Röportaj
OPAK LENS

OPAK LENS

GEÇEN YIL SILMO İSTANBUL OPTİK FUARI’NIN OLMAMASININ ETKİLERİNİ EMİNİM TÜM SEKTÖRÜMÜZ HİSSEDİYORDUR. DİJİTAL ORTAMLARDA GERÇEKLEŞTİRİLEN TOPLANTILAR, NE OLURSA OLSUN BİREBİR GÖRÜŞMEK, KARŞILIKLI KONUŞMAK VE ORTAK FİKİRDE EL SIKIŞMANIN YERİNİ TUTMUYOR.

Merhaba Erol Bey… Mesleğe Türkiye’nin ilk diplomalı fenni gözlükçülerinden merhum babanız Halit Harbi sayesinde erken yaşta atıldığınızı biliyoruz. Yeni okurlarımıza kendinizi tanıtıp, sektörel duruşunuzdan bahsedebilir misiniz?
Merhabalar. Evet babam Halit Harbi, Türkiye’nin ilk diplomalı fenni gözlükçülerden biriydi. Dedem Kazım Harbi de gözlükçüydü. Yani ben gözlükçü bir ailenin içine doğdum ve bu mesleğin içinde büyüdüm. Bizim küçüklüğümüzde yazın okul tatil olunca tüm çocuklar ya ailelerinin, ya da komşularının iş yerlerinde çalışırlardı. Bizim yaşıtlarımızın çoğunun baba mesleğinde devam etmesi, çok küçük yaşta aldığı bu yaz eğitiminden dolayıdır. Bugünüme bakınca, mesleğimde beni olduğum kişi haline getiren birçok ilkeyi 15 yaşımdan önceki o yaz çalışmaları zamanında kazandığımı görüyorum. Mesela yenilikçilik. Babam her yıl Avrupa’ya gider yeni ürünler ve fikirler getirirdi. Orada gördüğü vitrinleri, makineleri, gözlükçülerin mağazalarına gelen kişilere nasıl davrandığını anlatırdı. Resimli broşürlere bakar, onun anlattıklarını da gözümde canlandırarak hayaller kurardım. Kontak lens Türkiye’de tek tük kullanılmaya başlandığında “işte” demiştim, bu bizim geleceğimiz. Çok iyi öğrenip, bu işi geliştirmem lazım… Ve 1993 yılına geldiğimizde bizim optisyenlik müessesemiz, Türkiye perakende kontak lens satışında tek başına toplam pazarın %10’una sahip olmuştu.

Öncü bir iş insanı olarak Opak Lens’i hangi hedef ve hayallerle kurdunuz? Firmanızın gelişiminden ve sektördeki hikayesinden söz edebilir misiniz?
Daha önceki röportajlarımda bahsetmişimdir. 10 yaşında Sirkeci’ye birkaç gün önce ısmarlanmış cam siparişlerimizi almaya gider herkesle beraber kuyrukta beklerdim. O zaman, telefon edip cam sipariş edilen bir depo olmasını hayal ettiğimi çok iyi hatırlıyorum. Yıllar ilerledikçe de toptancı olma düşüncelerim şekil almaya başladı. 2004 yılında 5193 Sayılı Optisyenlik Hakkında Kanun’un devreye girmesi ile kontak lens satış yetkileri yalnızca optisyenlik müesseselerine verildi. Opak Lens’in optik mağazalara toptancı olarak kontak lens tedariğinin başladığı aynı yıl Cihan Medikal’i de kurdum ve bir yandan da Elegance ile kendi kontak lens ve solüsyon markamızı geliştirmeye başladık. Kontak lens insanların ihtiyaçtan değil de, daha çok istekten yöneldikleri alternatif bir çözümdü. Dolayısıyla pazarı yok denecek kadar azdı, tedarikçi firmalar pazar küçük olduğu için ülkemize az yatırım yapıyordu. Ürün yüzlerce yıldır temel fizik prensiplerine dayalı olarak kullanılan gözlüğe göre daha komplike ve yeniydi. Doktorların ürünü öğrenmesi ve reçete etmesi için belirli bir zaman geçmesi gerekiyordu. Gözlükçülerin tanımadıkları için satmaktan çekindikleri bir üründü. Üstelik üretim maliyeti ve AR-GE masrafları çok yüksek olduğu için, optisyenlik müesseseleri için kar marjı da çok düşük bir üründü. Burada çıkış noktam önce pazar yaratmak oldu. Yıllar içinde önce pazarın gelişimi için çok uğraş verdik. Bugün sektörden kime sorsanız Opak Lens’in Türkiye’de kontak lens kullanımının gelişmesine büyük katkısı olduğunu net bir şekilde ifade edecektir. Bizim Opak Lens’in web sitesinde “Sektörümüze Katkılarımız” diye bir sayfa vardır. Merak edenler orada ülkemizde kontak lens pazarının gelişmesine ve kullanıcı sayısının artmasına doğrudan ve dolaylı kattıklarımızı okuyabilirler. Sadece kontak lens değil, yeni girdiğimiz cam işinde de birçok katkılarımız olmuştur, olmaktadır. Hepsini okuyabilirler.

