Röportaj
OPAK LENS

OPAK LENS

OPAK LENS OLARAK SILMO İSTANBUL’A HER SENE SANKİ İLK KEZ ORADA OLACAKMIŞIZ GİBİ TAZE BİR HEYECANLA HAZIRLANIYORUZ.

Sayın Erol Harbi uzun bir aradan sonra sizinle röportaj yapacağımız için oldukça heyecanlıyız. Hoş geldiniz. Erol Harbi ismini optik sektöründe tanımayan ve bilmeyen yoktur ancak sizden dinlemek isteriz. Kimdir Erol Harbi ve Optik Sektörü ile tanışmanız nasıl olmuştur?
Merhabalar, hoş bulduk. Ben de beni yeniden sayfalarınıza konuk ettiğiniz için teşekkür ederim. 1965’de Optik sektörünün içine doğdum. Dededen, babadan gözlükçüyüm. İlkokul yıllarında yaz tatillerini Ortaköy’deki babamın gözlük mağazasında çalışarak geçirirdim. O zamanlar optik cam siparişlerimizi Sirkeci’de bir tedarikçiye gönderirdik. Tüm camların teslimatı haftanın belli bir gününde yapılırdı ve oraya gidilerek teslim alınırdı. 10 yaşlarında Sirkeci’de cam teslim almak üzere bekleyenlerin yanında ben de kuyruğa girerdim. “Neden buralara kadar geliyoruz, camları bize getirseler ya. Biz telefon edip siparişimizi versek, tedarikçi de bir iki gün içinde camlarımızı getirip teslim etse” diye düşünürdüm. Nitekim bugün Opak Lens olarak 33 ilde 47 depomuz var. 6.560 optik mağazanın %86’sına hizmet veriyoruz. Onların da %75’ine aynı gün optik cam, kontak lens ve lens solüsyonu teslimatımız oluyor. İçlerinde 1.605 optik mağazaya o kadar yakınız ki, işi acil müşterileri için sipariş ettikten sonra 15 dakika içinde ürününü alabiliyorlar. Ne mutlu bana. Çok az kişiye nasip olur 45 yıl önce, 10 yaşındayken kurduğu hayalini gerçekleştirmek.

Çocukluğunuzdan bu yana sektörde edindiğiniz hangi tecrübe sizi Kontakt Lens tedarikçiliğini tercih etmenize sebep oldu?
Bana göre kontakt lens optik sektörünün değişen ve gelişen yüzüdür. 1990’lı yılların başında yani kontakt lensin Türkiye’ye etkili bir şekilde girmeye başladığı ilk yıllarda kontakt lens konusunda öğrenebileceğim her şeyi öğrenme gayreti içine girdim. 1993 yılında Ortaköy’deki mağazamızla Türkiye toplam optik sektörü kontakt lens satışının %10’unu tek başına yapar hale geldik. 2004 yılında 5193 sayılı “Optisyenlik Hakkında Kanun” ile kontakt lens satış yetkilerinin optisyenlik müesseselerine verilmesi Opak Lens’in çıkışında önemli bir mihenk taşı oldu. Aynı yıl kurulan Cihan Medikal’de kendimize ait markalar altında, Türk kullanıcının istek ve ihtiyaçlarına uygun olarak geliştirdiğimiz kontakt lenslerin ithalatını yapmaya başlamıştık. Her iki şirketimizin de Türkiye’de kontakt lens pazarının sağlıklı büyümesinde önemli bir payı olduğunu düşünüyorum.

