Röportaj
HOFFMANN NATURAL EYEWEAR

HOFFMANN NATURAL EYEWEAR

BOYNUZDAN ÜRETTİĞİ GÖZLÜKLERİYLE DÜNYA ÇAPINDA FARK YARATAN ALMANYA MERKEZLİ HOFFMANN, COVID-19 PANDEMİSİ SÜRECİNİ VE BU SÜREÇTE DEĞİŞEN TRENDLERİ DEĞERLENDİRİYOR.

Hoffmann Natural Eyewear Ceo’su ve tasarımcısı Jutta Kahlbetzer, Covid-19 pandemisi sürecinde tüketicilerde sürdürülebilir ürünlere yönelik farkındalığın arttığını ve bu ürünlere olan eğilimin yükseldiğini belirtiyor. Bu sayımızda, Jutta Kahlbetzer ile pandemi süreci, pandeminin optik sektörüne etkisi, çevre dostu trendlerin artışı ve gözlüklerinde kullandıkları doğal materyal boynuzun avantajları üzerine yapılan röportajı sunuyoruz.

Merhaba Jutta Kahlbetzer... Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs sürecini kişisel olarak nasıl deneyimliyorsunuz?
Covid-19 pandemisi ilk başladığı zamanlar bana çok gerçeküstü bir durum gibi geldi. Tam olarak gerçekliğini zihnimde şekillendiremedim. Dünyanın dört bir köşesindeki arkadaşlarımdan ve iş ortaklarımdan aldığım haberler sonrası koronavirüsün birden bire ne kadar gerçek olduğunu anlamak zorunda kaldım. Sonraki ilk aşamada da bir başlangıç şoku yaşadım: Ne yapacaktık? Şirketimize, çalışanlarımıza, müşterilerimize hatta tüm gezegene ne olacaktı diye endişeler duymaya başladım. Tüm insanların da düşündüğünü sandığım gibi herkesin sağlığına kavuşmasını umut etmeye başladım. Gerçekten de çok tehlikeli ve dünyayı olumsuz bir şekilde etkileyen kötü bir olay olduğunu hala tam olarak kabul etmek istemiyorum ancak bir yandan da herkes gibi korku ve endişeler taşıyorum.

Kısıtlamalardan ve karantinalardan işleriniz ne yönde etkilendi?
Ne mutlu ki, Hoffmann Natural Eyewear olarak kendi imalatımız olan ve dünya çapında pek çok bölgede beğeniyle karşılanan sürdürülebilir gözlük koleksiyonlarımız bulunuyor. Fakat koronavirüs salgını düşündüğümüzden çok daha fazla bir şekilde dünyadaki pek çok ülkeyi olumsuz etkisi altına aldı. Almanya ile kıyasladığımızda karantina ve kısıtlama süreçleri çok daha uzun olan ve süreci çok daha zorlu geçiren ülkeler var. Ama Almanya olarak aldığımız tedbirler sayesinde süreci diğer ülkelere nazaran biraz daha olumlu geçirmemiz sonucunda sınırlı sayıda da olsa dünya geneline teslimatlarımızı yapabildik. Bizden çok daha uzak pazarlara erişebildiğimizi söyleyebilirim.

Covid-19 pandemisi süreci sizce hangi yeni trendlerin doğmasına sebep oldu?
İçinde bulunduğumuz yüzyılda Covid-19 gibi bir salgını daha önce hiç deneyimlemesek de, bunun gibi olumsuz sonuçları büyük olan krizler, insanların dünyayı algılama biçimlerini ve farkındalıklarını bir şekilde keskinleştiriyor. Optik endüstrisini baz aldığımızda gün geçtikçe insanların daha fazlası hangi ürüne ne kadar ihtiyaç duyduğunu sorgular oldu. Sürdürülebilir yani çevre dostu ürünleri mi yoksa yüksek kalitedeki ürünleri mi tercih etmeleri konusunda da kafalarında yeni soruların şekillenmeye başladığını düşünüyorum. Genel anlamda yaşamımızdaki durumları ve olayları değerlendirirken nelere öncelik vereceğimiz konusunda yeni bakış açılarının geliştiğine inanıyorum.