Öngörülü ve yenilikçi yaklaşımınızla Türkiye optik sektöründe önemli bir yer edinen Opak Lens’in faaliyet alanlarının sürekli geliştiğini takip ediyoruz. Bu alanları okurlarımıza genel itibarıyla aktarabilir misiniz?
Gözlük camı pazarına girişimizle faaliyet alanımız genişledi. Bu yeni bir ürün geliştirmek gibi küçük bir proje değildi. Biz Opak Lens olarak optik cam pazarına girerek çok stratejik köklü bir değişim gerçekleştirdik aslında. Şimdi bu konuda bilgi vermeden önce şunun altını çizmemiz lazım. Opak Lens’in kurulduğundan beri misyonu, yerel bağımsız optisyenlik müesseselerinin yabancı sermayeli zincir mağazalar karşısında güçlü durabilmeleri için gerekli ürün ve hizmetleri sağlamaktır. Kontak lens işindeyken hep bu misyonla hareket ettik, optik cam işine girişimizi de bu misyonun bir gereği olarak gerçekleştirdik. 2016 yılında başlayan ve 2017’den itibaren kademeli olarak gelişen yapısal bir dönüşüm gerçekleştirdik. Mevcut dağıtım kanalımızı koruyup geliştirerek, aynı kanal üzerinden farklı ürünlerin satışına ağırlık verdik. Ana iş dalımızı, kademeli olarak kontak lens toptancılığından, optik cam tedariğine dönüştürdük. Bu kapsamda daha önce çıkar çatışması yaratmamak için hep geri planda tuttuğumuz Cihan Medikal’in markası Elegance kontak lenslere öncelik vermeye başladık. Bu da yerel bağımsız optisyenlik müesseseleri için internette satılmayan bir marka ile daha güçlü olma şansı sağladığı için önemli bir geçiştir. Gözlük camı işine girerken ilk adımı stok cam alanında attık. Yerel bağımsız optisyenlik müesseselerinin yararına ne yapabiliriz sorusuyla işe başladık. Kalitesi yüksek ürünü daha uygun fiyatla temin ederek başarılı bir giriş yaptık. Kontak lens toptancılığı sırasında zaten altyapımız ve dağıtım ağımız çok güçlenmişti. Bu gücümüzden faydalanarak sağlam temelli altyapımız üzerinde ürün gamı bazında kabuk değiştirdik.