Kontakt Lens pazarında Opak Lens’den sonra neler değişti ve değişmeye devam ediyor?
2004 yılında toplam 50-60 civarında optisyenlik müessesesi kontak lens satardı. Türkiye’deki optisyenlik müesseselerinin hepsinin kontakt lensi bilip, satmasında bizim yaptığımız çalışmaların önemli bir katkısı olduğunu düşünüyorum. 15 yılda depo sayımız 47’ye çıktı. Yaygın dağıtım ağı sayesinde optik mağazalar stok tutma zahmetine girmeden hızlı bir şekilde ürün temin edebilirler ve müşterilerine çok hızlı bir servis sunabilirler. Kontakt lensin iyi bilinmesi için sürekli eğitim ekibimiz var. Sadece son 5 yılda 6.000’den fazla optisyenlik müessesesi çalışanına kendi şehirlerine giderek seminerler verdik. 1.500 optisyenlik programı öğrencisine üniversitelerinde seminerler verdik. İnternette kontakt lens satışı alıp başını gitmemişse bunda Opak Lens’in yaptığı çalışmaların çok önemi vardır diye düşünüyorum. Opak Lens’in bu sektördeki varlığı kontakt lens satışlarında yerel bağımsız optisyenlik müesseselerinin de sağlıklı gelişen bir şekilde bulunmalarını sağladı. Bugün 950.000 kontakt lens kullanıcısının %50’si yerel bağımsız optisyenlik müesseselerinden alışveriş etmekte. Opak Lens olmasaydı bu oran çok düşük olurdu. Öte yandan diğer şirketimiz Cihan Medikal’in Elegance marka lens ve lens solüsyonlarını internette satmaması da yerel müesseselere büyük bir destektir. Diğer kardeş şirketimizin yayını olan Optik Gazete üzerinden yaptığımız aydınlatıcı yayınlar da öyle…

2015 yılının sonunda stok camlar ile Türkiye cam pazarında da yer almaya başladınız. Geçen yılın önemli olaylarından biri olan Akay Optik’in satın alma anlaşmasından sonra optik cam konusunda hızlı bir tırmanış izlemeye başladık. Bu süreçten bahsedelim.
Optik cam alanına girerken yerel bağımsız optisyenlik müesseselerine kontakt lenste sağladığımız avantajlara benzer avantajları, oftalmik cam alanında da sağlayarak yabancı sermayeli tekelin oluşmasına karşı bir güç kalkanı oluşturmayı amaçladık. Stok cam Türkiye’nin en çok çeşit barındıran yelpazesine sahip olduk. 3 sene gibi kısa bir zamanda bunları yaparken özel üretim cam alanında da iyi bir araştırma sonucunda yollarımızı birleştirdiğimiz Akay Optik ile bir müddet anlaşmalı çalıştıktan sonra Kasım 2018’de satın alma anlaşması imzaladık. Devletin verdiği teşvikten yararlanıp yeni bir tesis kurmak yerine, Akay Optik’i satın aldık. Çünkü bizim niyetimiz yerli üretime yeni bir rakip yaratmak değil, onun yerine biz yenilenmiş makine altyapısına sahip, dünyaca kabul görmüş yazılımla üretim yapan deneyimli, hali hazırda tüm uzuvlarıyla doğru çalışan ve iyi iş üreten bir fabrikayı,  firmamız bünyesine katmayı tercih ettik. Dünyada optik cam pazarındaki gelişmelere baktığımızda büyük oyuncuların satın almalar yoluyla büyüdüklerini görüyoruz. Tedarikçi firmanın birden bire perakende satışta müşterisinin rakibi olması bağımsız müesseseler açısından ciddi dikkat gerektiriyor. Türkiye’de de bu tehdidin varlığına karşı koymak için biz yatırımlarımızın tümünü yerel bağımsız optisyenlik müesseselerinin gelişimi yönünde yapmaya dikkat ediyoruz. Sektör mensuplarımızın yerli ve milli olan kuruluşları desteklemelerinin, yerli ürünleri veya yerli markaların ürünlerini tercih etmelerinin ciddi farklar yaratacağını düşünüyorum.

2018 yılında 21-31 Mayıs tarihleri arasında “Korsan Lens Satışına Hayır” olarak adlandırdığınız bir İstanbul-Ankara yürüyüş yolculuğunuz var. Neleri amaçladınız bu yürüyüşle ve hedefinize ulaşabildiniz mi? 10 günlük süre içerisinde yaşadığınız duyguları paylaşabilir misiniz?
Yürüyüşüm başlı başına bir söyleşi konusu. Bir arkadaşımla sohbet ederken İsviçre’de bir babanın çocuklarının geleceği için yürüdüğünden bahsetti. O anda bir baba olarak çocuklarım için yürümeyi ben de isterim diye geçirdim. Beni bilen biliyor, internette yasal olmayan kontakt lens satışları deyince her tür mücadeleye hazırımdır. Çünkü her şeyden önce bir sağlık sektörü mensubu olarak fertlerin ve toplumun göz sağlığını tehdit eden bir konudur ve zarar yaşandığında kayıp büyük olur.