Bu krizin şu anki olumsuz etkisi dışında, optik endüstrisinde neleri değiştireceğine inanıyorsunuz?
Endüstrimizin de belirli konularla ilgili olarak farkındalığının çoğalacağına inanıyorum. Daha çok şeyin sorgulanacağını düşünüyorum. Her ne kadar Covid-19 pandemisi dijital dönüşümün güçlü bir şekilde gerçekleşmesine katkı sağlasa da; optik endüstrimiz iş ortaklarımız ve optisyenlerle daha yakın kişisel iletişimlere girilmesine ihtiyaç duymaktadır. Ayrıca bir çok durumda tüketicilerin daha üst seviye hatta belki de sürdürülebilir materyallerden üretilmiş ürünler tercih etmeye niyetlendiklerini gözlemliyorum.

Doğal bir materyal olan boynuz konusunda uzman bir marka olarak, sizce bu süreçte çevreye daha az zarar veren ürünlere talep gerçekten arttı mı?
Aslına bakarsanız son yıllarda zaten sürdürülebilir ve doğal materyallerden üretilmiş ürünlere yönelik pozitif bir trend geliştiğini söyleyebiliriz. Ancak Covid-19 pandemisiyle oluşan ‘yeni’ bilinçlenmenin etkisiyle bu trendin daha da yoğunlaştığını fark ediyorum. Markaların kendileri de bu trendi güçlendirdikleri gibi tüketicilerin talepleri de markaları bu trende daha çok teşvik ediyor. Bununla birlikte başta Almanya olmak üzere bir çok Avrupa ülkesinde onlarca moda markasının varlığına rağmen tüketicilerin çevre dostu ürünlere çok daha yoğun bir eğilim gösterdiğini söyleyebiliriz.

Peki boynuzun hangi özellikleri onu sürdürülebilir materyal yapıyor?
Boynuz zaten tamamen doğal bir hammaddedir. Hoffmann Natural Eyewear olarak Asya’da yaşayan su bufalolarının boynuzlarını kullanıyoruz. Boynuzun sürdürülebilir oluşunun bir önemli göstergesi, boynuzu ancak su bufaloları doğal ömürlerini tamamladıktan sonra yani doğal yollarla ölümlerinden sonra kullanmamızdır. Zaten su bufaloları ne kadar uzun yaşarsa, ömrü ne kadar uzarsa; boynuzlarının doğal yapısı da o derecede güzelleşiyor. Boynuzlarımız Hindistan’da su bufalolarının yaşadığı alanda kesiliyor, bu durum da Hindistan’da bir iş kolu oluşumunu desteklemiş oluyor. İçi boş olan işlenmemiş boynuzlar Hindistan’dan Almanya’daki üretim binamıza ulaşım esnasında da kolaylık olmasına sebep oluyor. Tamamen saf bir doğal hammadde olan boynuzu işlemek de bize düşüyor.

İmalat sürecinizden arta kalan üretim fazlalıklarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Üretimden kalan artık malzeme tarımda, fidanlıklar gibi botanik alanlarda, bağcılıkta ve bahçelerde gübre olarak kullanılabiliyor. Bunu az önce sorduğunuz sorunuzun da devamı niteliğinde bir yanıt olarak da sayabilirsiniz. Üretim atıklarından oluşan bu doğal gübre sayesinde kendi yetiştirdiğiniz tarım ürünlerinizi veya çiçeklerinizi dahi gübreleyerek bu ürünlerinizden güçlenmesini sağlayabilirsiniz. Ayrıca üretimini yaptığımız gözlükler için kullanmayı tercih etmediğimiz küçük boynuz uçları, özellikle Hindistan’da yoğun olarak kullanılan bir çeşit müzik aracının düğmeleri olarak da dönüştürülebiliyor. Görüyorsunuz ki doğal bufalo boynuzundan elde edilen materyallerin tümü boşa harcanmadan, en önemlisi de asla doğaya zarar vermeden yeniden kullanılabiliyor. Buna ek olarak su bufalolarının pirinç tarlaları için vazgeçilmez rol oynadıklarını ve onlara kültürel olarak Hinduizm ve Budizm inanışlarınca büyük saygı gösterildiğini belirtmek isterim.

