Röportaj
OPAK OPTİK

OPAK OPTİK

HER SENE FARKLI BİR PROJEYLE SEKTÖRE KATKIDA BULUNAN OPAK OPTİK, BU SENE MART AYI SONU İTİBARIYLA YEPYENİ BİR PROJEYE BAŞLAMIŞ BULUNUYOR. PROJENİN DETAYLARINI ÖĞRENMEK ÜZERE OPAK OPTİK PAZARLAMA MÜDÜRÜ GÜLDER BİLDA İLE GÖRÜŞTÜK.

Bu senenin odağında gördüğümüz kadarıyla progresif camlar var, neden özellikle bu konuya eğilme ihtiyacı hissettiniz?
Progresif cam, günümüzde presbiyoplar için en etkin ve verimli seçenek olarak karşımıza çıkıyor. Şöyle ki, ister iş hayatına devam ediyor olsun, ister çalışma hayatına bir nokta koymuş olsun, presbiyop bir kişi hayatını normal akışıyla devam ettirmek için bir çözüme ihtiyaç duyuyor. Bu kişi presbiyop olana dek hiç gözlük ve/veya kontakt lens kullanmamış olabilir, ancak bu dönemle beraber, özellikle yakın mesafede oluşan görme sıkıntısını bir şekilde çözmek durumunda kalıyor. Çözüm için progresif camın tercih edilmesi için öncelikle bu camların tavsiye edilmesi ve detaylıca anlatılması gerekiyor. Avrupa ülkelerinde progresif kullanım oranları ortalamada %45-50 dolaylarında iken, ülkemizde progresif camın toplam optik cam içinde tercih edilme oranı sadece %4’tür. 2018 istatistiki verilerine baktığımızda ülkemizde presbiyop çağında, yani 45 yaş üstü 19 milyon kişi var ve her sene bu rakama 1 milyon kişi daha ekleniyor. Ancak satılmış olan toplam progresif cam adedi turizm bölgesi dahil yalnızca 1 milyon adet. Başka bir bilgi daha paylaşayım, Almanya’da ve Fransa’da optik mağaza başına düşen müşteri sayısı, Türkiye’den çok daha düşük, bu da demek oluyor ki aslında sektörde daha fazla mağazaya ve dolayısıyla daha fazla göz hekimi ve optisyene ihtiyaç var.

Peki progresif camlar neden ülkemizde yaygın değil?
Progresif cam kullanım oranlarının bu kadar düşük olduğu ülkemizde sanırım herkesin aklına öncelikle “fiyat” konusu geliyordur. “Progresif cam çok pahalı, gelir seviyemiz düşük, insan bu kadar para vermez… vb.” tarzında düşündüğümüz sürece pek yol kat edemeyiz gibi duruyor. Kaldı ki, progresif oranlarının düşüklüğünün fiyat odaklı olmadığına dair sizinle bir bilgi daha paylaşayım. Ülkemizdeki %4’lük orana karşılık, Türkiye ile çok benzer bir nüfus dağılımına sahip olan, kişi başına düşen gelir düzeyinin ülkemizdekine çok yakın olduğu, yaşam standartlarının da son derece benzerlik gösterdiği Brezilya’da progresif kullanım oranı %45. Demek ki, progresif adetlerinin artması için öncelik uygun fiyat veya alım gücü ile alakalı değil.