Çok güçlü bir dağıtım ağına sahipsiniz. Bu ağın altyapısını hazırlamaya başladığınızda nasıl bir hizmet anlayışı ile yola çıkmıştınız? Bu konuda dilediğiniz noktaya geldiniz mi?
Opak Lens Türkiye’de optik ürün dağıtımı yapan en geniş ağa sahip firma. Ülkemizin 34 ilinde toplam 48 depo-ofisimiz var.  En son depomuzu Nisan ayında Şanlıurfa’da açtık. 2021 yılı içinde 9 depo açmayı planlıyoruz. Opak Lens’in dağıtıcı olarak en üstün tarafı, çok hızlı ürün teslimatı yapmaktır. Bunu ağımızın geniş olmasıyla ve yüksek ürün stoğu bulundurmakla sağlıyoruz. İkisinin de maliyeti yüksektir. Biz bu maliyeti göze alarak, yerel bağımsız optisyenlik müesseselerini camda ve kontak lenste stok bulundurma maliyetinden kurtarıyoruz. Düşünün ki ülkemizdeki toplam 7.400 optiğin, 2.052’sine 15 dakikada ürün teslimi yapabilen bir yapımız var. Türkiye’deki optik mağazaların %96’sı ile çalışıyoruz ve bunların %75’ine aynı gün içinde teslimat yapabiliyoruz. Birçok bölgedeki optisyenlik müesseseleri yasal olmayan internette kontak lens satışına bu sayede karşı durabiliyor. Biz onlara hızlı teslimat yapınca, onlar da kullanıcılara hızlı hizmet verebiliyorlar. Burada bir noktaya daha değinmek isterim. Hızlı hizmetimizde depo sayımız ve stok bulundurmanın önemini söyledim. Hizmet kalitemizde çok etkili olan iki unsur daha var. Birisi tahmin edeceğiniz gibi insan kaynağımız. Bugün tüm şirketlerimizde toplamda 500’e yakın çalışanımız var. Gelenler, gidenler her zaman olur ama, çok tecrübeli ve çalışkan bir kemik kadromuz vardır. Ağımızı işler hale getiren çalışanlarımızın gayreti bizim için çok değerlidir. Biz farkı insanlarımızla yaratıyoruz. Diğeri de bilişim altyapımız. Teknolojiyi çok yakından takip ediyor ve uyguluyoruz. Fiziksel ve sanal sunucular üzerinde buluttan yönettiğimiz ciddi bir sistemimiz var. 47 noktanın birbiriyle ve müşterileriyle hızlı iletişimini sağlayan birçok gelişkin yazılım kullanıyoruz, ayrıca kendimize özel geliştirdiğimiz ek yazılımlarımız da var. Bu da hizmet kalitemizi farklı ve üstün kılan unsurlardan birisi. Bu arada ağımız yurt dışında da gelişiyor. 2015’den beri Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde hizmet veren bir şirketimiz var. 2019 yılında özellikle Opak Lens’in kardeş şirketi Cihan Medikal’in Elegance marka kontak lensleriyle başlayan İsviçre dağıtım faaliyeti, bugün oftalmik camlarımızın da devreye girmesiyle çok başarılı bir şekilde devam ediyor. Opak Lens’in İsviçre’deki şubesi, son bir yıldır Almanya ve Avusturya’ya da ürün temin etmeye başladı. 2020 yazından bu yana Azarbaycan, Cezayir, Türkmenistan ve Özbekistan’da da dağıtım merkezleri açtık. Irak’ta da çok yakında bir açılışımız olacak. Yurt dışı operasyonuna çok değer veriyoruz. Kendi markalarımızı pazarlamak, özellikle özel üretim camlarımızın yurtdışında satışını yapmak konusunda çalışmalarımız her geçen gün artıyor. Avrupa camlarına eşdeğer kalitede ve daha fazla çeşitte üretimimiz var. İhracatı da düzenli işleyen bir birim haline getirerek yurtdışı pazarlara açılma konusunda hızlanıyoruz.

Bu noktada yerli üretim konusunu da biraz açmanızı isteyeceğiz. Akay Optik’i 2018’de satın alarak, yerli cam üreticileri arasına katıldınız. Bu konudaki çalışmalarınız nasıl gidiyor?
Stok camda ilerlerken bir yandan da yerli üretim işini inceledik. O dönemde devlet teşviği alarak yeni üretim tesisi açma olanağımız da vardı. Önce proje bazlı bir araştırmaya başladık. Üretim konusunda deneyimli olan isimlerle görüştük. Birçok alternatifi gözden geçirirken yolumuz Akay Optik ile kesişti. Önce 1 yıllık bir anlaşma yaparak birlikte çalıştık, Akay Optik kendi markamız olan EyeArt’ın altında bize özel tasarımlar üretti. Burada iki firma birbirini tanımış oldu ve 2018’in Kasım  ayında Opak Lens, Akay Optik’i satın aldı. Ortaya çıkan dev güce biz Opakay adını verdik. Bugün stok ve özel üretim camlarımızın hepsini Opakay proje adı altında yürütüyoruz. Akay Optik o dönemde, kurucusu, sektörümüzün değerli duayeni Mehmet Akay’ın hakikaten özenle kurup geliştirdiği bir üretim sistemine sahipti. Makine parkurundan üretim süreçlerine kadar her şey özenle kurgulanmıştı. Satın alma sürecinden sonra oftalmik cam konusunda İş Geliştirme birimi kurduk. Bu birimin çalışmaları kapsamında ek makineler aldık, yeni tasarım ve kaplama anlaşmaları yaptık. Hammaddede tedarikçi ağımızı geliştirdik, çeşitlendirdik. Araştırma geliştirme alanında yeni testler uygulamaya başladık. Aynı kalitede, daha uygun fiyatlı hammadde tedariğinin mümkün olduğunu tespit ettik. Misyonumuz hep aynı; bağımsız optikleri aynı kalitede ürünü daha uygun fiyatlı temin edebilir hale getirmek. Akay Optik’in fazladan bir de Avrupa pazarına ürün tedarik merkezi olmak gibi de bir vizyonu var. Akay Optik üretim merkezi bildiğiniz gibi İzmir Bayraklı’daydı. Bu yaz İzmir’de yaşanan depremin en çok etkilediği yerdeydi, biz çok şükür can kaybı yaşamadık ama bu olayla tesisi daha güvenli bir adrese taşımaya karar verdik. Akay Optik şu anda Avrupa’da kendi boyutundaki tesislerden daha modern ve etkin bir üretim merkezine sahip. Opakay web sitemize girip videosunu izleyebilirsiniz. İzleyince ne demek istediğim anlaşılacaktır. Tek kat zeminde iş akışlarını kesintisiz ve verimle sürdürebileceğiniz, yedekli makine parkuruna sahip modern bir cam üretim merkezi olarak Türkiye’nin gururu olmuş bir tesisimiz var.

