Marka Hikayesi
ESCADA

ESCADA

BAŞARISINDAN SONRA ELDE ETTİĞİ ŞÖHRETİ DAİMA KUCAKLAYAN ESCADA, GEÇİRDİĞİ ZOR DÖNEMLERE RAĞMEN MEGHA MITTAL’IN ELLERİNDE KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞDU.

Escada 1976 yılında Sven Ley’in babası Wolfgang ve 1992’deki ölümüne kadar Baş Tasarımcılığı yürüten annesi Margaretha tarafından kuruldu. Escada markası bir yarış atı misali sonradan açılarak Margaretha’nın renkli çalışmalarına yönelik olumlu eleştirilerle büyük beğeni topladı. Brooke Shields, Demi Moore ve Jerry Hall gibi hayranlar kazanan Escada, kırmızı halıdaki en önemli markalardan biri haline dönüştü. Tarihi, mirası ve Dna’sı cazibe ve albeni dolu olan marka, 1998 yılında Oscar Ödülü’nü kazanan Kim Basinger’ı giydirerek popülerliğini ikiye katladı. Oscar ve Bafta gibi önemli gecelere giydirdikleri ünlülerle adından sıkça söz ettiren popüler bir marka oldu. Ancak 2006 yılına gelindiğinde Wolfgang Ley ile yaşananlar nedeniyle satışlarda ve yönetim yapısında sorunlar yaşandı ve şirket 2007/2008 döneminde finansal açıdan kırmızı alarm verdi. Tahvil sahipleri, Sälzer’in Ağustos 2009’da borçlarını yeniden yapılandırma girişimini reddetmesinin ardından, şirket iflas koruması için başvuru yapmak zorunda kaldı.

Megha Mittal, iflas eden Alman moda evi Escada için savaşı kazandığında, birçok kişi bunun zengin bir babanın tipik şımarık kızının girişimi olarak görse de -ki babası gerçekten Avrupa’nın en zengin adamı, çelik büyüsü olarak adlandırılan Lakshmi Mittal’di- Megha Mittal bu aşağılayıcı yorumları tamamen haksız çıkarmayı başardı. Megha’nın yönetiminde Escada 2010 İlkbahar/Yaz koleksiyonunu Berlin Moda Haftası’nda ön sıralarda Diane Kruger ile beğenilere sundu. Escada kendi içerisinde önemli sorunlarla mücadele ederken bile kırmızı halıda Katie Holmes’i, Helen Mirren’i ve Hilary Swank’ı tüm adanmışlığı ile giydirmeye devam ediyordu. Koleksiyonlara son hızla devam eden Megha 2011 İlkbahar/Yaz koleksiyonuyla ilgili olarak “Escada’nın ana çizgisinde şıklık, çekicilik ve kadınlık ön planda yer alıyor. Bu özü saklamak isteyerek koleksiyonu modernize ettik. Yani daha az resmi, daha rahat bir stilden bahsediyoruz. Kesimler daha keskin, biraz daha erkeksi. Koleksiyondaki ayrıntılara çok daha yoğun bir titizlikle yaklaştık. Şimdi deri kullanıyor ve tulumlar üretiyoruz. Kıyafetlerin kesinlikle daha genç bir havası var” dedi. Megha’nın diğer hamlelerinden biri, Escada Sport için bir kapsül koleksiyonu oluşturmak üzere İskoç tasarımcı Jonathan Saunders ile işbirliği yapmaktı. 20 parça çantadan oluşan koleksiyon Ekim ayında mağazalarda yerini aldı. Renk kullanımıyla ünlü Saunders’ın 2011 Sonbahar/Kış koleksiyonu Londra Moda Haftası’nda beğenilere sunuldu. Megha, Saunders için “Onun estetiği bizimkiyle uyuşuyor. Koleksiyonunda çok fazla renk var, çok naif bir terzilik anlayışı, çok şık ve üstelik giyilmesi de kolay; tam da Escada Sport için yapmayı istediğimiz şey” dedi. Yine Megha’nın yönetiminde İsrailli süper model Bar Refaeli Escada parfümlerinin yeni yüzü oldu. Berlin Moda Haftası’nda Escada Sport’un defilesi sırasında Megha Refaeli ile boy göstererek işbirliğini dünyaya göstermiş oldu. Refaeli ile ilgili olarak “Bar, gençliği ve enerjiyi temsil ediyor. Escada ile ilgili isteyebileceğimiz tüm özellikleri taşıyor” dedi.

MEGHA MITTAL VE ESCADA
Megha’nın Escada’daki rolü öncelikli olarak finansal olsa da, onun kanı adeta giysiler ve tekstil endüstrisinin üretim yönü için akıyordu. Haydarabad’ta ailesinin büyük tekstil işinin bir parçası olarak pamuktan harika kumaşlar elde etmeyi biliyordu. Megha “Hindistan’ın büyük bir tekstil mirası var ve ben o atmosferde büyüdüm. Annemin boncuklarla yaptığı işlerde ona eşlik eden kumaş danışmanları vardı“ dedi. Megha evlenmeden önce ailesinin tekstil işinde uzun süre çalışmıştı. Megha azmini, motivasyonunu, hırsı ve keskin iş zekasını ailesinden miras aldığını söylüyor. Megha ailesinin çok zengin olmasına rağmen çocukluğunun “basit ve mutlu” olarak geçtiğini belirtiyor. Ebeveynleri de, çocuklarını çalışmaları konusunda teşvik ediyor. “Aile odaklı bir hayatımız oldu. Ailem eğitime fazlasıyla önem verirdi, bu yüzden hayatım okul ve ailenin etrafında şekillendi” dedi.

