirmenin cevabı Optifabrik B2B Online. Kayıt yaptırmak için tüm optikçiler www.optifabrik.com web sitemizi ziyaret edebilir. Yurtdışı müşterilerimiz ise bizlere yurtiçi/yurtdışı fuarlardan ve internet üzerinden iletişim numaralarımızı bularak ulaşmaktadır. Son zamanlarda Türkiye’nin orta doğu, avrupa ve balkan ülkelerindeki etkisi Silmo İstanbul Fuarının ziyaretçi sayısını arttırmıştır. Bu durum bizim gibi üretici firmaların yurtdışı pazarında söz sahibi olmasına etken olmuştur. Kendilerine de bu vesile ile teşekkür ederiz.

Optifabrik olarak sektördeki bilinirliğinizi artırmak için hangi tanıtım ve reklam çalışmalarına başvuruyorsunuz?
Sosyal platformlarda olmanın yanı sıra, internet sitelerimizi ve kataloglarımızı sürekli güncel tutuyoruz. Bizim markalarımızın en önemli satış alanı optik mağazalardır. Ürünlerimizin, optik mağazalarda daha kolay ve hızlı satışının gerçekleşmesi için verdiğimiz reklamlardan güzel geri dönüşler alıyoruz.

Covid-19 pandemisi Optifabrik’i nasıl etkiledi? 2022 yılı için hedefleriniz nelerdir?
Fabrikamızda hem metal hem de enjeksiyon gözlük üretimi mevcut. Aylık ortalama üretim kapasitemiz 80.000 adet/ay. Pandemi dönemindeki kapanmalar esnasında maalesef %25 oranında düşüş gerçekleşti. Sağlığımızı tehdit eden bu durumu umarım bir daha hiç yaşamayalım. Her zaman dinamik yapıya sahip bir firma olduk, firmamızın kurulduğu ilk günden itibaren büyümektedir. 2023 ilk çeyrek itibari ile fabrikamızı inşaatı devam eden yeni yerimize taşımak istemekteyiz.

Optifabrik Optik olarak Türkiye optik sektörünün bugünü ve geleceği ile ilgili yorumlarınız nelerdir?
İthalat miktarları yüksek olan optik sektöründe, yerli üreticilerin artması bizleri memnun etmektedir. Bu durum hem ülke ekonomisine katkı sağlarken hem de optik mağazalarda ürün tedariğini, satış sonrası iade/değişim süreçlerini kolaylaştırmıştır. Yerli üretimin artması, üretim çeşitliliği ve kalitenin yükselmesine, yurtdışı pazarlarında optik sektöründe Türk firmaların yer almasını olanak sağlamıştır. Firmamız metal ve kemik gözlük üretiminin yanı sıra, lazer modellerin üretimine başlamış, asetat üretimi ile alakalı da planlamaları tamamlamıştır. Mevcuttaki fabrikamızın alanını arttırmak için 4000 metre kare inşaatına başladığımız yeni yerimizde üretim proseslerini de bu şekilde düzenlemiş olacağız.

Sizi diğer tedarikçi firmalardan ayıran temel özellikleriniz nelerdir?
Metal güneş, metal optik, grillamid güneş, grillamid optik veya lazer ürünler olmak üzere birçok çeşitte üretimimiz var. Markalarımıza sürekli yeni modeller ekleniyor, kendimizi hızlı güncelleyen bir firmayız. Taşlı veya metal süslü modellerimizin yanı sıra fashion modellerimiz de mevcut. Dinamik kadromuz ve takım çalışmasını seven çalışma arkadaşlarımız var. İşimizi severek yapıyoruz.

Optik ve güneş gözlüklerinde 2022 yaz trendleriyle ilgili neler söyleyebilirsiniz?
Bu yaz güneş modellerinde geometrik modeller, geçmiş yıllardaki yuvarlak model tercihini kırdı. Optik modellerde ise uzun süreli rahat kullanım arayanlar grillamid hammadde olan modelleri tercih etmeye devam ediyor.

Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkında genel değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?
Son yıllarda Türk firmalarının bölgede söz sahibi olması optik sektöründe de gelişimi sağladı. Silmo İstanbul Optik Fuarı yıl boyunca çalışarak ürettiğimiz güncel modelleri müşterilerimize sunduğumuz önemli bir fuar. Hem Türk hem de yabancı katılımcıların olması, aldığımız yorumlardan o sezon hem yurtiçi satış hem ihracatımızın nasıl olacağına dair bize ışık tutuyor.

On üç yıldır aralıksız optik sektörüne yön veren ‘4 your eyes’ ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?
Sektör ile alakalı en güncel bilgileri aldığımız yer. Merakla derginin yeni çıkacağı sayıyı her ay bekliyoruz. Bizim firmamıza da derginizde yer verdiğiniz için sizlere ve firmamıza ilgi gösteren tüm optik dünyasına teşekkür ederiz. Optifabrik ailesi olarak herkese sevgilerimizle.

Eylül 2022

Yıldızı Doğayla Parlayan 3 Marka

EKOLOJİYE GÜÇLÜ KATKI

Çevre dostu yaklaşımlar ve sürdürülebilirlik konuları son yıllarda giderek önem kazandıkça, eko sisteme katkı yapan markalar çoğalmaya başladı.

Bazı markalar var ki, kullandıkları materyalleri ve tüm üretim süreçlerini en düşük şekilde karbon ayak izi bırakabilmek amacıyla özenle seçiyor, sadece projeleri ile doğayı korumakla kalmayıp markalarının konumlandırmalarını da çevre ve doğa üzerinden inşa ediyor. Optik sektörüne doğa dostu olarak hizmet vererek son yıllarda iyi bir çıkış yakalayan bu markalardan üçünü sunuyoruz.

AĞAÇ DOSTU ECO EYEWEAR

Eco Eyewear kurulduğu günden itibaren çevre dostu yaklaşımıyla adını optik endüstrisinde duyurmayı başaran markalar arasında yer alıyor. Çerçevelerinde, ambalajlarında ve vitrinlerinde sürdürülebilir materyaller kullanarak herkesin her seferinde bir çerçeve satın alarak fark yaratabileceğine inanan bir marka olan Eco Eyewear, büyük değişikler için birçok küçük değişikliğin bir araya gelmesi gerektiğini bilerek ekolojik farkındalığı yaymayı misyon edinmiştir. Marka bu amaçla One Frame, One Tree (Bir Çerçeve Bir Ağaç) kampanyasını adeta kalıcı hale getirmiş, her satın alınan çerçeveye bir ağaç ekerek doğanın savunucusu yeni nesil gözlük markaları arasında yükselen bir grafiğe sahip olmuştur. Bu önemli proje kapsamında sivil toplum kuruluşu Trees For The Future (Gelecek İçin Ağaçlar) ile ortaklaşa çalışan Eco Eyewear, Forest Garden (Orman Bahçesi) yaklaşımı denen bir metotla ortaklaşa olarak on dokuz binin üzerinde orman bahçesi oluşturmuştur. Orman bahçeleri sadece karbon tutup biyo çeşitliliği artırmakla kalmıyor, aynı zamanda gıda ve gelir de sağlıyor. İnsanların çevrelerine verdikleri değer ve önem çoğaldığında yaşam standartlarında da inanılmaz gelişmeler yaşayabilecekleri vizyonuna sıkı sıkı bağlı olan Eco Eyewear; One Frame, One Tree kampanyası ile bugüne kadar 2.9 milyondan fazla ağaç dikmiştir. Marka bu yıl ise ağaç dikme projesini kapsayan One Frame, One Tree kampanyasını geliştirerek One Frame, Two Trees (Bir Çerçeve, İki Ağaç) başlığı altında güncelledi. Böylece Eco Eyewear imzası taşıyan çerçevelerden bir adet satın alan herkes, iki ağacın ekilmesini sağlamış olacak. Çevre dostu hedeflerini giderek daha yüksek çıtalara taşıyan Eco Eyewear kazandığı tasarım ödülleriyle de dikkatleri üzerine çekiyor.

