Marka Hikayesi
ISABEL MARANT

ISABEL MARANT

SAĞLAM TEMELE OTURMUŞ, SAĞLAM OLARAK ODAKLANMIŞ KENDİN OLABİLECEĞİN BİR ŞEY İNŞA ET. KIM OLDUĞUNU BUL VE ONA BAĞLI KAL ÇÜNKÜ SENİN EŞSİZLİĞİNİ YANSITACAK NET VE ANLAŞILABİLİR BİR MESAJA İHTİYACIN VAR. AYRICA ASLA KENDİNİN GİYMEYECEĞİ BİR ŞEYİ TASARLAMA.

Isabel Marant 1967 yılında Paris’te Alman model bir anne ve Fransız fotoğraf sanatçısı bir baba tarafından dünyaya getirildi. Henüz küçük yaştayken anne ve babası ayrılan Isabel, babası tarafından yetiştirildi. Tam adı Isabelle olan Marant, 6. sınıfa geldiğinde sınıfında dört kişi daha aynı isme sahip olduğundan isminin son harfini kullanmayı bıraktı. Çocukken Isabel “Erkek Fatma” diye tabir edilebilecek bir stile sahipti. Çarpıcı ve provokatif giyinmeyi, özellikle babasının gardırobunu kurcalamayı çok seven Isabel, ipek elbisesini terlik veya spor ayakkabılarla kombinleyebiliyordu. Küçük yaşlardaki ilhamını üvey anne ve babasıyla yaptığı Asya, Afrika, Hindistan ve Karayipler çocukluk gezilerinden alıyordu. 1982’de mağazada sevdiği kıyafetleri bulamadığı için babasına bir dikiş makinesi alması için ısrar eden Isabel, atılan kıyafet ve kumaşlardan o makineyle dikiş dikmeye başladı.

Arkadaşları kendileri için de diktiklerinden istemeye başlayınca, Isabel moda alanında bir kariyer yapma fikrini ilk kez düşündü. Isabel o dönem için “Aslında modayla ilgilenmiyordum, ne olduğunu bile bilmiyordum. İçimden geleni yapıyordum” diyor. Önceleri ekonomi eğitimi alma planı yapan Isabel bunun yerine 1985’te Paris’in prestijli moda okullarından Stüdyo Berçot’da eğitime başladı. Isabel 1987’de Parisli tasarımcı Michel Klein ile tanıştı. Aynı zamanda Bridget Yorke ile iki koleksiyonda birlikte çalıştı ve Sanat Yönetmeni Marc Ascoli ile Chloé, Martine Sitbon ve Yohji Yamamoto projelerinde çalıştı. Kendi koleksiyonlarını da yaratmaya başlayan Isabel, başarısına rağmen genelde ortak projelerde çalışarak, bireysel koleksiyonlar çıkarmadı. Isabel geçmişe baktığında “Chanel veya Saint Laurent’in stüdyolarında bir iki yıl geçirmediğim için pişman olduğum doğrudur. Oradaki sanatkarlara karşı büyük bir aşk duyuyorum ve o stüdyolarda öğrenip, orada zaman geçirmeyi çok isterdim” dedi.

1989 yılında, Isabel kendi mücevherat markasını, ardından 1990 yılında annesiyle birlikte Twen olarak bilinen bir triko markasını kurdu. 1994’te Paris’in popüler Marais bölgesinde kendi stüdyosunu kendi adıyla kurdu. Gençken olduğu gibi kendi yaratımlarını da kendi üslubuna dayandıran Isabel “Benim yaklaşımım her zaman şu oldu: Bu elbiseyi giymeyi ister miydim? “dedi. 1995 İlkbahar/Yaz sezonunda ilk defilesini gerçekleştirdi. Isabel 1997’de Award de la Mode’u ve 1998’de en iyi kadın tasarımcı kategorisinde Whirlpool Ödülü’nü kazandı. Yine 1998’de popüler Fransız posta kataloğu La Redoute’un koleksiyonlarını tasarlamaya başladı ve ayrıca Japonya’da I*M adlı yeni bir koleksiyon çıkardı. Bastille bölgesindeki Charonne Caddesi’nde eski bir sanatçının stüdyosu olan ilk Isabel Marant mağazası, Şubat 1998’de Paris’te açıldı. Bunu, 2000 yılının Şubat ayında Saint Germain des Pres’deki Jacob Cadde’sindeki ikinci bir mağaza ve üçüncü bir mağaza izledi. 2007’de Saintonge Cadde’sinde mağaza açtı. Isabel 1999’da Paris’in hazır giyim fuarında Etoile by Isabel Marant koleksiyonunu görücüye çıkardı.