Covid-19 pandemisinin sebep olduğu ekonomik ve ticari krizi Opak Lens olarak nasıl yönettiniz? Bu konuda ne gibi önlemler aldınız? Covid-19 pandemi süreci görece yeni olduğunuz özel üretim cam alanını nasıl etkiledi?
Covid-19 salgını tüm dünya ülke ve insanlarını etkileyen önemli bir değişim yarattı. Sadece işimiz etkilenmedi. Hepimizin yaşamı değişti. Herkesin ilk önceliği sağlıktır ve insan olarak ilk dürtümüz hayatta kalmaktır. Hepimiz bu gerçeği aynı anda, yaşamın içinde deneyimleyerek öğrenmek durumunda kaldık. Pandeminin ilk günlerinde hemen önlemlerimizi aldık, önce kendi ekibimizi koruma altına aldık. Korumanın ardından pandemi döneminde sektörümüze ne fayda sağlayabiliriz diye baktık. Ekibimiz için maske araştırması yaparken maske işini öğrendik ve hemen merkez binamızda maske üretimine başladık. Bugün ciddi bir maske üreticisi haline geldik, el değmeden ambalajlanmış üç katlı meltblown cerrahi koruyucu maske üretimi yapıyoruz. Hatta pandemi döneminde optisyenlik müesseselerine katkı sağlayacağımızı düşünerek İlaç ve Tıbbi Cihaz kurumuna dilekçeler vererek maske satışının optiklerde satılmasını istedik ama izin vermediler. Optisyenlik müesseselerinin kendi mağazalarında kullanabilecekleri ateş ölçer, dezenfektan gibi materyalleri özel anlaşmalar yaparak daha uygun fiyatlı temin etmelerini sağladık. Pandeminin ilk “evdekal” karanti sürecinde yıllık anlaşma ile çalıştığımız müşterilerimizin senet ödemelerini yaza kadar ertelemek suretiyle onlara destek vermeye çalıştık. Elimizdeki yüksek stok olduğu için bunu programlı ve ölçülü dağıtarak stokçuluk yapmaya çalışanların önüne geçtik. İşin ekonomik tarafına gelince elbette herkes gibi biz de çok etkilendik. 2020 hedeflerimizi tutturamayacağımız sonbaharda belli olmuştu ama şirketimiz ilk kez bu yıl büyüme gerçekleştiremedi. Birçok projemizi askıya aldık, bir kısmını gecikmeli olarak gerçekleştirdik. Bir kısmını hiç hız kesmeden devam ettiriyoruz. En çok özel üretim cam satışlarımız etkilendi. Tek odaklı cam ve kontak lenste kullanıcılar ellerindeki reçete ile bir süre idare edebiliyorlar ama presbiyoplar için doktor muayenesi olmadan yeni cam yaptırmak çok zor, doktorların çalışamaması reçetelere çok yansıdı. Yine de biz bu sürede yeni kaplamalar geliştirdik, üst kategori cam olarak projelendirdiğimiz Zenith markalı camımızı geliştirdik. Yakında duyuracağız ve bu gelişmelerden sizleri haberdar edeceğiz.

