Röportaj
CUTLER AND GROSS

CUTLER AND GROSS

“CUTLER AND GROSS’DA MODADAN İLHAM ALMAK YERİNE MODAYI YARATMAYA ODAKLANDIĞIMIZ BİR DÜNYA İÇERİSİNDEYİZ.”
MARIE WILKINSON

1960’ların başında Londra’daki Northampton Enstitüsü’nün Optometri Bölümü’nde tanışan Graham Cutler ve Tony Gross; 1969’a gelindiğinde soyadlarını birleştirdikleri markalarını kurdular. İlk optik mağazalarını 1971’de Knightsbridge’de açan ortaklar; mağazalarının bir bölümünü de ısmarlama el yapımı çerçevelerden oluşan bir depo olarak kullanıyordu. Graham ve Tony’nin işlerine olan ortak tutkuları sayesinde sağlık unsuru olarak kabul gören reçeteli gözlükler, moda aksesuarı olma yolundaki ilk adımlarından birini Cutler and Gross markasıyla attı. Markalarını ilk olarak 1982’de Paris’deki moda fuarında dünyanın beğenisine sunan Graham ve Tony; tasarım anlayışları konusunda ‘biraz eski kafalı’ olduklarını belirtirken; gözlüklerin öncelikle pratik ve işlevsel, sonrasında iyi görünümlü olmaları gerektiğini savunuyorlar.

Gözlüğü modanın kalbine yerleştiren öncü markalardan biri olan Cutler and Gross’un ana merkezi Londra’daki Marylebone’de yer alırken; markanın el yapımı üretimlerini gerçekleştirdikleri fabrikaları ise İtalya’nın gözlük merkezi Cadore’de bulunuyor. 2011 yılının Ağustos ayında Knightsbridge’deki ilk mağazalarının en üst katında gözlük müzesi açan Graham ve Tony, 1969’dan beri ürettikleri 4.000’den fazla gözlüğü burada sergiliyorlar. Ayrıca müşterilerinin gözlüklerini kendilerinin oluşturabilecekleri veya ısmarlama gözlük yaptırabilecekleri  ‘Aynalı Oda’ da Cutler and Gross Müzesi ile aynı katta yer alıyor. 2018 yılında Marchon Eyewear ile imzaladığı uzun soluklu lisans anlaşmasıyla optik ve güneş gözlüklerinin dağıtım alanını dünya çapında genişleten İngiliz marka, kendine özgü tasarım felsefesinden ve etik değerlerinden ödün vermeden yoluna devam ediyor. Bu ilham verici markanın Kurucu Ortaklarından Graham Cutler ve 1982’den beri Cutler and Gross’da görev alan, günümüzde ise markanın Kreatif Direktörü olan Marie Wilkinson ile sizler için özel bir söyleşi gerçekleştirdik.

Cutler ve Gross kadar zengin bir tarihi ve mirası olan az sayıda lüks gözlük markası var. Bu noktaya nasıl geldiniz?
Graham Cutler: Belirli bir başarıya ulaşmışsak; bunun taviz vermeden çok çalışmamıza ve en iyisinin de en iyisini gerçekleştirme dürtümüze bağlı olduğuna inanıyorum. Markamızla en iyi kalitedeki tasarımları; en iyi materyallerle ve el yapımı, ince işçilikle birleştirdiğimiz için bugünlere geldik.

1970 ve 1980’lere döndüğümüzde, günümüzde ün kazanmış isimlerin rağbet ettiği bir optik mağaza sahibi olmak nasıl bir duyguydu?
GC: O dönemde Knigtsbridge’de bir optik mağaza sahibi olmak, altın süslemeleri ve görünür logoları olmayan, sade gözlük stillerini entelektüel müşterilerimizle bir araya getiren sıra dışı bir kulüp işletme hissini veriyordu. 70’ler ve 80’lerde, Tony ve ben Londra’daki Soho bar ve kulüplerinin müdavimleri arasındaydık ve müşterilerimizin çoğunluğunu da oralarda tanıştığımız sanatçılar, tasarımcılar, müzisyenler ve mimarlar oluşturuyordu. Şu an dönüp baktığımda, dönemin Soho ruhuna uygun belirli bir kesime hitap etmemiz son derece doğal görünüyor.

1982’deki Paris Moda Fuarı iş yaşamınız için bir dönüm noktası oldu. Başarınızı tetikleyen bu durumu bizimle paylaşabilir misiniz?
G.C: Markamızı büyütmek için Tony ile kelimenin tam anlamıyla büyük bir iştahla çalışıyorduk. Tony 10 modelden oluşan çoğunluğu aynalı camlı olan ilk güneş gözlüğü koleksiyonumuzu, Paris’te düzenlenen Avrupa’nın en büyük uluslararası giyim ve aksesuar fuarı olan Sehm’e götürdü. Tony’nin Cumartesi günü mağazamızı arayarak; fuardaki standımıza tek başına yetişemediğini, ilginin yoğun olduğunu ve acil desteğe ihtiyacı olduğunu söyleyişini dün gibi hatırlıyorum. Heyecanla Tony’e yardımcı olması için yeni işe aldığım genç optisyen arkadaşım Marie’ye hemen bir uçak bileti ayarlamıştım. Tam bir kırılma anıydı!

