Röportaj
YOHJI YAMAMOTO

YOHJI YAMAMOTO

YAŞAYAN MODA TASARIM EFSANESİNİN FELSEFESİ

Moda, gözlük tasarımı üzerinde hep temelden bir etki bırakmıştır. Aslında, gözlüklerin temel görsel yardımcılardan moda aksesuarlarına ve ifade parçalarına dönüşmeleri paralel bir düzlemde gerçekleşti. Optik pazardaki tasarımların çeşitliliği tasarım giysilerindeki seçeneklerin hızla büyümesini yansıtıyordu. Sayısız gözlük markası modadan ve moda tasarımcılarından ilham aldı. Ancak bu ikili dünyada Yohji Yamamoto gibi seçkin tasarımcılar hem gözlüklerde hem giysilerde trend belirleyici niteliğe ulaştılar. Japon etiketli marka, giysilerde gösterdiği başarıyı gözlüklerde de yakaladı. Moda tasarımının gerçek yaşayan rock yıldızlarından biri olan tasarımcı Yohji Yamamoto tarafından yönetilen marka sadece birkaç diğer markayı gerçek anlamda etkiledi ve onun düşünce sistemine ayak uydurabildi. 73 yaşını dolduran Yohji Yamamoto yıllara meydan okuyan karizmatik varlığıyla her zaman olduğu gibi, içe bakış yöntemiyle geliştirdiği kendi moda estetiğini izlemeye, siyah başta olmak üzere renkleri kullanmaya ve trendlere meydan okumaya devam ediyor. Net bir felsefe ve evrensel ilkeleri kendi yorumuyla bütünleştiren Yohji Yamamoto’nun ürünleri bu nedenle benzersiz, zamansız ve Japon ustalığının temel prensiplerini taşıyan nitelikte oluyor. Tasarımcı gözlükleri için de giysilerine verdiği detaylardaki önem, malzemelerin kalitesi gibi vazgeçilmez prensiplerini uyguluyor. Biz de yaratıcılık ve ruhanilikle karışmış güzel aklıyla ve aynı zamanda bir erkeğin sakinliğini karizmatik duruşuyla perçinleyen bu özel tasarımcıyla benzersiz bir röportaja imza atıyoruz.

Öncelikle bu yoğun moda haftası takviminizde bize de yer ayırdığınız için teşekkür ederiz. Daha önceki bir röportajınızda kendinizi moda tasarımcısından çok terzi olarak gördüğünüzü söylemiştiniz. Terzilik sanatıyla olan bağınızdan bahsedebilir misiniz?
Kendimi terzi olarak görmek istiyorum çünkü insanların yaşamalarına ve içlerinde büyümelerine yol açacak kıyafetler hazırlamak istiyorum. Bence “Başkasının yaşamına adanmışlık” terzilik sanatından geçiyor.

Buna dayanarak asıl ilham kaynaklarınız nelerdir? İlhamlarınız oluşturduğunuz ürünlerde nasıl bir iz bırakıyorlar?
Kadınlar. Bana güzelliğin peşinden gitmeyi, yanından geçip gitmeyi ve içerisindeki yok oluşu onlar öğretti.

Tek kelimeyle tasarım felsefenizi söyleseydiniz ne olurdu?
Kusurluluk.

Peki sizin temel estetik anlayışınız nedir?
Asla sonlanmayan bir memnuniyetsizlik.

Moda çoğu zaman bireyselliğin ve kişisel bir şeylerin yansıması olarak görülür. İş yerinizde evrensel kurallar var mıdır? İyi bir tasarımın gerçekten formülü var mıdır?
İki modelimden örnek vereyim. YY5019 akışkanlığa bağlı bir ifadedir. Zarif bir kimononun akan çizgilerine benzeyen tabakalar, çerçevenin yüzeyini örten kumaşı anımsatan dokulu bir yüzey bırakarak çerçeveden kesilir. Her bir lif, mat, bitmiş merceklerle bir arada mat siyah, kahverengi ve lacivert, zengin ve gizemli taban tonlarındadır. YY7013 tarzında ise her şey yanılsamadır. Tek parçalı maske benzeri bir lens asetat siluetinin şeklini alırken, yuvarlak metal çerçeve lensin içinden geçer ve bu bir şekilde ortaya çıkan bir hissi yansıtır. Saplar, bir çerçeveden bir çerçeveye doğru iterek önden çekilir. Her zaman eskiden kalma giysiler giyiyorum, yeni değiller. Ve bir formül tarafından türetilen önceden oluşturulmuş uyumlarla ilgilenmiyorum. Güzel olarak düşündüğüm şey, her zaman beklenmedik bir şeydir. Kıyafet yapmaya gelince, vücut ve kumaş arasında uyum olduğunda keyifleniyorum. Biz buna “Ma” diyoruz ki o da Japonya’da benzersiz bir estetik anlamı taşıyor.