Bağımsız optik mağazalara verdiğiniz eğitimler, pandemi sürecinde ne şekilde devam etti?
Seneler önce şirkete Zoom benzeri bir program satın almıştık, bizim ekiplerimiz onun üzerinden iç eğitimleri yapıyordu. Bir gün bir toplantı düzenlediler, her şube kendi bölgesinden katıldı, ama kısmen internetten katılamayanlar olunca ben bir daha o toplantılara devam etmedim. Pandemide mecbur kaldık. Şu anda tüm toplantılar, eğitimler, seminerler Zoom ya da benzeri platformlar üzerinden yapılıyor. 2020 Aralık ayında distribütörlüğünü aldığımız dünyaca ünlü Solotica lenslerin lansmanın 350 optiğin katılımıyla Zoom üzerinden yaptık. İç, dış, tüm eğitimlerimizi hep böyle uzaktan yapıyoruz. Pandemi bütün iş yapış biçimlerimizi temelden değiştirdi.

Kontak lensler başta olmak üzere sektöre zarar verecek her türlü internet satışına karşı büyük bir hassasiyetiniz var. 2018’de büyük yankı uyandıran yürüyüş hareketinizden istediğiniz oranda geri dönüş alabildiniz mi, devam niteliğinde projeler planlıyor musunuz?
Yürüyüş o zaman sektörel açıdan çok ciddi ses getirdi, ama Sağlık Bakanlığı’na sunduğumuz yasanın doğru şekilde uygulanması talebimiz net bir sonuca varamadı. Aslında çok kolay çözülebilecek bir konu. Sağlık Bakanlığı İlaç ve Tıbbi Cihazlar Kurumu verilen cezaları arttırsa ve uygulasa sorun kalmaz. Ya da yabancı kontak lens tedarik firmaları internet satıcılarına ürün tedarik etmeseler problem anında çözülür. Ya da Türk Optisyen-Gözlükçüler Birliği ve Optisyen-Gözlükçüler Odaları bu konuda gereken çalışmayı yaparak kanuna net ifadeler ekletseler durum değişir. Maalesef pandemi, o yasadışı internette on-line kontak lens satanların işine yaradı. %20’lerde seyreden pazar paylarını %30-40’lara çıkardılar. Çok çok acı. Çünkü bu doğrudan haksız rekabete giriyor. Zamanında çözülmeyen problemler kangren oluyor böylece. Ben internette yasal olmayan on-line kontak lens satışına karşı mücadelemi hiçbir zaman bırakmıyorum. Sektörde sorun gördüğüm her noktada elimden gelen ne varsa yapıyorum. Yetkililere bildiriyorum, Optik Gazete’den ilan ediyorum, yazılar yazıyorum, yeri geliyor mahkemeye veriyorum. Çünkü susarsak optiklerin canı yanar. Bu da sektörümüze karşı hainlik olur. O nedenle ben mücadeleden hiç geri durmuyorum. 2020 yılı içinde Opak Lens Solotica renkli lenslerinin distribütörlüğünü aldı. Daha önceki dağıtıcısı internette satıyordu, biz internette satışını durdurduk, satanların hepsine distribütör olmak sıfatıyla ihtarname gönderdik. Şu anda sadece optikler satabiliyor. Aynı kendi markamız Elegance gibi. Bu optisyenlik müessesesine önemli bir katkı sağlar. Şu anda mücadeleme ticari alanda devam ediyorum anlayacağınız. Senelerdir hep aynı şeyi söylüyorum, yasak ise herkes bu yasağa uysun, ya da yasak kaldırılsın herkes satsın.

Pandemi de göz önüne alındığında 2021 yılının ikinci yarısında Opak Lens adına beklentileriniz ne yöndedir?
2021 yılı ilk yarısında yarı karantina dönemi devam edecek gibi görünüyor. Aşıların sonuç vermesiyle 2021 yılı son dört ayında ekonominin canlanacağını umut ediyoruz, hedeflerimiz ve ona yönelik stratejilerimiz belli ama bu bir umut. Elimizde net göstergeler olmayınca biz de şirket olarak büyüme beklentimizi en alt seviyede tutup, kötü senaryolara göre oyuna devam ediyoruz. Nedir oyuna devamdan kastım? Sağlığımız yerinde olduğu sürece kontrol edemediklerimize değil de, yapabileceklerimize odaklanmak. Ne yapabiliriz? 1-Umut etmeye devam. 2-Çalışmaya devam.

