Marka Hikayesi
FILA

FILA


FILA’NIN SPOR GİYİM ALANINDA DÜNYANIN ÖNDE GELEN MARKALARINDAN OLUŞU, EN BAŞARILI TASARIMLARIN ÖZÜNDEKİ KUSURSUZLUĞA BAĞLILIK VE YENİLİĞE AÇIK FELSEFESİNİN ZAMAN İÇİNDE SÜREKLİ EVRİMLEŞMESİNDEN İLERİ GELİYOR.

Fila kardeşler ilk kez 1911’de Kuzey İtalya’nın eteklerinde küçük bir kasaba olan Biella’da dükkan açtıklarında, miraslarının ne kadar uzağa erişeceğini bilmiyorlardı. Yerel halk için kaliteli tekstil ürünleri üretme işinde olan kardeşler kendilerini geliştirerek kısa zamanda değerli kumaşlar üretmeye başladılar. İtalyan peyzajından ilham alarak, zarif, sanatsal ve lüks ürünler sundular. En çok da Alpler’in zirvesinden, Akdeniz’in masmavi kıyılarından esinlenerek ticaret hayatlarında cesurca girişimlerde bulundular. Bugün Fila aynı cesur girişimcilik ruhuyla 102. yıldönümünü kutluyor. Marka, Everest Dağı’nın doruklarından, Wimbledon’un meşhur çimlerine kadar uzanan sportif yolculuğu inovasyon ile birleştirerek birinci sınıf spor kıyafetleri tasarlayıp, piyasaya sunuyor. Kusursuz kıyafetler sağlamadaki kararlılığı Fila’nın 100 yılı aşan hikayesinde markaya öncülük ediyor.

1923’te, Fila kardeşler resmi olarak ailece işlettikleri tekstil işini Maglficio Biellese adında bir girişimciyle sınırlı da olsa ortaklığa girerek genişlettiler. Bu ortaklık sonucu yüksek kaliteli bir triko imalat şirketi kurdular. Yıllar geçtikçe, İtalya’da iyi bilinen kaliteli bir triko üreticisi olmalarını sağlayanınsa, Biella’nın sınırlarının ötesine geçmeleri olarak gösteriliyor. 1942’de Fratelli Fila şirketiyle birleşen marka, 1972’ye gelindiğinde bir milyardan fazla satış ve 250’den fazla işgücüne sahip oldu. Genişleme felsefesini sürdürmek isteyen Giansevero Fila, 1968 yılında firmaya Genel Müdür olarak Enrico Frachey’yi getirdi. Frachey, Fila’nın hedef, felsefe ve vizyonunu paylaşarak Fila’nın küresel bir spor giyim markasına dönüşmesinde yaratıcılığı ve kaliteli yöneticiliği sayesinde büyük katkı sağladı. 20. yüzyıldaki en önemli gelişmelerden biri, dünya çapında yeni yeni dikkat çekmeye başlayan bireysel spor tenisin varlığını hissettirmesiydi. Tenis zarafete, stile ve insan ruhunun güçlü canlılığına bir örnek teşkil ediyordu.

Enrico Frachey de öngörüleriyle spor giyim endüstrisine cesur bir başlangıç yaptı. Spor endüstrisinin kıymetini açıkça anlayan Frachey, yenilikçi tasarımcı Pier Luigi Rolando ile daha sonra Fila’nın ikonik tasarımlarının arkasındaki sanatçı olacak olan Alessandro Galliano’yu görev başına getirdi. Frachey, Biella, Rolando ve Galliano yakınlarındaki kendi tırmanışlarının da etkisiyle sporun hareketle ifade edilen farklı bir yaşam olduğunu bizzat gözlemledi. Böylece spor giysisinin sporcunun tamamlayıcısı olduğu anlayışıyla çalışmalarına hız verdi. Fila, sporcuların hareketlerini yansıtacak şekilde tasarlanan, ikinci bir cilt gibi vücutlarına yumuşak bir şekilde yapıştığı halde tam bir özgürlük hissi verecek kumaşlar üzerinde çalışmaya başladı.

Yeni Kreatif ekip ile yapılan işbirliği sonucunda, marka 1972 yılında ilk dış giyim koleksiyonunu beğenilere sundu. Pier Luigi Rolando’nun yepyeni şekillerde yün ve kaşmirden oluşturduğu tasarımları, zarafetin ve asaletin kusursuz birleşimi ile tanınan bir koleksiyonun ortaya çıkmasını sağladı. Fila ertesi yıl, spor endüstrisine özel, efsanevi “White Line” koleksiyonunun tanıtımını yaparak spor giyim endüstrisindeki yerini sağlamlaştırdı. Geleneksel spor giyim koleksiyonlarının ezberlerini bozan White Line, tenis giysilerinin tamamen bembeyaz tasarımlarından oluşuyordu. Tasarımında ve renklerinin alışılmamış kullanımıyla estetik açıdan şaşırtıcı olan koleksiyon, etkinliği ve işlevi yanında son derece sade görünüşüyle moda dünyasında adeta fırtınaya sebep oldu.