Yurtdışında bu tür camların yaygınlaşmasında sizce hangi faktörler etkili?
Yurtdışında progresif camın yaygınlık nedenlerinde ilk akla gelenlerden detaya doğru gidersek, ilk sırada presbiyop çağında olan nüfusun daha yoğun olması ve bu nüfusun halen etkin ve aktif bir biçimde iş hayatına devam ediyor olması geliyor. Eğitim ve kültür seviyesinin yükselmesiyle kişilerin sağlık ve konfor arayışları da artıyor, bu da önemli faktörlerden biri. Presbiyop kişi, hayat akışının ritmini, hızını sekteye uğratmadan kendine rahat görüş çözümleri ararken, işin uzmanı olarak optisyeni/optometristi görüyor ve konuyla ilgili bilgi almak, danışmak ve son kararı beraber vermek için optisyen/optometriste başvuruyor. Kısacası bu meslek, gözlük kullanıcısı veya presbiyopiyle beraber gözlük kullanımı ihtiyacı başlayan kişi için güven duyulan ve tavsiyesi takip edilen bir uzmanlık halinde. Tabii ki bu noktaya gelmek, yani müşterinin güvenini, saygısını ve sadakatini kazanmak için optisyene/optometriste çok ciddi görevler düşüyor. Öncelikle kendilerini optik cam, göz anatomisi, gözle ilgili problematik durumlar ve ihtiyacı belirleme ve çözüm önerme konularında çok iyi yetiştirmiş olduklarını görüyoruz. Bu en başta mesleki eğitim esnasında gerçekleşiyor. Ön plana çıkan başka bir husus da, optisyenin müşterisine vakit ayırması, çerçeve, cam ve diğer çözümleri aktarmak ve kullanıcıyla beraber son kararı verebilmek adına müşterisiyle randevulaşması var. Özellikle presbiyopların mağaza ziyaretlerinde optisyen ortalama 1-1,5 saat zaman ayırıp müşterisine yeterli aktarımları yapabilecek ortamı yaratıyor. Müşteri bu sürecin sonunda aldığı tatmin ile ilerleyen dönemde herhangi bir sıkıntı yaşasa bile çözümü yine bu optisyenle ve bu mağaza ile arıyor, bu da sadakati destekleyen bir durum. Avrupa’da optisyenlik mesleğini icra eden kişinin yaptığı işin insan ve göz sağlığını kapsadığını, bu konuyla ilgili yeterliliğin sadece satış becerilerinden geçmediğini ve yaptığı işin bir değeri olduğunun son derece farkında olması ve bu farkındalığı müşterisine hissettirmesi. Görme çözümleri detaylıca ve seçenekli olarak müşteriye aktarıldıktan sonra en son aşamada konunun fiyat ve bedel kısmına gelindiğinde Avrupalı optisyen liste fiyatı üzerinden fiyat veriyor ve ancak peşin ve/veya nakit ödemede %10-20 civarında bir indirime gidiyor. Sadece bir gözlük değil, kendi hayatının konforunu arttırma yönünde destek aldığını da düşünen müşteri de, gayet kabulde kalarak ve memnun bir şekilde bedeli ödüyor.

Ülkemizde progresif cam kullananların sayısının arttırılması adına neler yapılabilir?
Gerek yurtdışında, gerekse ülkemizde mesleği icra ederken başarılı örneklere baktığımızda hepsinin ortak noktası olarak özellikle optik cam konusunda kendilerini eğitmiş, geliştirmiş, uzmanlaştırmış olduklarını ve bu birikimlerini müşterilerine ayırt etmeksizin aktardıklarını görüyoruz. Bu durumda önceliğimizin mesleki donanımımızı arttırmak olması aşikar. Bununla beraber bence en önemli nokta, reçete merkezi olan göz hekimlerimizle reçeteyi uygulayan gözlükçü/optisyenlerimiz arasında sağlıklı bir iletişim ve anlayış olması gerekliliği ön plana çıkıyor. Göz hekimi-hasta/müşteri-optisyen/gözlükçü üçgeni bizce üzerinde durulması gereken en önemli husus. Bu noktada, Mart 2019 tarihinden itibaren Essilor Opak Optik olarak yepyeni bir projeye başladığımızı sizlerle paylaşmak isterim. Amacı tamamen progresif kullanımını arttırmak ve her anlamda “mutlu progresif kullanıcıları” oluşturmak hedefini taşıyan bu projede, Dr. Bülent Barlas ile beraber toplantılar düzenlemeye başladık. Bu toplantıların akışında, herhangi bir markayı empoze etmeksizin, Opak Optik’le çalışan, çalışmayan, perakende optik sektöründe faaliyet gösteren tüm optisyen/gözlükçüleri davet edip bir göz hekiminin gözünden yapılması gerekenleri paylaşıyoruz. Ayrı bir toplantıda da Sayın Barlas bu defa göz hekimlerinin bir arada olduğu bir ortamda progresif muayene yöntemleri ve hasta menfaati için progresif kullanımı konusunda nasıl yaklaşılması gerektiğini kendi meslektaşlarına aktarıyor. Konya’da 29 Mart’ta ilkini düzenlediğimiz bu toplantıları 2019 yılı boyunca, farklı şehirlerde düzenleme hedefimiz var, sektöre bu anlamda katkımız olacağına inancımız büyük.

Son olarak, mesleğini icra eden optisyen/gözlükçülere aktarmak istediğiniz bir husus var mı?
Optisyen/gözlükçüler olarak bize düşen en önemli görev, işimizi severek, inanarak, kendimizi her zaman gelişmeye açık tutarak ve açık fikirli kalmaya devam ederek sürdürmemizdir. Zira teknolojik değişimleri her noktada kuvvetle hissettiğimiz bir sektörümüz var, durmak veya yerinde saymak, bu hızda geriye düşmek anlamına geliyor. Bence başka bir önemli nokta da sattığınız/tavsiye ettiğiniz camın niteliği, özelliği, alternatifleri, artı ve eksileriyle ilgili kendinizi bilgili ve güncel tutmanız, her şeyden önce cam tedarikçinizden ürünlerle ilgili detay bilgi almayı talep etmenizdir. Siz ne kadar donanımlı olursanız, müşteriniz de sizi o kadar uzman görecek ve size güvenecektir.

Haziran 2019