Kurallarınız açıkça moda tasarımlarınızda görülüyor. Ayrıca hazırladığınız görünümlerin renk paletlerinin biraz zayıf olduğunu görüyoruz. Bunları gözlük koleksiyonlarınıza da yansıtıyor musunuz?
Gözlük koleksiyonunun renk paleti özel olarak geliştiriliyor ve bu aynı şekilde giysilere de yansıyor: ilk bakışta siyah görünen karanlık ve kasvetli gölgeler, daha fazla inceleme ile bakıldığında tek başına siyahın sağlayamayacağı bir renk zenginliği yaratıyor. Çok sayıda koyu renk tonu ortaya çıkıyor.

Siyahtan neden bu kadar çok hoşlanıyorsunuz?
Siyah alçak gönüllüğü olduğu kadar kibirlidir de. Siyah kolay ve rahat olduğu kadar gizemlidir de. Siyah ışığı hapseder ve belki siyah şunu der: Sizi rahatsız etmek istemiyorum, siz de beni rahatsız etmeyin!

Moda için en beğendiğiniz malzemeler nelerdir?
Kumaş her şey demektir. Bazen desen tasarlayıcılarıma “Sadece malzemeyi dinleyin. Ne diyeceğine bir bakın. Sonra bekleyin. Büyük ihtimalle malzeme size bir şeyler öğretecektir o yüzden beklemeyi öğrenmelisiniz, nasıl bekleneceğini ve nasıl dinleneceğini” derim.

Bu durumu gözlüklere nasıl uyguluyorsunuz peki?
Mesela en son güneş gözlüğü koleksiyonunda, asetat üzerine kumaş benzeri dokular denedik ve YY5019 isimli modeli yarattık. Modelde tabakalar, ikonik Japon kumaşını anımsatan dokulu bir yüzey bırakarak çerçeveden kesildi.

 

Gözlük koleksiyonunuz ardındaki tasarım felsefesi nedir?

İnsanların “Dramatik, Avant-garde ve/veya Zekice” dedikleri şeyden yola çıkılırsa, gözlük koleksiyonu için gelip geçici modalardan değil Japon çizim tekniklerinin özünü hatırlatan çizgilerden ilham alıyorum. YY1032 isimli model ise mükemmel düz çizgilerle eğri çizgileri birbiriyle birleştirir. Düz kaş çizgilerine sahip yuvarlak göz şekillerinin yan yana gelişleri mercek formuna giren ince bir lamine asetat tabakası ve köprü boyunca düşük kesim dilimleriyle buluşur.

Koleksiyonunuzdan bahsetmişken, en beğendiğiniz modelleriniz hangileridir?
Optik koleksiyondaki en sevdiğim stiller, silueti için YY1032 ve kadınsı sadeliği için YY3014. Birincisi, düz kaş çizgileriyle yuvarlak göz şekillerini yanyana mükemmel düz çizgilerle ve kıvrımları birleştirirken, ikincisinin titanyum formu gizemlidir. Güneş gözlükleri için maske benzeri YY7013 en sevdiğim model. Tek parçalı cam ile bir asetat silueti şeklindedir, yuvarlak metal çerçeve ise göz alıcıdır.

Hazır giyim ve gözlük koleksiyonlarınızdaki genel unsurlar nelerdir?
Giysilerim için de gözlük modellerim için de en ayırt edici özellik kadın ve erkek arasında fark olmamasıdır.

Neden?
Vücutlarımız farklı olsa da hislerimiz, ruhumuz tamamen aynı.

Kaynak: Spectr Magazine

Ocak 2019