Öte yandan başından beri yerel bağımsız optisyenlik müesseseleri için ne büyük tehdit olduğunu, onların haklarından çalındığını görüyorum. Internette online kontak lens satışının güçlenmesi demek yerel kanatın zayıflaması demektir. Bu da sektörümüzün çoğunluğunu oluşturan grubun zararınadır. Yürüyüşe karar verdikten sonraki iki haftada muazzam bir ekip çalışması ve hazırlık yapıldı. Ben yürürken Opak Lens saha ekipleri optik mağazaları dolaşarak 7.406 imza topladılar. Benim için zorlu ve fakat bir o kadar da iyi hissettiğim bir deneyimdi. Sektör mensuplarının ilgisi ve desteği müthişti. Her akşam hem o günün notlarını yazdım, hem de yürüyüş boyunca sektöre vermek istediğim mesajları kaleme aldım. www.korsanlenssatisinahayir.com sitesinde tüm notlar, yazılar, videolar ve yürüyüş boyunca günlük yaşadıklarım ve hissettiklerimi anlatan sesli notları yayınladık. Meraklı kişiler oradan okuyabilir, dinleyebilirler. Hedefimize ulaştık mı? Kısmen evet. Yürüyüşümün bitiminde 1 Haziran Gözlükçüler ve Optisyenler Günü’nde Ankara’da Sağlık Bakanlığı önünde ciddi bir optisyenlik sektörü mensubu toplandı. Ve biz imzaları Sağlık Bakanlığı’na sunduk, o gün Sağlık Bakanlığı Müsteşar’ı Profesör Dr. Eyüp Gümüş’ü makamında ziyaret ederek Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihazlar Kurumu Başkanı Dr. Hakkı Gürsöz’ün de bulunduğu bir toplantı kapsamında Sayın Müsteşarımıza yürüyüşümün nedenlerini ve optik sektörümüzün bu konudaki sorun ve beklentilerini aktardım. Aynı gün optik sektörü mensuplarıyla birlikte Ata’mızın huzuruna çıkmak, imza defterine bu yürüyüşle ilgili yazmak beni tarif edemeyeceğim kadar heyecanlandırdı. Ardından Ankara Ticaret Odası’nda bir konuşma yapmam istendi ve çeşitli kurumlar yürüyüşüm için plaket sundular. Baştan sona çok yoğun hislerle dolu olduğum bir deneyimdi. Sonuç olarak bu konuyla ilgili ben elimden geleni yaptım, bundan sonrası Sağlık Bakanlığı yöneticilerinin ve sektörümüzün Sivil Toplum Kuruluşu yöneticilerinin işidir diye düşünüyorum.

Söz Sivil Toplum Kuruluşlarına gelmişken şu anda gündemde bulunan Oda ve Birlik seçimleri konusunda görüşlerinizi de iletir misiniz?
Sivil Toplum Kuruluşları bir sektörün gelişimindeki en önemli paya sahiptir, bu nedenle de sektörün yerli kanatta ilerlemesine çalışan STK’lara her zaman destek verdik. Oda ve Birlik konusunda da çok uzun yıllardır beklediğimiz bir oluşumun gerçekleşiyor olmasından dolayı hepimiz dikkatimizi buraya çevirdik. Yöneticilerin en başından doğru seçilmesi bu noktada hepimiz için çok hayati bir mevzudur. Bu konuda benim de başkanlığa adaylığımı koyma konusunda ısrarlar oldu, böyle düşünenlere ayrıca teşekkür ederim. Ama hep söylediğim gibi kesinlikle böyle bir niyetim olmadı, kısa vadede de olmayacaktır. Ben şu anda işlerimle meşgulüm. Ama uzun bir vadede, gün gelir emekli olmaya karar veririm, işimi çocuklarıma devretmeyi düşünürüm, işteki sorumluluklarımı azaltırım, bu görev için de bana çağrıda bulunulur, ancak belki öyle bir günde bu durum söz konusu olabilir. Şu anda böyle bir durum söz konusu değil. Başkan adayınız kim diye sorarsanız cevap veremem, ancak kimlerin olamayacağını net söyleyebilirim. Sektörde maalesef Sivil Toplum Kuruluşu yöneticisi olarak görev yaparak, bulundukları pozisyondan rant elde eden kişiler bulunmakta. İşte sektörün değil, kendi çıkarlarının peşinde olan bu kişilerin de bu pozisyona gelmemeleri için elimden gelen her şeyi de yapacağımı net bir şekilde ifade ederim. Sektörümüzü bu tip tehlikelerden korumak için tüm sektör mensuplarının da bu konuda çok dikkatli olması gerektiğini düşünüyorum.