DENİZ DOSTU SEA2SEE EYEWEAR

Okyanus ve denizlerden toplanan plastik atıklarla sürdürülebilir ve çevre dostu gözlükler üretmesiyle tanınan Sea2See Eyewear, kuruluşundan beş yıl sonra bu yılın ilk aylarında prestijli B Corp sertifikasına layık görülerek sektörde önemli bir başarıya imza attı. Sadece sosyal ve çevresel performans standartlarını karşılayan markalara verilen dünyaca ünlü sertifika, her üç yılda bir sertifika sahibi markanın yeniden doğrulama sürecinden geçmesini şart koşuyor. Titiz ve katı bir süreç ile veriliyor. Bu süreçte sertifikayı almaya aday olan markaların başarılı iş uygulamaları, hesap verebilirliği, sosyal ve çevresel proaktifliğinin seviyesi son derece önem taşıyor. Üstelik Sea2See Eyewear geçtiğimiz Haziran ayında sıfır karbon ayak izi bıraktığını gösteren bir önemli sertifikanın daha sahibi oldu. Marka çevre dostu ve sürdürülebilirlik misyonunda önemli bir kilometre taşı olan karbon negatif statüsünü resmi olarak kazandı. Yaşam döngüsü analizi ve sürdürülebilir dönüşüm stratejileri uzmanları tarafından yapılan derinlemesine analizin bir sonucu olarak, Sea2See karbon ayak izini iki kat ortadan kaldırarak, emisyonları önemli ölçüde azaltmak ve nihayetinde karbon ayak izini tamamen ortadan kaldırmak için sürdürülebilir eylemde bulunma sürecini kanıtlamış oldu.

YEŞİL DOSTU TBD EYEWEAR

Fabio Attanasio ve Andrea Viganò tarafından kurulan İtalyan TDB Eyewear, 2020 yılından itibaren tamamen ‘yeşil’ üretim olarak adlandırdığı sürece geçerek ekolojik sorumluluk üstlenen markalar arasındaki yerini aldı. TBD Eyewear çevre dostu koleksiyonlarını yalnızca Earth Bio, Eco Green, Blue Ocean, Eco Black, Eco Transparent, Eco Havana ve Eco Dark Tortoise gibi birçok renkte biyo asetat kullanarak hazırlıyor. Marka aynı zamanda çerçevelerinin sunumunu zarif, sürdürülebilir ambalajlarıyla beğenilere sunuyor. Marka tüm optik ve güneş gözlüklerini Green Box (Yeşil Kutu) adını verdiği FSC garantili geri dönüştürülmüş kartondan yapılmış paketlerle servis ediyor. Çerçeveleri koruyan bu sert gözlük kılıflarının dışı geri dönüştürülmüş pamuklu kumaştan yapılırken ikonik TBD yeşili ile renklendiriliyor ve kılıfın içi çevre dostu PET plastik ile astarlanıyor. Markanın bu şık gözlük kılıflarının içine yerleştirilen mikrofiber gözlük temizleme bezleri de tamamen geri dönüştürülmüş plastikten elde ediliyor. TBD Eyewear, sürdürülebilir malzemelere gerçek değerini vererek ve İtalyan işçiliğini desteklerken çevresel etkiyi en aza indirerek moda endüstrisinde ekolojik ve etik bir değişime inanmaktadır. Tüm bunlar, markayı her zaman farklı kılan ikonik tasarım zevkini koruyarak gerçekleştirilmektedir.