Koleksiyonun odak noktası kot pantolon ve tişörtlerdi. Ertesi yıl iç çamaşırını da içeren ilk Étoile koleksiyonunu beğenilere sundu. Isabel’in oğlu Tal, 2003’te doğdu. Isabel ve bir çanta tasarımcısı olan eşi Jérôme Dreyfuss, Paris banliyösü Belleville’de bir apartman dairesinde yaşıyor. Isabel, hafta sonlarının çoğunu ailesiyle birlikte Paris’in hemen dışında geçiriyor ve bu konuda  “Zihnen arındığım ve taze fikirlerle geri döndüğüm bir yer” diyor. Isabel 2004 yılında bir çocuk giyim çizgisini oluşturdu ve ayrıca Paris’teki Printemps mağazasında pop-up bir butik açtı ve 2006’da Anthropologie ile bir koleksiyon üzerine işbirliği yaptı. Isabel 2010 yılında SoHo, New York’ta ilk Amerika Birleşik Devletleri mağazasını açtı. Isabel’in eşi, el çantası markası için bu mağazanın yanındaki yeri satın aldı. Tasarımcı 2012’nin Haziran ayında “Yılın En İyi Kadın Ödülleri” dalında Yılın Moda Tasarımcısı ödülüne layık görüldü. Isabel, 2012 yılında Mayfair’in Bruton Caddesi’nde heyecanla beklenen Londra mağazasını açtı.

ÖNEMLİ DETAYLAR

Isabel Marant ilk triko ve yün kazak markası Twen’i 1989 yılında henüz 22 yaşındayken beğenilere sundu. İlk defilesini 1995 yılında manken arkadaşlarıyla birlikte bohem bir avluda gerçekleştirdi. 3 yıl kadar sonra eski bir ustanın atölyesinde ilk butiğini açtı. Butiğin tarihi lokasyonu, Bastille bölgesindeki Charonne Caddesi üzerinde halen ilgi çekmeye devam ediyor. 22 sene ve 22 butikten sonra Isabel için her şey ve hiçbir şey değişmedi. Isabel tek yönlü aşk yaşadığı modayı daima en ön planda tuttu. Erken yaşlarında askeri montlar ve babasının kazaklarını kullanarak boğucu ve sıkıcı görünümlerin tamamen karşısında durarak, kendi duruşunu yarattı.Parlak dergilerdeki ikonik kadınlar bir yana, Isabel kadınları sokakta yürürken, bisiklete binerken gerçek hayatları için giydirmeyi tercih etti. Üstelik kendisi üstünde denemediği hiçbir parçayı atölyesinden çıkarmadı. Isabel daima el yapımı kreasyonları destekleyerek, geleneksel yetenekleri yaşattığı koleksiyonlar yarattı. Isabel Marant markası hakkında ne düşünüyorsunuz diye sorulduğunda, dicker botlar, bot görünümlü topuklu spor ayakkabılar ve gerçek anlamda giyilebilir lüks parçalardan bahsediliyor.

Kadınların moda açısından ne istedikleri ile ciddi olarak temas halinde olan bir kadın için Isabel, kıyafetleri kadınlara klasik kalıplar içerisinde giydirmek istemiyordu Hatta henüz 18 yaşındayken mağazalarda istediği niteliklerde kumaşları ve malzemeleri bulamadığından Studyo Berçot’da Sex Pistols Yöneticisi Malcolm McLaren’dan aldığı destekle bulaşık bezinden dahi kıyafet tasarlayarak ilhamın sınırlarını zorladı. Isabel, model arkadaşlarının katılımıyla geniş bir bahçede ilk kişisel markasını beğenilere sundu. Böylece kariyerinde önemli bir adım atarak, gerçekçi, estetik, kadınlara özel ve uygun fiyatlı giysilerinin adını duyurmuş oldu. 1997’de De la Mode Ödülü’nün sahibi Isabel oldu. Ödül töreninde mütevazı bir şekilde modada devrim yapmadığını, sadece kendi zevkine uygun tasarımlar yaptığını söylese de, bu durum daha fazla beğeni ve ilgi görmesine yol açtı.