Materyal olarak boynuzun sağladığı diğer avantajlar nelerdir?
Doğal, çevre dostu bir hammadde olmasının yanı sıra başka avantajları olduğunu da rahatlıkla söyleyebilirim. Öncelikle boynuz son derece düşük bir ağırlığa sahip bir materyaldir. Bunun yanında gözlük kullanıcılarının alerjik bir sorunları var ise boynuz tamamen anti-alerjik özelliktedir. Aynı zamanda çok kolay bir şekilde tamiri yapılabilen bir materyal olarak karşımıza çıkmaktadır. Yine doğal oluşundan dolayı renkleri eşsizdir. Üstelik asetat ve diğer materyallere hiç benzemez, taklit edilmesi neredeyse imkansızdır. Ayrıca terleme sonucunda boynuzun alt kısmında nem birikmesi oluşmadığından, gözlükseverlere yaz aylarında büyük konfor sunmaktadır.

Bazı çerçevelerinizi sapları da boynuzdan oluşmak kaydıyla %100 boynuzdan üretiyorsunuz. Bu modellerinizi diğerlerinden ayıran özellikler nelerdir?
Boynuz az önce açıkladıklarım da dahil olmak üzere bir çok avantajı beraberinde getiren bir materyaldir. Gözlük kullanıcısına maksimum konfor ve rahatlık vadeder. Boynuzdan imal edilmiş bir gözlük, gözlük kullanıcısının yüzüyle temas ettiği anda kullanıcısının doğal ve iyi hissetmesini sağlar. Bu sebeple boynuzdan yapılan bir gözlük ile %100’ü boynuzdan üretilmiş bir gözlük kıyaslandığında elbette bu doğal ve özel materyalin en yoğun olduğu hali her zaman öncelikli tercihler arasında yer almaktadır. Tüm bunlara ek olarak boynuzun kullanıcıya sunduğu renk yelpazesi %100’ü boynuzdan olan gözlüklerde saplara doğru ilerlediğinden, ortaya ayrı bir bütünlükte ve zarafette gözlükler çıkmaktadır.

Hoffmann Natural Eyewear olarak sürdürülebilirliği başka hangi alanlarda hayata geçiriyorsunuz?
Marka adımızdan da anlaşılacağı gibi doğallık ve çevreye yönelik hassasiyet, kuruluşumuzdan itibaren DNA’ımıza kazınmıştır ve felsefemiz haline gelmiştir. Bu sebeple markamızın ana merkezi de dahil olmak üzere her noktamızda geri dönüştürülebilirliğe fazlasıyla önem vermişizdir. Sürdürülebilirlik bizim için yeni bir anlayış şekli yeni bir yaklaşım değildir. Örnek vermem gerekirse üretim yaptığımız binamızda yıllardır yenilenebilir enerjileri mümkün olan her yerde kullanmayı tercih ediyoruz. Isıtma sistemimizin tamamen jeotermal enerji ile çalıştırılması gibi...

Üretiminizi Almanya’nın doğal güzelliklerle çevrili bir bölgesinde gerçekleştiriyorsunuz. Eifel bölgesinde üretim yapmanın avantajları nelerdir?
Birlikte çalıştığınız, birlikte üretim yaptığınız insanların karakterleri yaptığınız işin kalitesine yansıdığı gibi ortaya çıkan sinerjiyi yakalamak da gerçekten büyük önem taşımaktadır. Burada üretim yaptığımız Eifel bölgesindeki çalışma arkadaşlarım, ortaya olağanüstü şeyler çıkarabilecek sabıra sahip kişilerden oluşuyor. İçlerinden bir çoğu birşeyler yaratabildikleri, güzel zaman geçirirken ortaya güzel şeyler çıkarabildikleri ve kendilerini geliştirebilecekleri hobilere sahip. İçinde bulunduğumuz çağda ve büyük şehirlerde bu tip insanlara rastlamanın daha düşük ihtimal olduğuna inanıyorum ve bu yüzden bu bölgede üretim yaptığımız için çok şanslı hissediyorum.

Kaynak: Spectr

 

Nisan 2021