Koleksiyonun lansmanı sadece Fila’nın tarihinde değil, bir bütün olarak spor giyim sektöründe yeni bir çağın başlangıcını işaret etti. Fila hem modaya uygun en yeni ve en cesur yenilikleri pazara sunarken hem de sporculara hitap eden kozmopolit bir markaya dönüştü. White Line Koleksiyonu, yeni tasarımları kadar cüretkarlığı ve yenilikçi bakış açısıyla, klasik, muhafazakar tasarımlara tam anlamıyla baş kaldırdı. Fila, olağanüstü sporcuların, eşsiz performanslarının bir parçası olmaya başladıktan sonra ön plana çıkan öncü sporcularla işbirlikleri yapmaya başladı. Fila, Adriano Panatta, Paolo Bertolucci ve eşsiz Bjorn Borg gibi tenis kortlarının duayenleriyle anlaşmalar imzalayarak onların başarılarında rol sahibi oldu. Fila hem servet hem ün sahibi oldu. Spor tarihinin zirvesine yükselen Borg kafa bandı üzerindeki F-Box logosunu gururla sergilerken Wimbledon’da ardı ardına beş galibiyet kazanarak eşsiz teknik ve stiliyle tenisin efsane oyuncusu olarak mirasını sağlam bir şekilde spor tarihine yazdırdı. 1986’da, Reinhold Messner, macera ruhuyla ateşlenen Everest’in zorlu zirvesine ve ek oksijen yardımı olmadan titanı ölçeklendiren ilk kişi olma kararlılığına ulaştığında, Fila tarafından tasarlanan yüksek teknolojili dağ ekipmanlarını giyiyordu.

Reinhold Messner, Himalayalar’ın 13 zirvesine tırmandığında, dağcılık tarihinde adından söz ettirirken yine Fila’yı ve ikonik F-Box logosunu dünyadaki en yüksek zirvelerde gururla taşıyordu. Kayakçı Ingemar Stenmark ise dağların eğimlerinde süzülürken ve 1986 Dünya Kupası’nı kazandığında Fila’yı da şampiyon yaptı. Fila, sporun ve sporcunun yanında var oldukça birlikte çalıştığı başarılı sporcuların listesi de giderek uzamaya başladı. İngiltere’den Tom Watson, İtalya’dan Alberto Tomba, Monica Seles, Guillermo Vilas ve Svetlana Kuznetsoza’na gibi değerli sporcular kendi alanlarında başarılarına imza atarken Fila da hep onlarla birlikteydi. Fila özellikle 2009 ve 2010 yıllarında Amerika Birleşik Devletleri Açık turnuvalarına on sekiz aylık bir emeklilikten sonra kazanmak amacıyla geri dönen Kim Clijsters’ı desteklemekten büyük gurur duydu. Kim Clijsters ABD Açık Grand Slam turnuvasını kazanan ilk Fila sporcusu ve bir anne olan Evonne Goolagong-Cawley’nin ayak izlerini takip eden kişi olmayı başardı. 2011 yılında, markanın 100. yıldönümünde Kim Clijsters, 80’lerin başında Goolagong-Cawley tarafından giyilen ikonik kıyafetlerinden birinin uyarlamasını giyerek Avustralya Açık Tenis turnuvasını kazandı. Clijsters’ın 2012 ABD Açık Tenis Turnuvası’nda emekliliğinin açıklanmasıyla birlikte Fila, ünlü tenisçinin kariyerinin son Grand Slam turnuvalarında giydiği kıyafetlerden esinlenerek oluşturulan “Trophy Collection” isimli koleksiyonu beğenilere sundu.

Fila, Ağustos 2012’de, Londra Oyunları sırasında All England Lawn Tenis ve Kroket Kulübü’nü kortlarda temsil eden sporcular için Fila özel bir performans tenis kıyafeti koleksiyonunu piyasaya sundu. Fila ayrıca, Güney Kore ve Hong Kong delegasyonlarını Londra Oyunları’nda özel olarak giydirdi. Bunlara ek olarak Fila halen Indian Wells, Kaliforniya’daki BNP Paribas Açık Tenis Turnuvası, Miami Florida’daki Sony Açık Tenis Turnuvası, Newport Rhode Island’daki Hall Of Fame Tenis Şampiyonası, Almanya’daki Porsche Tenis Grand Prix ve BMW Açık Tenis Turnuvası’nın sponsorluğunu devam ettiriyor. Aynı zamanda marka, Hilton Head Güney Carolina, Van der Meer Tenis Akademisi, Teksas’daki John Newcome Tenis Ranch ve Junior Tenis Şampiyonları Merkezi ile de ortaklıklarını sürdürüyor.