“Her kadının üniforması” adını verdiği çizgiyle, düşük fiyatlarıyla tişört ve jeans üretimi yapan marka Etoile ile işbirliği yaparak 1999 yılında koleksiyonunu beğenilere sundu. Isabel Marant markasının popüleritesi gün geçtikçe arttıkça ilk taklit ürünler de piyasaya sürülmeye başlandı. 2008 yılında Fransız şirket NafNaf, Isabel Marant’a 2006 koleksiyonundan bir elbiseyi kopyalaması nedeniyle 120,000 Euro tazminat ödedi. Neyse ki taklitler markanın büyümesinin önüne geçemedi. 2010 yılında ayrıca meşhur Kate Moss, Isabel’in kampanyasının yüzü olurken Alexa Chung tasarımcının tüm kreasyonlarını satın almak istediğini belirterek Isabel’in pop kültürdeki yerini sağlamlaştırdı. Isabel, bohem estetiği ve ateşli bir şekilde tasarlanmış kreasyonlarıyla tanınan bir Fransız moda tasarımcısı olarak gündelik oldukları kadar mükemmel bir şekilde rahat ve şık bir görünüm sunan giysiler tasarladığından giysileri Kate Moss, Sienna Miller, Kate Bosworth, Rachel Weisz ve Alexa Chung gibi dünyanın en moda yıldızları tarafından tercih ediliyor.

20 yıl sonra başarılı küresel bir marka olan Isabel Marant geçtiğimiz sene 150 milyon Euro gelir elde etmeyi başardı. Stüdyo Berçot’un müdürü Marie Rucki’nin tavsiyeleri sonrasında 20 yılda geliştirdiği işini hem yüksek kazançlı hale getirdi hem de H&M gibi büyük markalarla işbirlikleri yaparak markasının başarısını doğrulayarak şirketinin sahipliğini de elinde tuttu. Bir diğer büyük işbirliğini de Kaliforniya kökenli gözlük markası Oliver Peoples ile yaparak gerçekleştirdi. Parisli tasarımcının şık ve bohem tarzını karıştırdığı tasarım anlayışı Oliver Peoples’ın yüksek kalite ve el işçiliğine verdiği değerle birleşince ortaya harikulade bir gözlük koleksiyonu çıkmış oldu. Damla şeklindeki pilot formundaki Matt, ve büyük boy feminen Daria isimli gözlükler bu çağdaş koleksiyonun en iyi metallerle işlenmesi sonucu tüm dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Ayrıca Isabel’in “Isabel Marant Par Oliver Peoples” isimli koleksiyonda minimal çizgilere ve hafifliğe büyük önem verdiği görülüyor.

1970’lerden esinlenilen koleksiyon Isabel Marant’ın tüm tasarım Dna’sını birebir barındırıyor. Yine Isabel’in kendi adını verdiği gözlükleri de diğer tüm ürünlerinin yanında beğenilere sunuluyor. İş başarısına büyük önem veren Isabel, markasını Japon pazarına sunarak önemli bir iş hamlesi yaptı. Isabel “Japon perakendecilerimiz olduğu için şanslıyız. Japon pazarına açılmak gerçekten büyük bir hamleydi ve bunun markama inanılmaz yardımları oldu. Japonya’nın devasa siparişler aldığımız bir pazar olduğunu kabul etmem gerekiyor” dedi. Şuanda Isabel’in markası Fransa, İtalya ve Asya’nın büyük bir bölümünde iyi tanınıyor. Buna ek olarak Isabel Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere’yi ise kilit pazarlar olarak görerek bu pazarlara ağırlık vermeyi sürdürüyor.

Temmuz 2018