Ağustos 2022

Sarkık Göz Kapağı Yorgunluk Sebebi

Yüzün en dikkat çekici yeri olan gözler yaşlanmanın başladığı bölgelerin başındadır. Göz çevresindeki sorunlar kişiyi yorgun gösterir, Bu durum göz sağlığı açısından da önemsenmelidir. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof.Dr.Ümit Beden konu ile ilgili bilgiler verdi. Göz kapağı düşüklüğü; çeşitli nedenlere bağlı olarak doğuştan var olan veya sonradan gelişen, göz kapağının gözün renkli kısmını bir milimetreden daha fazla bir uzunlukta örtecek şekilde düşük olması şeklinde görülen bir sağlık sorunudur. Gözlerden yalnızca bir tanesinde veya her iki gözde birden görülmesi söz konusu olabilen göz kapağı düşüklüğü başlı başına bir sorun olabileceği gibi altta yatan farklı bir sağlık sorununa bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Gerek görme kabiliyetinde sorunlara neden olması, gerekse estetik anlamda istenmeyen bir görüntüye sebebiyet vermesi nedeniyle göz kapağı düşüklüğü tedavi edilmelidir.

Gerek genetik yapı, gerekse çevresel faktörler nedeni ile yıllar içerisinde göz çevresinde bazı istenmeyen değişiklikler gelişebilir. Genellikle yaşın ilerlemesi ile göz torbalanmaları, kapak düşüklükleri, cilt sarkmaları, göz kapağı derisinde torbalanma olmadan sadece sarkma ve gevşeme oluşabilir. Bu değişiklikler kişiyi kozmetik olarak rahatsız edebilir ve yorgun-yaşlı görünmesine neden olabilir. Bu gibi durumlarda genellikle yüzeysel uygulamalar yeterli olmamakta ve cerrahi tedavi (bllefaroplasti – göz kapağı estetiği) gerekli olmaktadır. Bu girişimlerde, alt ve üst göz kapaklarından fazla cilt ve yağ dokusunun çıkarılması hedeflenir. Ancak çıkarılan doku miktarlarının çok iyi planlanması, bazen de sadece yerlerinin değiştirilip bırakılması gerekli olabilir. Bu amaçla önce tam bir göz muayenesi ve cerrahi planlama gereklidir.

Düzgün planlanarak yapılmış bir cerrahi işlem hastaya daha genç bir görünüm kazandırır. Fakat bunu gerçekleştirirken göz sağlığını bozacak veya tehlikeye atacak planlamalardan kaçınmak gereklidir. Bu nedenle cerrahi öncesi detaylı bir göz muayenesinin ne kadar değerli olduğu yadsınamaz bir gerçektir.

Göz kapağı düşüklüğü belirtileri nelerdir?
Göz kapağı düşüklüğünün en temel belirtisi, üst göz kapaklarından bir tanesinin veya her ikisinin sarkık olmasıdır. Bu sarkıklık çok dikkatli ve yakından bakıldığında fark edilebilecek şekilde hafif düzeyde olabileceği gibi çok belirgin bir düşüklük şeklinde de olabilmektedir. Göz kapağı düşüklüğünün tek gözü etkilemesi, sorunun dışarıdan fark edilebilmesini kolaylaştırır. Göz kapağında düşüklük problemi olan kişilerde görülen diğer belirtiler ise şu şekildedir:

  • Kişinin daha iyi görebilmek amacıyla başını geriye eğmeye, çenesini kaldırmaya veya kaşlarını kaldırarak göz kapaklarını yukarıya çekmeye çalışması
  • Görmeyi kolaylaştırmak amacıyla yapılan yukarıdaki davranışlara bağlı olarak gelişen boyun, bel ve omurga ağrıları
  • Yüzde yorgun ve donuk bir ifade
  • Gözde kuruluk veya aşırı yaşarma

Tek gözde görülen göz kapağı düşüklüğünün çok ileri boyutta olması, görüşü önemli ölçüde azaltacağından göz tembelliği sorununa neden olabilir. Özellikle hastalığın doğuştan var olması veya çocukluk döneminde ortaya çıkması göz tembelliğinin ortaya çıkma olasılığını büyük ölçüde artırır. Bunun yanı sıra iyi bir görüş elde etmek için yapılan kaşları kaldırma, gözleri açma gibi davranışlar uzun vadede ciltte kırışıklıkların oluşumuna da yol açabilir. Tüm bu nedenlerden dolayı hastalığın bu gibi sorunlara yol açmadan önce erken evrede tedavi edilmesi oldukça önemlidir.