Fila’nın Fendi ile 2018’de yaptığı işbirliği ise hala adından söz ettirmeye devam ediyor. Lüks İtalyan markası Fendi ve İtalyan spor markası Fila’nın işbirliği şaşırtacak kadar tüm dikkatleri üzerine toplasa da her iki markanın ikonik logoları birleştiğinde devasa hayran kitlesi tarafından büyük yankı uyandırdı. Bu yılın başlarında Fendi, 2018 Sonbahar/Kış koleksiyonunun bir parçası olarak Fila ile ilk ortak koleksiyonunu beğenilere sundu. Koleksiyon, Milano moda haftası sırasında görücüye çıktı ve Fila spor giyimde moda endüstrisinin tartışmasız lideri olduğunu açıkça göstermiş oldu. Tekstil sektörüne son derece mütevazi bir başlangıç yaptıktan bir yüzyıl sonra Fila, sadece uluslararası tanınmış sporcular tarafından değil, aynı zamanda moda bilincine sahip bireyler tarafından da ilgi gördü. Fila’nın kusursuzluğa adadığı tarzı ve vizyonu, günümüzde dahi moda dünyasında hayranlık uyandırıyor. Fila, beklentilerine meydan okuyan dünyanın sınırlarını zorlayacak cesarete sahip olup, cesur ve gerektiğinde provokatif davranılması gerektiğini savunuyor. Fila sadece geleneklere bağlı kalsaydı, performansından ödün verseydi asla sofistike bir stilin dünya çapında yayılmasını sağlayamayacağını vurguluyor. Belki de Fila’yı 102. yılın sonunda, alanında efsane olarak tanımlayacak mirasın kaynağı bu bakış açısına dayanıyor. İleriye bakmadan tarih yazılamaz diyen Fila, modanın birçok alanında varlığını birinci sınıf kategorisinde koruyor.

FİLA GÖZLÜKLERİ

Spor bir yaşam tarzını ve konforu temsil ederken, Fila daima harikulade sonuçlara eşlik edip, bu başarılar için kusursuz bir ayna görevi görüyor. Fila’nın sade olduğu kadar temel değerlere özen gösteren gözlük koleksiyonlarıysa, işlevsellikleri ve sundukları rahatlıkla birer moda ürünü olmak yanı sıra, “aktif” spor modeller olarak büyük ilgi topluyorlar. Fila’nın gözlük çizgisi daima genç ve markanın temel hedefi olan sportif bir stili yansıtıyor. Fila’nın 2018 güneş gözlüğü koleksiyonu çok çeşitli model içeriğiyle oldukça geniş bir hedef kitleyi tatmin etmeye adanıyor. Koleksiyondaki çok yönlü modeller, şehir hayatı için de uygunken aynı zamanda son moda çizgileri taşıyarak sportif yenilikleri de kucaklıyor. Fila’nın Dna’sını birebir yansıtan modeller güçlü bir koleksiyonun kaliteli ve performans odaklı ürünler sunmasını sağlıyor. Fila’nın güneş gözlüğü koleksiyonunda İtalyan stilinin zarif ve şık izlerine kolayca rastlanıyor. Koleksiyonun atletik yanı, kullanıcıları ışık ve rüzgardan korumaya odaklı modelleri içeriyor. Kauçuktan yararlanarak üretilen modeller, kullanıcının yüzüne kusursuzca oturuyor. Tasarımındaki ince detaylara özen gösterilen koleksiyon, hafifliği ve zarafeti ile ilgi topluyor.

Modellerde son derece cesur renkler yer alırken, klasik kombinasyonlardan ve meşhur “F” logosundan asla vazgeçilmiyor. Fila’nın 2018 optik gözlükleri koleksiyonu da yine konfor, kaliteli tasarım ve başarılı performans vaat ediyor. Fila logosunu üzerlerinde taşıyan optik gözlük koleksiyonu İtalyan stilinin ve mirasının, çok yönlü kullanılabilecek sportif detaylarla birleşiminden oluşuyor. Günlük aktivitelerdeki kullanım için kusursuz olan modeller, asetat, metal ve dayanıklı katı malzemelerin karıştırılmasıyla elde ediliyor. Son derece hafif ve net çizgilere sahip optik modeller renk detayları konusunda kişiselleştirilebiliyor ve kauçuk sayesinde maksimum rahatlık ve konfor sunuyor. Spor giyim, tenis giysileri, ayakkabılar, aksesuarlar ve gözlükler üzerinde kaliteli ve hünerli çalışmalarla göz dolduran marka Fila, İtalyan kökenlerinden kopmadan tüm dünyadaki gücünü cesur hamleleriyle kanıtlamaya devam ediyor.

 

Kasım 2018