Optik sektörüne kendini adamış bir isim olarak sektörün bugünü ve yakın geleceği hakkındaki öngörüleriniz nelerdir?
Bu kendi içinde başlı başına bir röportaj konusu olur. Kısa bir özet vermeye çalışayım. Büyüyen bir sektörümüz var. Bu büyümenin; dikeyde değil, yatayda olması için yakın gelecekte bazı konular daha da önemli hale gelecek. Bu nedenle bağımsız optisyenlik müesseselerinin ürün tedarik ettikleri firmalara çok dikkat etmeleri gerekiyor. Mesela tedarikçi firmanın bir parçası şirket birleşmelerinden dolayı optiğin rekabetçisi bir perakende zinciri olabilir. Sektörümüz son iki sene içinde dernek, federasyon, konfederasyon temsilinden kademe atlayarak Birlik ve Odalar temsiline geçti. Bunun sağlıklı bir şekilde yönetildiği takdirde sektörümüze birçok avantajlar sağlayacağını düşünüyorum. Mesela acilen bir Deontoloji Tüzüğüne ihtiyacımız var. Ticari etik konusunda yol planı belli olmalı. Çünkü ticari etiğe uygun hareket etmeyen birisi bu STK’ların yönetimine geçerek sektöre ciddi zararlar verebilir. Türk Optisyen-Gözlükçüler Birliği ve Odalar’dan bir diğer beklentimiz de adeta kanayan yara haline gelmiş sorunların çözümlerini kanun maddeleri haline getirerek çözümsüzlükten kurtarmaları. Mesela kontak lenslerin yasa dışı internetten on-line satışının artık son çaresi budur. Bu tip sorunların çözümüyle sektör daha sağlıklı bir büyümeye yönelecektir. Temel sağlamlaştıkça yerel üreticilerin ürünlerini yurt dışı pazarlara taşımaları da kolaylaşacaktır. Siz öngörümü sordunuz ama ben galiba iyi niyetli beklentilerimi dile getirmiş oldum. Umarım gerçek olur.

Her geçen yıl çoğalan katılımcıları ve özellikle yabancı ziyaretçileri ile yerli üretici firmaların güçlenmesini sağlayan Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkında ne düşünüyorsunuz? Fuarın getirdiği yenilikler iş planlarınızı ve yatırımlarınızı ne yönde etkiliyor?
2020’de Silmo Istanbul Optik Fuarı’nın olmamasının etkilerini eminim tüm sektörümüz hissediyordur. Biz Opak Lens ve tüm şirketler grubumuz olarak Silmo Istanbul Fuarı’nın sağladığı pazarlama olanaklarını en etkin şekilde kullanan firmalardan biriydik. Yeni ürünlerimizi tanıtmak için bize mükemmel bir ortam sağlıyordu. Teknolojik uzaktan bağlanarak yapılan toplantılar, ne olursa olsun birebir görüşmek, karşılıklı konuşmak ve ortak fikirde el sıkışmanın yerini tutmuyor. Bu sene 7 Aralık’taki Solotica’nın lansmanını Zoom yerine Silmo Istanbul’da yapsaydık, etkisi bambaşka olurdu. Umuyorum 2021’de Silmo Istanbul yine bizleri bir araya getirir.

Sektörün önemli dinamiklerinden olan dergimiz ‘4 your eyes’ ile ilgili görüşleriniz nelerdir?
4 Your Eyes Dergisine röportaj vermeyi özlemişim. Ben açık ve düz birisiyim ama konuları öncesi ve sonrası ile bağlayarak anlatmanın gerekliliğine inanıyorum. 4 Your Eyes’ın soruları sektörümüzle paylaşmak istediklerimi en iyi şekilde ifade edebileceğim kapsamlı sorular olduğu için röportaj sonrasında kendimi “duyulmuş” hissediyorum. Bu hissi yarattığınız için çok teşekkür ediyorum. Okur olarak da 4 Your Eyes’ı sektörümüzün en uzun süreli basılı yayını olarak ciddiyetle takip ediyorum ve gelişmelerden haberdar oluyorum. İyi ki varsınız.

 

Haziran 2021