Göz kapağı düşüklüğü neden olur?
Göz kapağı düşüklüğü bazı hastalarda doğuştan var olan bir bozukluk olarak görülmektedir. Bu duruma genellikle göz kapağını tutan kasın anne karnında yeterince güçlenememesi neden olur. Çoğu zaman bebek gözlerini açmaya çalıştığında bir gözü diğerinden daha kısıksa hastalığın farkına varılır. Fakat hastalığın kesin olarak tespiti için uzman bir hekim tarafından bebeğin göz kapağı kıvrımlarına bakılarak yapılacak olan fiziksel muayene gereklidir. Sonradan gelişen göz kapağı düşüklüğü olgularında ise neden çoğunlukla göz kapağını tutan kasların zayıflaması veya hasar görmesidir. Bazı durumlarda gözün darbe alması, yaralanması veya göz tümörlerinin varlığı gibi nedenler de buna sebep olabilir. Tüm bunların haricinde yaşlılığın getirdiği bazı göz hastalıklarının tedavisinde kullanılan birtakım yöntemler ile günümüzde bazı hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların yan etkilerine bağlı olarak da pitozis hastalığı ortaya çıkabilmektedir.

Göz kapağı düşüklüğü teşhisi nasıl konulur?
Göz kapağı düşüklüğü gözle görülebilir bir sağlık sorunu olduğundan doğumsal olması durumunda sorunun fark edilmesinin ardından, sonradan gelişimli olması durumunda ise gözdeki değişimin fark edilmesinin ardından direkt olarak sağlık kuruluşlarına başvurulmalıdır. Kliniklere gelen hastaların öncelikli olarak detaylı şekilde fiziksel muayeneleri yapılır ve tıbbi geçmişleri öğrenilir. Göz kapağı düşüklüğü hastada sürekli olarak devam etmeyip aralıklı olarak sarkıyorsa bunun ne sıklıkla gerçekleştiği ve ne kadar sürdüğü gibi konular hastalığa neden olan sorunun belirlenmesi açısından önemlidir ve mutlaka bildirilmelidir. Gözdeki olası sorunların tespit edilebilmesi amacıyla biomikroskopi olarak da adlandırılan yarık lamba muayenesi yapılabilir. Tensilon (edrophonium) testi olarak bilinen tensilon adlı ilacın damar yolu ile enjekte edilmesinin ardından kas gücünün incelenmesini sağlayan tanı testi, göz kapağı düşüklüğü ve nedenlerinin tam olarak belirlenmesi amacıyla kullanılabilir. Bu test, genellikle göz kapağı düşüklüğünün Myastenia Gravis adlı göz hastalığına bağlı olup olmadığının araştırılmasında kullanılmaktadır. Hekiminiz, muayene esnasında yaptığı inceleme ve tanı testlerinin yanı sıra farklı hastalık olasılıklarını değerlendirebilmek amacıyla birtakım kan ve görüntüleme testleri isteyebilir. Tüm bu değerlendirmelerin sonucunda göz kapağı düşüklüğü ve bu soruna neden olan faktörler teşhis edilerek tedavi süreci başlatılır.