Akademik açıdan zor kabul edilebilecek özel bir okula gittikten sonra Megha, üniversiteye Amerika Birleşik Devletleri’nde gitti ve Pennsylvania’nın prestijli Wharton işletme okulunda finans ve stratejik yönetim okudu. Megha yüzüne yayılan gülümsemeyle “Amerika Birleşik Devletleri’ni sevdim. Tamamen farklı kültürleri barındıran bir ülke, bu yüzden Hindistan’daki o geniş dünyadan gelen biri olarak hiç yabancılık çekmedim. Ayrıca, ilk kez orada ailemden uzak ve yalnız kaldım, Amerika’nın karakterimin gelişmesinde önemli bir rolü oldu ve orada eşimle tanıştım” dedi. Megha 1998’de Aditya’yla tanıştıktan beş yıl sonra evlendiler. Düğünleri Kalküta’da cömert bir kutlamayla Victoria Memorial Hall’un arazisinde gerçekleşti (Orada böyle özel bir etkinliğe ilk defa izin verildi). Konuklara, Bollywood yıldızları ve mücevherlerle süslenmiş fil sıraları ve sayısız çiçek eşlik etti. Megha evlendikten sonra Londra’ya taşındı, başlangıçta eşiyle ebeveynlerinin evinde, Hampstead’deki Yaz Sarayı’nda yaşıyordu. 2000 yılında, Goldman Sachs’ta teknoloji analisti olarak çalışmaya başladı ancak bir yıl sonra Sloane Square yakınlarındaki Inchbald Tasarım Okulu’nda iç Mimari eğitimi almak için ayrıldı. Megha “Yaratıcı bir şeyler yapmak için çok güçlü bir istek duyuyordum. Tasarım ve moda, estetik, yaratıcı vizyon, yenilik ve tutku tarafından yönlendirilirler, bu yüzden benim için doğal bir süreç oldu” dedi. Yaklaşık üç yıl sonra bir moda yatırımı aramaya başladı ve Escada’yı almadan önce başka bir sorunlu marka olan Gianfranco Ferré’ye ilgisi vardı. Ancak Megha’yı her yönüyle cezbeden Escada oldu. Hem başarılı bir evliliği hem de başarılı bir iş hayatı yakalayan Megha, Escada’nın daima daha ileri gitmesi için büyük emek verdi, yapılan olumsuz eleştirilere rağmen çaba harcadı. Aşırı zengin bir aileden gelmesi, Escada için yapabilecekleri arasında ailesinden finansal destek almasını kapsamadı. Megha tam bir iş insanı gibi hareket ederek, Escada’nın yer aldığı tüm pazarları tek tek ziyaret ederek, her durumu yerinden ve kendisi takip etti. Escada’nın Münih’teki ana merkezini de sıklıkla ziyaret eden Megha, markanın bugün sahip olduğu yeri edinmesinde büyük rol oynadı.

1976
Escada Münih’te kuruldu. Escada isminin kökeni saf kan İrlanda yarış atına bahis oynayan ve kazanan çift Margaretha ve Wolfgang Ley’den geliyor.

1978
Escada markası resmen beğenilere sunuluyor.

1982
Escada Amerika Birleşik Devletleri pazarına giriyor.

1986
Escada, ilk defa halka arz gerçekleştiriyor.

1989
Bu yıl itibarıyla Escada hızlı bir şekilde ABD, Kanada, İngiltere, Japonya, Fransa, İspanya, İtalya ve Asya’da Escada’nın alt kuruluşları açılıyor.

1990
İlk Escada parfümü beğenilere sunuluyor.

1992
Escada’nın Baş Tasarımcısı ve Ortak Kurucusu Margaretha Ley hayatını kaybediyor.

1994
Brian Rennie Tasarım Direktörü oluyor ve Escada Sport beğenilere sunuluyor.

1998
Escada Eyewear adı altında ilk Escada gözlükleri beğenilere sunuluyor.

2000
Escada Aksesuarları beğenilere sunuluyor.

2004
De Rigo Vision ve Escada gözlükler için güçlerini birleştiriyor.

2006
Wolfgang Ley, Frank Rheinboldt’u Ceo olarak, Damiano Biella’yı Kreatif Direktör olarak başa getiriyor.

2007
Jean-Marc Loubier Ceo’luk görevini üstleniyor.

2008
Dr. Bruno Sälzer Ceo oluyor.

2009
• Escada ve Escada Sport’un yeni tasarım yapısı şekilleniyor. Karen Schoeller ve Daniel Wingate Escada’nın Tasarım Direktörleri olarak göreve geliyorlar.
• Kasım 2009’da Escada Ag’nin iflasından sonra, Escada Mittal Family Trusts’a satılıyor. Megha Mittal Escada’nın Başkanı oluyor.

2011
Escada Home koleksiyonu beğenilere sunuluyor.

2012
Escada mücevherleri ve saatleri beğenilere sunuluyor.

2017
De Rigo ve Escada, yaptıkları ortaklığı yineliyor. Escada gözlükleri için olan lisans anlaşması 2023 yılına kadar uzatılıyor.

2019
Ünlü şarkıcı ve söz yazarı Rita Ora,  Escada’nın 2019 marka elçisi seçiliyor.

Haziran 2019