Röportaj
PAN OPTİKAL

PAN OPTİKAL

“Yeni insanlar tanıdığım ve yeni anlaşma fırsatı bulduğum Silmoİstanbul’da olmaktan sevinç duyuyorum.”

Merhaba Hakan Kaya. 20 yılı aşkın süredir sektöre hizmet verdiğinizi biliyoruz. Okurlarımıza biraz kendinizi tanıtıp, sektöre girişinizden bahsedebilir misiniz?
Selamlar, İstanbul doğumluyum. Yaklaşık 20 sene önce kolej ve üniversite eğitimlerimden sonra tesadüfen kendimi optik sektörünün içinde buldum. Aslında iyi bir moda fotografçısı ve gezgin olmak istiyordum. 1997 yılında başladığım Oakley’de, 11 sene Türkiye Sorumlu Müdürlüğü yaptım. Bu süreç benim sektör içinde tüm gelişimleri ve süreçleri ayrıca sektörün dinamizm çarklarını anlamama neden oldu. Daha sonra değişen koşullar ile birlikte Turkuaz Optik bünyesinde Marka ve Bölge Müdürlüğü yaptım. Bu süreçte gelişen sektör ve dijital dünyanın gelişimini yaşayarak, 7 sene sonra kendi şirketimi, Pan Optikal Toptan Pazarlama Dış Ticaret şirketini kurarak yeni bir vizyon ile sektör için öncü yenilikçi bir bakış açısı ile markalarımı seçtim.

Pan Optikal hangi markaların pazarlama ve dağıtımını yapıyor? Biraz markalarınızdan bahsedebilir misiniz?
Şirketim Eyepetizer, Apro ve Viveur markalarının anlaşmalı Türkiye dağıtıcısıdır. Sektör için yeni ve öncü olan bu markalar ve modelleri, 2 sene önce Türkiye’de devrim yaptı. Eyepetizer’ın tasarımları ve hikayesi anlatılmaya başlanınca tüm gözler üstümüze çevrildi. Marka basit ama işlevsel ve açık lenslerle bütünleşmiş 1930’lardan gelen ünlü ve kült filmlerin veya şehirlerin hikayelerini taşıyor ve modelleri bu unsurlara göre tasarlanıyordu. Örneğin The Hampton’s koleksiyonu The Great Gatsby (Muhteşem Gatsby) filmden esinlenmiş olup o dönemin modellerini bu koleksiyonda paylaştı. Daha sonra Metropolis filmi, dünyanın ilk siyah beyaz uzay filmi koleksiyonlarda kullanıldı. Bir Stanley Kubrick filmi 2001 A Space Odyssey (2001: Bir Uzay Destanı) Odissea koleksiyonunda kullanılarak vitrinlerde yer aldı. Bunlar yanında dünyanın en güzel şehirlerinden olan Paris ve Venedik temalı koleksiyonlar hali hazırda markanın en çok ilgi çeken koleksiyonlarındandır. Kendine has cam kutu ve modelleriyle sektör içinde devrim niteliğinde olan Eyepetizer firmamızın göz bebeğidir. Apro, Napoli şehrinde üretim yapan, çizgisi çok renkli asetat ve metal karışımı, yenilikçi ve modern el yapımı bir markadır. Koleksiyonlarda İtalyan şairlerin şiir adlarını kullanarak modellerini ve tasarımlarını modellere uyarlamaktadır. Mazzucchelli asetatları bir sanat eseri halinde modelleyip moda lenslerle bütünleştirip sektördeki “Made in Italy” veya “Hand made in Italy” unsurlarını taşıyan nadide markamızdır. Viveur, en yeni markamız. Milano’nun moda ve sokak modasını yorumlayan yenilikçi, sektörde adından çok bahsettirecek bir marka. Çizgisinde hafiflik ve konfordan başka, modellerde kullanılan açık ve koyu camların kalitesi gözlerden kaçmıyor. Genç ve dinamik çizgisi yine “Made in Italy”, İtalya üretimidir.

Markalarınıza ait koleksiyonları seçerken nelere dikkat ediyorsunuz?
Markaların tüm koleksiyonlarını alıyor ve sonra da pazarlıyoruz. Yani markaların tüm ürünleri ithal ediliyor. Senenin koleksiyon detayları, hikayeleri, kullanılan malzemeleri, anlatılması gereken tüm unsurlar üretici tarafından isteniyor ve sonra burada tüm hikaye ve detaylar müşterilere aktarılıyor, böylelikle ürün ve model anlam kazanıyor. Dijital ortamın çok iyi kullanılması ve direkt son kullanıcıya ürünü istenir hale getirmek gerekiyor. Çoğu milyon dolarlık bilinen moda markalarının önüne geçmek sanal ortamda kurgulanan satış ve pazarlama teknikleri ile çok basit oluyor.

Bağımsız markalarla çalışmanın avantajları ve dezavantajları nelerdir?
Bence daha esnek oluyorlar, sektör içinde yaşanılan olumlu veya olumsuz her şeyi aktarmak ve anlaşılmalarını sağlamak daha basit oluyor. Sonuçta hep dediğim gibi bir hikaye pazarlıyoruz. Bu ne kadar iyi ve kullanışlı olursa o kadar başarılı oluyorsunuz. Ani karar alıp kolay hareket etmek hızlı değişen sektör içinde büyük lüks. Markalar ne kadar büyürse, dayatmalar o kadar fazlalaşıyor. Dezavantaj derken, sadece üretim gecikmelerini sayabiliriz ki butik düşünceye sahip olduklarından bunu da olumlu pazarlamaya çevirmek elimizde.