Temmuz ayı içerisinde “Sektörün Gelişimi ve İnsanların Göz Sağlığı” konularında bilinçlenmesi adına yaptığınız çalışmalarla “Türkiye Lider Marka Ödülleri’nde “Optik Sektörü Lider İş Adamı” ödülü kazandınız. Bildiğimiz kadarı ile bu ödül birçok meslek gurubu önde gelen iş adamları, kurum yöneticilerinin jüri seçimiyle belirlenmiş değerli bir ödül. Bizlere bu ödüle giden süreçten ve duygularınızdan bahsedebilir misiniz?
Bu da gerçekten çok ilginç oldu. Beni görüp değerlendirmelerinin nedeni bu yürüyüşle ilgili ulusal basında çıkan haberler olmuş. Biz de araştırdığımızda bu tip yürüyüşü farklı nedenlerle yapan değişik kimliklerin içinde iş adamının yürüdüğü bir örnek olmadığını görmüştük. Ödüle layık görülmemi anlatan yazının içinde en çok bu kısma vurgu yapılıyordu.

Konuşmacı beni “Bazı isimler vardır ki iş dünyasında sadece oluşturduğu ticari başarılarla anılmaz. Bu isimler, sektörün gelişimi, insanların bilinçlenmesi adına yaptığı kararlı ve cesur adımlarla adlarından söz ettirir ve sektörlerine liderlik eder. Şimdi sahneye böyle bir ismi davet edeceğiz. Onun ismini Türkiye, kimi sorunlara çözüm üretmek ve insanları bilinçlendirmek adına İstanbul’dan Ankara’ya yaptığı uzun yürüyüşle duydu ve sevdi.“ diyerek Optik Sektörü Lider İş Adamı ödülünü takdim etti. İnanın çok heyecanlandım. Orada birçok meslek grubunun önde gelen işinsanları ve sanatçıların arasında optik sektörünün de bir temsilcisi olması beni çok gururlandırdı.

Silmo Paris ortaklığı ile gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarı’na başlangıcından itibaren her yıl hizmet alanınızı büyüterek katılıyorsunuz. Fuarla ilgili düşüncelerinizi bizlere aktarabilir misiniz?
Opak Lens olarak Silmo İstanbul Optik Fuarı’na her sene sanki ilk kez orada olacakmışız gibi taze bir heyecanla hazırlanıyoruz. Silmo İstanbul, her yıl optisyenlik müesseselerini ve optik sektörünün üretici, dağıtıcı, toptancı ve ilgili tüm firmalarını bir araya getirmek gibi bir misyonu başarıyla gerçekleştiriyor. Her geçen yıl fuarın geliştiğini ve zenginleştiğini görmek de bizi memnun ediyor. Yeri gelmişken tebriklerimi bir kez de buradan sunmak isterim.

Sektörel optik magazin dergimiz “4 your eyes” hakkındaki değerli düşüncelerinizi ve değerlendirmelerinizi öğrenmek isteriz.
Beni yıllardır en çok düşündüren şeylerden biri ülkemizde dergi yayıncılığının yeterince gelişmemesidir. Bugünün dijital dünyasını konuşmuyorum, dijital yayıncılıktan önce de bu böyleydi. Gazete tirajlarının en yüksek olduğu zamanlarda bile dergi tirajları hep düşük kalırdı. Oysa odaklanmış yayıncılığın sektörel gelişime katkısı büyüktür. Bu nedenle 4 your eyes Dergisinin bunca yıldır, değişmeyen bir çizgide hizmet vermesinin önemine dikkat çekmek isterim. Bu da kendi içinde ayrı bir tebrik gerektirir. İyi ki varsınız. Başarılarınızın devamını dilerim.

Eylül 2019