Göz kapağı düşüklüğü tedavi yöntemleri nelerdir?
Pitosiz hastalığının tedavisi birkaç yolla mümkündür. Küçük yaştaki hastalarda hastanın yaşı, göz kapağı düşüklüğünün iki gözü de etkileyip etkilemediği, göz kapağının yüksekliği, göz hareketindeki kısıtlılıklar, göz kapağını tutan kasın mevcut gücü gibi faktörler bir arada değerlendirilerek tedavi yöntemi hekim tarafından belirlenir. Hekimler bazı durumlarda görüşün aşırı düzeyde etkilenmediği ve beklemeye müsait olan olgularda hastalığa müdahale etmeyerek zamanla geçmesini beklemeyi tercih edebilir. Ancak böyle durumlarda süreç sürekli kontrol altında tutulmalıdır. Belirli zaman aralıklarıyla hastanın göz kapağında bir iyileşmenin olup olmadığı kontrol edilir.

Bu süreçte hastanın görüşünün etkilenmemesi ve göz tembelliğinin oluşmaması açısından hastalığa özel gözlüklerin kullanımı önerilebilir ve göz damlasıyla müdahale edilebilir. Bazı durumlarda zayıf olan gözün görüşünün kuvvetlendirilmesi için sağlam göze göz bandı da takılabilmektedir. Yetişkinlerde ise daha farklı bir tedavi süreci izlenerek genellikle göz kapağı düşüklüğü ameliyatı olarak da bilinen cerrahi müdahalelere başvurulur. Doktor hastalığın durumuna göre düşen göz kapağında fazlalık olan dokuyu alabilir veya göz kapağını tutan kasın güçlenmesi için kasa müdahalede bulunabilir. Bununla birlikte hastanın yaşı ve operasyonun kâr-zarar durumu göz önünde bulundurularak yaşı ilerlemiş olan hastalarda cerrahi müdahale yerine gözlük kullanımı da tercih edebilir. Ancak bu geçici bir çözümdür ve göz kapağındaki sarkıklık sorunu çok ileri boyutlarda olan hastalar için etkin bir çözüm sağlamaz. Bu durumda hastalığın tedavi edilmesi için mutlaka cerrahi müdahale gereklidir. Cerrahi müdahale genelde lokal anestezi uygulanarak ayakta yapılır.

Basit bir operasyondur ve çok kısa bir süre içerisinde tamamlanır, olağanüstü bir komplikasyon gelişmediği sürece hasta aynı gün taburcu olur. Unutulmamalıdır ki göz kapakları göz sağlığı açısından fonksiyonel olarak diğer göz dokuları kadar ve hatta bazı anlamlarda daha da önemlidir. Bu nedenle göz kapaklarının şekil ve fonksiyonlarının her hasta için detaylı incelenmesi oldukça önemlidir. Bu fonksiyonlar arasında düzenli göz kırpma refleksi, göz yüzeyinin düzenli ıslatılması, göz yaşı dağılımının sağlanması, korneanın korunması, göz yaşının gözden toplanması, uykuda göz korunması ve tüm bu koruma mekanizmaları ile enfeksiyonların önlenmesi gibi detaylar sayılabilir. Göz estetiği esnasında kapakların fonksiyonlarının iyi korunmasının yanında, hali hazırda bulunan ve göz kapak fonksiyonlarını etkileyen diğer problemler de iyi irdelenmelidir. Kapak gevşekliği veya kapak düşüklüğü gibi problemlerin olduğu olgularda bu gibi problemlerin de aynı seansta giderilmesi gereklidir.

Aksi takdirde, ameliyattan sonra kapaklarda çekinti, pozisyon bozukluğu veya göz sulanması gibi problemler gelişebilir. Aynı şekilde, sadece sağlık amaçlı kapak problemlerinin giderilmesi için uygulanan ameliyatlarda da kapak estetiği için ilave müdahaleler eklenebilir ve bu tür müdahaleler esnasında daha iyi bir kozmetik görüntü de amaçlanabilir. Kısacası göz kapağı ameliyatları esnasında hasta hem göz sağlığı hem de kozmetik açıdan aynı anda ele alınmalıdır.

AĞUSTOS 2022