Tony Gross ile olan uyumlu ortaklığınız markanızın başarısının hızlı bir ivme kazanmasını sağladı. Ortağınızla nasıl bir görev paylaşımı yapıyorsunuz?
G.C: Her ikimizin de kendine özgü yeteneklerini ve güçlerini ortak amacımız olan markamız için cesaretle birleştirmemiz sonucu başarılı olduğumuza inanıyorum. Tony’i, markamızın yüzü, müşterilerle ilişkileri ayarlayan, düzene koyan kişi hatta yeri geldiğinde Halkla İlişkiler Uzmanımız olarak düşünebilirsiniz. Öte yandan ben daha çok işimizin stil ve tasarım kısmında aktif rol alıyorum. Ayrıca işlerimizi daha kolay idare etmek için şirketimize ilk bilgisayarı alan benim. Programlı ve pratik olmayı seviyorum.

Mido Optik Fuarı’nı ilk ziyaretinizle ilgili neler paylaşmak istersiniz?
G.C: Mido’yu ilk kez 1981’de gittik. Sonraki yıllarda, Tony ve ben mağazamızı boş bırakmamak için Mido fuarlarına dönüşümlü olarak gittik. Kendi fabrikamızı satın almadan önceki dönemde; gözlük üreten fabrika sahipleriyle tanışma şansını, en yeni koleksiyonları inceleme fırsatını ve o sırada dünyada gözlükle ilgili olup biten tüm gelişmelerin takibini Mido’nun büyülü atmosferinde bulduk. 1990’ların sonuna gelene kadar Cutler and Gross olarak Mido Optik Fuarı’na katılımcı olmadık. Çünkü Tony, dönemin öncü moda mağazalarından Barneys New York, Joyce Boutique Hong Kong ve Browns Fashion London gibi mağazalarla rekabet etmek istiyorsak; doğru zamanda harekete geçmemizin çok önemli olduğunu öngörmüştü. Haklıydı da.

Markanızın geleceği ile ilgili beklentileriniz nelerdir?
G.C: Başarımızın son 15 yılda olduğu gibi devam etmesini umuyorum. En çok da işimize tüm tutkumuzu katarak verdiğimiz emek ve çaba sayesinde, dünyanın en prestijli ve en çok istenen markası olmamızı diliyorum.

1980’lerden beri Cutler and Gross ekibinin bir üyesi olarak markanın kendini sürekli daha ileriye taşımasından ve evriminden bahsedebilir misiniz?
Marie Wilkinson: Gözlük tasarımlarımızın geçirdiği evrimin ve pazarlama stratejilerimizin  başarımızın sırlarından olduğuna inanıyorum. Çok çalışan bir ekip olarak tasarımın başında Graham Cutler gibi bir yeteneğin yer alması ve onun Tony Gross gibi ileriyi öngörebilen tutkulu bir iş insanıyla yan yana, omuz omuza çalışması ekip olarak bizi daima daha iyisini yapmaya yönlendirdi. Her ikisinin ortak tutkusu olan markalarını daha ileriye taşıma istekleri bize hep ilham vermiştir. Bu ilham kaynağı hiç sönmediği ve yeniliklere hassasiyet göstererek çok çalıştığımız için trendlere yön veren markalardan biri olmayı sürdürüyoruz.

Cutler and Gross için tasarım yapmanın en keyifli yönü sizce nedir?
M.W: Şirketimiz cennet gibi bir yer! Çünkü Cutler and Gross’da etrafınız sürekli derinden tutku dolu, destekleyici, yaratıcı zekası güçlü ve samimi insanlarla çevrilidir. Cutler and Gross’da bir tasarımcı olarak çok daha büyük ve önemli bir konunun parçası olduğunuzu hissedersiniz. Tasarım sürecini çoğu profesyonelin anlayamayacağını düşündüğüm bir şekilde geçiyoruz. Dünyayı, modayı ve trendleri algılama biçimimizin benzersiz olduğuna inanıyorum. Cutler and Gross’da modadan ilham almak yerine modayı yaratmaya odaklandığımız bir dünya içerisindeyiz. En yenilikçi, en cesur tasarımları oluşturma şansı burada o denli yüksek ki, tasarımdan keyif almamak neredeyse mümkün değil.

Cutler and Gross koleksiyonlarında, tarihinizi günümüze yansıtan özel olarak geliştirdiğiniz bir yöntem var mı?
M.W: Cutler and Gross’un 2020 koleksiyonu da dahil olmak üzere, marka mirasını zedelemen günümüze başarıyla ulaştıran başlıca yöntemimiz; gözlüklerimizin tasarımsal yapı kalitesinden ve seçtiğimiz materyallerden ödün vermeyişimizdir. Fabrikamızda çalışan iş arkadaşlarımızla olan sıkı bağlarımız; özgüvenimizin gelişmesine ve bu da her seferinde stil ve teknik sınırlarını zorlayan daha cesur koleksiyonlara imza atmamızı sağlıyor.

Cutler and Gross’un 2020 koleksiyonundan öne çıkacağını düşündüğünüz ve en beğendiğiniz model hangisi?
M.W: Yeni koleksiyonumuzdaki model 1367’ye kesinlikle hayranım. 1367; Londralı cesur tasarım anlayışını, markayla özdeşleşmiş hale gelen kaliteli el yapımı üretimle İtalya Cadore’deki fabrikada birleştiren ve bu sebeple Cutler and Gross’a dair tüm özellikleri üzerinde taşıdığına inandığım bir modeldir. Tasarımın profiline yansıyan “pervasız” diye nitelendirebileceğimiz doğal şıklığı ve çabasız zarafeti beni heyecanlandırıyor. 2020 koleksiyonumuzdaki bu güneş gözlüğümüzün dikkat çekeceğinden ve hak ettiği ilgiyi göreceğinden eminim!

Kaynak: 2020europe.com

Temmuz 2020