Çok genç olan firmanızın kendi markalarını oluşturma planı var mı ya da markalarınıza yenilerini eklemeyi düşünüyor musunuz?
Kendi markalarımı oluşturmak… İşte en hassas olduğum soru. Türkiye’de en çok kopyalanan markalarından birine sahibim. Son 2 senedir modellerim kopyalandı ve koleksiyonlarda farklı adlarda satıldı ve halen satılıyor. Fuarlarda dergilerde kopya ve benzerleri tanıtılıp satılıyor. Türkiye’deki üretici firmaların satan modelleri kopyalamak gibi bir refleksleri oluştu. Daha vitrine girmeden bu modeller pazarlanıyor.  Bu da biz genç ithalatçılar için hiç hoş olmayan bir ders oluyor. “Türkiye gerçekleri” diye terim oluşturduk. Dünya da ikinci büyük kopya pazarıymışız. Kendi markamı yapmak elbet isterim, fakat model kopyalayarak değil kendi tasarım vizyonumu ve beğenimi koyarak, aynı paralellikte bir tasarımcıya yaptırarak bunu ileride yapmak istiyorum. Bunun için görüşmeler içindeyim. Yeni marka veya markaları, piyasanın ihtiyaçlarını görerek ve hissederek koşulların elverdiği şekilde getirmek istiyorum. Farklıyı isteyen, farklı yerlerde olur.

2. yılını dolduran Pan Optikal Türkiye’deki marka bilinirliğini arttırmak için hangi tanıtım ve pazarlama yöntemlerini kullanıyor?
Dijital pazarlama. Sanal ortamda birebir son kullanıcıya oynamak her zaman marka bilincini arttırmıştır. Çoğu büyük markalar basılı yayın organlarından çok, hali hazırdaki gelişen dijital ortamlarda ürünlerini pazarlıyor. Bu bilinçle 2.5 sene önce tüm marka yönetimini internet üzerinden kurguladım ve daha da büyüterek bu kanaldan yön vereceğim. Klasik satış pazarlama yöntemleri çoğu zaman efor istiyor. Oysaki dijital ortamda ürünü, duygu ve düşünceyi anında ve doğru olarak pazarlama şansına sahibiz.

Sektördeki deneyiminizden yola çıkarak Pan Optikal için nasıl bir gelecek öngörüyorsunuz?
Her zaman arayış içinde, teknolojiyle paralel, ihtiyaçları gören ve yenilikçi bir görüş benimsemekteyim.  20 sene önceki boşluk keşke şimdi olsaydı. Yeni ürünler yeni markalar anında elinizin içindeki telefonda. Oturduğunuz yerden ticaret yapabiliyorsunuz ve bu ciddi bir rekabet yaratıyor. e-ticaret kanallarında markaların kopyalarının satılıyor olması da ayrıca altı çizilerek konuşulması gereken bir konu. “Türkiye gerçeği” diyorum. Sektörün içindeki duayen ve çalışan kişilerle dirsek temasında olmak gerekiyor. Yüzümüz ne kadar dışa dönükse de, iç pazarda olan bitenden an be an haberimizin olması da gerekiyor. Dijital ortamda son kullanıcıyı mağazalara yönlendirmek ve bayilerdeki alış verişi desteklemek, böylece mağazaları ayakta tutmak gerekiyor. Bunun bilinciyle gelişen sektörümüzde geride kalmadan her zaman yenilik peşinde koşarak sektörü desteklemeye ve sağlıklı büyümeye devam edeceğiz.

2018 sezonu için gözlük çerçevelerinde beklediğiniz renkler, trendler ve yönelimler nelerdir?
Bu sezon, hafif, konforlu ama futuristik (modern) sade ve renkli koleksiyonlar gördüm. Markaların hikayeleri ile tamamlanan koleksiyonlar veya imzalı temalı koleksiyonlar hep başı çekecek. Metal ürünlerde hafiflik ve konfor, asetat çerçevelerde pastel ve sadelik gözlemledim.

Silmoİstanbul Optik Fuarı bu yıl, sizin de bildiğiniz gibi 30 Kasım-03 Aralık 2017 tarihleri arasında gerçekleşecek. Bu yıl da geçtiğimiz yıl olduğu gibi fuarda katılımcı olarak bulunacaksınız. Silmoİstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüş ve düşünceleriniz nelerdir?
Silmoİstanbul Optik Fuarı toptancıyla sektör çalışanlarının yenilikleri, sezonun trendlerini yakalayabildiği bir gösteridir. Markaların yeni sezon ürünlerini sergileyerek, Türkiye’nin her yerinden yeni insanlarla tanışma fırsatı sağlayan bir şovdur. Yeni insanlar tanıdığım ve yeni anlaşma fırsatı bulduğum bu fuarda olmaktan sevinç duyuyorum.

10 yıldır optik sektörünün nabzını tutan dergimiz “4 your eyes” ile ilgili değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?
“4 your eyes”ın sektörün dinamiklerini ve yeniliklerini Türkiye’nin en ücra köşelerine ulaştırması sektör için çok önemli bir hizmettir. Derginizi çok başarılı buluyorum ve takip ediyorum. Teşekkürler.
 

Kasım 2017